Antik Kent Anamur - Muz Kokulu Antik Kent Anamur Hakkında Bilgi

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Mavi_inci tarafından 1 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Antik Kent Anamur - Muz Kokulu Antik Kent Anamur Hakkında Bilgi konusu Antik Kent Anamur - Muz Kokulu Antik Kent Anamur Hakkında Bilgi

    Muz Kokulu Antik Kent Anamur
    Antalya'nın ilçesi Gazipaşa'yı sahil yoluyla doğuya doğru bitirdiğiniz anda Mersin il sınırları içine Kaledran muz denizi ile giriyorsunuz. Bir tarafınız Akdeniz, diğer tarafınız Toros Dağları, sağlı sollu muz bahçeleri arasında, görsel lezzeti fazla olan bir güzergâhla muz meyvesinin vatanı Anamur'a yaklaşıyoruz.

    Anemurium antik kenti ilk gördüğümüz ören alanı oluyor. Eski Anamur olan bölge, günümüzde antik kent olarak gezilirken bir yandan da antik kentle bütünleşerek denizin tadını çıkaranların mekânı olarak rağbet görüyor. Bir buçuk km boyunca uzanan Sur kalıntıları, su kemerleri, konutlar, nekropol alanı, odeon, tiyatro, kilise yapıları, halk hamamı günümüze gelebilen eserler arasında görenleri ihtişamları ile büyülüyor.

    İlçe merkezine doğru yola devam edenleri bu defa kavşakta bir kadın heykeli omzunda tuttuğu kangal muzlarla karşılıyor. Meydanda soldan içeri girenleri Anamur ilçe merkezine, sağdan denize dönenlere sahile yol gösteriyor. Her iki tarafında kendine has özellikleri ve de güzellikleri bulunuyor. Usuldendir biz gezimize sahilden başlıyoruz. Oldukça temiz bir ilçe olan Anamur sahilinde kilometrelerce geniş kumsallı plajlar uzanıyor. Dünyanın en güzel renkli ve en temiz denizlerinden birine sahip olan Anamur'da kıyı boyunca sahilden, denizden yararlanmaya gelenler için konaklama tesisleri, restoranlar, akşam saatlerinde trafik girişine kapatılan bir yürüyüş güzergâhı yer alıyor. Sahili ikiye ayıran dikine iskele, kendisine bağlanan günübirlik geziler için bekleyen tekneleri ağırlıyor. Biraz gerisinde Anamur Turizm Derneği yer alırken ziyaretçileri bilgilendirip yönlendiriyor, daha da gerisinde Anamur Müzesi bölgenin tarihini gözler önüne seriyor.

    Sahil yoluna devam ediyor ve karşımızda tüm görkemiyle Mamure Kalesini buluyoruz. Yalı kale asırlardır Akdeniz'in dalgalarına karşı koyarken bugün bile hala görev yapabilecek sağlamlığı ile zamana meydan okuyor. Anamur Mersin karayolu üzerinde ve Anamur'a 8 km mesafede bulunan üç bölümlü kalenin içinde 39 kule, bir cami, bir hamam ile kale içi gezilerde burçlara çıkıp, surlar üzerinde yürüme imkânı bulunuyor. Mamure Kalesinin 300 metre kadar açığında ise "Martı Adası" denilen küçük bir kara parçası görülüyor. Ada içinde tatlı su pınarının bulunması nedeniyle martıların mesken tuttuğu ada için anlatılan birçok efsane içki masalarında sohbet konusu olmaya devam ediyor.

    (Efsaneye göre kale komutanın kızı bir gence âşık oluyor, birbirlerine ulaşamayan kız ile genç arasında ki mektupları bu adada yaşayan martılar taşıyor. Önceleri evliliğe karşı çıkan babasından nihayet evlenme iznini alan kızın, gence gönderdiği son mektubunu martılar bu adadaki suya düşürüyorlar, mektup kayboluyor, müjdeli haber gence ulaşamıyor, martılar hala bu küçük adada bekliyor olmaları suya düşen mektubu arıyorlar ifadesiyle yorumlanıyor).

