Anaksimandros (Anaximandros) Kimdir?

'Düşünürler-Filozoflar' forumunda Asi_isyankar tarafından 9 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Anaksimandros (Anaximandros) Kimdir? konusu Anaksimandros (Anaximandros) Kimdir?

    İlk filozoflardan ikincisi Anaximandros’tur. O da Miletli. Thales’ten sonraki kuşaktan. Onun öğrencisi, sonra da ardılı (halefi) olmuş. Güneş saatini bulduğu, ilk haritayı çizdiği söylenir. “Peri physeos= Doğa üzerine”adlı bir yapıtı varmış. Bu konuda bu adla yazılmış ilk yapıtmış bu.

    Anaximandros da Thales gibi, arkhe sorunu üzerinde durmuştur. O da var olanların kökeninin, anamaddenin ne olduğunu soruyor. Ona göre ilkmaddenin sonsuz, tükenmez olması gerekir, çünkü ilk- madde sonsuz yaratmasında sınırsız ve tükenmez olduğunu gösteriyor.Sonsuz kavramını ilkin açık olarak belirleyip, bunu maddeye yükleyen Anaximandros olmuştur. Ancak, Anaximandros anamaddeye yalnız sonsuzluk niteliğini yüklemekle kalmıyor, daha da ileri gidiyor: İlk –madde yalnız sonsuz değildir, sonsuz olandır da; çünkü ona, daha yakın olan başka bir belirlenim yüklenemez. Thales ilk maddeyi su ile, demek ki belli, bilinen bir madde ile bir tutmuştu. Anaximandros’a göre ise, bunu yapamayız, çünkü her belli, belirli şey sonlu ve sınırlıdır da, yani karşıtı ile sınırlanmıştır: Sıcak soğuk ile, sıvı olan katı olanla, aydınlık karanlıkla, vb. sınırlanmıştır. Her belli olan, dolayısıyla sonlu ve sınırlı olan şey, meydana gelmiş olan bir şeydir–sıcak soğuktan, sıvı katıdan oluşur– ve yeniden karşıtına döner. Böylece, birbirinin karşıtı olan şeylerden biri,öteki karşısında zaman zaman ağır basar; bu da bunların içinden çıktıkları sonsuz anamadde içinde yeniden arınmalarına kadar sürer.

    Apeiron anlayışından Anaximandros çok özgün bir doğa görüşü geliştirmiştir: Apeiron’dan önce sıcak ile soğuk oluşmuştur. Sıcak, başlangıçta soğuk ve karanlık olanı (biçimlendirmekte olan yeri) bir alev küresi olarak bir kabuk gibi sarmıştı. Soğuk’tan iki karşıt: katı ile sıvı doğmuştur. Sıvı’dan,yeri çevreleyen alev küresinin sıcaklığı yüzünden, buğular yükselip alev küresini halkalara, ateşle dolu olan hava tekerleklerine bölmüşlerdir.Bu tekerlekler de birtakım deliklerin – güneş, ay – alevler saçarlar. Böylece hava(buğu) ile ateşin birleşmesinden gök meydana gelmiştir.Yer tepsi biçiminde değil, bir silindir, yuvarlak bir sütün biçimindedir ve boşlukta serbest olarak durur; gök de yerin etrafında döner.

    Anaximandros’un bu açıklamalarından açıkça şunu görüyoruz[​IMG]oğal karşılaştığımız çeşitli ve karmaşık olayları, burada tek, yalın bir temele bağlamak denemesi yapılmaktadır. Anaximandros’u tam bir düşünür yapan da budur; bu yalınlaştırıcı açıklama denemesi, onun gerçekteki çokluğu düşüncede bir birliğe bağlamak istemesidir.

    KAYNAK

    Felsefe Tarihi; Prof. Macit Gökberk; Remzi Kitabevi; Felsefenin Öyküsü; Bryan Mageee; Dost Kitabevi

    Ek Bilgiler

    Thales’ten sonra Yunan dünyasının ve Batı felsefesinin en önemli filozoflarından biri Anaxsimandros’dur. Anaximandros, Thales’in öğrencisi ve arkadaşıdır. Anaximandros’un iki temel sorusu vardır; birincisi o da Thales gibi evrenin ana maddesini soruyor; ikincisi bu ana maddeden evrenin nasıl meydana geldiği sorusu. Anaximandros astronomiden geometriye, biyolojiye, coğrafyaya, zelzelenin oluşumuna, canlıların meydana gelişine kadar hemen hemen akla gelebilecek her konuda kitaplar yazmış ve ayrıca Batı dünyasındaki ilk dünya haritasını çizmiştir. Bazı doğa olaylarını,bugün bilinene yakın bir isabetle açıklayabilmiştir. Mesela zelzelenin, dünyanın içindeki boşluklardan kaynaklandığını öne sürmüştür; zaman içinde alttaki topraklar boşlukları dolduruyor ve üstteki topraklar sarsılıyor. Bugün zelzele açıklaması aşağı yukarı buna benzer biçimde yapılmaktadır.

