Antik döneme ait bir kent merkezi olarak Derbe

'İç Anadolu Bölgesi' forumunda KaRDeLeN tarafından 25 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Antik döneme ait bir kent merkezi olarak Derbe konusu
    Antik döneme ait bir kent merkezi olarak Derbe



    Antik döneme ait bir kent merkezi olarak Derbe’den ilk defa Roma Geç Cumhuriyet Döneminin ünlü siyasetçisi, devlet adamı, düşünürü ve yazarı olarak tarihte önemli bir yer tutan, hatta Kilikya Bölgesi eyalet valiliği de yapan (İ.Ö. 51-53), Marcus Tullius Cicero’nun “Epistulae ad Familiares, XIII, 73” adlı yapıtında bahsedilmektedir. Cicero’nun anlatımlarından da açıkça anlaşilacagi gibi, Derbe kenti, Cicero’nun da dostu olan ünlü korsan, bir başka deyişle Tiran Antipatros’un şehri ve hatta hakimiyet kurduğu küçük bölgenin idari merkezidir. Roma devletine karşi isyankar tutumları ile tanınan Antipatros kısa bir müddet sonra, Laranda ve İsauria bölgesinde krallığını ilan eden Amyntas tarafından İ.Ö. 25 yılından önce yakalanıp öldürülmüştür. Amyntas, önceleri Roma devletinin Anadolu idaresini üstlenen ünlü Triumvir Marcus Antonius’un yanında yer almış ve onun dostluğunu kazanmıştır. İ.Ö. 31 Yılında Octavian ile eniştesi Triumvir Marcus Antonius arasında yapılan ünlü Actium Deniz Savaşı’nda, Amyntas, savaşin Octavian lehine sonuçlanacagini hisseder etmez Marcus Antonius’u bırakarak Octavian tarafında yer almıştır. Bilindiği üzere savaşın Octavian (Augustus) lehine sonuçlanmasından sonra, Anadolu’nun diğer yöresel krallıkları gibi, Amyntas da statüsünü tekrar elde etmiştir. Hatta Amyntas, Augustus tarafından ödüllendirilerek, Toroslar ve Kayalık Kilikya’nın yanı sıra, Lykaonia bölgesinin önemli iki merkezi olan Derbe ve Laranda’yı da krallığına dahil etmiş ve bu krallığın idari merkezi olarak ta bugünkü Bozkır’ın doğusunda bulunan Leontopolis’i (bugünkü Zengibar Kalesi) seçmiş ve şehrin hemen yeniden imarina başlamiştir. Amyntas bu tür etkinlikleri tamamlayamadan ne yazik ki I.Ö. 25 yilinda Homonadlar tarafindan öldürülmüş ve kralligina da Romalilar el koymuştur.

    Bu zamanda yaşamiş ve ünlü yapiti “Geographika” yi bu yillarda yazmiş olan Amasyali cografyaci Strabon, kitabinda Derbe hakkinda (XIII, 569) özellikle de kentin bulundugu yer hakkinda biraz daha fazla bilgiler sunmaktadir. Strabon büyük bir olasilikla Cicero’dan aldigi bilgileri tekrarlar. Daha sonra Antipatros’un memleketi olan Derbe’nin bu zamanda, muhtemelen Amyntas’ın ölümünden sonra Kappadokia eyaletine bağlandığını ve kentin İsauria bölgesi yanında Kappadokia’ya da en yakın yerde bulunduğunu anlatır. Strabon ayrıca Derbe’nin Tiran Antipatros Derbetes’in kraliyet ikametgahı olduğunu ve Laranda’nın da bu krallığa bağlı bulunduğunu, ancak kendi zamanında Amyntas’ın hakimiyeti altında olduğunu ifade eder. Böylece Derbe, Laranda ve çevresinin İ.Ö. 31 yılından önce Tiran Antipatros Derbetes’in hakimiyeti altında olduğu anlaşılır.

    Cicero ve Strabon’un bu anlatımlarından da açıkça anlaşılıyor ki, Derbe kentinin İsauria ile Kappadokia bölgeleri arasında, olasılıkla da Güney Lykaonia’da ve Laranda (Karaman) kentine çok yakın bir yerde olması ve bu yörelerde aranması gerekmektedir.

