Amasya Hakkında Bilgi

'Amasya Tanıtımı' forumunda =FiRaRi tarafından 14 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Amasya Hakkında Bilgi konusu Amasya Genel Bilgi



    [​IMG]Karadeniz Bölgesi’nin orta bölümünde, Yeşilırmak nehrinin doğu-batı doğrultusunda ve bu nehrin iki kıyısında yer almaktadır. Amasya, kuzeyden Samsun, batıdan Çorum, doğu ve güneyden Yozgat, güneydoğu’dan Tokat illeri ile çevrilidir.

    Yüzölçümü 5690 km2, denizden yüksekliği 392 m.dir. Nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 365.231'dir.

    Şehrin asıl yerleşim ve gelişim alanı Yeşilırmak'ın güney kıyısındadır. Yeşilırmak tarafından ikiye ayrılan mahalleler nehir üzerindeki 7 köprü ile birbirine bağlanır. Dar bir vadide kurulmuş olmasından dolayı önemli bir şehirdir. Bu konumundan dolayı da kuruluşundan bu yana, her dönemde aynı yerde kalmıştır.

    Yeşilırmak, Amasya ovasından çıkıp, Ferhat Boğazından geçtikten sonra âdeta saklı bir vadiye girmektedir. Amasya, vadi yamaçlarına doğru gelişmiştir, ancak elverişsiz konumu nedeniyle yamaçlardan fazla yükselmeye olanak bulunmamış, bu da şehrin Yeşilırrmak vadisi boyunca doğu-batı doğrultusunda uzunlamasına yayılma göstermesine neden olmuştur.

    [​IMG]Günümüzde şehir bir vadide saklı konumunu korumakta ve Anadolu’da "V" şekilli bir vadi tabanında kurulmuş tek büyük şehir olarak varlığını devam ettirmektedir. Yeşilırmağın kuzey kıyısında kale kalıntıları, kral mezarları ile Yeşilırmak arasında yerleşim alanı dar olduğundan, yerleşme ince bir şerit oluşturmaktadır.

    İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Buğday ve arpa gibi tahılların yanı sıra şekerpancarı, tütün, kenevir, başta elma olmak üzere çeşitli sebze ve meyveler yetiştirilmektedir. Ayrıca küçük ölçüde mera hayvancılığı yapılır.

    1950'lere kadar küçük sanayinin bulunduğu ilde hızlı bir gelişim sürecine girilmiştir. 1954'te kurulan Amasya Şeker Fabrikasını sonraki yıllarda tarım ürünlerini işleyen meyve suyu üreten fabrikalar izlemiştir.

    Amasya'nın ismi İlk Çağlarda Grekçe olarak Amaseia sözcüğünden gelmiştir. Sonraki yıllarda Türkler bu ismi Amasya olarak değiştirmiştir. Tarihi çağlarda Amasya hakkında en iyi bilgileri coğrafyacı Strabon vermiştir. Strabon'a göre şehri Amazonlardan Amasis kurmuş, bu yüzden de Amaseia olarak tanınmıştır.

    [​IMG]İlk kuruluş yeri günümüzdeki kalenin olduğu tepe olara kabul edilir. Amaseia’nın tam olarak nerede ve kimler tarafından kurulduğu hakkında kesin bir bulguya rastlanılmamakla birlikte, yapılan Arkeolojik araştırmalara göre; Amesia’nın tarihinin M.Ö.5500’lere kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Amaseia’dan günümüze ulaşan eser ise; Yeşilırmak’ın kuzeyindeki dağın eteklerinde bulunan Akrapolis ve büyük bir kısmı daha sonradan bir çok kez onarılan surlardır.

    Bölgede Yapılan arkeolojik araştırmalar, Amasya'nın çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Suluova çevresindeki kazılarda höyüklerden çıkarılan çanak, çömlek ve savaş aletleri, Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde (M.Ö. 5500-3500) Amasya'nın bir yerleşim merkezi olduğunu ortaya koymaktadır. Tokat-Amasya sınırları yakınlarında yapılan kazılarda Bronz Çağına ait vazolar ele geçirilmiştir.

    Anadolu'da M.Ö. 1900-1200 yılları arasında hüküm süren Hititler, MÖ.XIV.yüzyılın sonlarında buraya "hakmiş" ismini vermişlerdir. Bu yerleşim merkezi, Amasya'da kurulan şehir kültürünün de başlangıcı olmuştur. Hitit devleti MÖ.1200'lerde Friglerin akınları sonucunda yıkılmıştır. Anadolu'da, Amasya'yı da içine alan bir devlet kuran Friglerin egemenliği 500 yıl sürmüştür. Kısa bir süre için Amasya'ya hakim olan Kimmerler'in yerini (M.Ö. 650) Lidyalılar almış, Lidya'lılar ile Persler arasında yapılan savaştan (M.Ö. 585) sonra, Amasya Perslerin egemenliği altına girmiştir. Uzun bir süre Pers satrabı tarafından yönetilen Amasya daha sonra I. Mitridat tarafından kurulan Pers-Pontus devleti egemenliğine girmiştir.

    [​IMG]Batıdan Anadolu'ya ilerleyen Romalılar, Kapadokyalılar ile Galatlar'ı birleştirip Pers-Pontus Krallığı üzerine sürdüler. Ancak VI. Mitridat zamanında durum değişmiş ve Romalılar M.Ö. 123'te bütün güçlerini geri çekmek zorunda kaldılar. Böylece "Mitridat Savaşları" olarak bilinen mücadelelerde Romalılar Anadolu'da en büyük yenilgilerini aldılar. Mitridat Romalıların saldırılarına daha fazla dayanamamış ve M.Ö. 70 yılında Roma Generali Lukullus Amasya'yı ele geçirmiştir. Amasya yaklaşık 400 yıl boyunca Roma egemenliğinde kalmıştır. Roma İmparatorluğunun M.S. 395'te ikiye bölünmesiyle, Amasya'nın yönetimi Doğu Roma'ya (Bizans)geçmiştir. Bundan sonra dini yönden beş patrikliğe bölünen Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğunun, patriklik merkezlerinden biri de Amasya olmuştur.

    Amasya, MS.VIII. yüzyıldan sonra Araplar ile Bizanslılar arasında sürekli olarak el değiştirmiştir. 1071 yılında Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Romen Diogenes, tahttan indirildiğini Amasya'da öğrenmiştir. Bundan sonra da Alparslan'ın komutanlarından Danişmend Ahmed Gazi tarafından ele geçirilerek Selçuk yönetimine sokulmuştur (1075). Haçlı seferlerinin Amasya'ya yönelmesi üzerine Anadolu selçukluları ile kuvvetlerini birleştiren Danişmentliler Haçlıları Merzifon Ovasında yenilgiye uğratmışlardır. Bundan sonra Selçuklu hükümdarı Sultan Mesut, Danişmentli emirler arasında çıkan anlaşmazlıklardan yararlanarak 1143'te Amasya'yı onlardan almış ve Anadolu selçuklularının başkenti yapmıştır.1199 yılında ise Haçlı orduları Amasya'ya gelmiş ve şehirde büyük tahribatlar yapmışlardır. Bundan sonra Amasya'da babai İsyanları baş göstermiş, 1243'te Moğolların batıya doğru ilerlemeleri üzerine Kösedağ'da yapılan savaşı Selçuklular kaybetmiştir.

    [​IMG]Moğolların Erzincan'a kadar ilerlemesi üzerine Amasya'da yapılan bir antlaşma sonunda Anadolu'nun yönetimi Moğollara geçmiş, Amasya valiliği de Emir Seyfettin Torumtay'a verilmiştir. Moğol İmparatorunun 1258'de ölümü üzerine, imparatorluk toprakları üzerinde dört büyük devlet kurulmuştur. Bu devletlerden İlhanlılar Anadolu'yu işgal etmiş, Amasya'daki hakimiyetleri de 1335'e kadar sürmüştür. Bundan sonraki 8 yıl boyunca Amasya çeşitli yerel beyliklerin egemenliği altında kalmıştır. İlhanlıların Anadolu Valisi Aladdin Eretna 1341'de bağımsızlığını ilan etmiş ve Eretna Devletini kurmuştur. Bu devletin sınırları içinde yer alan Amasya, daha sonra bir kaç defa el değiştirmiştir.

    1360 yılında Amasya valisi olan Şadgeldi Paşa, Eretna'ya olan bağlılığını bozarak Amasya Beyliği'ni kurmuştur. Şadgeldi Paşa, kuvvetli rakibi Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin'i ortadan kaldırmak için 1382'de giriştiği Kazova Savaşı'nda ölmüştür. Bu savaştan sonra Kadı Burhaneddin Amasya toprakları üzerinde hak iddia etmeye başlamıştır. Bölgedeki diğer beyler de Amasya'yı ele geçirmek isteyince, Amasya Beyliğini yönetenler Osmanlı Devleti'nin himayesine girmeyi önermişlerdir.

    [​IMG]Osmanlı Hükümdarı Sultan Murad bu öneriyi kabul etmiş ve Şehzadesi Yıldırım Bayezid'i Amasya'ya vali olarak göndermiştir. Böylece Amasya Beyliği, Osmanlı Devleti'nin bir eyaleti, Yıldırım Beyazıt da bu eyaletin ilk valisi olmuştur.