    Mamure kalesinin yol tarafında pansiyon ve oteller, restoran ve kır lokantaları hizmet verirken biz sahil yolumuza devam ederek hafif bir rampa çıkıyor, Kalenin görkemli görüntüsünü bir de tepeden seyrediyoruz. Pullu Orman Kampı ve sahil tarafında devamında Mağidus liman kentini, biraz ilersinde Toslaklar Koyunu görüyoruz. Günübirlik kullanım alanı olarak değerlendirilen Toslaklar Koyunda çeşitli kır lokantaları kamp sahaları bulunuyor. Kum zeminli, korunaklı, sığ koyun en büyük özelliği ise, koy hiç mi hiç dalga tutmuyor. Yolun 500 metre içersinde kalmasıyla pek dikkat çekmeyen, tatilcilerin huzurlu ve sakin gizli cenneti, kışın doğu rüzgârı, yazın çiğ yeli denen hafif esinti alıyor. Nisan, Kasım arası tatil sever aileleri, kampçıları ağırlıyor. Toslaklar Koyu karşısına rastlayan bir başka koyda ise oldukça şaşırtıcı bir ağaç görme imkânı bulunuyor. 34 yaşında olup İsrail Kauçuğu olarak anılan devasa büyüklükte ki ağaç Türkiye'de örneği olmayan çok farklı yapısıyla hayret uyandırıyor. Yurt dışından getirilip sadece üç yere dikilen ve diğer ikisinin akıbeti bilinmemekle beraber Toslaklar Koyunda ki üçüncü ağacı uzmanlar "Türünün en büyük ağacı, korunması gereken anıt ağaç olarak" değerlendiriliyor. Garip gövde yapısının yanı sıra, denize doğru yatay yayılan kökleri ile şaşırtıcı dallara sahip olan ağacın bir başka özelliği ise, yaprakları altında oturanlara rüzgârı vantilatör gibi üflüyor olması! Ağacın küçük, tatlı, incir lezzetinde siyahlaşınca yenebilen meyveleri de bulunuyor.

    Yola devam dağ tarafında bir başka kale, bu defa çift sıra inşa edilmiş surlarıyla dikkat çekiyor, adı Softa Kalesi. Oldukça yüksek, gün batımını en son gören bir noktada, çevreye hâkim manzarası bulunduğu yere imrenme duygusu uyandırıyor.
    Yolumuz üzerinde bir başka cennet olan Bozyazı bulunuyor, biz Bozyazı'ya geçmeden önce geri dönüp Anamur ilçe merkezini, Toros'lara doğru tırmanırken gerçekten görülmesi büyük zevk veren değerleri gezecek yazı sonunda Bozyazı'ya tekrar döneceğiz.

    Anamur'da arayan gözlerle bakarsanız birbirinden farklı güzellikte sivil mimari evler ilginizi çekecek. İki ve üç katlı olarak yapılmış asırlık ve daha fazla yaşlı evlerde ortak özellik cumbalar, çıkmalar, silindirik, kare tabanlı konik şapkalı bacaları ile kerpiç, ahşap malzeme kullanılarak yapılmış olmaları. Zeminde ahır üzerine iki katlı yapılarda üst katlar oturma yerleri orta sofadan köşelerdeki odalara açılan kapılar, birbirini dik kesen haç planlı sofalar. Yörede "Köşk" olarak adlandırılan yapıların tavan göbekleri köşeler, yüklük, dolap, ayna kenarları, ince çıtalarla Barok şekilde dekore edilmiş. Tavan ve duvarlar bitki ve hayvan figürleri ile süslenmiş.

    Her biri kendi türünün emsalsiz güzellikte ender kalmış değerlere sahip olan Köşk, Konak, Dam, Sayvanlar, acil önlem alınmasa yakında bir bir kaybolmaya mahkûm görünüyorlar. Sihirlitur gelecek kuşaklara gösterebilmek, yaşatabilmek amacıyla bu evlere sahip çıkılması amacıyla harap durumdaki evlerden örnek sunmayı görev sayıyor.