    Amyntas’ın, İ. Ö. 25 yılında öldürülmesinden sonra Roma İmparatoru Augustus, bu olayı da göz önüne alarak, tüm yöresel krallıklara son vermiş ve yeni bir eyalet idaresi düzenlemesi getirmiştir. Işte bu baglamda, Amyntas’in hakimiyet kurdugu bölgeyi daha da genişleterek, Pamphilya Bölgesi deniz kiyisina kadar uzanan ve tüm Lykaonia, Isauria ve Kuzey Pysidia Bölgelerini de kapsayan Galatia Eyaleti’ni oluşturmuştur. Bu tür eyaletlerin başina da Imparatoru temsilen ve Imparatora bağlı “Legatus Augusti pro Praetore” unvanı ile eyalet valilerini görevlendirmiştir.

    Roma İmparatoru Claudius (İ.S. 41-54) zamanında, çoğu kentlerde olduğu gibi Derbe de Claudioderbe olarak adlandırılmıştır. Bu dönem, aynı zamanda ve özellikle Galatia ve Lykaonia bölgelerinin hızlı bir biçimde Hıristiyanlaşma yıllarıdır. Hıristiyanlığın ilk misyonerlerinden Tarsuslu Apostel Paulus bu yeni dini akımın anlatımını ve yayılımını üstlenen en önemli ve ilk akla gelen kişi olarak bölgeye üç gezi yapmış ve günlükleri bugüne kadar önemle koruna gelmiştir. Apostel Paulus (Die Grosse Lutherbibel (1975), Apostelgeschichte, 14, s.172), Derbe’ye ilk ziyaretini Barnabas ile, ikincisini de Timotheos ile yapmış ve diğer kentlere oranla, Derbe’de halk tarafından daha yakın ilgi ve konukseverlikle karşılanarak, bu yeni dini akıma, düşünce ve fikirlerine taraftar bulmuştur. Bu doğrultuda Apostel Paulus’un bölgede Hıristiyanlık Cemiyetleri kurduğu kesin gözükmektedir.

    Uzun bir müddet yaşam sahnesinde bulamadigimiz Derbe şehrinin, I.S. 138-161 yillari arasinda Roma Imparatoru Antoninus Pius zamanina ait bir yazitta (I.S. 157) tekrar gündeme geldigini görüyoruz. İ.S. 157 Yılına tarihlenen bu yazıt, Karaman Müzesi emekli araştırmacılarından M. Vehbi Uysal’ın “Derbe- Kerti Höyük” adlı rehberinde belirtildiği üzere İngiliz arkeoloji öğrencilerinden Alan H. Habl tarafından bugünkü Ekinözü Köyünün 3-4 km. kuzeydoğusundaki Kerti Höyükte bulunmuştur. Yerli kalker taşindan 105 cm. yükseklikte, 69 cm. genişlikte, 68 cm. kalinlikta ve üzerinde 16 satirlik eski Yunanca yaziti ihtiva eden bu eser, bir heykel kaidesi olup 1957 yilinda M. Ballance tarafindan Anatolian Studies, 7, 1957, s.147-151’de etraflica ele alinarak yayimlanmiştir. Yazitta eyalet valisi (Legatus Augusti pro Preatore) Sexius Cornelius Dexter’in Claudioderbe halki tarafindan heykeli dikilerek onurlandirilması ifade edilmektedir.

    İ.S. II. ve III. yüzyıllarda da devam eden bu eyalet sistemi içerisinde güney Lykaonia bölgesinin Barata, Derbe, Hyde, İlistra ve Laranda gibi bazı kentlerin kendi adlarına şehir sikkeleri bastırdıkları ele geçen sikkelerden açıkça anlaşılmaktadır.

    Tarih sayfalarında, sonraki yıllarda tekrar gündemde görülmeyen Derbe, ancak erken Bizans dönemi yazarlarından Stephanus Byzantinus ve Hierokles tarafından bir kez daha zikredilmektedir. Laranda-Derbe-Barata ve Hyde yol bağlantılarını Hierocles (675, 9) ifade ederken, Stephanus Byzantinus (I, 404) Derbe’nin sulak ve çok verimli bir araziye sahip olup, göl kenarında bulunduğunu belirtmektedir.