    Sultan Murad'ın ölümü üzerine padişah olan Yıldırım Bayezid, Timur tehlikesine karşılık, oğlu Çelebi Mehmet'i Amasya Valisi yapmıştır. Yıldırım Beyazıt'ın 1402'de Timur'a yenilmesinden sonra Amasya'nın önde gelenleri Çelebi Mehmet'i tekrar şehre davet etmişlerdir. Çelebi Mehmet'in 1413'te Osmanlı hükümdarı olmasından sonra oğlu Şehzade Murat'ı Amasya'ya vali olarak atamıştır. Ankara valisi Yörgüç Paşa da devlet işlerini yürütmek için, Amasya'ya davet edilmiştir. Şehzade II. Murat'ın padişah olmasından sonra, büyük şehzadesi Çelebi Ahmet Amasya'ya vali olarak atanmış(1435), ancak valiliği uzun sürmemiş, 1438'de ölünce yerine Şehzade Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) vali olarak atanmıştır. Şehzade Mehmet aynı yıl Manisa'ya vali atanınca yerine de II. Murad'ın en büyük şehzadesi Alaeddin getirilmiştir. Fakat Alaeddin, kendisini çekemeyenler tarafından 18 yaşında boğdurulunca bu kez, II. Bayezid 1454 tarihinde Amasya'ya vali olmuştur.

    [​IMG]II. Bayezid döneminde Amasya tam bir bilim ve sanat merkezi haline gelmiştir. öyle ki şehirde, bir kadın şairin (Mihri Hatun) yetişmesine olanak tanıyacak bir kültür ortamı vardır. II. Bayezid, Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine Osmanlı Devleti'nin 8. padişahı olunca büyük oğlu Şehzade Ahmet Amasya'ya vali olmuş 1481 - 1512 yılları arasında bu şehirde valilik yapmıştır. Şehzade Ahmet edebiyata ve musıkiye düşkün olduğu için Şeyh Hamdullah gibi bir çok sanatçı Amasya'da toplanmıştır.

    İranlıların Anadolu'da oluşturduğu tehlike karşısında, onlarla savaşmak yerine, babasının ölümü üzerine padişah olmak üzere Amasya'yı terk etmiştir. Oysa bu sırada Yavuz Sultan Selim Osmanlı tahtına geçmiştir. Bunun üzerine Şehzade Ahmet de Amasya'ya dönerek bağımsızlığını ilan etmiş, adına hutbe okutmuştur. Ardından 1513 yılında Amasya'dan ayrılarak, Yenişehir'de Sultan Selim ile savaşır ve yenilerek öldürülür. Yavuz Sultan Selim, Çaldıran zaferinden sonra 1515 yılının kışını Amasya'da geçirir. 1516 yılında da Mısır seferine çıkar. Fakat, ağabeyinin oğlu Murad ve taraftarları bu sırada Amasya ve bölgesinde Celali isyanlarını çıkarırlar. Bölgedeki huzursuzluklar yüzünden Rum eyaletinin merkezi Amasya'dan Sivas'a kaydırılır.

    [​IMG]Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Mustafa 1538'de Amasya'ya vali olmuş ve bu görevi 1553'e kadar yürütmüştür. Düzenlenen bir tertip sonucunda Konya'da öldürülmüştür. Bu duruma çok üzülen Amasya halkı ve ileri gelenleri Kanuni'ye gücenmişlerdir. Kanuni Sultan Süleyman 1554 yılında Amasya'ya gelir ve 6 ay burada kalır. Amasyalılardaki bu üzüntüyü gidermek amacıyla bir yıllık vergiyi affeder, tımarlı sipahileri terhis eder. Bu arada da bir çok diplomatik faaliyetlerde bulunur, çeşitli ülkelerin elçilerini kabul eder.

    1555 Haziran'ında şehirden ayrılır. Kanuni Sultan Süleyman'ın büyük oğlu Şehzade Bayezid Amasya'ya vali olarak atanır. Fakat babasıyla ters düşmesi ve kardeşiyle taht mücadelesine girmesi ve bu mücadeleyi kaybetmesi sonucu 1559'da İran'a kaçar. Bu olaydan sonra Amasya ve civarında bir çok isyan hareketi görülür. Bu hareketler Amasya'da hem maddi hem de manevi bir çok zarara yol açar. Ancak, 1919 yılına kadar Amasya'da bunlardan başka önemli bir olay olmamıştır.

    Osmanlı Devletinin 30 Ekim 1918 tarihinde Mondoros Mütarekesini imzalaması üzerine itilaf devletleri Anadolu'yu paylaşmak üzere harekete geçmişler, İngilizler, Fransızlar ve İtalyan'lar çeşitli şehirleri işgal etmeye başlamışlardı.Mustafa Kemal Paşa 16 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak, 12 Haziran 1919'da Amasya'ya gelmiştir. Amasya'yı daha güvenli bulduğundan Anadolu ve Trakya'daki birçok askeri ve mülki idarecilerle ilişkilerini yürütmüştür. 22 Haziran 1919'da yayınladığı Amasya Tamimi ile Milli Mücadelesi'nin ilk adımını atmıştır.

    [​IMG]Amasya Cumhuriyetin ilanından sonra 20 Nisan 1924'te il olmuştur. Amasya'da ünlü tarihçiler de çıkmıştır. Bunların başında Strabon ile Aşık Paşazade gelmektedir.

    Amasya, tarihi eser yönünden son derece zengin bir ildir. Bunların başında Sultan Beyazıt Cami ve Medresesi (1482-1486), Beyazıt Paşa Camisi (1914), Burmalı Minare Camisi (1237-1247), Gökmedrese Camisi (1266-1267), Sultan Mesut Türbesi, Halife Gazi Türbesi, Yürgüç Paşa Camisi, Bimarhane (Şifahane) (1308-1309), Torumtay Türbesi (1278), Yakup Paşa Medrese ve Tekkesi (Amasya Çilehanesi) (1413), Bülbül Hatun camisi (1310) ve Taş Han gelmektedir. Bu yapılar arasında Bimarhane İlhanlılar döneminde yapılmış olup, akıl hastalarının müzikle tedavi edildiği bir şifahanedir. Ayrıca Yeşilırmak üzerindeki Alçak Köprü Helenistik dönemden kalmıştır (MÖ.300-MS.20), bunun yanı sıra Meydan, Maydanos, Hükümet (Helkis) ve Kuş (Künç) köprüleri Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılmış köprülerdir. Amasya Kalesi, Merdivenli Kaya Tüneli, Kral Mezarları ve Aynalı Mağara, başta Hazeranlar Konağı olmak üzere Amasya evleri diğer önemli tarihi eserleri arasındadır.
     
  2. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Gezgin Gözüyle

    [​IMG]
    Amasya Evleri: Amasya evleri, genellikle yan yana, sırt sırta ve bitişik nizam yapılmış; konutlar haremlik ve selamlık olarak düzenlenmiştir. Evler daha çok bodrum üzeri tek ve iki katlı olup; birinci ve ikinci kat üzeri "sahniş - sahn-ı şirin"li (üç tarafı pencereli, çıkma tarzı cumba) olanlarına da rastlanmaktadır.

    Evlerin çoğu avlulu ve bahçelidir. Bahçe, haremlik ve selamlık arasında kalmakta, burada ocak ve su kuyusu bulunmaktadır. İkinci katları çoğunlukla cumbalıdır. Bununla, hem ev planında simetri sağlanmış, hem de daha fazla yer kazanılması hedeflenmiştir. Özellikle Yalıboyu'nda, Roma Dönemi sur duvarları üzerine yapılmış olan konutlarda, Yeşilırmak'a bakan güney yöndeki evler, "eliböğründe"lerle (ahşap evlerin çıkmalarına destek için yerleştirilen çapraz payanda) desteklenerek dışarıya taşırılmış, böylece daha geniş iç mekan elde edilmiştir. 1915 yangını, 1939 depremi ve zaman zaman meydana gelen sel felaketleri, ahşap konutları olumsuz etkilemiştir. Hatuniye Mahallesi bu olumsuzluklardan en az etkilenmiş olan bölgedir.
    AMASYA KALESİ:
    [​IMG]Amasya il merkezinin kuzeyini kaplayan Harşena Dağı üzerindedir. Harşena Kalesi adıyla da bilinir. Amasya Kalesi'nin kurulduğu kaya kütlesi, denizden 700m, Yeşilırmak'tan ise 300m yüksekte bulunmaktadır. Arap Bizans Dönemi Mezar Lahiti Bu Bizans dönemine ait yüksek kabartma mezar lahiti, Merzifon'da bulunmuştur. Lahit üzerindeki kitabede, "Saygı ve Merhamet duygularıyla yaklaşanlar Tanrı'dan iyilik görsünler. Ancak kötü niyetle yaklaşanlar ve mezarı ele geçirmeye çalışanlar veya başka bir kötülük yapanlar için, bu dünya basılmaz, denizler aşılmaz olsun. Çocuklarının ve karısının hayrını görmesin, rızkı azalsın" cümlelerine yer almaktadır. tarihçilerine göre kaleyi ilk defa Kumandan Karsan veya Harsana yaptırdığı için Harşana / Harşena ismini almış olabileceği söylenmektedir. Batılı tarihçilere göre ise Kale, Pontus kralı Mitridates tarafından yaptırılmıştır.

    Amasya Kalesi, askeri çalkantılar içinde de sık sık el değiştirmiş ve tahrip olmuştur. Pers Hakimiyeti ile Roma, Pontus ve Bizans hakimiyetlerinde de defalarca saldırılara maruz kalan Amasya Kalesi, yüzyıllar içinde yıkılmış ve tekrar tekrar inşa edilmiştir. Roma ve Pontuslular arasında kanlı geçen çarpışmalar sırasında önemli oranda tahrip gören Harşena Kalesi 1075’te Türklerin Amasya’yı fethetmesiyle birlikte önemli oranda onarım görmüştür. 18. yüzyıla kadar kullanılan Kale, bu yüzyıldan sonra askeri önemini kaybetmiştir. Günümüz Amasya şehrinin kuzey bölümünü kaplayan kale, aşağıdan yukarıya doğru üç bölümden meydana gelir.

