Antik çağ dünyasındaki büyük savaşlar

'Tarihi Bilgiler' forumunda NeslisH tarafından 26 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Antik çağ dünyasındaki büyük savaşlar konusu
    iö 490 Marathon

    Atina yakınlarındaki büyük pers-atina savaşının yapıldığı yer. savaş ile ilgili bilgiyi atina'ya koşarak ulaştıran ulağın anısına uzun mesafe koşularına bugün maraton denmektedir

    iö 480 Salamis

    Kıbrıs'ta mağusa şehri yakınlarında bir antik kent.şehir bronz çağı sonlarında başlayan göçler sırasında, anadolu'dan gelen kavimler ve bunlara yunanistan'dan gelerek kilikya'da katılan akalar tarafından kurulmuştur . truva kahramanlarından ve salamis adası kralı telamon'un oğlu tefkros şehrin kurucusu olarak bilinmektedir. m.ö. 707 yılında gerçekleşen asur hakimiyetinden sonra m.ö. 560 yılında bastırılan sikkelerden, salamis kralı evelthon'un adanın idaresini ele geçirdiği anlaşılmaktadır. m.ö. 499 yılında atinalı kimon'un kıbrıs'taki pers hakimiyetine son vermek için düzenlediği sefer başarısızlıkla son bulmuş ve kimon'un ölümü üzerine atinalılar, kıbrıs'ı alma girişiminden vazgeçmişlerdir. bundan sonra fenikeli idareciler başa geçer, fakat ticaret ve diğer konularda gerileme başlar. m.ö. 411 yılında tefkros ailesinin üyelerinden evagoras, salamis krallığını ele geçirir. tüm adayı hakimiyeti altına almak isteyince salamis şehri persler tarafından kuşatılır ve evagoras pers krallığına vergi ödemek zorunda bırakılır. bu durum iskender devrine dek sürer. iskender döneminde salamis kralı olan pyntagoras, iskender'e askeri yardımlarda bulunduğundan kendisine tamusus şehri verilerek ödüllendirilir. iskender'in ölümü sonrasında salamis sürekli el değiştirir. m.ö. 294 yılında zor şartlar altında kıbrıs'ı alan ptoleme krallığı idaresi sırasında ada huzura kavuşur ve bu tarihten itibaren salamis baş şehir olma niteliğini kazanır. kentin bu parlak dönemi roma egemenliği süresince de devam eder. günümüzdeki kalıntıların çoğu roma dönemine aittir. roma idaresi altında şehrin bir halk meclisi, bir senato ve ihtiyar meclisi bulunmaktadır. m.s. 76 ve 77 yıllarındaki depremler ve m.s.116 yılındaki yahudi isyanları ile şehir epeyce tahrip olur. daha sonra ada antakya vilayetine bağlanır ve salamis limanı, suriye gemilerince ilk uğrak limanı olduğundan, şehirde bir ferahlama görülür. m.s. 232 ve 342 yıllarındaki depremler yazık ki şehre yine büyük zararlar verir. bundan sonra bizans imparatoru konstantinus şehri küçük bir planda inşa ettirerek, konstantinus adını verir. şehir kıbrıs'ın baş şehri olarak baf'ın yerini alır. daha sonra şehir m.s. 647 yılındaki arap akınları ve yer sarsıntıları nedeniyle terkedilerek, bugünkü mağusa şehrini oluşturan bölgeye halk göç etmek durumunda kalır.

    iö 331 Gaugamela


    Gaugamela Savaşında M.Ö. 331 yılında, Makedonlar ve Büyük İskender, Pers İmparatorluğu ve liderleri III. Darius'u yenilgiye uğrattı. Bu savaşa bazen Arbela Savaşı da denmektedir.

    iö 216 Cannae


    Cannae Savaşı, Kartaca ile Roma arasında yapılan II. Pön savaşları’nın en önemli üç çatışmasından biridir. Savaş, MÖ 2 Ağustos 216 tarihinde, güney doğu İtalya’nın Cannae kasabası yakınlarında gerçekleşmiştir. Savaş sonunda konsül Lucius Aemilius Paullus ve Gaius Terentius Varro komutasındaki güçlü Roma ordusu, Hannibal komutasındaki Kartaca ordusu tarafından imha edilmiş ve başta Capua olmak üzere birkaç şehir devletinin Roma ile bağları kopmuştur.

    Daha önceki Trebia ve Trasimene yenilgilerinin acısını çıkartmak isteyen Roma, Kartaca ordusunun Güney İtalya yönündeki ilerleyişini Cannae’de karşılamak amacıyla harekete geçmiştir. Roma ve müttefiklerinin oluşturduğu yaklaşık 87 bin kişilik bir ordu, sağ kanadını Adriyatik denizine dökülen Ofanto ırmağına dayayarak düzen almıştır. Roma ordusu, süvari birliklerini kanatlara alarak ağır piyadelerini merkeze yığacak biçimde yerleşmiştir.