    Anaximandros için evrenin ana maddesi Aperion. Aperion sınırsız, belirsiz demektir. Aperion mekanca sınırsız ve her türlü nesnenin içinde kaynaşmış olarak bulduğu, tükenmez bir kaynaktır. Diğer bir özelliği belirsiz olmasıdır, yani algımıza konu olmayacak kadar niteliksizdir. Anaximandros Aperion kavramıyla, nesnelerin görünüşleri ile gerçekleri arasında bir ayrım ortaya koymuş olur. Algı dünyasının ötesinde bir takım varlıkların olduğunu kabul eder. İşte bu Platon’un idealarına giden yoldur, bu yolu Anaximandros’un Aperion’u açmıştır.

    Anaximandros’a göre başlangıçta Aperion vardı ve bu madde birden bire girdap gibi dönmeye başladı ve bu dönme sırasında bir takım ayrışmalar meydana geldi. İlk ayrışmada sıcak ve soğuk ortaya çıktı. Yunanlıların gözünde uzun bir süre nitelikler, nesnelerle karıştırıldı. Yunanlı için sıcak ve soğuk maddedir, modern düşüncede ise sıcak ve soğuk madde değil, bir nesne veya maddenin özelliğidir.

    Anaximandros’un görüşünde iç içe geçmiş durumda iki küre bulunuyor. Soğuk madde ortada, merkezde, sıcak madde ise soğuk maddenin çevresinde. Sıcak soğuğu ısıtmaya başlıyor, ısıtma aşamasında soğuk maddenin bir kısmı buharlaşıp hava ve bulutları oluşturuyor. Geriye kalan kısmı da küçülüp toprağı, balçığı meydana getiriyor. Toprak iyice kuruyunca taşlar, kayalar, yeryüzü oluşuyor. Kurumadan kalan kısım deniz oluyor. Yeryüzü evrenin merkezinde desteksiz, merkezkaç kuvveti ile duran bir silindir olarak düşünülmüştür.

    Ateş hava ile temasından kabuklanıyor. Havanın üzerinde, havadan bağımsız bir küre daha oluşuyor; ateş küresi. Bu ateş küresinin üzerinde bazı delikler meydana geliyor, bunlar sabit yıldızları oluşturuyor. Daha sonra ateşin bir kısmıyla kürenin içinde bir daire ortaya çıkıyor, bu dairenin içinde beş delik var. Bu beş delik beş gezegeni (Mars, Merkür; Satürn, Uranüs, Jupiter ) gösteriyor. Bunun içinde bir başka halka ve halkanın üzerinde bir delik, güneş var. Bunun içinde bir halka ve üzerinde bir delik daha bulunuyor; bu tek delik de Ay’ı meydana getiriyor.

    Anaximandros’un en önemli özelliği, evreni saf akla dayandırarak açıklaması. Gökyüzü ve evreni geometrik bir modelle açıklıyor. Ortaya koyduğu en büyük problem belirsiz bir nesneden belirli olana nasıl geçildiği.

    Ek Bilgiler 2

    Anaximander Miletos da Sokrates öncesi dönemde yaşamış Yunalı bir filozoftur. Thales'in öğrencisidir. Aynı zamanda tarihsel kaynaklara göre öğretilerini kaleme almış ilk filozoftur ve eseri Grek dilinde düzyazı olarak kaleme alınmış ilk kitaptır. Ancak yazdıklarından sadece bir cümle günümüze ulaşmıştır. Onun buluşlarıyla ilgili birincil kayıtlar sonraki yazarların bize aktardıklarıdır. (Söz konusu tek cümlede su ve ateş gibi tözlerin ortaya çıkışı, haksızlıkların cezalandırdığı insan toplumundan elde edilen mecazlarla betimlenir. Örneğin ne sıcak nede soğuk süreklidir, ikisi de aralarındaki dengeyi korumak için ödün verirler.) O hem bir doğa filozofu hem de bir doğa araştırıcısıdır. Her iki alanda da çığır açmıştır. Bilime önderlik yapan ve evrene farklı gözle bakıp inceleyen ilk kişidir. Birçok kişi tarafından astronominin kurucusu sayılır ve ilk kez kozmoloji yada dünya üzerinde sistematik felsefe görüşü geliştiren filozoftur. Felsefeye ‘arkhe’ terimini de ilk o getirmiştir.