    Kilise tarihi içerisinde İ.S. 381 yılında İstanbul’da toplanan konsil heyetinde Lykaonia bölgesinden İkonion, Umanada, Samatra, Lystra, Mistheia, Hyde, Derbe, Posala ve İsauropolis kentlerini temsilen, Episkoposların katıldıkları, listelerden anlaşilmaktadir. Bu tür konsil toplantilarindan, 431 Ephesos, 451 Chalkedon (Kadıköy), 692 Konstantinopel toplantılarına Derbe temsilcisinin katıldığı kesin olarak bilinmektedir. Biraz önce de bahsedildiği gibi, 9. yüzyıla kadar (Hierocles, 675, 9) adını bulduğumuz Derbe’nin 10. yüzyıldan itibaren kayıtlarda görülmediği kolayca anlaşılmaktadır.

    Derbe antik kenti ile ilgili olarak arkeolojik bir belge olan ve M.H. Ballance tarafından 1957 yılında yayımlanan ilk yazıttan sonra, ikinci bir arkeolojik belge yine aynı araştırıcı tarafından 1958 yılında Karaman-Sudurağı köyünde bulunmuş ve Anatolian Studies 14, 1964’te yayınlanmıştır. Söz konusu bu ikinci Yunanca yazıt ta Bizans Dönemine ait olup içeriğinde “Tanrının sevgili kulu Derbe Piskoposu Michael’den” bahsetmektedir ki, bu yazıtta ilki gibi, Derbe adlı şehrin varlığının şüphe götürmez kanıtıdır.

    İ.S. 452 Yılında tüm orta Anadolu’nun yaşadigi kuraklik ve kitlik ile, 542 yilinda Misir’dan çikip, tüm Anadolu’yu kasip kavuran veba salginindan da Derbe kendi nasibini almiş olmalidir. Yedinci yüzyildan itibaren Arap saldirilarina maruz kalan Lykaonia Bölgesi ve çevresi ile Derbe kenti de büyük zararlar görmüş ve birkaç defa Araplar tarafindan yagmalanmış olmalıdır (K. Belke, M. Restle, Galatien und Lykaonien. Tabula Imperii Byzantini. Band. 4, 1984, -herausgegeben von H. Hunger- s.52 vd., 55, 84, 88, 157, 176, 184, 200.). Bu saldırılar sonucu olacak ki Derbe önemini tamamen kaybetmiştir. 11. Yüzyilda Lykaonia bölgesinin tamaminin Türkler’in eline geçmesinden sonra Derbe bir köy olarak karşimiza çikmaktadır. Dervi köyü 1402 yılındaki ünlü savaşta İkonion ve Lystra ile birlikte Timurlenk tarafından tahrip edilmiştir. Karamanoğulları ve erken Osmanlı kayıtlarında adı geçen Dervi köyünün antik dönemin kenti olan Derbe ile eş anlamli olup olmadigi bilinmedigi gibi bugünde kayip olan yerleşim yerlerinden, bilinmezlerden biri olmuştur.



    ARAŞTIRMA TARIHI

    18. ve 19. Yüzyıllarda Rönesans’ın tüm Avrupa’ya yayılıp yerleşmesi sonucu ve neticede antik döneme olan yoğun ilginin artması ile, Anadolu Tarihi de gündeme gelmiştir. Bu baglamda Anadolu’nun da batili hümanistlerin ilgi alanina girmesi ile, Anadolu Antik Devir Kültürü ve özellikle de tarihi coğrafyası, kentleri yoğun olarak araştırılmaya ve ören yerlerinin tespiti ve dolayısıyla kültür kalıntıları ile dolu olan bu merkezlerin adları saptanmaya başlanmiştir.

    Bu araştirmalar içerisinde batili araştırıcıların ilgilendiği önemli örenlerden birisi de şüphesiz Derbe’dir. Zira Derbe, Apostel Paulus’un misyonerlik yaptığı ilk kentlerden birisi olup Hıristiyanlık dininin doğuşu ve ilk yıllardaki yayılışı açısından oldukça önem taşımaktadır. Zaten antik devir yazarlarından Cicero ve Strabon’u iyi etüt eden bu hümanistler bunların verdiği bilgiler sonucu haklı olarak Derbe’yi hep Laranda- Karaman çevresinde veya yakın yörelerinde aramışlardır.

