Aquino’lu tommaso

'Düşünürler-Filozoflar' forumunda Dine tarafından 25 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Aquino’lu tommaso konusu AQUİNO’LU TOMMASO

    St. Tomma’yı iki ana başlıkta ele alacağız: ilki metafiziğinin açıklanması, ikincisi ise insan kavrayışının açıklanması. Ele alacağımız konu metafiziğin açıklanması olacak: St. Toamma’nın Tanrı’nın var olduğuna dair kanıtlamaları ve Tanrının sonsuz ve mükemmel doğası konusundaki kavrayışı tartışılacaktır.


    St. Tomma’nın zekası Aristoteles ve platon’unkiyle aynıdır; ama onunla beraber başka bir dağın doruklarına varırırz. İşlev bakımından klasik dünya için Platon ve Aristoteles ne ise, ortaçağ için de St. Tomma o idi. Onun düşüncelerinde ve fikirlerinde dönemin problemlerine yanıt vardır. St. Tomma’nın bizzat çözmeye çalıştığı problemler neden önemli görülüyordu? Çünkü onun problemleri tamamen dogmatikti. St. Tomma’nın ve onun zamanındaki düşünürlerin temel problemi; önünü açtıkları yeni bilgiyi, dinsel bilgiyle birleştirmekti. Ya da onun problemi Hıristiyan Tanrı anlayışını, klasik dünya görüşüyle bağdaştırmaktı. Klasik dünya için insanın temel problemi, kendisiyle ve hemcinsleriyle nasıl bir ilişki kuracağıydı. Klasik filozoflar insani problemlerin insani imkanlarla çözülebileceğini ve çözümün burada, bu dünyada olduğunu düşünüyorlardı. Hıristiyanlıkta ise, dinin temel problemi aynı zamanda sevecen bir başka olan her şeye gücü yeter anlayışının belirlenimi altındaydı. İlk Hıristiyan’ın en yüksek kaygısı Tanrı babasıyla ilişki kurmaktı. Ve o bu düşüncenin insan tarafından değil, Tanrı tarafından tanımlandığı düşüncesindeydi. Fakat zaman geçip dünyanın sonu gelmedikçe, kilisenin de sorumlulukları artmaya başladı. Bununla beraber insanlar, klasik düşüncenin getirdiklerine geri dönmeye başladılar. Bu yüzden iman-akıl sorununda içerilen sorun yeniden ortaya çıktı. Yani kısacası St. Tomma ve ortaçağ için temel problem Hıristiyan ve klasik düşünüşü bağdaştırmaktı.

    St. Tomma’nın ölümünün hemen ardından, yani 1277 yılında, Aristotelesçiliği ve Hıristiyanlığı bağdaştırmaya yönelik bütün girişimciler Oxford’ta ve Paris’te idam edildi. Bu girişimlerin en esaslılarından biri de Tommascılıktı. Bu yüzden St. Tomma’nın fiilen yaptığı gibi Hıristiyan kavrayışlarının tek yanlı olduklarını ve tamamlanmaları gerektiğini ileri sürmek, zeka yeteneği kadar cesarette istiyordu. Düşünüldüğünde St. Tomma’ya ne kadar çok iş düştüğü açıkça görülecektir. Hıristiyan düşüncesiyle klasik düşünceyi birbirine sentezlemek oldukça zor bir işti. Mesela yunanlılar insanı; uzaysal ve zamansal olarak varoluşun doruk noktası olarak görüyordu. Hıristiyanlar ise insanı Augustinus’un sözleriyle “yamuk-yumuk, irinli-lekeli” olarak görüyordu.

    St. Tomma kendine Aristoteles’i rehber edindiğinden, onun metafiziğinin temeli Aristotelesçidir. O da Aristoteles gibi, evrenin madde ve form çerçevesinde tanımlanabilecek tek tek ve bireysel tözlerin toplamı olduğunu düşünüyordu. Genel olarak onun pozisyonu şuydu: herhangi bir şeyi anlamak için, öncelikle Aristoteles’in o şey hakkında ne söylediğini ve daha sonra Hıristiyan vahyinin Aristoteles’in görüşünü ne şekilde ışıttığını bilmemiz gerekir.

    St. Tomma Tanrı’nın var olduğuna dair toplam 5 kanıt sunmuştur. Bu kanıtlamalar bir nedensellik içerisindedir. Olmakta olduklarını gözlemlediğimiz değişimlerin nedenleri Tanrı olabilir.