    Anamur ilçe merkezi sivil mimari özellikleri dışında capcanlı ve renkli bir yaşantıya sahne oluyor. Eğer pazarın kuruluş gününe denk geldiyseniz Anamur'da tam anlamıyla renk cümbüşü içinde kaybolabilirsiniz. Akdeniz güneşiyle nar gibi kızarmış domatesler, dalından henüz kopmuş çarliston biberler, karpuzlar, muzlar, yeşilden de yeşil fasulyeler, kadife görünüşlü patlıcanlar neredeyse bir yazlık alıp Anamur'a yerleşmeyi düşündürecek kadar albenili görünüyorlar. Hiçbir şey almasanız bile bolluk ve bereket emsali Anamur pazarını gezmek, yöresel ürünleri görmek zevk veriyor. Pazarın gediklileri yazlık şortları ile geliyor, pazar çantalarını, poşetleri dolduruyor, yazlıkların ihtiyaçlarını ekonomik fiyatlarla karşılıyorlar. Artık ilçe merkezinden ayrılıp önce bir mağara gezisine sonra da Dragon Çayında bizi bekleyen sürprize gideceğiz.

    Köşekbükü Mağarası
    Anamur Otogarından şehir merkezine çıkarken ilk ışıklardan sola dönüyor, Belediye yolunun bittiği yerden Anamur'un kuzey doğusuna, Ovabaşı Köyüne doğru 9,5 km yol alıyoruz. 225 yıllık geçmişi olan mağaranın astım ve bronşite iyi gelen havası ile doğurganlık yarattığı inancının hâkim olması nedeniyle kısır kadınlara da tavsiye ediliyor. Köşekbükü Mağarasının 500 metre kare alanı içinde üç bölüm bulunuyor.
    Birinci bölüm şifa bölümü. Damlayan su birikintilerinden oluşan bu bölüm sarkıt ve dikitlerle biçimlenmiş. Nem oranı % 60, ısı 18 derece, basınç 761 smm. İkinci bölüm Huzur Bölümü olarak anılıyor. Yelpaze şeklinde sarkıtlar ve heykel şeklinde dikitlerle iki galeriye ayrılıyor. Oldukça sakin olması bu ismi almasına neden olduğu belirtiliyor. Flaşsız fotoğraf çekmeye pek de müsait olmayan ama ışıklandırılmış ve rahat yürünebilir bir gezi galerisine sahip olan mağara girişine yerli turist bir YTL, yabancı turist iki YTL ödüyor.

    Sevgi Su Parkı

    Anamur'a 20 km uzaklıkta bulunup asfalt yolla ulaşılan Çaltıbükü Köyü tam anlamıyla dinlendirici eğlenceli bir su parkı niteliği taşıyor. İsterseniz günübirlik kullanım alanı olarak mesire yeri gibi piknik yapabiliyor, su kaydıraklarına çıkıp 30 km uzaktan doğup gelen Dragon çayına kayarak girip serinliyor, kiremitte hazırlanan balıklardan yiyebiliyor, isterseniz bu tatil zevkini uzatmak için pansiyonda konaklama yapabiliyorsunuz. Dragon çayında yüzmenin yanı sıra, kayıkla dolaşmak kürek çekmek elektrik üreten değirmeni görmek, çevrede geziye çıkmak gibi imkânlar bulunuyor. Yemekleri "Ne Yenir" bölümünde anlatmak üzere Sevgi Su Parkı'ndan ayrılıyor bir başka mola yeri olan tarihi Ala Köprüyü görmeye gidiyoruz. Anamur Ermenek karayolunun 13. km sinde yer alan köprü 19.65 metre açıklığı ile tek gözlü olup antik taş yapısıyla hala kullanılıyor. 54 metre uzunluktaki köprüyü orta tepe noktada araçlar sert bir dirsekle aşıp karşı tarafa geçiyorlar. Altta ise piknik yapanlar, ördeklerle beraber Dragon Çayında yüzenler, balık tutanlar vakit geçiriyor, araçlarını park edenler, kır
    lokantalarında serinliğin tadını yemeklerle bütünleştiriyorlar. Dragon Çayı 20 km sonra Anamur'da denizle buluşuyor, içinde balıkçı ve gezi tekneleri dolaşıyor. Çay, Çaltıbükü'nde gördüğü ilgi nedeniyle denize alternatif rakip gibi sayılıyor.