    Araştirmalarla ilgili yogun literatürden de anlaşildigi kadariyla ilk arama Ingiliz Albay W.M. Leake tarafından yapılmış (Journal of a Tour in Asia Minor, 1824, s.103) ve yoğun kalıntılarından dolayı bugünkü Karadağ yakınlarında Madenşehri köyündeki “Binbir Kilise” topluluğunun Derbe olacağını ileri sürmüş ve “Apostel Paulus’un gezisini yapmış olduğu şehirler bizler için oldukça ilginçtir ve bizleri ilgilendirmektedir. Bu şehirlerden sadece birinin yeri (İconium-Konya) kesin olarak bilinmektedir.” ifadesini kullanmıştır. Apostel Paulus’un gezdiği ve ziyaret ettiği önemli kentlerden bir başkası olan Lystra’nın bugünkü Hatunsaray olduğu ünlü araştırıcı J.R.S. Sterrett (Papers of American School at Athens 3, 1884/85, s.142) tarafından doğru olarak saptanmış, Derbe’nin de Laranda-Karaman’ın batısında yer alan Losta veya Bosala köylerinde olabileceği savunulmuştur.

    Anadolu Tarihi coğrafyası hakkında önemli araştırmalar yapan Ch. Texier ise (Description de L’Asie Minoure II, s.130) Derbe’nin Divle köyünde olduğuna inanır. Kapsamlı olarak “Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası” nı bir el kitabı niteliğinde yayımlayan W.M. Ramsay de Laranda’ya hudut olan İlistra’nın bugün İlisıra olarak (Yollarbaşı) hemen hemen aynı adla yaşamını sürdürdüğünü ve Derbe’nin de Sterrett’in teklif ettiği yerde olacağını kanıtlamaya çalışır.

    Yukarıdaki araştırıcılar gibi, 19. yüzyılda daha bir çok araştırıcı kısa da olsa aynı sorunla ilgilenmişler fakat kesin bir sonuç alamamışlardır.

    Sorunun, yani antik Derbe kentinin yerinin nihayet 1957 yılında çözüldüğü ve kentin bugünkü Ekinözü (Aşıran) köyü yaylasında bulunan Kertihöyük olduğu kesinlik kazanmış gibi gözükmektedir.

    Yukarıda sözünü ettiğimiz (s.3.) ve İngiliz araştırıcı M. Ballance tarafından 1957 yılında ilim dünyasına tanıtılan bir ton ağırlığında ki yazıtlı heykel kaidesinin Kertihöyük’te bulunması, Derbe kentinden de söz etmesi ile olaya kesin gözüyle bakılmış ve Kertihöyük’ün antik Derbe olduğu kabul edilmiştir. Bugün çevresinde modern hiçbir yerleşim yerinin bulunmadigi Kerti höyügü 450x250 m. ölçülerinde olup, üzerinde antik dönemlere ait küçük kültür varliklarini (Helenistik-Roma dönemi seramiği) da ihtiva etmesi ve nihayet bir ton ağırlığındaki yazıt bloğunun buraya herhangi bir nedenle başka bir yerden getirilemeyeceği de düşünülünce bu saptamanın ne kadar inandırıcı olduğu açıkça görülmektedir.

    Bu hususta kesinmiş gibi görünen bu yargi, yine ayni Ingiliz Araştiricisi M. H. Ballance’in “Anatolian Studies, 14, 1964, s.139 vd.” da tanittigi diger yeni bir yazitla (s.3-4) şüpheli konuma sokulmuştur. Yukarıda da bahsedildiği gibi yazıtta “Tanrının sevgili dostu ve kulu Derbe Episkoposu Michael”den söz edilmektedir. Erken Bizans dönemine ait bu yazıt, Sudurağı Köyünde Kerim Kırat’ın evinde 1958 yılında yazar tarafından tespit edilmiş ve 1964 yılında da yayımlanmıştır. Sayın Kerim Kırat’ın ifadesine göre yazıtlı taş “Dervi” mevkiinden getirilmiştir. Dervi mevkii Sudurağı köyünün 4 km. kuzeydoğusunda ve Kerti Höyüğünün aynı mesafede güneydoğusunda yer almakta ve bugün Sudurağı Köyü ile Ekinözü (Aşıran Köyü) sınırlarının kesiştiği mevkiidir. Eski Yunanca’da -b- Beta harfinin yeni Yunanca’da ve dolayısıyla Türkçe’de -V- olarak okunuşu dikkate alındığında, Derbe’nin Derve-Dervi olarak yaşamını sürdürdüğü akla gelmektedir. Bugünkü “Dervi Mevkii” olarak adlandırılan yer, aşağı yukarı 500m. çapında çok az yükseltisi olan, fakat antik dönem kalıntılarını içeren alçak bir tepecik görünümündedir. İbrala (Yeşildere) deresi yatağında bulunan alçak höyükte Selçuklular dönemine kadar ulaşan seramik ve Bizans dönemine ait mimari parçalar etrafta görülmektedir.