    Roma ordusunun bu pozisyonu, Hannibal’in kanatlardan kuşatma taktiğini uygulaması için büyük bir fırsat yaratmıştır. Hannibal, en zayıf piyade birliklerini merkeze, süvarisini ise kanatlara yerleştirmiştir. Roma ordusunun merkezden saldırısında bu merkez kuvvetler kısa sürede çökmüş, Roma ordusu hızla merkezde oluşan boşluğa yığılmıştır.

    Trebbia ve Trasimene yenilgilerinin ardından Roma Senatosu Fabius Maksimus’u, İtalya topraklarındaki Kartaca askerî varlığını sona erdirmek üzere diktatör olarak atamıştı. Fabius Maksimus, Roma ordusunda yeni düzenlemelere geçtiği gibi, Roma’nın Hannibal karşısındaki konseptini de (askeri literatürde konsept, bir karar merciinin, mücadelenin sürdürülüş biçimine ilişkin tüm düşünce ve tasarılarını kapsayan bir kavramdır) tümden değiştirmiştir.

    Fabius Maksimus’un uyguladığı strateji, bugün Fabian Strateji olarak bilinen ve tarihte pek çok olayda izlenen ya da izlenmeye çalışılan bir stratejidir. Bu strateji, kabaca yıpratma savaşı ya da oyalama savaşı olarak da bilinir. Fabius Maksimus, sürekli olarak bir meydan savaşından kaçınmış, çeşitli vur-kaç taktikleriyle, erzak tedariki için hareket halindeki ikmal birliklerine, yayılmış kuvvetlerine saldırarak Hannibal’i yıpratmaya çalışmıştır. Hannibal ordusundaki süvari birliklerini etkisiz hale getirebilmek için dağlık bölgelerde harekâtı tercih etmiş, Hannibal kuvvetlerine sürekli saldırılar düzenlemiştir. Ne var ki yıpratma savaşı, uzun sürede sonuç alınabilecek bir stratejidir ve bu yüzden de iki yanı keskin bir kılıçtır. Fabius Maksimus’un bu tutumu, Roma’da kısa bir süre sonra sorgulanmaya, eleştirilmeye başlanmıştır. Roma senatosu ve halkı, onun izlediği bu stratejinin, İtalya kent ve köylerinin Hannibal tarafından yağmalanmasını önleyemediğinden yakınmaya başlamışlardır. Daha da kötüsü, Roma askerî gücünün Hannibal ordusunu İtalya topraklarında yenilgiye uğratamamasının, Roma’nın müttefiklerinin güvenini sarsacağını ve desteklerini çekerek Hannibal tarafına geçecekleri endişesinin yaygınlaşmasıydı.

    Sonuç olarak Roma Senatosu Fabius Maksimus’un görev süresi dolunca, onu yeniden göreve getirmedi. İ.Ö. 216 yılında Caius Terentius Varro ve Lucius Aemilius Paullus Konsül seçildiler.

    İ.Ö. 216 yılının baharında, Hannibal inisiyatifi tümüyle ele geçirmişti ve Cannae dolaylarında çok miktarda erzağa el koymuştu. Hannibal’in bu manevrası Roma Senatosunda genel bir hezeyana yol açmıştır. Kriz katlanılmazlığı, sadece Kartaca ordusunun Roma topraklarından bir bölümü istila etmesi değil, aynı zamanda bu bölgenin sağladığı çok önemli kaynakların da Roma elinden çıkmasından kaynaklanmaktadır. Roma, bu duruma seyirci kalamazdı. Roma ordusunun Cannae’ye ilerleyerek Kartaca ordusuyla çatışmasına karar verilmiştir.

    Roma siyasi geleneklerine göre, savaş sırasında her iki Konsül de ordunun kendi sorumlulukları altındaki bölümlerine komuta edeceklerdir ama, savaşa kadar tüm orduya dönüşümlü olarak birinin komuta etmesi gerekmektedir.

    Cannae yönündeki yürüyüş sırasında, bir Kartaca birliği Roma ordusuna saldırısını, Varro’nun başarılı bir şekilde geri püskürtmesi Roma ordusunda belirgin bir güven duygusu oluşturmuştur.

    Varro’ya göre daha soğukkanlı ve ihtiyatlı bir komutan olan Paullus, Varro’nun tersine Kartaca ordusuyla, Roma ordusunun sayı üstünlüğüne karşın açık arazide çatışmanın tehlikeli olacağına inanmaktadır. Paullus’un bu düşüncesi, Kartaca ordusunun süvari unsurları yönünden sayı ve hareketlilik yönünden avantajlarına dayanmaktadır.

    Bu düşüncesine karşın son başarının Roma üzerindeki etkisi yüzünden Paullus kaçınık bir tutuma girememiş, nehir kıyısında orduya kamp kurdurmuştur.