    Hatuniye Mahallesi (İçeri Şehir) Kızlar Sarayı Yukarı Kale (Harşena Kalesi) Hatuniye Mahallesi (İçeri Şehir) Yeşilırmak Nehri kıyısı boyunca, İstasyon Köprüsü ile Hükümet köprüsü arasında uzanan yaklaşık 800 metrelik bir alanı kaplar. Yeşilırmak'ın kuzey kenarlarından hemen yükselen antik sur duvarları üzerinde Amasya evleri, hamamlar ve camiler inşa edilmiştir. Aşağı Kale olarak da adlandırılan bu bölüme Alçak Köprü'den, İstasyon Köprüsü'nden, Sultan Bayezid Camii karşısında bulunan Mağdenüs Köprüsü'nden ve Hükümet Köprüsü'nden girilebilir. Kızlar Sarayı, demiryolu vasıtasıyla Hatuniye Mahallesi'nden ayrılmış durumdadır. Buraya ulaşmak için, Hatuniye Mahallesi'ndeki demiryolu alt geçidinden girilerek yukarı çıkılır. Yukarı Kale (Harşena Kalesi): Bu bölüme çıkmak için İhsaniye Mahallesi'ndeki yol kullanılır. Kale kapısına kadar özel araçla gitmek mümkündür, buradan sonra yaya olarak kale gezilebilir.

    İÇ KALE Enderun Kalesi olarak da bilinir. Sarayın bulunduğu teraslar güzel ve temiz bir görünümdeki destek duvarlarından başka bir şey kalmamıştır. Kanuni Amasya'da iken burada olan gezgin Dernscwam'a göre, saray 16. yy.'a kadar kullanılmıştır. Dernscwam, sarayın dış bölümünün taştan, iç kısmının tuğla ve ahşaptan olduğunu, Osmanlı ordusunun çadırlarının burada bulunduğunu anlatır. Bu iç kaleyi, Pontus Kralı Mitridates M.Ö. 250 dolaylarında yaptırmıştır. 1146'da iç kaleyi onartan Selçuklu Sultanı I. Mesud Amasya'yı merkez yapıp İç Kale'de cami, medrese, hamam ve saray yaptırmış, ölünceye kadar da burada oturmuştur.


    CİLANBOLU KUYUSU:
    Amasya kalesinde çok sayıda dehliz ve su kuyuları bulunmaktadır. Bu kuyuların en ünlüsü Cilanbolu diye isimlendirilen yerdir. Cilanbolu kuyusu, Harşena kalesinin orta yerinde, büyük kapının hizasında bulunan yüksek yerde, güneyden kuzeye doğru gider. Yüz elli kadar basamakla aşağıya inilir. Daha aşağılarda tahribat sonucu merdivenler kaybolmuştur. Kuyunun girişi geniş ve yuvarlaktır. Önce kagir olarak başlayan kuyu, daha aşağılarda kayaların oyulması biçiminde devam etmektedir.


    KIZLAR SARAYI:
    İç kalenin üzerinde bulunan mağaraların altındadır. Sinop mutasarrıfı (valisi) İsfendiyar Bey'in torunu Doğrak Hatun Amasya'ya geldiği zaman, Selçuk Sarayına girmeyince, Kızlar Sarayı yaptırılmıştır. Bu sarayın yapımından sonra İsfendiyar beyleri, çevrede yaptıkları fetih ve savunmalarda Amasya'yı bir üs gibi kullanmışlar ve Kızlar Sarayında ikamet etmişlerdir. Kızlar Sarayı, 150 yıldan uzun bir süre Osmanlı şehzadelerine, hatunlarına ve valilerine mekan olmuştur. 1852 yılına kadar faal bir biçimde hizmet vermiştir. Bu tarihten sonra Amasya âyânına terk edilmiştir. Daha sonra tamamen harap olmuştur.


    KRAL KAYA MEZARLARI:
    Harşena Dağı'nın güneye bakan eteklerindeki kalker kayalara oyularak yapılmışlardır. Strabon bu mezarların Pontus krallarına ait olduğunu belirtmektedir. Bu mezarlardan Yeşilırmak vadisinde irili ufaklı on sekiz tane bulunduğundan, bölge Krallar Vadisi olarak da bilinir. Bu yapılardan sadece Aynalı Mağara'nın neden yapıldığı kesin olarak bilinmektedir.
    [​IMG]Kral Kaya Mezarlarının en büyüğü, galeri ve merdivenlerle çıkılan, batı yönündeki en son mezardır. Bu mağaranın yüksekliği 15m, genişliği 8m, derinliği ise 6m'dir. Mezar odasına girişi, diğer mezarlardaki kapılardan daha yüksektir. "Büyük Kral Mezarı" olarak da adlandırılan mağara, cephe itibariyle pek çok tahribata uğramıştır. Kızlarsarayı üzerinde yer alan üçlü kral mezarı birbirine çok yakın oyulmuştur. Bu yakın oyulmadan dolayı, ortada kalan mezarın yan bölümleri tahrip edilmiştir. Bu tesadüfi bir tahripten çok, bilinçli yapılan bir harekete benzemektedir. En solda yer alan mezar, ortadaki mezar sahibini gölgede bırakmak amacıyla ön plana çıkarılmıştır.

    Kızlarsarayı'nın alt kısmında ve Demiryolu tünelinin hemen üzerinde bulunan mezar da, diğerleri gibi, ana blok kaya oyularak yapılmıştır. Ama onlardan farklı olarak, etrafı oyulmamıştır. Ayrıca mezar odasına çıkmayı kolaylaştıracak taş merdivenler de yapılmamıştır. Mezar odasının sağ ve sol kenarlarında yapılan sütunlar daha sonra kırılmıştır. Mağaraların bütününde gördüğümüz kapaksız, 2-3 metre arasında değişen yükseklikte, kapıya benzeyen girişler, bu beş mağaranın da ortak özelliğidir. Mağaralarının etrafı geniş biçimde boş bırakılmasının amacı da, bazı mezarların tavaf edilmesi, bazılarında da kayalardan sızan suların hava ile temasını sağlamak dolayısıyla mezar odasının korunmasıdır. Kral Kaya Mezarları tarihin kargaşalı dönemlerinde hapishane ve cezalandırma mekanı olarak da kullanılmışlardı. Örneğin VI. Mitridat, kendisi ile yapılan barış görüşmelerinde zorluk çıkaran Romalı elçileri, Demiryolu geçidinin hemen üzerinde yer alan mezara hapsetmiştir.


    DARÜŞŞİFA - BİMARHANE:
    Darüşşifa denilen binalar, Selçuklu ve Osmanlı döneminde hastaları iyileştirme amacıyla inşa edilmiş yapılardır. Amasya'da bulunan Darüşşifa'yı (Bimarhane) diğerlerinden ayıran en önemli özellik, bütün dünyada, akıl hastalarının müzik ve su sesiyle iyileştirildiği ilk yer olmasıdır. İlhanlı hükümdarı Sultan Muhammed [​IMG]Olcaytuğ'un hanımı İlduz hatun için yapılan Darüşşifa'nın inşaatına 1308 yılında başlamış ve bina 1309 yılında tamamlanmıştır.

    Amasya Darüşşifası, günümüzdeki, hastanesi olan tıp fakültelerine benziyordu. Yani bir yandan öğrencilere tıp bilgileri veriliyor, diğer yandan da hastalar tedavi ediliyordu. 1386 yılında doğan ve Amasyalı bir hekim olan Sabuncuoğlu Şerefeddin, burada 14 yıl hekimlik yapmıştır. "Cerrahiye-i al Haniye" adlı bir minyatürlerle süslü bir kitap yazmış, bu kitabı bizzat Fatih Sultan Mehmet'e sunmuştur.

    Bina Klasik Selçuklu eserlerinin özelliklerini taşımaktadır. Zengin süslemeli bir ana girişi vardır. Kapı kemerlerinin kilit taşında, ilk defa rastlanan bir motif olarak, bağdaş kurmuş bir insan figürü işlenmiştir. Ana girişin sağ ve solunda birbirinin aynı iki pencere bulunur. Bimarhane Tanzimat'la beraber önemini yitirmiş, önce ipekböceği kozacılarının yeri, sonra da Amasya esnafının deposu olarak kullanılmıştır. 1939 depreminde harap duruma gelmiş, 1945 yılında dış cephesi kısmen onarım görmüştür. Son olarak da 1992 yılında restorasyon çalışmalarına başlanmış, bu çalışmalar 1997'de sona ermiştir. 1999 yılından itibaren de Belediye Konservatuarına devredilmiştir. Halen Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Tasavvuf Müziği alanlarında çalışmalar yapılmakta, çeşitli enstrümanlar için kurslar düzenlenmektedir.


    SULTAN II. BAYEZİD KULLİYESİ:
    Amasya valisi Şehzade Ahmed gözetiminde, 1482-1486 yıları arasında, babası II. Bayezid adına yaptırılmıştır. Cami,medrese, imaret, şadırvan ve çeşmeden meydana gelmektedir. Caminin mimarı Şemseddin Ahmed'dir, İki büyük kubbe ile örtülü olan caminin mihrap, minber ve taç kapısı beyaz mermerden özenli bir biçimde yapılmıştır. Eser, Osmanlı mimarisinin tipik örneklerinden biridir. Bayezid Amasya'da valilik yaparken, Cem Sultan'ın saltanatı ele geçirme çabalarından haberdar olur. Şehzade'nin huzursuz olduğunu gören Amasya'nın ileri gelenlerinden bazıları, saltanata kendisinin geçeceğini müjdeler ve Amasya'ya cami, medrese ve imarethane inşasını rica ederler.

    [​IMG]Sultan Bayezid bundan çok duygulanır ve tahta çıkışının hemen ardından istenen yapıları Amasya'ya inşa ettirir. Dört tarafı da kagir (taş ve tuğladan yapılmış) bir duvar ile çevrili olan külliyenin avlusunu çevreleyen surda, ikisi güneyde, ikisi kuzeyde, birer tane de doğu ve batıda olmak üzere toplam altı kapı bulunmaktadır.