    1. Hareket: Başka hiçbir şey tarafından hareket ettirilmeyen bir ilk hareket ettiriciye ulaşma zorunluluğu bulunmaktadır. Ve bunun Tanrı olduğunu herkes anlar.
    2. Etkin Neden: Fail nedenler arasında bir ilk neden yoksa, bir son neden veya bir orta neden de olmayacaktır. Bu yüzden bir ilk fail neden kabul etmek zorunludur. Bu zorunluluğa herkes Tanrı adını verir.
    3. İmkan ve Zorunluluk: Kendi zorunluluğu kendisinde bulunan ve onu başka bir şeyden almayıp, daha ziyade bir varlığın var olduğunu kabul etmekten başka çaremiz yoktur. Tüm insanlar bundan Tanrı diye söz ederler.
    4. Şeylerde Bulunan Derecelenme: Varlıklar arasında daha iyi – daha az iyi, daha saygın – daha az saygın ve benzeri ayrımlar vardır. Ve tüm varlıkların varlıklarını iyiliklerinin ve tüm diğer yetkinliklerinin nedeni olan bir şey olabilir., ki biz ona Tanrı adını veriyoruz.
    5. dünyanın Düzenliliği: Bilgiden yoksun bir varlık, bir okun okçu tarafından yönlendirilmesinde olduğu gibi, bilgili ve akıllı bir varlık tarafından yönlendirilmedikçe bir amaca doğru hareket etmez. O halde tüm doğal şeyleri amaçlarına yönelten akıllı bir varlık vardır.ve biz bu varlığa tanrı adını veriyoruz.

    Mesela söz gelimi M adında bir ceset kanlar içinde kilitli bir odada yatıyor. O odayı açan pek çok anahtar vardır. Ve bu anahtarlardan bir tanesi de N’dedir. Anahtarın N’de bulunuyor olması, M’yi N öldürdü anlamına gelmez. Çünkü N anahtarını O’ya ödünç vermiş olabilir ve anahtarı ondan geri almış olabilir. Ya da P anahtarı çalmış ve daha sonra bunu N’nin cebine koymuş olabilir. Bu anlamda St. Tomma’nın aktardığı olgular ne kadar olasılık dışında olursa olsun, başka her hangi bir yolla açıklanabiliyorsa o zaman ortaya koyduğu argümanlarda Tanrı’nın var oluşunun kesin sonucu olarak göstereceğini açıklamaz, ancak Tanrı’nın olasılıkla var olduğunu gösterir. St. Tomma “her olayın bir ilk nedeni olmak zorunda” düşüncesini savunuyordu. Fakat ilk neden nedensiz olduğu için St. Tomma’nın savunduğu düşünce başta söylediği “her olayın bir nedeni vardır düşüncesiyle” çelişir.
    St. Tomma metafiziğinde, Tanrı’ya bazı anlamlar yükler.

    · Tanrı cismi, maddi ve bileşik değildir.
    · Tanrı kendi kendinin özüdür.
    · Tanrı mükemmeldir.
    · Tanrı iyidir.
    · Tanrı akıl sahibidir.
    · Tanrı yaratıcıdır.
    · Tanrı irade sahibidir.
    · Tanrı öngörü sahibidir.

    Genelde St. Tomma fizik ilminin ilkelerini incelerken Aristoteles’e bağlı kaldı. Fakat
    onun düşüncelerini farklı şekilde yorumladığı için, Aristoteles’in karşı karşıya kalmadığı problemlerle savaşmak zorunda kaldı. St. Tomma’ya göre evrende gözlenebilecek hemen her şey Tanrı’yı arama yoludur

    St. Tomma meleklerin varlığı hakkında şunları söyler. Kutsal kitabı incelemeden onun ilkelerine sımsıkı tutunmamız gerekir. Kutsal kitap dışında meleklerin var oluşunu yüzyıllarca bir çok yazar olumlamıştı. Bu yüzdendir ki herhangi bir ortaçağ yazarının melekleri ciddiye almaması düşünülemezdi. St. Tomma’nın geliştirdiği metafizik şema, Tanrı ile insan arasında bütünlüklü bir varlık dizisinin olmasını gerektiriyordu. Bu sebeplerden dolayı melekler vardır. St. Tomma’nın melekler hakkındaki düşüncesinden şöyle bir sonuç çıkar. Melekler cisimsiz iseler Tanrı’dan ayırt edilemezler. Ama St. Tomma tanrı ile melekler arasında bir ayrım yapması gerektiğinin farkındadır. O bunu maddede içerilen kuvve türü, sonlu bir akılda içerilen kuvve türü arasında, dahiyane bir ayrım yaparak yaptı. Meleklerin birinci anlamda kuvve halde olmadıkları doğrudur. Ancak ikinci anlamda kuvve halindedirler. Ve bu durum Tanrının muhafazakarlığını kabul eder ve melekleri ondan ayırır.


    KAYNAKÇA
    JONES, W.T, Ortaçağ Düşüncesi, Batı Felsefesi Tarihi, ikinci Cilt, Çev. Hakkı Hünler, 1. Basım, İstanbul, Paradigma Yayınevi, 2006

    Alıntı.
     

Bu Sayfayı Paylaş