    Özet olarak söylemek gerekirse, Sudurağı Köyünde ele geçen yazıtın Dervi mevkiinden gelmiş olması ve yazıtında da “Derbe” Episkoposu kutsal Michael’den bahsedilmesi Kerti höyüğünün antik Derbe kenti olabileceği düşüncesini ne yazık ki şüpheli duruma sokmuş ve sözü edilen Dervi mevkisindeki kültür kalıntılarının antik Derbe kenti kalıntıları olabileceğini gündeme getirmiştir. Bu şüpheli durumu destekleyen diğer belge ve kanıtlar ise Karamanoğulları dönemi ile Osmanlı dönemine ait Başbakanlik Arşivleri olmaktadır. Zira 1465 ve sonraki yıllara ait Karamanoğlu İbrahim Bey İmaret Vakfiyelerinde, Fatih, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, III. Selim zamanlarında Dervi Köyünün varlığı bilinmektedir. Zira III. Murad zamanında yapılan Karaman ili tahririnde Dervi , 150 erkek mükellef nüfusu bulunan büyük bir köy olmalıydı. Defterde ayrıca “Öşrü İbrahim Bey İmareti’nin Vakfı Urfuyyesi Timardır” ifadesi yer almaktadır. (Bu hususta Bkz: İ. Hakkı Uzunçarşılıoğlu, İbrahim Bey’in Karaman İmareti Vakfiyesi, Belleten 1937, s.103 vd. ; İ. Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Karaman Tarihi, 1967, s.118, 337, 421, 564, 568 vd.; A. Aköz XVI.Asırda Karaman Kazası. Basılmamış Doktora Tezi 1992, s.63, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.)

    Osmanlı Vakfiyelerinde de gündeme gelen bu Dervi köyünün yanı sıra benzer arşiv ve belgeler de Kerti Köyünden de bahsedilmektedir. Hatta bu köyün 1518, 1529 ve 1584 yıllarına ait kayıtlarda, köyün arpa, buğday, burçak yetiştirdiği ve bal ürettiği, Karaman Kalesi muhafızlarının tımarını karşılayıp, yıllara göre 3990-6200 akçe arasında vergi hasılatı yapıldığı açıkça ifade edilmektedir ( A. Aköz, a.g.e., s.63, 97.).

    Eğer adı bizleri yanıltmıyorsa, bugün Ekinözü (Aşıran) köyü yaylasında yer alan ve antik Derbe Kenti olabileceği üzerinde durulan görkemli Kerti höyüğü, büyük olasılıkla Osmanlı Belgelerinde sözü edilen Kerti köyü kalıntıları olmalıdır. Zira bugün aynı adı taşıyan ve Karaman çevresinde bulunması gereken böyle bir köy mevcut değildir. Arşivlerde adları açık açık ifade edilen Bennak ve Foni (A. Aköz, a.g.e., Foni, s.65; Bennak, s.79) gibi köyler de ne yazık ki bugüne dek yaşamlarını sürdürememiş ve kayıp yerleşim yerlerinden olmuşlardir. Işte Kerti ve Derbe yerleşim yerleri de zamanla kaybolmuş ve belki de arkalarinda Höyük adini verdigimiz toprak yigintilarini birakmişlardir. Bunların yerlerini saptamak, tarih ve kültür tarihini, sosyolojisini ortaya koymanın tek yolu bilimsel, arkeolojik kazı ve araştırmalar yapmakla gerçekleşecektir.​
     

Bu Sayfayı Paylaş