Anne Bana O'nu Anlat !

'Çocuk ve İslamda Eğitim' forumunda Dine tarafından 19 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Anne Bana O'nu Anlat ! konusu
    Çocuk annesine dedi ki:
    "Allah nasıl bir şeydir? O'nu bana anlatır mısın, anne?"
    Anne çocuğunu kucakladı, öptü ve:
    "Bana sarıl, sıkıca sarıl yavrum" dedi
    Çocuk kollarını açarak annesine sıkıca sarıldı Anne:
    "Şimdi ne hissediyorsun yavrum?" diye sordu çocuğuna
    "Seni çok sevdiğimi hissediyorum, anne!"
    "Yavrum, işte Allah Celle Celaluhu da böyledir; O, sevilir, hissedilerek sevilir Sevgi, avuçta değil ki, onu başkalarına verelim"

    Çocuklukta, bir insanın ruh bahçesine sevgi tohumu ekilmemişse, o insanın hem kendisi mutsuz yaşayacak, hem de başkalarını mutsuz edecektir Eğitim, herkese kıvamınca sevgi dağıtmaktır Sevgi verdiğimiz insanları kendimize köle etmeye kalkışmamalıyız, çünkü sevgi toprak gibidir, tohumuna göre, ağaca dönüşür Yeryüzündeki tüm farklılıklar, Allah Celle Celaluhunun âyetlerinden birer âyettir, bu farklılıkları idrak etmek, kul bilincine ulaşmaktır Bu bilinci ancak sevgi doğurur Çünkü sevginin girdiği gönülden, kin, tasını tarağını toplar ve çıkar Sevmemekle aslında kendi zindanımızı oluşturmuş oluyoruz

    Yıllar önce, yaramaz mı yaramaz bir öğrencim vardı, İsmail Sınıfta herkesi döver, okulun eşyalarını kırar, nasihatlerimize "bana mısın" demezdi Bir gün, sınıftaki tüm çocuklara sordum:
    "Çocuklar, büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?" Herkesin cevabı farklıydı:
    "Doktor, öğretmen, mühendis…" Sıra İsmail'e gelmişti O zamana kadar yüzü hiç kızarmayan İsmail'in yüzü kızarmış, başı yere düşmüş ve titrek bir sesle:
    "Ben aşçı olmak istiyorum, öğretmenim!" deyişi var ki, hiç sevilmediği sınıftaki tüm arkadaşlarının ve benim gözlerimizi yaşartmıştı, bu cevabı Çünkü İsmail daha iki aylıkken, babaları bir cinayete kurban gitmiş, o yaşlı dede ve babaanne tarafından büyütülmüştü Annesi de İsmail'i beşikte bırakarak evlenmişti, bir başkasıyla ve uzak diyarlara gitmişti Hepimizin şaşkınlığı geçtikten sonra:
    "Neden İsmail, niçin aşçı olmak istiyorsun?" dedim Verdiği cevap onun da sınıfın da kurtuluşu olmuştu; çünkü İsmail, içindeki zehri boşaltmış ve rahatlamıştı
    "Ee, öğretmenim, şimdiye kadar bir sıcak çorba içemedim ki!" Ondan sonra bütün sınıf İsmail'e sevgi ve şefkatle yaklaştı; İsmail düzeldi Ve dediğini yaptı, aşçı oldu, şimdi mutlu bir hayat yaşıyor

    İnsan, fıtrat bahçesini dengede tutabilirse, nefis, o bahçeye gübre olur O bahçeyi dengede tutan İslâm'dır İslâm'sız ne sevgi olur, ne hayat Tebessümü sadaka olarak niteleyen bir dinin mensupları, hayatlarının tüm safhalarında tebessümü değil de, kin ve nefreti kuşanarak yola çıkıyorlarsa, karanlık uçurumlara doğru yuvarlanmaları kaçınılmaz olmaz mı?

