Arapça Metinleriyle Çeşitli Hadisler

'Sünnetler & Hadisler' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 30 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Arapça Metinleriyle Çeşitli Hadisler konusu ArapÇa Metİnlerİyle ÇeŞİtlİ Hadİsler
    HADİS ١اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

    1-(Allah Rasûlü) �Din nasihattır/samimiyettir� buyurdu. �Kime Yâ Rasûlallah?� diye sorduk. O da; �Allah�a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara� diye cevap verdi. (Müslim, İmân, 95)
    -٢اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

    2-İslâm, güzel ahlâktır. (Kenzü�l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225)
    -٣مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

    3-İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16)
    -٤يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

    4-Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. (Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6)
    -٥إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ : إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

    5-İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: �Utanmadıktan sonra dilediğini yap!� sözüdür. (Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6)
    -٦اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

    6-Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. Tirmizî, İlm, 14
    -٧لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

    7-Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez) (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63)
    -٨اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

    8-Nerede olursan ol Allah�a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran. Tirmizî, Birr, 55
    -٩إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

    9-Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
    (Taberânî, el-Mu�cemü�l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu�abü�l-Îmân, 4/334)
    -١٠اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

    10-İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü �Lâ ilâhe illallah (Allah�tan başka ilah yoktur)� sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır. Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.
    -١١مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

    11-Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
    Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248
    -١٢عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ


    12-İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. Tirmizî, Fedâilü�l-Cihâd, 12
    -١٣لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

    13-Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur. İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta�, Akdıye, 31
    -١٤لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

    14-Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü�min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71
    -١٥اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

    15-Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
    Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58
    -١٦لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

    16-İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız. Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu�l-Kıyâme, 56.

    -١٧اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

    17-Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. (Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8)
    ١٨- لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثَةِ اَيَّامٍ

    18Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah�ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.(Buhârî, Edeb, 57, 58)
    ١٩- إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

    19Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.(Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104).

    ٢٠- لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

    20(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme. (Tirmizî, Birr, 58)
    ٢١- تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

    21(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. Tirmizî, Birr, 36.
    -٢٢إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

    22-Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. (Müslim, Birr, 33; �bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)
    -٢٣رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ


    23-Allah�ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah�ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.(Tirmizî, Birr, 3.)
    -٢٤ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

    24-Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası. (İbn Mâce, Dua, 11.
    -٢٥مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

    25-Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez. (Tirmizî, Birr, 33)
    -٢٦خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

    26-Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. Tirmizî, Radâ�, 11; �bn Mâce, Nikâh, 50
    -٢٧لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

    27-Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.



    28-Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: �Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız� buyurmuştur.
    Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.
    -٢٩اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

    29-(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah�a şirk koşmak, sihir, Allah�ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.
    -٣٠مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

    30-Allah�a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah�a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah�a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
    -٣١مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

    31-Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.
    (Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141)
    -٣٢اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

    32-Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir. (Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78)
    -٣٣كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

    33-Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir. (Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 3 -٣٤عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

    34-Mü�minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O�nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur. ( Müslim, Zühd, 64; Dârim�, Rikâk, 61)
    -٣٥مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

    35-Bizi aldatan bizden değildir. (Müslim, Îmân, 164.)
    -٣٦لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

    36-Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.(Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79)
    -٣٧أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

    37-İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz. (İbn Mâce, Ruhûn, 4)
    -٣٨مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ
    طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

    38-Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır. (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10)
    -٣٩إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

    39-İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir. (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107)
    -٤٠اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

    40-Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz. Tirmizî, Cum�a, 80.
    -٤١ آفَةُ الْعِلْمِ النِّسْيَانُ، وَ إِضَاعَتُهُ اَنْ تُحَدِّثَ بِهِ غَيْرَ أَهْلِهِ (ابن ايى شيبة . جامع الصغير)

    41-�Unutmak ilmin âfeti, yetersiz ve ehil olmayan kişilere anlatmak ise onu ziyândır.�
    -٤٢اَلأَمَانَةُ تَجْلِبُ الرِّزْقَ وَ الْخِيَانَةُ تَجْلِبُ الْفَقْرَ.

    42-�Emâneti korumak rızkı, emânete hıyânet de fakirliği celbeder.�(Deylemi-C.Sağir)
    -٤٣اَلإِحْسَانُ اَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ . فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرََاكَ.

    43-İhsân; Allah (c.c.)�ı görüyormuşçasına ibâdet etmendir. Her ne kadar O�nu görmesen de şüphe yok ki O seni görmektedir.(Buhari-İbni Hanbel)
    -٤٤اِذَا اَحَبَّ اللَّهُ عَبْدًا حَمَاهُ مِنَ الدُّنْيَا كَمَا يَحْمِى اَحَدُكُمْ سَقِيمَهُ الْمَاءَ.

    44-Allah (c.c.)bir kulu severse, onu sizden birinin hastasını koruduğu gibi dünyadan korur. (Tirmizi)
    -٤٥إِنَّ شَرَّ النَّاسِ مَنْزِلَةً عْنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَنْ تَرَكَهُ النَّاسُ إِتَّقَاءَ فُحْشِهِ.

    45-Kıyâmet gününde Allah (c.c.) katında insanların en şerlisi; kötülüğünden sakınmak için insanların kendisini terk ettiği kişidir.(Buhari-Müslim)
    -٤٦إِنَّمَا اْلأَعْمَالُ بِالنَّيَّاتِ وَ إِنَّمَا لَكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى.

    46-Ameller niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiği vardır.(Müslim)
    -٤٧إِيَّاكُمْ وَ الْكَذِبَ فَإِنَّ الْكَذِبَ مُجَانِبٌ لِْلإِيمَانِ.

    47-Yalan söylemekten kaçının. Çünkü yalan imana aykırıdır.(İbni Hanbel)
    -٤٨اُدْعُو اللَّـهَ وَ أَنْتُمْ مُوقِنَونَ بِاْلإِجَابَةِ.

    48-Allah�a dualarınızın kabul edileceğinden emin olarak dua ediniz.(Tirmizi)
    -٤٩زَيِّنُوا اَصْوَاتَكُمْ بِالْقُرْآنِ. فَإِنَّ الصَّوْتَ الْحَسَنَ يَزِيدُ بِالْقُرْآنِ حُسْنًا.

    49-Seslerinizi Kur�ân ile süsleyiniz. Çünkü güzel ses Kur�ân�ın ilâhî güzelliğini arttırır.(Hakim)
    -٥٠اَلسَّعِيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ. وَ الشَّقِىُّ مَنْ وُعِظَ بِهِ غَيْرُهُ.

    50-Akl-ı selîm sahibi, başkasının hâl ve şanına bakarak ondan öğüt alır. Düşüncesiz de o şahıstır ki, kendisinin fenâ hallerinden başkaları ibret alır.(Müslim-Ebu Davud)
    -٥١شِرَارُ النَّاسِ الَّذِينَ يُكْرَمُونَ إِتِّقَاءَ شَرِّهِمْ.

    51-İnsanların şerlileri o kimselerdir ki, şerlerinden sakınılmak için kendilerine iyilik yapılır.(Buhari Müslim)
    -٥٢طُوبَى لِمَنْ عَمِلَ بِعِلْمِهِ، وَ اَنْفَقَ الْفَضْلَ مِنْ مَالِهِ.

    52-Ne mutlu o kimseye ki, ilmiyle amel etmiş, malının fazlasını hayra harcamış, sözünün fazlasını tutup boş yere söz söylememiştir. (Tarihi Buhari-Camiü�s-Sağir)
     

Bu Sayfayı Paylaş