Anaxagore

'Düşünürler-Filozoflar' forumunda Dine tarafından 25 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Anaxagore konusu ANAXAGORE


    YAŞAM ÖYKÜSÜ


    Aristo’ ya göre, Empedocle’ den birkaç yıl önce, LXX. Olimpiyat içinde Klazomen kasabasında doğmuştur. Bu tarih yaklaşık olarak M.Ö. 500. yıla rastlar. 80 yaşında öldüğüne göre, M.Ö. 420'ye dek yaşamıştır. Aristokrat bir aileye mensuptu. Gerek servet ve gerek yetenek itibariyle, "Aydın zekâların dikkatini çekebilecek olan tek bilgi" saydığı astronomi ve felsefeyle uğraşabilecek bir durumdaydı. Bilemediğimiz bazı nedenlerle yirmi beş yaşındayken Atina'ya gelmiş, Pericles, Protagoras ve Euripides' in dostluğunu kazanmıştır. Bu sayededir ki, otuz yıl kadar Atina'da düşündüklerini serbestçe yaymaya muvaffak olmuştur. Siyasî hayata hiç karışmamış olmakla birlikte, şair Aristophanes'ın Bulutlar adlı eserinde anlattığı gibi, o vakitler Atina'da halkın seviyesi ve ruh hali, filozofların serbest düşüncelerine dayanabilecek kadar gelişmediğinden, kendisini göksel cisimlerin tanrılığını inkâr ve ayın toprak, güneşin akkor haline gelmiş bir taş parçası olduğunu savlamış olmakla suçlandırmışlardı. Bu yetmiyormuş gibi, bir de İran tarafını seçmiş olmakla sanık tutulmuş ve pek zalim bir kararla öldürülecekken Peridesin himayesiyle ve bir takım zor koşullar altında Lapsiki'ye sürülmüş (M.Ö, 434), orada halkın büyük sevgi ve saygıları içinde ölmüştür (428). Anaxagore, Peri Fuseos (Doğaya Dair) adlı bir eser yazmıştır.

    Atinalıların filozoflara karşı ilk esaslı taassup saldırganlığı Anaxagore'a yapılandır ki, bundan sonra, bir takım büyük fikir adamlarına saldırmak adet olacaktır. Anaxagore, yalnız doğum yeri bakımından İyonyah değildir; belki, hocaları bakımından da lyonyalıdır. Çiçeron, Strabon, Diogene Laerce, Semplisius, kendisinin Anaximene'e öğrencilik yaptığını anlatırlar. Fakat onu asıl İyonyah yapan, üzerinde çalıştığı konuların yönü ve doktrininin genel karakteridir. Zira o, ruhsal bir ilkeye kadar yükselmemişse de, daima duyulur (sensible), âlemin zihinli oluşunu açıklama gayesini gütmüştür ve kendisine 'Üstün Fizikçi' adı takılmıştır. Anaxagore'un dış âlemle uğraşmayı sevmesi, Eflatun'u, onun hakkında Sokrat ağzından birtakım yersiz ve haksız kınamalarda bulunmaya sevk etmiştir. Fedakâr, yüksek ve karşılık beklemez bir kişiliğe sahip olan bu filozof, Lapsiki'de bir okul açmıştır ki, ölümünden sonra bu okuldaki yerini, Atinalı Archelaus'un aldığı sanılmaktadır. Felsefeyi Atina'ya ilk getiren Anaxagore, Favorinus'un tanıklığına göre, Homeros'un şiirlerini alegorik ve ahlaksal bir anlamda açıklamıştır. Bu işi ilk kez, Anaxagore yapmış, sonra bu şiirlerde görülen tanrılar ve diğer ruhsal varlıkların bir takım sembol ve benzetmelerden başka bir şey olmadıklarını ileri sürerek yorumlayan Lapsiki’li Metrodore ve arkadaşı Megarya'h Theogenes olmuştur. Plutarque onun Pericles'e halkı metanetle yönetmek sanatını öğrettiğini ve böylece politika ile de uğraştığını savlamaktadır. Nihayet Eflatun da onun, zihnin nitelikleriyle kanunları üzerinde fazla çalıştığını anlatmaktadır; bazı önemli parçalarına sahip olduğumuz Peri Fuseos, fizik hakkındaki düşüncelerini göstermekle birlikte, diğer bazı sorunlar üzerinde de düşündüğünü göstermektedir.

    Alıntı.
     

Bu Sayfayı Paylaş