    Hayatımızı yönlendiren sevginin sebepleri, türleri var mıdır? Gönüllerimizi yoklayalım:
    Her canlı önce kendi nefsini, zatını sever Kişinin kendi kendini sevmesi demek, varlığının devamını sağlaması demektir ki, bu tabi-î bir şeydir İnsan, varlığının devamını sevdiği gibi, varlığının kemalini de sever Nedir o? Vücudunun organları, evlad–ü iyalı, yakınları, malı–mülküdür
    Sevmenin ikinci nedeni, ihsandır, iyiliktir Çünkü "insan, ihsanın kuludur" Bununla ilgili olarak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin çok hoş bir duası vardır
    "Allah'ım, kötü insanın, kalbimin kendisini seveceği bir iyiliği bana yapmasını nasip etme" Evet, iyiliğe karşı sevgi, zorunlu olarak doğar ve bunu yok etmek çoğu zaman elimizde değildir
    Sevginin üçüncüsü, sevdiğini zatından ötürü sevmektir Yani herhangi bir iyiliğinden dolayı değil, zatından hoşlandığı için onu sevmektir Gerçek sevgi budur Güzeli tanımak da bir başka zevktir
    Mutlak sevginin Allah Celle Celaluhu olduğunu bilen insan, yalnızca O'nu sever Aslında O'nu sevmekle mahlûkunu da sevmiş olur Varlığa, kalbindeki Allah'ın nuruyla bakmayan insanın bakışından zehir damlar Mü'min ise, Allah'ın nuruyla baktığı için, onun bakışında öldürücülük yok, olduruculuk vardır

    Mecnun'un içinde bulunduğu bir topluluğa doğru, çirkin mi çirkin bir köpek gelmektedir Oradakiler, ellerine taşı alarak köpeği taşlamak isterler Mecnun birden ayağa fırlar ve:
    "Durun!" der "Umulur ki bu köpek Leyla'nın mahallesinden geliyordur, onu taşlamayın" Orada bulunanlar:
    "Leyla'nın mahallesinden geliyorsa, ne var bunda, köpek işte!" derler Mecnun:
    "Öyle demeyin, Leyla'nın gözü ona değmişse, bu köpek benim için çok mübarektir"
    Ten sevgisine düşenler şehvet kanında boğuldular da, can sevgisini kuşananlar, kanatlanıp sonsuzluğa uçtular
    Can dostu, hediye olarak Yusuf'a ayna götürmüştü Yusuf'a götürülecek en güzel hediye aynadan başka ne olabilirdi? Yusuf'u Yusuf'a sundu
    Can aynama düşendir, sevgili "Beni âlemlerim almadı, ama mü'min kulumun kalbi aldı" diyen Rabbimiz değil midir? Mü'min, Rabbini kalbinde taşıyan insan! Mü'mine bakarken gözün kamaşmıyor, gönlün ürpermiyorsa, sen aynanı kırmışsın

    Ebû Cehil, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de içinde bulunduğu bir topluluğa gelerek:
    "Sen ne çirkin adamsın, seni hiç sevmiyorum ya Muhammed!" der Resûlullah:
    "Doğru söylüyorsun ey İbni Hişam!" diye karşılık verir ona Biraz sonra Ebû Bekir (RA) gelir huzura:
    "Ya Resûl! Sen ne güzel insansın, seni çok seviyorum" demekten kendini alamaz Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem de:
    "Doğru söylüyorsun, ey Ebû Bekir" diye mukabelede bulunur O sırada orada bulunan ashab–ı kiram merakla:
    "Bu ne iştir ya Resûl! Her ikisine de aynı cevabı verdiniz" derler Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    "Evet! Ben sizin aynanızım, bana bakan, orada kendini görür" diyerek olayı aydınlatıverir

    Yarın herkes sevgilisiyle dirilecektir Düşünebiliyor muyuz, yanımızda kimler ve neler vardır? Gözünden ay damlatan, güneş doğuran, nice erler vardır Güneşi, avuçlarının içinde donduran mâna, aşk ehli yanımızdan süzülüp giderken, onu tanımamak ne büyük gaflettir
    Öyleyse canını uçur yücelere Bulutların üzerine yağmur olmadığını göreceksin, güneş sana hep gülecek

    Küçükken okuldan kaçıyordun, şimdi hayattan yani sevgiden kaçıyorsun Hayattan sonsuzluğa açılan çok kapı vardır Herkesin kapısı kendi sevgisince ve yeteneğincedir Yusuf dostu, Yusuf'a ayna götürmüş Hayatımızın, aynı zamanda aynamız olduğunu da biliyor muyuz? Yoksa senin aynanı, nefsinin nefesi buğulatmış mıdır? Bunun için mi göremiyorsun kendini?
    Ayna yalnızca gözü olana sunulur, ayna sadece güzellere verilir
    "Anne, bana sevgiyi anlat!" diyen çocuk, sen adam olacaksın!
     

Bu Sayfayı Paylaş