Anneliğe içgüdü yetmiyor

'Gebelik ve Annelik' forumunda NeslisH tarafından 8 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Anneliğe içgüdü yetmiyor konusu Hoşgeldin bebeğim

    Ağlayan bebeğini, sımsıkı göğsüne bastırarak yatıştırmaya çalışır. Belki bir ninni söyler, belki de onu kucağında yavaş yavaş sallar, kimbilir? Gecenin bir yarısı, bebeğini doyurabilmek için uykusundan seve seve fedakarlık yapar. Minik bebeğin her hareketini, dudaklarının arasından çıkan her sesi değerlendirir. Bebeğini ilk kez kucağına aldığı dakikadan itibaren o genç kadın bir ‘anne’dir. Ve bundan sonra bebeği, onun hayatını yönlendirecektir. Bu yazı dizimizde genç annelere rehber olmak istedik. Bebeğin doğumundan okul çağına kadar geçirdiği evreleri size aktaracağız.

    Tombulluğa dikkat

    Tüm dünyada tehlikeli bir gelişme gösteren şişmanlık sorununu ortadan kaldırmak için bebeklik döneminde önlem alınmalı. Her anne bebeğinin sağlıklı olması için elinden geleni yapar. Bu arada onu iyi beslemekle yükümlü olduğunu düşünür. Yapılan araştırmalar, anne sütüyle beslenen bebeklerin biberonla beslenenlerden daha ince yapılı ama çok daha sağlıklı olduğunu ortaya çıkardı. Tombul bebek belki hoşa gider ama bu durum onun sağlığı açısından endişe vericidir. Eğer bebek, ilk dört ay içinde fazla kilo alırsa, annenin bebeğini besleme konusunda hatalı davrandığına işarettir. Bebeğin, ilk aylardaki gelişmesi dikkatle izlenmeli.

    Doğumun ABC’si

    Bebeğin anne karnındaki misafirliği, hesapça dokuz ay on gün sürer. ‘Hesapça’ diyoruz çünkü, kadının hamile kaldığı tarihi kesin olarak saptaması zordur ve ayrıca bebek, anne karnında, dokuzuncu ayını tamamlamadan da dünyaya gelebilir. Bu arada çeşitli nedenlerle erken doğum yapmak da söz konusu olabilir. Normal koşullar altında, muhtemel doğum tarihinden haftalar önce, anne adayı artık bebeği için gerekli hazırlıkları tamamlar. Hastanede doğum yapılacaksa, anne adayı için bir bavul hazırlanmıştır. Bebeğin ilk gardırobu da eksiksiz hale getirilmiştir. Fakat doğumun habercisi sayılan ilk kasılmalar başladığı zaman, anne adayı kendini bir bilinmezler aleminde bulur. İlk kez anne olmaya hazırlanan kadının doğum sancıları saatlerce devam edebilir. Kasılmalar sıklaşıp şiddetini artırıncaya kadar anne adayının büyük bir sıkıntısı olmayabilir. Kasılmaların arası 2- 3 dakikaya inince, anne adayının sıkıntıları ve endişesi artar. Su kesesinin açılmasıyla birlikte, doğum fiilen başlamış sayılır.

    Dünyadaki ilk dakikalar

    Bebek, doğar doğmaz,doğumu gerçekleştiren doktor ya da ebe bebeği çarçabuk temizler ve bebeğin ilk tıbbi incelenmesi çabucak tamamlanır. Boyu ve kilosu ölçülür sonra bir battaniyeye sarılır. Son olarak hemşire mini mini bebeğin gözlerine antibiyotik içeren bir yağ damlatır. Böylece bebeğin gözlerinin enfeksiyon kapması engellenir. Bu işler de tamamlanınca, bebek annesinin kucağına verilir. Genç anne, hastanede kaldığı sürenin keyfini doya doya çıkarmalı. Eğer bebeğini anne sütüyle besliyorsa, belli saatlerde bebeğin ona getirilmesinin dışında yavrusunun bakımıyla ilgilenmek zorunda kalmaz.

    İyi ki annesiniz

    Anne olmanın özellikleri saymakla bitmez. Ama biz burada olaya bir başka açıdan bakmanızı tavsiye ediyoruz. Anne olmanın size sağlayacağı imkanlar arasında öyleleri var ki, belki de siz bunların farkında değilsiniz.

    Artık sesiniz güzel olmadığı için şarkı söylemekten kaçınmayacaksınız. Bebeğiniz sizden ninni bekler.

    Kendinizi gerçekten güçlü hissedeceksiniz. Bir bebek dünyaya getirdikten sonra fiziksel ve ruhsal bakımdan iyice güçleneceksiniz. Başka türlü bu yükün altından kalkamazsınız.

    Geceleri, uykuya yattığınız zaman eşinizle konuşmanızı gerektirecek pek çok konu olacak. Bebeğin o günkü marifetleri, ne kadar çabuk geliştiği, ne kadar akıllı olacağı gibi geleceğe dönük güzel hayalleri eşinizle paylaşacaksınız. Oysa önceleri eşinizle yastık sohbeti yapabileceğiniz bir konu bulamıyordunuz.

    Bebeğinizi ara sıra yüzükoyun yatırmayı ihmal etmeyin

    Ailenin yeni yöneticisi, minik bebeğin evine getirilmesiyle, anne ve baba için de hayatlarında yeni bir dönem başlamış olur. Bebeğin, uyku saatleri, beslenme saatleri ve temizlenme saatleri belirlenmiştir. Fakat her bebeğin robot bebek gibi bu saatlere uyum sağlamasını beklemek yanlış olur. Genç anne için bebeğin altının temizlenip değiştirilmesi, ayrı bir önem taşır. Annelerimiz, bizler için bez kullanmışlardı. Bugün ise, hazır bebek bezleri, anneleri çok büyük bir zahmetten kurtarıyor. Bebeğin altının her üç saatte bir ya da her beslenmeden sonra değiştirilmesi gerekir. Eğer bebeğin daha önce altını ıslattığı farkedilirse, süresi dolmadı diye altını değiştirmemek, sorun yaratır. Bebeğin hassas cildi, çişten etkilenir, yara olur. Bebeğin altını değiştirecek olan kişi, önceden ellerini ılık suyla yıkamalı. Bebeğin kirli bezini değiştirirken ayaklarını bitiştirip bileklerinden sıkıca tutmalı ve hafifçe yukarı kaldırarak bezi almalı. Bebeğin her gün, hiç değilse birkaç dakika, yatağında yüzükoyun yatırılması doğru olur. Bu uygulama, bebeği güçlendirir ve koordinasyonunu geliştirir. Bebeğin yatağında sırtüstü yatırılmasının pek çok yararı var ama zararlarını da gözardı etmemek gerekir. Bebek sürekli sırtüstü yatırılırsa, başının arkası düz olur, karnının hep yukarda olması da bebeğin vücudunun üst kısmındaki kasların gelişimini engeller. Bu nedenle, bebeğin her gün kısa bir süre için yüzükoyun yatırılmasında yarar var. Tabii bu sürede annesinin de yanında olması koşuluyla.
     

Bu Sayfayı Paylaş