    Külliyenin kuzey tarafı tamamen ırmağa bakmaktadır. Bahçede, 400-500 yıllık anıt ağaçlar bulunmaktadır. Külliyeyi çevreleyen 120 x 160 m boyutlarındaki avlu içinde, ortada cami, caminin sağ (batı) tarafında büyük bir medrese, sol (doğu) tarafında bir imarethane ve kiler vardır.

    Avlunun güneydoğu köşesinde türbe (II.Bayezid'in şehzadesi Ahmed'in oğlu Osman Çelebi), kuzey ve güneydoğusunda birer şadırvan, caminin kuzeybatısında da muvakkithane bulunmaktadır.


    CAMİ:
    Ters T plan tipiyle yapılmış olan caminin iç ölçüleri 29.97m x 30.53m; dış ölçüleri ise 45.44 x 42.95m'dir. Caminin ana mekanı, kıble ekseni üzerinde, birbirinden büyük bir kemerle ayrılan, kare biçimli iki bölümden oluşur. Bunların üstü birer kubbeyle örtülüdür. Binanın sağ, sol ve cümle (ana) kapıları olmak üzere üç girişi vardır.
    [​IMG]MEDRESE: Avlunun batı duvarına bitişik olarak inşa edilmiş olan medresenin yapım tarihi 1486'dır. Sultaniye olarak da bilinen II. Bayezid Medresesi 1922'den beri Amasya İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

    Evliya Çelebi, 17. yy'da Amasyada bulunan 10 medreseden en süslü ve en bakımlısının Sultaniye Medresesi olduğunu söyler. Bina "U" planında inşa edilmiştir. Binanın doğu, batı ve kuzey cephelerinde, talebe hücreleri sıralanmıştır. Dershane, binanın güney tarafında yer alır ve yayvan bir kubbe ile örtülmektedir. Medrese avlusunun ortasında bir şadırvan bulunur.


    İMARET VE TABHANE (MİSAFİRHANE):
    İmaret ve tabhaneler, fakirlere, yoksullara ve yolculara bedava yemek verildiği ve korunup barındırıldığı yerlerdir. Evliya Çelebi II. Bayezid Külliyesi'nin imarethanesinde her gün fakirlere bol ve kusursuz yemeklerin verildiğini yazar.

    Bina "L" plan tipinde inşa edilmiştir. Dış ölçüleri, 42,05 ve 41,35m'dir. Bütün bina köfeki taşından yapılmıştır. "OKUMUN DÜŞTÜĞÜ YERE CAMİ..." İSultan II: Bayzezid, Amasya'da valiliği sırasında hat hocası ve sevdiği arkadaşı Şey Hamdullah Efendi ile Meşk Kayası'nda sohbet ederken "Bir gün tahta geçer isem, Amasya'ya cami yaptırmayı arzu ediyorum" der ve Şeyh Hamdullah'a, şehrin neresine bir cami yaptırmanın daha doğru olacağını sorar. Şeyh Hamdullah yayını gerip bırakır: "Okumun düştüğü yer daha uygundur" der. II. Bayezid 1481'de tahta geçer ve bir yıl sonra da Şeyh Hamdullah'a verdiği sözü yerine getirir.


    [​IMG]HAZERANLAR KONAĞI
    Hatuniye Mahallesi, Yeşilırmak sahil şeridinde, Roma Dönemi sur duvarları üzerinde yer alır. 19. yüzyıl sivil mimarlık örneği yapılar arasında özel bir yeri ve önemi olan Hazeranlar Konağı, 1976 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce satın alınmış ve aynı Genel Müdürlükçe restore edilmiştir. 1984 yılında etnografik eserlerin sergilendiği bir "Müze-Ev" olarak ziyarete açılmış, 1998 yılında tekrar restorasyona alınmıştır. Müze 12 Haziran 2001 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.

    KONAĞIN TARİHÇESİ Konağın yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir, fakat ünlü şair Ziya Paşa'nın Amasya Mutasarrıflığı sırasında Defterdarlık görevi yapan Hasan Talat Bey tarafından 1865 yılında yaptırıldığı düşünülmektedir.

    Konağın adı, Talat Beyin kızı olan ve uzun süre konağın sahibi olan Hazeran Hanımdan gelmektedir. Konak 1976 yılında kamulaştırılmıştır; bugün de 2/A Kentsel Sit alanı statüsündedir.
    [​IMG]KONAĞIN MİMARİSİ: Konak, geleneksel Osmanlı sivil mimarisinin örneklerini bünyesinde barındıran, Kastamonu, Kula ve Safranbolu evleri ile benzerlik gösterir. Yapı, kuzey-güney yönünde, bodrum katı dahil üç katlı, açık avlulu, iki ana girişli, işlevsel olarak Haremlik ve Selamlı olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Dışarıya kapalı olan avlunun batı duvarında büyük bir ocak vardır. Yine avlunun ortasında yöre mimarisine özgü bir su kuyusu bulunmaktadır.

    Binanın bodrum katı bir zamanlar ahır olarak kullanılmıştır. Şimdi ise Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak düzenlenmiştir ve faaliyetlerini sürdürmektedir. Konağın bu bölümü, M.S: II. yüzyılda moloz taşlardan yapılmış olan, 3 m kalınlığındaki sur duvarlarına oturtulmuştur.

    Bina, ahşap kalaslara bindirme tekniği kullanılarak, 5 adet ahşap direkle Yeşilırmak yönünde dışa taşırılmıştır. Böylece yapının kullanım alanı genişletilmiştir. Konutun doğu cephesi hariç tüm cephelerinde cumbalar vardır. Hazeranlar konağı, "Orta Sofa Plan" uygulamasının önemli eserlerinden biridir. Bu plan tipi genellikle İstanbul'daki 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı evlerinde kullanılmıştır.


    KONAK GEZİ PLANI: Gişeden sonra, sağda bulunan kiler bölümü ahşap merdivenlerden çıkıldıktan sonra selamlık girişine ulaşılır. Burada bulunan merdivenlerle üst kat selamlık holüne geçilir. Selamlık bölümünde yer alan Oturma Odası, Anı Odası ve Baş Oda gezildikten sonra çift kanatlı ahşap kapıdan konağın üst kat haremlik bölümüne girilir. Sağ tarafta Mabeyn Odası, üst kat Orta Sofa ve bu kısmın etrafında yer almakta olan Mabeyn Yatak Odası, Hizmetçi Odası, Çeyiz Odası ve eyvanlar gezilir. Daha sonra üst kat eyvanında yer alan iki taraflı merdivenlerle alt kat haremlik bölümüne inilir. Bu bölümün hemen sağında Mabeyn Oturma Odası (Keçeli Oda) ve yatak Odası, alt kat güney eyvanı, Oturma Odası (Yemek Odası), doğu eyvanı ve mutfak gezildikten sonra Konak ziyareti tamamlanır. Konak avlusundan konutun bodrum katında yer alan Devlet Güzel Sanatlar Galerisine geçilir. Burada sergi salonu gezildikten sonra, güney batıdaki kapıdan merdivenlerle Yeşilırmak kenarında bulunan bahçeye inilir.


    [​IMG]GÖKMEDRESE: Selçuklu Dönemi eseridir. 1266-12677 yıllarında, o sıralar Amasya valisi olan Şerafeddin Torumtay tarafından yaptırılmıştır. Bu nedenle Troumtay Camii olarak da bilinir.

    Caminin doğu duvarına bitişik olarak yaptırılan türbenin, turkuaz rengi, mavi çini ve sırlı tuğlalarından dolayı "Gökmedrese" adını almıştır. Bu türbe dikkate alınmadığı takdirde, Gökmedrese'nin dikdörtgen bir planı olduğu görülür. Dış mekanı kalın, masif duvarlarla kaplıdır. Ana giriş kapısının iki yanında bulunan pencereler ve camiinin doğu yönündeki dört pencere vasıtasıyla aydınlanmaktadır.

    Aslında bina, medreseden çok, Selçuklulara özgü ulu cami tipindedir. Ağaç oymacılığının en güzel örneklerinden biri olan cami kapısı şu anda Amasya Müzesi'nde sergilenmektedir. Cami içi 15 bölümden oluşur. Hemen her bölümün üzerinde kubbe ve tonoz (bir mimari örtü elemanı) vardır. Ortada yer alan kubbe ise en büyüğüdür. Yapıda tam bir simetri hakimdir.


    AMASYA MÜZESİ: Amasya ve çevresinde bulunan yirmi bini aşkın eser Amasya müzesinde sergilenmektedir. Hititlerden Romalılara, Selçukludan Osmanlı'ya kadar bir çok medeniyete ait eselerin sergilendiği Amasya Müzesini daha yakından tanıyalım. Fırtına Tanrısı Teşup (M.Ö. 1400-1200) 1962 yılında Doğantepe yakınlarında bulunan ve Arkeoloji Literatürüne “Hitit Fırtına Tanrısı Teşup” olarak geçen Hitit Tanrı Heykelciği. Bronzdan döküm tekniği ile yapılmış olan heykelcik, 21.5 cm boyunda ve 1340 gr. ağırlığındadır. Hitit imparatorluk dönemi kaya kabartmalarında yer alan tanrı tasvirleri ile, özellikle de Boğazköy Yazılıkaya Açıkhava Tapınağındaki tanrı kabartmalarıyla benzerlik gösterir.

    [​IMG]İlhanlı Dönemi Mumyalar: (14 yy) Amasya 1258-1341 tarihleri arasında İlhanlıların idaresi altına girmişti. Büyüklerine çok değer verdikleri bilinen İlhanlılar, bazı yöneticilerini ve onların ailelerini mumyalamak suretiyle cesetlerinin bozulmalarını engellemişlerdir. Amasya müzesinde sergilenmekte olan Mumyaların, bu dönemde devleti idare eden emirlere, ve onların ailelerine ait olduğu düşünülmektedir. 2002 Haziran'ında National Geographic Kanalı, bu konuyla ilgili bir belgesel ( Mummy Road Show) hazırlamıştır.