    Yaylalar yaylalar
    Anamur ve Bozyazı'dan ulaşılan yaylalarda ise bambaşka bir hayat yaşanıyor. Sahil kesimine göre deniz seviyesinde 1000 metre den fazla yükseklikte bulunan yaylalar, serin havasıyla yaz sıcağından kaçanların gözde mekânları sayılıyor. Asfalt yollarla virajlı ve yokuşlu olmasına rağmen çabuk ulaşılan yayla köyleri manzaraları ile de cazip görünüyor. Halkalı, Abanoz yaylarında hızlı bir yapılaşmanın olduğu gözleniyor. Karaçam, kızılçam, sedir, köknar, ardıç, meşe, şimşir, çınar, Akdeniz'e özgü makiler le kaplı alanlarda sincapların eşlik ettiği yolun sonunda ilginç kaya yapılı ile dev mağaralar, su pınarı, su değirmeni, toprak, kerpiç köy evleri, çeşitli kalıntılar ilgi çekiyor. Kır kahveleri, oğlak kavurma yapan lokantalar yaylanın bünyesinde saklı özellikleri, kendilerine has misafirperverliklerle sergiliyorlar.

    Bozyazı
    Demir direkli saat kulesinden sahil kesimine dönünce, önce pazaryeri sonrada Bozyazı Çayında zaman içersinde yıkılmış antik köprünün yerine inşa edilmiş yenisi üzerinden geçerek Bozyazı sahiline ulaşılıyor. Yazlık villaların yanı sıra sahilde önce birkaç eski ev, mimarisi, özellikle baca yapıları ile dikkat çekiyor. Ana karanın en uç noktasında yer alıp, üzerinde antik kalıntılar barındıran Nagiduda Adası, Nagidos adıyla bölgenin en eski kentlerinden biri olma özelliği ile tanınıyor. Adayı sahile bağlayan ince yolun her iki yanı ise günümüzde plaj olarak kullanılıyor. Arka planda yer alan harap durumdaki antik taş yapılar ise turizm için umut vaat ederken, kendilerine uzanacak yardım ellerini büyük bir sabırla bekliyorlar.

    Aydıncık
    Anamur'a Anemurium antik kenti ile girmiştik yine bir antik kent olan Kelenderis ile çıkıyoruz. Aydıncık ilçesi içinde bulunan Kelenderis, güney Anadolu kıyılarının en iyi limanlarından biri olarak anılıyor. Günümüzde aynı alanda yapılmış bir marina, çevresinde dangalak ağaçları, yamacında ise halen kazı çalışmalarının sürdürüldüğü antik alan bulunuyor. Sur kalıntıları, liman hamamı, Roma çağı tiyatro, antik mezarlar görülebiliyor. Kelenderis anıtsal mezar ise Aydıncık'dan Silifke yönüne giderken sola ayrılan yolun 100 metre içinde apartmanlar arasında yer alıyor. 3 ana bölümden oluşan anıtın asıl mezar odası, şimdi toprak altında olan alt katta bulunuyor. Korumak amacıyla etrafı tel örgüyle çevrili olan dört ayaklı Roma Çağı anıtsal mezarın piramidal çatısı, bugün yok olan tepesinde taç biçimli korint başlığın yer aldığı belirtiliyor.
     

Bu Sayfayı Paylaş