    Roma ordusunun komutasına ertesi gün Varro’nun geçeceğini haber alan Hannibal, rakibinin kişilik yapısını bilmektedir. Onun bu atılganlığından yararlanmak için süvari birliklerinden bir müfrezeyi nehirle Roma ordusu kampı arasına baskınlar düzenlemekle görevlendirir. Ertesi gün komutayı alan Varro, kampın su gereksiniminin tehdit altında olmasını kabullenemeyecek ve orduyu Hannibal üzerine harekete kaldıracaktır.

    iö 31 Aktium


    Aktium savaşı 2 Eylül MÖ 31 günü Octavianus'un komutasındaki Roma güçleriyle Marcus Antonius ve Kleopatra'nın kontrolündeki güçler arasında Yunanistan'ın batı kıyılarındaki Aktium önlerinde yaşanmış olan deniz savaşıdır. Antonius'un Kleopatra ile evlenerek bir doğu imparatorluğu kurmaya kalkması Roma ile arasının açılmasına neden olmuştu. Savaşı kazanan Octavianus Roma'nın yegane lideri haline geldi. Octavianus'un filosuna Marcus Vipsanius Agrippa komuta ediyordu.

    is 9 Teutoburg Ormanı


    Savaşta Germen ordusuna komuta eden Hermann M.Ö 17 yılında doğduğunda Cheruscan kabilesinin lideri ilan edildi.

    Hermann biraz büyüdükten sonra kabilesine iyi bir lider olmak için eğitim almaya Roma şehrine gitti. Roma’ da askeri eğitim ve Latince eğitimi aldı ve Roma vatandaşı oldu.

    Pannonian savaşında Roma ordusundaki başarılarından dolayı Cheruscan birliğinin başına getirildi ve artık ülkesine geri dönmüştü. Çevresindeki diğer kabileler Romalıların Germen topraklarındaki ilerleyişinden korku duymaya başlamıştı. Bu olayı gören Hermann kabilelerin desteğini alarak Roma’ ya karşı savaş ilan etti.

    O dönemde bölgeye atanmış olan Roma valisi Quintilius Varus’ un yönetimindeki 3 lejyon(15 – 20 bin asker) yaz kamplarını terk edip Ren nehri kıyısındaki kış kamplarına doğru yola çıkmıştı fakat geçecekleri yol üzerinde bulunan Teutoburg Ormanı çok sık ağaçlar ve daracık bir yoldan oluşmaktaydı yani yol son derece tehlikeliydi.

    Açık arazide Varus’ un lejyonlarıyla boy ölçüşemeyeceğini bilen Hermann Teutoburg Ormanının avantajlarından faydalandı.

    Ormanın içinden geçen dar yolun yanlarındaki sık ağaçlardan oluşan doğal bir kamufulaj sağlayan yerlere askerlerini yerleştirdi ve Varus’ u beklemeye başladı.

    Ve Varus’ un lejyonları yoldan geçiyorken saldırı başladı. Lejyonlar neye uğradığını şaşırdı ve bu dar yoldaki kanlı savaş 3 gün sürdü.

    Savaşın sonunda bütün Romalılar öldü fakat Varus kurtuldu lakin bu kadar büyük bir kaybın sorumluluğunu taşıyamadı ve intihar etti.

    17. 18. ve 19. Lejyonlar bu savaşta tamamıyla yok edildiği için bu sayılar bir daha hiçbir Roma lejyonuna verilmedi.

    Romalılar aldıkları bu büyük yenilgiden sonra Panonia ve Dalmaçya savaşlarının başarılı komutanı ve Germanicus emrindeki 8 lejyonla birlikte bölgeye gönderildi.

    2 yıl boyunca Germenlerle savaşan Germanicus Hermann’ ın karısını esir aldı ve Cheruscan kabilesi üzerine yürüdü. Hermann Germanicus’ un süvarilerini pusuya düşürüp yok etti fakat Romalı piyadelere yenildi bunun üzerine yaklaşan kış için Germanicus Ren nehrinin batısındaki kamplara geri döndü.

    Kış bittikten sonra Germanicus birliklerini takviye etti ve tekrar Ren nehrini geçerek tehlikeli Germen topraklarına girdi. Weser Nehri Savaşı’ ında Germenleri çok az kayıp vererek yenilgiye uğrattı. Sonraki Hanover yakınlarındaki çarpışmayıda kazanan Germanicus Roma’ dan gelen emir nedeniyle geri çekildi.

    Roma’ ya döndü kendisi daha sonra Anadoluya yollandı. Kapadokya ve Kommagene Krallıklarını yıkarak buraları bir Roma Eyaleti durumuna getirdi. Sonradan Antakya’ da ani bir şekilde öldü. Ölümü üzerine bazı rivayetler var İmparator Tiberius tarafından zehirlendiği hakkında.

    Hermann ise Germen kabilelerinin lideri olmaya çalışmasından dolayı bazı kabile liderleri tarafından öldürüldü.

    Sonuç olarak Teutoburg Ormanı Savaşı Romalıların kuzeydeki ilerleyişinin sonu oldu bundan sonra Romalılar Ren nehrinin batısında savunmada kaldılar ve bu savaşlar sonucunda Germenler birlik olma yönündeki ilk denemeleri başarısızlıkla sonuçlansa bile bir başlangıç olmuştur.

    Ve Hermann Alman milliyetçiliğini başlatan kişi olarak kabul görmektedir.
     

Bu Sayfayı Paylaş