    [​IMG]Bizans Dönemi Mezar Lahiti: Bu Bizans dönemine ait yüksek kabartma mezar lahiti, Merzifon'da bulunmuştur. Lahit üzerindeki kitabede, "Saygı ve Merhamet duygularıyla yaklaşanlar Tanrı'dan iyilik görsünler. Ancak kötü niyetle yaklaşanlar ve mezarı ele geçirmeye çalışanlar veya başka bir kötülük yapanlar için, bu dünya basılmaz, denizler aşılmaz olsun. Çocuklarının ve karısının hayrını görmesin, rızkı azalsın" cümlelerine yer almaktadır.







    AYNALI MAĞARA:


    Amasya vadisinde yer alan mağaralardan en önemlisi [​IMG]ve en ünlüsü, AYNALI MAĞARA'dır. Büyük blok kaya parçası oyularak yapılmıştır. Yerden yüksekliği 10-15m kadardır. Dış cepheden bakıldığı zaman usta bir taş işçiliği gözlenir.

    Mağaranın tamamı parlatılmıştır. Buraya "Aynalı Mağara" denmesinin nedeni de, güneş vurduğu zaman mağaranın cephesinin parlamasıdır. Burasının, mezar olarak değil de yerleşim ve ibadet amacıyla oyulmuş olması muhtemeldir. Mağaranın içinin çok geniş olması ve duvarlarda yer alan renkli resimler ve mağaranın alınlığında yazan "Büyük Rahip Tes" yazısı bu düşünceyi destekler. Mağaranın giriş kapısı, yerden 4-5 metre yüksekliktedir. Mağaranın içinde, biri dikdörtgen, diğeri kare biçiminde iki oda vardır. Dikdörtgen olanı asıl mezar odasıdır. Kare şeklindeki odada ise, 11. yy'da Bizanslılar tarafında yapıldığı tahmin edilen renkli duvar resimleri bulunmaktadır.

    Tonoz kısmında altısı sağda, altısı solda olmak üzere on iki havari tasvirleri vardır. Kuzey ve güney duvarlarında ise bir takım kadınlı erkekli figürler bulunmaktadır. Doğu cephesinde ise Hz. İsa, Hz. Meryem ve Lohannes'ten oluşan Deizziz kompozisyonu görülmektedir. Hz. İsa'nın on iki havarisinden birinin, Hristiyanlığı bu mağarada yaydığı rivayet edilir.
     
  3. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Cami ve Mescitleri


    Burmalı Minare Cami (Merkez)

    [​IMG]
    Anadolu Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin II. Keyhüsrev zamanında, Veziri Necmeddin Ferruh Bey ve kardeşi Haznedar Yusuf Bey tarafından 1237-1247 yılları arasıdan yaptırıldığı sanılmaktadır. Ancak, Yapının inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Caminin bitişiğinde Ferruh Bey’in mezarı bulunduğu için, camiyi yaptıranın da Ferruh Bey olduğu tahmin edilmektedir. Damadı İzzeddin Mehmed Pervane Bey de 1300 yılında vakıflarını tanzim etmiştir.

    Deprem ve yangınlarda zarar gören cami birkaç kez onarım görmüştür. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, minaresinin ahşap ve isminin de Mahkeme Camisi olduğundan söz etmiştir. 1730 yılındaki büyük yangında, yanan caminin ahşap minaresi, bu defa taştan burmalı olarak yapılmış ve cami de ismini minaresinin şeklinden almıştır. 1939 depreminde de büyük zarar gören cami 1958 yılında onarım geçirmiştir.

    Dikdörtgen planındaki cami, Anadolu Selçuklularının ilerlemiş kubbeli cami tipindedir. Kuzey cephesine göre sağda minare, sol köşede ise türbe yer almaktadır. Türbe "Cumudar" adıyla da bilinmektedir. Camiyi batı ve doğu cephelerinde dörder pencere aydınlatmaktadır. Caminin esas yapısı, Selçuklu mimari üslubunu taşımakla birlikte burmalı minare daha çok Osmanlı özelliği göstermektedir. XVII.yüzyılın başlarında yapılmıştır.
    [​IMG]
    Caminin ibadet mekanı kıble duvarına dikey, iki sıra örülerek meydana getirilmiş tek taşıyıcı ayak ile üç sahana ayrılmıştır. her sahan üç bölüm olmak üzere, tüm mekân 9 bölümlüdür. Bölümleri birbirinden ayıran payeler birbirine sivri kemerlerle bağlıdır. Orta nefteki bölümlerin üzeri kubbelerle örtülü olmasına karşılık yan neflerden kıble duvarına yakın birer bölüm çapraz, diğerleri beşik tonozla örtülüdür. Caminin kuzey cephesi süslemelerle bezelidir.

    Caminin kuzeydoğusundaki Türbe, kare kaide üzerine sekizgen planlıdır. Kare kaideden sekizgene geçmek için köşeler üçgen şekilde kesilmiştir. Kesme taştan yapılmış olup, diğer mezar anıtları gibi iki katlıdır. Birinci kattaki oda, bir süre kütüphane olarak kullanılmıştır.

    Zemindeki mahzen bölümünde ise, günümüzde Amasya Müzesi’nde sergilenen, Şehzade Cumudar’ın mumyası bulunmakta idi. Bundan dolayı bu türbeye "Cumudar Türbesi" de denmektedir. Ancak, türbe, Ferruh Bey’e ait olup, türbede Ferruh Bey ile oğlu Yusuf Bey gömülüdür. Türbenin doğu, batı ve kuzey kısmında birer pencere yer almaktadır. Batı yönündeki pencere oldukça süslemelidir.


    Gökmedrese Cami (Merkez)

    [​IMG]Amasya’nın batısında, yer alan camiyi Amasya Beylerbeyi Emir Seyfeddin Torumtay 1266-1267’de yaptırmıştır. Cami, medrese ve mezar odası ile kapalı bir külliye şeklindedir.

    Caminin yanında bulunan kümbet, mavi renkte çinilerle süslendiğinden Gökmedrese adını almıştır. Sadece kesme taş mimarisi olgun nispetleri ve süslemeleri bakımından Anadolu’da eyvan biçimli portali olan bir camidir.

    Türbe tuğla ve tek renkli koyu yeşil çinilerden meydana gelmiş zikzak motiflidir. Cami Anadolu Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. XIX.yüzyılda onarım gören Cami, 1926-1977 yılları arasında Amasya Müzesi olarak kullanılmıştır. Dikdörtgen plânlı, kesme taştan kalın duvarlıdır. Hem cami hem de medrese olarak kullanılmıştır. Kapısında II.Abdülhamid’in yaptırdığı onarım yazıtı bulunmaktadır.

    Ağaç işçiliğinin güzel bir örneği olan kapısı günümüzde Amasya Müzesinde sergilenmektedir. Çevresi geometrik motiflerle süslü ana kapının iki yanındaki pencereler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Pencereler zengin mukarnaslarla yukarı doğru daralmaktadır. İki sırada dörderden 8 kalın ayakla mihraba dik 3 bölüme ayrılan mekân sivri kemerler üzerine oturan kubbe ve tonozlarla örtülüdür. Girişte soldaki üç sandukadan biri Torumtay’ın soyundan gelen Necip Bey’e aittir.

    Mihrap yarım silindirik biçimiyle basit bir görünümdedir. Medreseye bitişik, kuzeydoğudaki türbe, mimarisi ve süslemeleriyle Selçuklu sanatını yansıtmaktadır. Kesme taştan yapılmıştır. Kare plan üzerine, sekizgen yüksek kasnaklı, yıldız piramidal, tuğla bir külahla örtülüdür. Torumtay’ın türbesi caminin karşısındadır.


    Bayezid Camisi (Merkez)

    [​IMG]Ziya Paşa Bulvarında, yeşilırmak’ın güney kıyısındadır. Osmanlı Sultanı II.Beyazıt tarafından 26 yıl valilik yaptığı Amasya’ya armağan olarak 1482-1486 arasında Mimar Şemseddin Ahmet’e yaptırılmıştır.

    Osmanlı mimarisinin özgün örneklerinden biridir. 1957’de depremden yıkılan son cemaat yeri ve kubbeleri 1591’de onarılmış, 1651’deki depremde yıkılan bölümleri de 1669’da Merzifonlu İbrahim Ağa ile Ahmed Paşazade Hacı Ali Ağa tarafından onartılmıştır.

    Yapı kesme taştan olup, ters T plânlıdır. Kuzeydeki son cemaat yeri, 6 yeşil mermer yuvarlak sütun üzerine oturan 5 sivri kemerin taşıdığı 5 kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerindeki pencere üstleri mavi beyaz çini panolarla süslenmiştir. Buranın iki ucunda yükselen tek şerefeli iki minaresinden soldakinin gövdesi dikine yivli, sağdakinin gövdesi ise zikzak taş dekorludur. Mukarnaslı giriş kapısı üzerindeki 3 satırlık mermer yazıtını hattat Şeyh Hamdullah (1436-1517) yazmıştır.

    [​IMG]Yapının plânı büyük bir kemerle ayrılan iki kare mekânla, doğu ve batı yanlarda üçer kubbeli yan mekânlardan oluşur. Orta mekânı sekizgen kasnaklarında 16’şar pencere bulunan iki büyük kubbe örter. Kubbelerden biri son cemaat yeri ile yanlarda dörder köşeli iki ayak üzerine, ikincisi iki ayak üzerindeki yüksek kemerlerle üçgenler oluşturur.

    Kubbe içi ve pencere kemerlerinin üzeri zengin kalem işleri ile süslenmiştir. Beyaz ve kırmızı mermerlerden yapılmış olan mihrap üzerinde Ayet-el Kürsî yazılıdır. Mermer minberin pabuçluklarını 5 kare pano süslemektedir. Avlu ortasında yer alan 12 kenarlı şadırvan, 12 sütunun taşıdığı, 12 yüzlü sivri piramit bir çatıyla örtülüdür. Türidizade Hacı Ali Ağa 1738’de halkın sıcak su ile abdest almalarını sağlamak amacıyla özel bir düzenek yaptırmış ve bağının gelirini buraya vakfetmiştir.

