( Amin ) ne demektir ?

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda Dine tarafından 29 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    ( Amin ) ne demektir ? konusu ( Amin ) ne demektir ?


    Amin. Esmâ-i efâldir. “Kabul et” manasınadır. “Ey Allahım! Dualarımızı kabul et” manasınadır. Veya “Ya Rabbiî (böyle) yap” demektir.

    Âmin (kelimesi) iki sakinin bir araya toplanmaması için, (”nerede” manasına; bir istifham edatı olan) ve (nasıl manasına olan) gibi fetha üzerine mebnidir.

    (Yani irabı herhangi bir âmin sebebiyle değişmez. îrab kabul etmez. Harekesi her halde fethadır, demektir. Eğer burada harfi üstün olmasaydı, iki sakin içtima edecekti. Ye ve nun harfleri sakin olacaktı» o zaman okumak mümkün olmazdı).

    Âmin (kelimesi bütün âlimlerin) ittifakı ile Kur’an-ı ke-rim’den değildir. Çünkü, asıl mushafta yazılmamıştır. Sahabe (r.a.), tabiîn ve onlardan sonra gelen âlimlerden onun Kur’ân’dan olduğuna dair bir rivayet nakil olunmadı.

    Lâkin, okuyan kişinin Fâtiha-i şerîfeden sonra ondan ayrı olarak (Fatiha süresiyle arasına fasıla vererek), Âmin demesi sünnettir. Bu mevzuda Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri şöyle buyurdular:

    “Bana Cibril Aleyhisselâm, Fatiha sûresinin okumasını bitirdiğimde bana “âmin” demeyi öğretti ve: (Fatiha sûresinden sonra) Âmin demek sanki kitabı hatmetmek gibidir, buyurdu.”

    Bu hadis-i şerifi Hazreti Ali (r.a.) riyâyet etti ve açıklamasında şöyle buyurdu:

    “Âmin, Cenâb-ı Allah’ın mührüdür. Onunla kulunun duasını mühürleyip tasdik etmektedir.” Hazreti Ali (r.a.) tefsir ettiler. Mühür, mühürlenen şeye herhangi bir şeyin müdâhalesine ve orada tasarrufda bulunmasına mani olur. Âmin (duası da) kulun duasına hıyanetin girmesine manidir.

    Veheb (r.h.) şöyle buyurdu: ” Ondan ( Âmİn’in) her harfinden bir Melek yaratılır. Ve Melekler: “Allahım! Âmin diyeni mağfiret et, günahlarını bağışla” diye dua ederler.

    Hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri şöyle buyurdular: “Dua eden ve Âmin diyen kişi (duanın feyiz ve bereketinde” “ortakdırlar.” Bu manada Cenâb-ı Allah, şöyle buyurdu:

    -”Peki,” buyurdu. “Duanız kabul olundu. Siz yine istikamette devam edin ve kendini bilmeyenlerin meslekine uymayın.

    “imam deyince, siz “âmin” söyleyin. Çünkü melekler de bunu söylerler. Kimin âmin (söylemesi) meleklerin âminine muvafık olursa (denk gelirse) onun geçmiş günahları bağışlanır.”

    Bunun sırrı Veheb (hazretlerinin) sözünde geçtiği gibidir. (Yani âminin her harfinden bir melek’in yaratılması ve âmin diyene dua etmeleridir).

    Amma (hadisi-i şerîfte geçen) muvaffakiyet (yani denklik), zamanda muvafık olması (gerekir) denildi. (Bir rivâyetde) ihlasta (meleklerin ihlasına) uygun olması lâzımdır, denildi ve bir teveccühdür.

    (İmam ‘’Amin’’ dediğinde, âmin diyen meleklerin hangi melekler olduğunda ihtilaf olundu. Hafaza melekleridir, denildi. Başka meleklerdir, denildi. Bu görüşü şu mübarek hadis-i şerîf desteklemektedir:

    “Okuyan kişi, dediği zaman, arkasındakiler, âmin derler. Âmiin diyen kişinin sözü, semâ ehlinin sözüne muvafık olursa, geçmiş günahları bağışlanır.”

    Aslında; âmin diyenler, “hafaza ve semâ ehli meleklerdir” denilerek her iki görüşün arasını birleştirmek mümkündür.
    Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi – 1.cilt
     

Bu Sayfayı Paylaş