    Aperion, Sonsuzluk

    Miletos’lu diğer iki filozof gibi onun da temel sorunu, ilkenin (arkhe) özü sorunudur. Anaksimandros arkhe kavramıyla duygusal verili olanı aşarak hedefi belli olan bir yönde metafizik bir kavrama doğru ilk adımı atmaktadır. Arkhe olarak niçin ‘sonsuz’u (Apeiron) seçtiğini de bilmektedir. Çünkü sırf böyle bir kavram yaşam sürecinin sonsuza kadar devamını güven altına alabilir. Ona göre doğmak birmiş olmaktır,ölmek her şeyin ilkesine dönmektir ve dünyanın tanıdığı yada tanıyacağı bütün varlıklar sosuz sayıda olmuş ve olacaklardır. Anaksimandros sonsuz’u nitel yönden homojen ama hala belirsiz bir madde yığını olarak düşünüyordu. Sonsuz kavramıyla sonsuz (sınırsız) maddeyi kastettiği zaman, bununla sırf madde ile gücün henüz birbirinden ayrılmadığını anlatmak istiyordu. Bu Dünyada olup bitenler Anaksimandros'a göre asla sona ermeyen harekete dayanmaktadır. Bu hareket ilkenin özüne ait olduğuna göre,ilke de özü vasıtasıyla olup bitenleri kavranabilir duruma getirecektir. Önemli başka bir adımı da, ilkenin evrensel süreçteki etkisini tek tek tasarlama ve ancak ondan sonra kavranabilir duruma getirme denemsidir.

    Evren Bilimi

    Evren'in sırf gözleme ve rasyonel düşünmeye dayalı meydana geliş öyküsünü ilk kez tasarlayan dünyamızın bir 'evren' yani planlı bir şekilde düzenlenmiş bir bütün olduğunu ilk kez o ifade etmiştir. Anaksimandros’un mitolojiyi kullanmadan evreni açıklamaya çalışması onu bu konuda kendinden önce yazan yazarlardan (Hesiodos) ayırır. Tarihe en büyük katkısı evren hakkında ve hayat hakkında yazdıklarıdır. Bu yüzden ‘evren’in babası’ olarak adlandırılır .Aynı zamanda astronomiyi de o icat etmiştir. Bilinen dünyanın bir haritasını çizmiştir. Ussal çıkarımlara önem veren bir düşünür olduğundan simetriye ağırlık vermiştir. Sıcakla soğuğun önceden beri var olan doğuruşu nesnesi kozmosun meydana gelişinde ayrılmış ve bundan yeryüzü çevresindeki havayı bir ağacın kabuğu gibi saran bir alev kümesi meydana gelmiş, bu küre parçalanıp da bir takım daireler halinde toplandığı zaman güneş, ay ve yıldızlar onun yerini almışlar. Güneş'in çizdiği daire dünyanın 27 misli,ayınki de 19 misli imiş, en yukarıda güneş sonra ay en aşağıda yıldızlar çemberi bulunuyormuş. Onun kuramındaki yenilik yerin şu ya da bu biçimde göklerde bir yerlerde asılı olduğu ya da bir yerden destek aldığı biçimindeki eski kanıyı reddetmesidir. Ona göre yeryüzü şekil bakımından silindir biçiminde, ve yüksekliği genişliğinin üçte biri kadardır. İki düz yüzeyden biri üzerinde biz yürüyoruz, öteki bunun karşısında bulunuyor ve yer evrenin merkezinde desteksiz bir konumda durmaktadır;çünkü herhangi bir yönde hareket etmesi için bir neden yoktur, bundan dolayı da hareketsizdir.

    Meteorolojik Düşünceler

    Bu ilk fizikçiyi öncelikle ilgilendiren konu meteora yani gökyüzündeki nesnelerdi. Meteora'yı ve depremi fizik yönünden ilk o açıklamıştır. Gök haritalarını çıkarırken geometriden ve matematiksel orandan yararlanmıştır. Gnomon’u (gök ölçüsü),ilk o bulmuş ve güneş saatinin yanına dikmiştir. Ayrıca ilk haritayı çizen bir 'sphaere' yani gökküresi planlayıp gerçekleştiren de yine o dur. Ama özellikle yeryüzünün boşlukta durduğunu keşfetmesi ve bunu matematiksel yönden açıklaması o gün için duyulmamış bir varsayımdır.
     

Bu Sayfayı Paylaş