Anne, Salça Değil mi....?

'Gebelik ve Annelik' forumunda Siraç tarafından 31 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Anne, Salça Değil mi....? konusu
    Anne, Salça Değil mi....?

    Yine değişen bir şey yok. Yine çocuklarımız tekmeleşiyor, yine çocuklarımız ellerine mikrofon niyetiyle aldıkları süpürge saplarına şarkılar söylüyor, gerdan kırıyor, dans ediyor,

    "... Benim çocukluğum, bir liraya sinema bileti, 25 kurusa iki top dondurma alınabilen günlerde geçti. O zamanlar televizyon yoktu, hafta içlerinde saat 15:00 de Arkası Yarın’ları dinler, hafta sonları da ailecek sinemaya giderdik.

    Büyüklerimiz çekirdeklerini çitlerken, biz yeteri kadar tutturabilmişsek alınan fruko-buzlarımızı büyük bir iştahla yalayıp beyaz perdenin düş dünyasında kaybederdik kendimizi. Bir tek annemizin her doğuş sahnesinde kulağımıza eğilip, "aslında gerçekten birbirlerine vurmuyorlar, sadece vuruyormuş gibi yapıyorlar" deyişleri, kanlı sahnelerde saklandığımız annemizin kolunun altından duyduğumuz "gerçekten kan değil, sadece salça" açıklamaları, bir de öpüşme sahnelerinde gözlerimizin üzerine kapanan annemizin gül kokulu elleri ve "bunlar çocuklara uygun sahneler değil" serzenişleri gerçeğe dondururdu bizi.

    Ucan Tekme Bruce Lee ve her an gözleri yaslı Türkan Soray ve Hülya Koçyiğit genç dünyalarımızın en büyük rol modelleriydi. Evcilik oyunlarımızda biz kızlar köyden sehire yeni gelmiş boyalı güzel kızın trajedilerini yeniden canlandırırken, erkek çocuklar cimlerin üzerinde birbirini tekmeler, parmaklarını hasımlarının gözlerinin içine sokmaya uğraşırdı...

    Bizler, Afrika'da çocukların açlıktan öldüğünden, insanların hala inançları, renkleri için savaştığından, grup tecavüzlerinden, intihar bombalarından habersiz büyüdük. Küçücük yaşamlarımızın en büyük korkusu gün batımından sonra hala sokaklarda oynuyorsak bizi kaçırıp dilencilere satabilecek olan bohçacı kadın, en büyük arzusu arkadasın bisikletiyle mahalle etrafında iki tur atmaktı.... "

    Bizlerin çocukluğundan beri çok şey değişti. Gelişen teknoloji ve yaygınlaşan habercilikle her an evimizin içinde şiddet, terör, uçakların çarptığı kuleler, çaresiz kalmış kan içindeki insanlar, açlıktan ölen bebekler, birbirine emensizce saldıran insanlar var.

    Bir de insanların en eski merakini gidermeye yönelik Birisi Bizi İzliyor adıyla insanların yatak odasına kadar giren kameralar, en detaylı öpüşme ve yatak sahneleri. Tüm bunlardan bunaldığımızda biraz neşelenmek için izlediklerimiz müzik esliğinde dans eden seksi kıyafetli sarkıcılar, gün değişimiyle beraber sevgili değiştiren futbol oyuncuları ve mankenler.


    Evlerimizin bas köselerine en kıdemli misafir olarak yerleştirdiğimiz büyük ekran televizyon setlerimiz, Pentium IV bilgisayarlarımız "CANIM SIKILIYOR ! " diyen çocuklarımızı basımızdan savmak için yolladığımız ucuz ve kolay bakıcılarımız. Bizler yoğun bir günün sonunda ayaklarımızı uzatıp dinlenirken, ya da ahbaplarımızla söyleşirken çocuklarımız yumruklasan zorbaları, bir yatağın içinde debelenen yabancıları seyrediyor, ya da en yeni ve en gerçekçi teknolojiyle uzaylı olduruyor..

