Anavarza Efsanesi

'Masallar-Hikayeler-Destanlar' forumunda Dine tarafından 18 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Anavarza Efsanesi konusu
    [​IMG]





    Anavarza Efsanesi



    Yöre: Adana

    Vaktiyle Anavarza yiğit insanların ve güzel kızların yaşadığı büyük bir şehirmiş. Kent ve kale dıştan gelecek tehlikeye karşı koyabilecek durumdaymış. O zamanlarda şehirde yaşayan taş ustaları taştan oymalarla evleri ve meydanları süsler insana şaşkınlık verecek hayranlık duyulası eserler yaratırlarmış.

    Gündüzleri halk kentten çıkar tarlada-bayırda işini görür akşam olduğunda ise kente geri dönermiş. Kentin dışı derin hendeklerle ve yüksek duvarlarla çevriliymiş. Kentin kapısındaki asma köprüden başka içeri girebilecek hiçbir yer yokmuş.

    Halk bu güzel kentte huzur içinde yaşarmış. Akşamları her ev kahkahayla dolarmış ağıtlar şarkı diye söylenirmiş. Halk mutluymuş günler böyle gelir geçermiş.

    Anavarza Kralı’nın gökyüzünde parıldayan Ay'a; "Sen doğma ben doğayım."

    Birgün Sis Kralı'nın elçisi Anavarza Kralı'na gelmiş ve "Ulu Sis Kralı adına yüce Anavarza Kral'ına saygılarımı sunarım." demiş. Kral "Söyle bakalım ne diler kralın bizden?" deyince de elçi:
    - Kralım kızınızı oğluna ister demiş.
    - Yaa öyle mi?
    - Evet yüce kralım.
    - Ya istediğini kabul etmezsem?
    - Ulu kralım bunu da düşünmüştür. Kızınızı oğluna vermezseniz krallığınıza savaş açacağını bildirmekle de görevli bulunuyorum.
    - Savaş diler demek?
    - Hayır... Ama...
    - Sis Kralına söyle bu işi düşünmemiz gerekir...

    Sis Kralı'nın elçisi böyle diyerek gitmiş gitmesine de dert geldi mi üst üste gelirmiş. Sis Kralı’nın elçisi gidince bu defada Misis Kralı’nın elçisi kapıya dayanmış. O da kızını Misis Kralı’nın oğluna istemeye gelmiş. O da aynı istek ve tehditlerde bulunmuş.

    Anavarza Kralı çok halim-selim iyi yürekli bir insanmış. Ne yapacağına karar verememiş ve kara düşüncelere dalmış.Bakmış ki durum çok çetin gittikçe de karmaşık bir hal alıyor... Kızını bu krallardın hangisinin oğluna verse diğeri yine kendi halkına savaş açacak. Belki de ülkesi elden gidecek. Hiçbirine vermezse bu defa da iki ülke halkı ile savaşmak zorunda kalınacak diye düşünüp durmuş.

    Kız babasının haline çok üzülmüş. Kara düşüncelere dalan babasına "Olur mu ey benim Kral babam ben senin kızın değil miyim? Bana derdini niçin açmazsın?" diye kahırlanmış. Kral "Kızım güvercin topuklu yavrum demiş. Çok haklısın. Bilmem ki ne etsem. Sis Kralı elçi göndermiş oğluna seni ister. Misis Kralı da elçi göndermiş. O da oğluna seni ister. Vermezsem savaş açılacak hangisine tamam desem yine de olacağı bu. Ne yapmalı bilemedim!" demiş.

    Kızı gülmüş ve "Ondan kolay ne var babacığım!" demiş. "Şeytan bile çözemez bu düğümü kızım." demiş kral. Kızı da; "Kral babam bundan kolay bir şey yok! Dersen ki onlara 'ben kızım veririm veririm ama bir şartım var. Anavarza’nın suyu az. Buraya bol suyu önce kim getirirse onun oğluna kızımı veririm...' Onlara öyle söyleyin siz. Gerisine karışmayın."

    "Bak işte bunu hiç düşünmemiştim. O zaman savaşsız çözeriz bu işi" demiş kral. "Elbette babacığım. Halkımız rahat huzur içinde yaşıyor. Onların benim yüzümden acılara katlanmalarını ölmelerini istemem hiç." demiş kızı.

    Böylece aradan günler geçmiş. Her iki kralın elçileri Anavarza Kralı’nın kararını öğrenmek üzere Anavarza’ya gelmişler. Kral onlara kızının önerdiği çözümü söylemiş: "Anavarza’ya bol suyu ilk getireninin oğluna kızımı vereceğim. Kararımı krallarınıza böyle iletiniz."

    Elçiler bu kararı hemen kendi krallarına iletmişler. Bunun üzerine Sis Kralı yukarıdan Misis Kralı da aşağıdan başlamış su yolunu yapmaya. Sis Kralı su yolunu yontma taşlardan çok güzel sağlam biçimde yaptırmaya uğraşırmış. Bu yüzden işi gecikirmiş.

    Misis Kralı da kerpiçten yaparmış su yolunu. Bu yüzden Misislilerin su yolu çabuk ilerlemiş.

    Günler geçmiş yollar ilerlemiş sonunda aşağıdan Misislilerin suyolu görünmüş. Sislilerden bir haber yok. Misislilerin suyolunun kente yaklaşmakta olduğunu gören kızı almış bir üzüntü. Meğer içten içe yiğitliğini duyduğu Sis Kralı’nın oğlunu seviyormuş. Ona adamlar göndermiş: "İyiye kötüye bakma. Elini çabuk tut su yolunu bir an önce bitir!" demiş.

    Ama taş yol bu. Peynir değil ki; doğrana. Çamur değil ki; sıvana. Sonunda Misislilerin yolu bitmiş. Su gelmiş kentin kapısına dayanmış. Dayanmış dayanmasına ama kız buna dayanamamış. Sevmediği biriyle evlendirilmektense canına kıymaya karar vermiş ve kendisini kayalıklardan aşağıya atmış.

    Derler ki; Anavarza o günden sonra bir daha şenlik nedir bilmemiş. Neşe dolu kahkahalar kentin evlerinden bir daha hiç yükselmemiş...

    diyen dünya güzeli bir kızı varmış. Bu kız akıllı mı akıllı güzel mi güzelmiş. Gel gör ki günlerden birgün bu kız yüzünden kentin huzuru kaçmış kralın o gülen yüzü kızarmış kaşları çatılmış.
     

Bu Sayfayı Paylaş