    Caminin batı yönünde U plânlı Beyazıt Medresesi vardır. Avlunun batı duvarına bitişik olarak inşa edilmiş olan medresenin yapım tarihi 1486’dır. Sultaniye olarak da bilinen II. Bayezid Medresesi 1922’den beri Amasya İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

    Evliya Çelebi, XVII.yüzyılda Amasya’da bulunan 10 medreseden en süslü ve en bakımlısının Sultaniye Medresesi olduğundan söz etmiştir. Binanın doğu, batı ve kuzey cephelerinde, talebe hücreleri sıralanmıştır. Dershane, binanın güney tarafında yer alır ve yayvan bir kubbe ile örtülüdür.


    Beyazıt Paşa Camisi (Merkez)


    Kentin kuzeydoğusunda, Kuş Köprüsü yanındaki Beyazıt Paşa Camisi’ni Amasya Emiri Bayezid Paşa tarafından 1414 yılında yaptırılmıştır.

    Ters T plan şemasın sahip, zaviyeli camilerdendir. Son cemaat yerini çevreleyen mermer üzerindeki geometrik süslemeler, en belirgin özelliklerindendir. Son cemaat yerinin üzeri üçgen bingilerle sekizgen bir kaide üzerine oturan 5 kubbe ile örtülüdür.


    Çilehane Camisi (Merkez)


    [​IMG]Çilehane Mahallesi’nde Pirler Parkı karşısındadır.Camiyi Çelebi Mehmed’in emirlerinden Yakup Paşa 1413’te yaptırmıştır. 1939 depreminden büyük zarar görmüş, 1964 yılında Vakıflar genel Müdürlüğü tarafından onartılmıştır.

    Duvarları moloz taş ve tuğla karışımıdır. Tekke ve cami olarak iki bölümden oluşmaktadır. Batı kapısından girilince, sağda cami ve çile odaları; solda ise Aşağı Pirler Türbesi ve Halveti Tekkesi bulunur.

    Caminin kuzeybatı köşesindeki tuğla ve taş karışımı silindirik gövdeli minaresi tek şerefelidir. Cami ve Tekkeyi büyük bir kubbe örtmektedir.




    Fethiye Camisi (Merkez)


    Kuba Dede Camisi olarak da anılan Fethiye Camisi, Fethiye Mahallesi’nde, fethiye Sokağı’ndadır. Bizans İmparatoru Phocas’ın kızı Helena, VII. yüzyılın ilk yarısında buraya bir kilise yaptırmıştır.

    1116 yılında Ankara’dan Amasya valiliğine getirilen Danişmedli Fetih Gazi, kiliseyi camiye çevirterek kendi adını vermiştir.1884’te İncezade Hacı Arif’in yaptırdığı onarımda camiye bir minare eklendiği yazıtından anlaşılmaktadır. 1939 depreminde büyük hasar görmüş ve yeniden yapılmıştır. 1956 yılında tekrar onarılarak ve ibadete açılmıştır.Caminin bodrumundaki 4 mumya (Amasya Valisi İzzeddin Mehmed Pervane, eşi, oğlu ve kızının mumyaları) 1982’de Amasya Müzesine konmuştur.


    Gümüşlü Camisi (Merkez)


    [​IMG]Yavuz Selim Meydanındadır. Gümüşlü Camii’nin ilk yapılışı İlhanlıların Amasya’ya hakim oldukları döneme rastlar. Ahşap çatılı camiyi 1326’da Tâceddin Mahmud Çelebi yaptırmıştır. Geçirdiği depremlerden sonra bir kaç kez onarım görmüştür.

    Kare planlı cami kesme taştan yapılmıştır. Son cemaat yeri ahşap direklidir. Beden duvarları üzerinde mekanı örten kubbeyi dış etkenlerden korumak amacı ile kiremitli bir çatı yapılmıştır.

    Caminin kuzey batı köşesinde kesme taş kaide üzerinde silindirik minaresi yükselir.Giriş kapısı üzerinde dört satırlık yapım yazıtı bulunmaktadır.




    Hatuniye Camisi (Merkez)


    [​IMG]Hatuniye Mahallesinde, Yeşilırmak’ın sol kıyısındadır. Şehzade Ahmet’in annesi, II.Beyazıt’ın eşi Bülbül Hatun (Ö.1515) tarafından yaptırılmıştır.

    Cami dikdörtgen plâna göre yapılmıştır. Orta kısımda bulunan iki payenin duvarlarla birleştirilmesi sonucunda, iç mekan altı bölüme ayrılmıştır. Yan yana iki kubbenin örttüğü orta bölüm, yanlara göre daha büyük ve daha yüksektir. Yanlar ise çapraz tonozla örtülüdür.

    Son cemaat yerinin de üzeri beş kubbe ile örtülüdür. Moloz taştan yapılmış olan beden duvarlarının sadece kuzey cephesi farklı bir görünüşe sahiptir.Tuğladan yapılmış olan minaresi tek şerefelidir.








    Hızır Paşa Camisi (Merkez)

    Amasya tren istasyonunun kuzeyindeki tepede yer alan camiyi, XIV.yüzyılda Yörgüç Paşa’nın kardeşi Hayrüddin Hızır Paşa yaptırmıştır.

    Düz ahşap tavanlı, zaviyeli camilerin önemli örneklerindendir. Moloz taştan yapılmıştır. Eğimli bir alanda olduğundan güney duvarı ile bir platform oluşturulmuştur. Kuzey cephesi, tepenin yamacı ile birleştiğinden caminin girişi doğudadır. Ahşap tavanlı ve kiremit çatılıdır. Caminin güney duvarında çeşme, batısında ise kare plânlı, moloz taştan yapılmış kubbeli küçük bir hamam bulunmaktadır.


    Kilâri Selim Ağa Camisi (Merkez)


    Pazar Caddesi üzerinde bulunan Cami, 1483’te Kilâri (saray kilercisi) Selim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Depremlerden zarar gören cami bir çok kez onarım geçirmiştir.

    Kesme taştan yapılmıştır. Yuvarlak 3 sütun üzerine 2 kubbeli ve sivri kemerli olan son cemaat yerinde tuğla ve taş birlikte kullanılmıştır. Sağ taraftaki minaresi tek şerefelidir. Küçük yay kemerli olan giriş kapısı üzerinde üç satırlık yapımına ait yazıt bulunmaktadır. Kare plânlı camiyi sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmektedir.


    Mehmet Paşa Cami (Merkez)

    [​IMG]Mehmet paşa Mahallesi’nde, Pirinççi Caddesindedir.1486 yılında II.Beyazıd’ın oğlu Şehzade Ahmed’in lalası Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

    Yazıtı 1494 tarihlidir.
    Cami, Ters "T" planlıdır. Kuzey cephesinde, yedi sütun tarafından desteklenen ve altı adet kubbe ile örtülü olan bir son cemaat yeri vardır. Sade mimarisinin aksine, mermerden yapılmış olan minberi, Türk mermer işçiliğinin en nadide örneklerinden biridir. Minber kıvrak dal ve yaprak motifleri ile süslenmiştir

    Yay kemerli giriş kapısı, soldan üçüncü kubbe bölümünde yer almakta olup, üzerinde yapım kitabesi bulunmaktadır. Ağaç oymacılığının en güzel örneklerinden biri olan kapısı, Amasya Müzesindedir. Sağdan üçüncü kubbe önünde tek şerefeli minaresi yükselmektedir. Caminin kare plânlı mekanını sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Kubbe içi kalem işi motif ve yazılarla süslenmiştir.

    Son cemaat yeri boyunca uzanan sağda iki küçük kubbeli odaların tabhane veya imarethaneye ait olduğu sanılmaktadır.


    Pir Mehmed Çelebi Camisi (Merkez)

    XV.-XVI.yüzyılda yapıldığı sanılan cami Yavuz Selim alanındadır. Pazar ve Murat Camisi adları ile de tanınmaktadır. Son yıllarda onarım geçirmiştir.

    Moloz taştan yapılan caminin, tuğladan üç kemerli, ortada aynalı tonoz, yanlarda birer kubbeyle örtülü son cemaat yerinin kemer formları son onarımda bozulmuştur. Orta bölüm Bursa kemerlidir. Kemerlerin üzerinde cephe boyunca uzanan dikdörtgen panonun içi tuğla motiflerle süslenmiştir. Kare plânlı ibadet mekânını sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Kalın gövdeli, tek şerefeli minaresi caminin kuzeybatı köşesindedir.


    Saraçhane Camisi (Merkez)


    Ziya paşa Bulvarındaki Camiyi 1372’de Amasya Emiri Şadgeldi Paşa yaptırmıştır. İlk adı Şadgeldi Paşa Camisi idi.Eskiden caminin çevresinde bulunan saraç dükkânları nedeniyle I.Mehmet zamanında şimdiki ismini almıştır. Birçok onarım geçirmiş olup, son onarımı 1951’de yapılmıştır.

    Doğu ve güneydoğu duvarları kesme taştan, diğer duvarları moloz taştandır. Cami ilk yapıldığında kare plânlı ve bir kubbesi bulunuyordu. Sonraki yıllarda yapılan onarım sırasında, batı duvarı açılıp büyük bir kemer konularak tek kubbeli bir bölüm daha eklenmiştir. İlk yapıya göre kuzeybatı köşesinde bulunan tek şerefeli minare böylece iki kubbe arasında kalmıştır. Kubbeler kiremitle kaplıdır. İç duvarlar ise kalem işleri ile süslenmiştir.


    Sofular Camisi (Merkez)


    Sofular Mahallesi’nde, Beşikdüzü Caddesindeki cami Abdullah Paşa Camisi olarak da anılmaktadır.Cami, Sultan II. Bayezid’ın Beylerbeyi Abdullah Paşa tarafından 1502 yılında darülhadis olarak yaptırılmıştır.