    Yine değişen bir şey yok. Yine çocuklarımız tekmeleşiyor, yine çocuklarımız ellerine mikrofon niyetiyle aldıkları süpürge saplarına şarkılar söylüyor, gerdan kırıyor, dans ediyor, bir fırsatını bulduğunda öpüşmeyi deniyor. Çünkü bunları TV ve bilgisayar ekranlarında yapanlar alkışladığımız ya da umarsız kaldığımız kahramanlar. Peki çocuklarımıza neler öğretiyoruz?


    - Çocuklarımızı şiddete, korkuya.. veya, sekse "duyarsız" hale getiriyoruz.
    - Çocuklarımız şiddeti problem çözmenin kabul edilebilir bir çözüm yolu olarak görmeyi öğreniyor.
    - Çocuklarımız gördüklerini taklit edip vücutlarını kullanmanın sosyal belirginlik için gerekli olduğu sanısına kapılıyorlar.
    - Ve çocuklarımız belli karakterlerle kendilerini özdeşleştirip, onların popülaritesini kazanmaya çalışıyorlar.

    Pek çok ana-baba okuldan şikayetler gelmeye başladığında, çocukları uyumsuz ve kavgacı olarak tanımlandığında, bir başka çocuğun gözünü morarttığında ya da henüz rüştünü ispat etmemiş kızları evden kaçtığında, oğulları alkol ve uyuşturucu denediğinde çaresiz ve şaşkın.

    Çünkü, pek çok ana-baba "sadece salca", "hemen silahlara sarılmak yerine söyle bir çözüm yolu denenebilirdi" demek için ya da ellerini çocuklarının gözlerine kapayıp "bunları görmeni uygun görmüyorum" açıklaması için değillerdi onların yanında. Çocuklar sadece TV ve bilgisayar ekranlarından öğrendiklerini tekrarlıyorlar. Yanlarında tüm bunların ilgi çekmek ve para kazanmak amaçlı hileler olduğunu anlatan, onları hayal dünyasından gerçeğe çeken yetişkinlerin yokluğunda kendi yorumlarını yapıyorlar.


    Şiddetin gittikçe yaygınlaştığı, serbest seksin olağanlaştığı günümüzde çocuklarımızı korumak için neler yapabiliriz? Dünyada yaşananları değiştirmek, çocukları etraflarından tamamen izole etmek kontrolümüz dışında. Ancak, en azından evimizin bas kösesine davet ettiğimiz konuklarımızın kulaklarını biraz kısmakla, yarını yetişkinlerini parmak basılması gereken yerlerde uyarmakla başlayabiliriz ise.

    - Herşeyden önce anne-baba olarak izlediğiniz programlarla çocuklarınıza örnek olun. Şiddet, terör, uyuşturucu, seks içeren programları izlemeyi sizler yetişkin olarak reddeder ve sebeplerini çocuklarınıza açıklarsanız, isiniz oldukça kolaylaşır.

    - Çocuklarınızın izledikleri programları, oynadıkları oyunları filtreden geçirin. TV veya bilgisayar basında geçirilen zamana limit koyun.

    - Çocuklarınızla beraber TV seyredin, gerçek olanları "film icabı" olanlardan ayrımsayın, açıklayın. Şiddet sahnelerinin izleyicinin dikkatini çekmek için yapılan hilelerden oluştuğunu; söz gelimi üç yerinden kurşunlanan kişilerin kalkıp dövüşmeye devam edemeyeceğini, bunun çok acı veren hatta ölümle sonuçlanan bir yaralanma olduğunu anlatın...

    - Ayni şekilde sahnede şarki söyleyip dans etmenin dışardan bakıldığında çok kolay ve eğlenceli bir hayat sekli olduğu zannedilse de bu hayat tarzının her zaman mutluluk getirmediğini, bir çok zorlukları olduğunu açıklayın.


    - Çocuklarınızın hayal dünyalarını kısıtlamadan "gerçek" ve "evrensel doğruları" öğretin.

    - En önemlisi, çocuklarınızın sorularını cevaplamak için her an müsait olun.

    Psk. Nazan Alp

     

Bu Sayfayı Paylaş