Ansiklopedinin Kapağı Aralanıyor

'Çocuklara Masallar Fıkralar' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ansiklopedinin Kapağı Aralanıyor konusu [​IMG]

    Resimleyen: Dilek Gülcemal

    Selim heyecanla, Arif Amca ise gözlüklerinin üstünden Fuat'a baktı. Fuat'ın gözleri gülüyordu adeta. Aklına bir şeyler gelmiş gibiydi. Selim'se meraktan çatlayacaktı. Düşünüyordu ama heyecandan bir şey gelmiyordu aklına. İşte bu sırada Fuat sevimli gözlerle Arif Amca'ya döndü ve:
    - Önce ansiklopedinin dilinden anlamak gerek sanırım, dedi.
    O da ne?! Birdenbire ansiklopedinin ışıkları titremeye başlamasın mı? Sonra da Arif Amca elindeki gizemli ansiklopediyle birlikte titredi. Sanki bir deprem oluyordu ama sadece Arif Amca'yı sallıyordu. Arif Amca korktuğunu belli etmemeye çalışarak gizemli ansiklopediyi sandığın üstüne bıraktı. Geriye doğru birkaç adım attı. Bu kez önce sandık, sonra da bütün raflar titremeye başladı. Az sonra her şey tekrar eski haline döndü.
    Selim kekeleyerek:
    - Neler oluyor burda Fuat?, diye atıldı. "Bu korkunç şeyler de ne?"
    - Merak etme, dedi Fuat. Selim'i sakinleştirmek için elini tutmuştu. "Sanırım bilmecenin cevabına yaklaşıyoruz Selim." diye ekledi.
    Bu sözler Selim'i az da olsa sakinleştirdi. Ama bir yıl boyunca uğruna harçlıklarını biriktirdikleri, gece gündüz hayallerini süsleyen gizemli ansiklopedinin sürprizlerle dolu dünyasına çok yaklaştıkları fikri, heyecanını bir kat daha artırmıştı Selim'in. Arif Amca ise tam korkusunu üzerinden atmaya çalışıyordu ki Fuat'ın sözüyle ansiklopedi sarsılmaya, bütün raflar titremeye başladı tekrar. "Dil", demişti Fuat. "İşte sihirli kelime..."
    - Dil mi?, diye şaşkın şaşkın baktı Selim. Cevabın bu kadar kolay ve basit olmasına inanmamış gibiydi. Fuat:
    - Evet, dedi. Bilmecedeki gibi tek heceli. İnsanın ağzında adeta açılan bir çekmece... Yukarıya kaldırdığımızda onu, kırmızı ve mor damarlar yok mu altında? Alı al, moru mor işte...
    Düşünceli bir şekilde devam etti konuşmaya:
    - Cevabı bulduk ama bu yeterli değil. Bir incelik daha olmalı. Gözden kaçırdığımız bir şeyler var. Ne acaba? Ha gayret Selim, bulacağız.
    Selim bir süre düşündükten sonra:
    - Ansiklopedi "bu nedir, bana sor" demiyor muydu?, dedi, meraklı gözlerle Fuat'a bakarken. "Bütün cevabı sen söylersen ansiklopediye bir şey kalmaz ki..."
    Gözlerini gizemli ansiklopediye sabitleyip uzun bir düşünmeden sonra:
    - Doğru, haklısın, dedi Fuat. Bütün cevabı biz söylersek ansiklopediye bir şey kalmaz. O zaman ne yapalım sence?
    - Hmm, diyerek başını kaşıdı Selim. Düşünürken yukarı raftaki kitaplara bakıyordu. Birden bir şey hatırlamış gibi:
    - Bilmediğimiz şeyleri ona sorabiliriz, dedi. Ansiklopediye yani.
    Fuat, düşünmeye devam ederken ekledi:
    - Ama bilmecede sorduğu şeyle ilgili sormalıyız, değil mi?
    Ansiklopedi yeniden sallandı. Fuat'ın sorusuna cevap veriyordu sanki gizemli ansiklopedi. Bu sefer eskisinden çok daha etkili olmuştu sarsıntı. Işıklar da daha güçlü bir şekilde titredi. Sanki elektrikler kesiliyormuş da sonra yeniden geliyormuş gibi oldu ortalık. Selim korkudan Fuat'ın eline sıkı sıkıya sarıldı yeniden. Dizleri titriyor, dişleri birbirine vuruyordu. Fakat Selim'in macerayı seven yanı korkusuna direnmesini ve sonuna kadar olacakları izlemesini söylüyordu ona. Merakla olacakları beklemeye karar verdi Selim.
    Fuat'ta ise en ufak bir korku izi yoktu. Cevapları düşünüyordu Fuat. Bir ansiklopedideki yüzlerce hatta binlerce cevabı... Bütün bu cevaplar, orada öylece duruyor olamazlardı. Tek başına bir cevap hiçbir anlam ifade etmezdi çünkü. Soru olmadan cevabın ne anlamı olabilirdi ki? Ya cevaplar... Sorular olmadan neye yararlardı? Önce soru sormalıydı ki cevap bulunabilsin. Bir insana "nasılsın?" diye sormadan "iyiyim" demesi nasıl anlamsızsa ansiklopedideki cevaplara da soruyu sormadan ulaşmak o kadar anlamsızdı. Düşünceli yüzüne tekrar eskiki neşeli ifade geldi Fuat'ın. Ansiklopediye bilmecenin cevabını sormaya karar verdi.
    "Sevgili ve gizemli ansiklopedi" diye sözlerine başladı Fuat ve devam etti:
    - Bir yıldır harçlıklarımızı senin için biriktiriyoruz. İçindeki gizemli dünyayı ben de, arkadaşım Selim de çok merak ediyoruz. Fakat öğrendik ki sayfaların arasında gezinmek için sorduğun bilmeceye cevap vermemiz gerekiyor. Düşündüm de, sorular olmadan cevapların, cevaplar olmadan da soruların tek başına bir anlamı pek yok. Sendeki cevapları öğrenmek için de galiba en başta bir sorumuzun olması gerekiyor. Bilmecenin cevabını tahmin etsem de cevap hakkında daha fazla bilgi istiyorum senden. Söyler misin, bilmecenin cevabı olan dil ne demek, nasıl çalışıyor, nasıl tad alıyoruz mesela? Bu ve bunun gibi soruların cevabını çok merak ediyorum. Anlatır mısın bize?
    Bu sözün üstüne sarsıntıların en büyüğü duyuldu. Gittikçe çoğalan bir uğultu kapladı ortalığı. Işıklar bir anda artmaya, ansiklopedinin içinden taşıp bütün kitabevini doldurmaya başladı sanki. Rüzgarı andıran bir esinti oldu ortalıkta. İşte yıllardır kapalı duran ansiklopedinin kapağı en sonunda açılmış, gizemli ansiklopedi, içindeki sürprizlerle dolu dünyaya yolculuk etmeyi isteyen bu iki çocuğu, yani Fuat ve Selim'i tıpkı bir elektrikli süpürge gibi içine çekmeye başlamıştı. Arif Amca'nın şaşkın gözleri önünde Selim, Fuat'ın elini sımsıkı tutuyor, Fuat da ansiklopedinin içine doğru hızla yol alıyordu.
     

Bu Sayfayı Paylaş