    Köşelerde kesme taş kullanılarak, moloz taştan yapılmış olan caminin, yay kemerli giriş kapısı üzerinde yapım kitabesi bulunmaktadır. Girişte kare biçimli tonoz örtülü mekanın sağ ve solunda yine tonoz örtülü ikişer oda yer almaktadır. Buradan merdivenlerle biraz yüksek zemine sahip kare planlı tek kubbeli esas ibadet mekanına girilir. Camiyi yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir.


    Şamlar Camisi (Merkez)


    Yeşilırmak’ın kuzey yakasında, Şamlar Mahallesinde yer alan camiye Ağa Camisi ve Ayasağa Camisi de denmektedir. Camiyi ilk kez Danişmendli Melik Gazi yaptırmıştır. Yıkılınca 1495’te Kapıağası Ayas Ağa yeniden yaptırmıştır.

    Kare plânlı ve tek kubbeli olan Cami, moloz taştan yapılmıştır. Kuzeydeki son cemaat yeri 3 bölümlüdür. Yanlarda birer kubbe ve ortada aynalı bir tonozla örtülüdür. Son cemaat yerinin solunda taş şerefeli tuğla minaresi bulunmaktadır. Pencereleri sivri, giriş kapısı basık yay kemerlidir. Kuzeydeki avlusunu üç yönde çeviren U plânlı bir medrese vardır. Medresenin kuzeydoğu bitişiğinde ise sıbyan mektebi vardır.


    Abide Hatun Camisi (Merzifon)


    [​IMG]Merzifon’un 2 km. doğusundaki Bahçekent Köyü’nde bir tepe üzerinde yer almaktadır.

    Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Annesi Abide Hatun tarafından XVII.yüzyılın başında yaptırılmıştır.

    Moloz taştan yapılan cami dikdörtgen plânlıdır. Giriş kapısının kanatları geometrik motifler ve oymalarla süslenmiştir. Ahşap üzerine kalem işi tekniği ile yapılmış uygulamaların en güzel örneklerini burada görmek mümkündür. Minaresi tek şerefelidir.






    Alaca Minare Mescidi (Merzifon)


    Merzifon’da Hacı Süleyman Mahallesi’ndedir. 1501 yılında yapılmıştır.

    Moloz taştan ve dikdörtgen pl3anlıdır. Kuzeydeki son cemaat yeri tek sütunlu olup, yan duvarlar üzerine iki sivri kemerli ve iki kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerinin batı köşesinde, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesinin yazıları silinmiştir.


    Bozacı Cami (Merzifon)

    Merzifon’da Gazi Mahbub Mahallesi’nde Ekin pazarındadır. XVII.yüzyılda yapılmıştır.

    Kesme taştan yapılan caminin kuzeydeki son cemaat yeri, 4 sütun üzerine 3 kubbe ile örtülmüştür. Giriş kapısı basık yay kemerlidir. Camiyi, yüksek sekizgen kasnaklı kiremitli bir kubbe örter. Tek şerefeli minaresi caminin güneybatısındadır.


    Çay Camisi (Merzifon)

    Merzifon’da Hacı Bal Mahallesi’ndedir. XVIII.yüzyılda Aşçı Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Hüseyin Ağanın adı ile de anılmaktadır. Avlu kapısı üzerindeki yazıtından 1772 yılında onarım gördüğü anlaşılmaktadır. Son onarımı ise 1947’de yapılmıştır.

    Kesme taştan ve dikdörtgen plânlıdır. Çatısı kiremit örtülüdür. Son cemaat yeri iki sivri tuğla kemerli olup, iki kubbe ile örtülüdür. Yay kemerli giriş kapısı üzerindeki yazıt siliktir. Minaresi tek şerefeli olan caminin tavanı yıldız ve baklava biçimli geometrik motifler ve aşı boya nakışlarla süslenmiştir. Mihrap lale motifleriyle, minber de geometrik geçme motiflerle bezenmiştir.


    Çelebi Mehmed Camisi (Merzifon)


    Merzifon’da Cumhuriyet Caddesi’ndeki cami, 1411’de Osmanlı Sultanı I.Çelebi Mehmed’in oğlu II.Murad’ın emriyle yaptırılmıştır. Medreseönü Camisi olarak da bilinmektedir. Birkaç kez onarım görmüştür. Üç kapısı bulunan caminin doğu kapısının kanatları ağaç işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Onarım yazıtı kuzey kapısı üzerindedir.

    Son cemaat yeri, sonradan yapılmıştır. İki sıra direkler üzerine oturan ahşap tavanı, kiremitli bir çatıyla örtülmüştür. Caminin yanında Çelebi Mehmed Medresesi bulunmaktadır.


    Hacı Hasan Camisi (Merzifon)


    Merzifon’da hacı hasan Mahallesi’nde, Doğan Sokaktadır. 1714 yılında ahşap, 1871’de de kâgir olarak yapılmıştır. Caminin altıgen ve baklava motiflerle süslü ahşap tavanı da bu onarım sırasında yapılmıştır. Kuzeydeki son cemaat yeri ahşap bir bölmeyle camiden ayrılmıştır. Sivri kemerli pencerelerle aydınlatılmaktadır. Ahşap tavan iki yönde dörder ahşap direkle desteklenmiştir.


    Köprülü Mehmed Paşa Camisi (Gümüşhacıköy)

    Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından 1660 yılında yaptırılmıştır. 1939 depreminde yıkılmış, 1948’de yeniden yaptırılmıştır.

    Dikdörtgen plânlı olan cami moloz taştan yapılmıştır. Son cemaat yeri kapalı olup, ahşap tavanlıdır. Tek şerefeli minaresi sağda bulunmaktadır. Caminin içi kalem işleri ile süslenmiştir. Camiyi sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmekte ve köşelerinde küçük kuleler bulunmaktadır.


    Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi (Merzifon)

    [​IMG]Merzifon’da Gazi Mahbub Mahallesi’ndedir. Merzifon’un en büyük camisi olup, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından 1667’de yaptırılmıştır.

    Dikdörtgen plânlı ve kesme taştandır. İbadet mekanı iki kısımdan meydana gelmiştir.Tek kubbeli olan bölüm caminin asıl ibadet yeridir. Kuzeydeki kubbe ağırlığını üç kemer ve iki paye taşımaktadır. Böylece kuzey duvarı geriye alınarak ibadet mekanı uzunlamasına genişletilmiştir. Payeler arasında kalan bölümlerden, orta bölüm yarım kubbeli büyük bir niş haline getirilmiştir. Yanları da küçük kubbelerle örtülerek asıl ibadet mekanı ile birleştirilmiştir. Orta bölümdeki nişin yüksekliği yanlara göre daha fazla tutulmuş ve böylece caminin iç mekanı değişik bir görünüm kazanmıştır.

    Asıl ibadet mekanının üzerini örten büyük kubbe köşe tromplarının üzerine oturmaktadır. Kubbe sekizgen kasnağın üzerinde olup, köşelerde dört küçük kubbe tarafından desteklenmektedir. Kubbe ve çevresi XIX.yüzyıl özelliğindeki kalem işleri ile süslenmiştir.

    Mihrap ve minber sadedir. Giriş kapısının iki yanındaki kapılarla üst kata, kadınlar mahfiline çıkılmaktadır. Kuzeydeki eski son cemaat yeri, cami ile birlikte yapılmamış sonradan ilave edilmiştir. Bugünkü ibadet mekanına orijinal son cemaat yeri eklenmiştir. İç mekanı aydınlatan pencerelerin yuvarlak kemerli olmalarına rağmen duvardaki izlerden orijinal yapımında bu pencerelerin sivri kemerli oldukları anlaşılmaktadır. Camiyi üç sıra pencere aydınlatmaktadır.


    Sofular Camisi (Merzifon)


    [​IMG]Merzifon’da Sofular Mahallesi’ndedir. XVI.yüzyılda Beylerbeyi Abdullah paşa tarafından yaptırılan cami Onun adı ile de anılmaktadır. Son yıllarda onarım görmüştür.

    Son cemaat yeriyle birlikte dikdörtgen plânlıdır. Kare planlı olan ibadet mekânının içi kalem işleri ile süslü büyük bir kubbe örtmektedir. Duvarları yontma taş ve tuğladandır. Kuzeydeki son cemaat yeri 4 köşeli 4 sütun üzerine 3 kubbeyle örtülüdür. Kemerleri kırmızı beyaz taştan yapılmıştır.

    Giriş kapısı yay kemerlidir. Tuğladan tek şerefeli bir minaresi bulunan caminin avlusunda altıgen plânlı türbede Abdullah paşa gömülüdür. Kuzeybatı köşedeki çeşme, camiden sonra yapılmıştır.








    Taceddin İbrahim Camisi (Merzifon)

    [​IMG]Merzifon’da Gazi Mahbub Mahallesi’ndedir. Gazi Mahbub Camisi olarak da bilinen Cami XV.yüzyılda yapılmıştır. Caminin duvarları yontma taştan yapılmış, kuzey cephesindeki giriş kapısı üzerinde bulunan üç konsolun buradaki sundurmayı taşıdığı sanılmaktadır.

    Kare planlı, küçük bir mescittir. İbadet mekanında doğu ve batı duvarları iki büğyük kemerle enine genişletilmiştir. İbadet mekanının üzerini örten kubbe stalaktitli pandantiflere dayanmaktadır.

    Mihrap nişi mukarnaslı olup, tümü ile dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmıştır. Rumi ve palmet motifleri ile bezenmiştir. Caminin minaresi kesme taştandır. Minaresinin şerefeden yukarısı 1941 depreminde yıkılmıştır.

    Mescidin alt katı arazi meyilinden faydalanılarak bir ahıra ayrılmıştır. Bu da mescidin bitişiğinde bulunan hana ait olduğunu göstermektedir. Yine alt kattaki ikinci bir yapı da dört kemerli baldakin kubbeli bir şadırvan ve çeşmeler bulunmaktadır. Bu şadırvana arazi meyilinden ötürü çukur şadırvan ismi verilmiştir.







    Yörgüç Paşa Camisi (Gümüşhacıköy)


    [​IMG]Gümüşhacıköy’ün 15 km. güneybatısında, Gökmedrese Mahallesi’nde Yeşilırmak kenarındadır. Amasya Beylerbeyi Yörgüç Paşa tarafından 1429’da yaptırılmıştır. Önce ahşap iken, sonradan kagir olarak yapılan cami 1939 depreminden sonra 1946’da yeniden onarılmıştır.

    Dikdörtgen plânlı cami üç bölümlüdür. Üç kubbeyle örtülü orta bölüm dört kalın ayağı birleştiren kemerlerle taşınmaktadır.

    Yan mekanlı cami plan şemasına göre inşa edilmiştir. Eserin dış duvarları kesme taştandır. Duvarlarda ve pencere kemerlerinde yer yer kırmızı ve beyaz mermer kullanılmak suretiyle yapıya cazip bir görünüş kazandırılmıştır. Plan şemasındaki ilginç bir özellik de son cemaat yerinin caminin ana mekanına dahil edilmiş olmasıdır. Ulu camiler tipindeki Yörgüç paşa camisi üst örtüsü açısından da ilgi çekici yapıdır.
     
  4. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Bimarhanesi (Darüşşifası)




    [​IMG]
    Yakutiye Mahallesi’nde, ana cadde üzerinde bulunan bu yapının medrese olduğu da iddia edilmiştir. Ancak yapıldığından günümüze kadar geçen süre içerisinde Bimarhane olarak tanınmıştır.

    Bu yapıyı Anadolu Selçuklularının yıkılmasından sonra Amasya’nın İlhanlı hakimiyeti döneminde, İlhanlı Hükümdarı Olcayto Mehmet Hüdabende ve eşi İlduş (Yıldız) Hatun adına köleleri Amber Bin Abdullah tarafından 1308-1309 yıllarında yaptırılmıştır. Anadolu’da buna benzer örneklere Sultaniye’de, Sivas ve Divriği Darüşşifalarında rastlanmaktadır.

    Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapılan Darüşşifalar (Bimarhane), diğer sosyal ve tıbbi yapılardan farklıdır. Bunlarda akıl hastalarının müzik ve su sesi ile iyileştirilmesi öncelik kazanmıştır. Amasya Bimarhanesi de bunun bir örneğidir.

    [​IMG]Amasyalı bir hekim olan Sabuncuoğlu Şerafeddin bu Darüşşifada 14 yıl hekimlik yapmıştır. Burada “Cerrahiye-i al Haniye” isimli tıbbi minyatürlerle süslü bir kitap yazarak dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet’e sunmuştur.

    Bimarhane, revaklı avlusu, iki eyvanı ile Klasik Selçuklu medrese planının bir benzeridir. Amasya Darüşşifası (Bimarhane) dikdörtgen planlı olup, giriş cephesi diğer cephelere göre daha farklı olup, Selçuklu medreselerinde olduğu gibi abidevi görünüşlüdür. Klasik Selçuklu yapılarının tüm özelliklerini taşıyan Darüşşifanın özelliklerinden biri de girişin kilit taşında bağdaş kurmuş bir insan figürünün işlenmiş oluşudur.

    Girişin iki yanında pencere nişleri bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli girişin üzeri mukarnaslı, sivri kemerli olarak devam eder. İki yanlar üçer şerit halinde geometrik şekillerle bezenmiştir. Buradaki taş oymalar son derece ince yapılmış olup, kıvrık dal, yaprak motifleri portali süsleyen geometrik bezemeyi tamamlamaktadır. Portalin köşelerinde silindirik kulelerle cephe daha belirginleşmiş, ilk kez Sivas’ta görülen palmet ve Rumiler burada da karşımıza çıkmıştır. Darüşşifanın duvarları kesme taşlarla örülmüştür.

    Darüşşifa’nın giriş eyvanının iki yanında iki tonozlu bölüm olup, buradan avluya geçilmektedir. Girişin tam karşısında giriş eyvanından daha büyük olan beşik tonozlu dershane eyvanı bulunmaktadır. Yan bölümlerde üçer silindirik sütun ve dört sivri kemerli revakların arkasında beşik tonozlu dikdörtgen hücreler yer almaktadır. Ayrıca dershane eyvanının iki yanındaki beşik tonozlu köşe hücreleri birer kapı ile avluya açılmaktadır.

    [​IMG]XIX.yüzyılda Bimarhane önemini yitirmiş, ipekböceği kozacılarının yeri olmuş, sonra da Amasyalı esnaf burayı depo olarak kullanmıştır. Erzincan depreminden sonra (1939) harap olmuş, 1945 yılında dış cephesi, 1992-1997 yıllarında tümü ile restore edilmiştir.

    Yapı 1999 yılından sonra Belediye Konservatuarı olarak kullanılmaktadır
     
  5. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Türbeleri


    Halifet Gazi Türbesi (Merkez)

    [​IMG]
    Amasya’nın batısındaki Şamice Mahallesi’nde, Amasya Valilerinden Danişmendli Emir Mücahit el Mübarizüddin Halifet Alp İbn Tûli için 1226’da yaptırılmıştır.

    Son yıllarda onarılan türbe, kesme taştan kare plân üzerine sekizgen cepheli kule şeklinde yapılmıştır. Kümbet, kare planındaki bir kaide üzerinde, sekizgen bir plan biçiminde yükselir. Çatısı da sekizgendir. Diğer Selçuklu mezar anıtlarında olduğu gibi, burada da kümbete bir kaç basamaklı bir merdivenle çıkılır. Sekizgen odanın üstü bir kubbe ile örtülüdür. Odanın doğusundaki merdivenle, beşik tonozlu kare planlı mahzene inilir.

    Türbe içerisinde 0,90 x 2.15 m. ölçüsünde mermer bir sanduka vardır. Sandukanın güneye bakan yönüne de kıvrık boynuzlu birer koş başı yerleştirilmiştir. Ayrıca bu iki koç figürü arasına, defne yapraklarından yapılmış bir girlandı taşıyan üç adet erkek figürü ile iki kanatlı melek başı görülmektedir. Bu figürlerin Antik Çağlardan alındığı sanılmaktadır. Büyük olasılıkla Halifed Gazi’nin bu motifleri beğenerek burada kullandığı sanılmaktadır.




    Torumtay Türbesi (Merkez)


    [​IMG]Gök Medrese karşısında, Gıyaseddin II. Keyhüsrev zamanında Amasya valiliği yapmış olan Seyfeddin Torumtay tarafından, 1279 yılında kendisi için inşa ettirilmiştir. Türbe içinde Seyfettin Torumtay’ın kendisi ve ailesi gömülüdür.

    Selçuklu mezar mimarisinin eyvan tipli türbelerinden olup, dikdörtgen planlı türbeye, kuzey doğu kenarına yakın bir yerindeki merdivenle çıkılır. Her cephesinde birer penceresi bulunan türbe, içten beşik tonozla örtülüdür. Üstünün konik bir çatıyla kaplı olduğu bilinmektedir. Tamamen kesme taştan yapılmış olan türbenin güney cephesinde palmet ve rûmilerden oluşan panolar yer almaktadır. Böylece Selçuklu mimarisinde görülen cephe süslemeleri, yapıya hareket getirmek amacıyla burada da tekrarlanmıştır.

    Bu türbe diğer Selçuklu türbeleri gibi, iki katlıdır. Alt kat ölünün gömüldüğü mahzen olup, buraya içeriden bir merdivenle inilir. Aynı zamanda bu merdivenle çatıya da ulaşılmaktadır. İkinci kattaki beşik tonozlu sahanda sandukalar bulunmaktadır.



    Şirvani Türbesi (Merkez)

    [​IMG]Amasya’da Şamlar Mezarlığı’nın üst tarafında yer alır. Türbenin batısı, mescide ayrılmış olup, her ikisinin üzerinde de birer kubbesi vardır.

    Bu türbeyi Sadrazam Şirvanizade Mehmed Rüştü Paşa 1869’da yaptırmış, 1873’te de vakıflarını düzenlemiştir.

    Türbe içerisinde Mehmet Rüştü Paşa’nın babası es Şeyh İsmail Seraceddini Şirvani, kardeşi eski İstanbul Kadısı es Seyyid Ahmed Hulusi Efendi ile eniştesi El Hac İsa Ruhi Efendi gömülüdür.







    Aşağı Piriler Türbesi (Merkez)

    Aşağı Piriler Türbesi, Amasya’da Çilehane camisi’nin giriş kapısının solunda buradaki dergâhın da batısındadır. Türbeyi Cami ile birlikte 1413’de Yakup Paşa yaptırmıştır. Kare planlı, üzeri kubbe ile örtülü tek sandukalı bir türbedir.
     
  6. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Medreseleri


    Halifed Gazi Medresesi (Merkez)

    Amasya’da yapılan ikinci medrese Şamice Mahallesi’nde Halifed Gazi Türbesi’nin bitişiğindedir. Medreseyi I.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Emir Mücahit el Mübarüziddin Halifed Alp İbn-i Tulî yaptırmıştır. Kapı üzerindeki kitabesinde 1235 tarihinde medresenin yapılmasının emir tarafından emredildiği yazılıdır. Ancak kitabede 1235 tarihi yazılı olmasına rağmen vakfiyesinde 1225 tarihinde yapıldığı yazılıdır. Yapılmasındaki amaç Fahreddin Ali bin Muhammed el Buhari ve öğrencilerine öğrenim görmeleri için bir mekân sağlamaktır.

    Medresenin günümüze ön cephesi ile temellerine ait taşlar gelebilmiştir.Ayrıca bu yapının altında bir Bizans kilisesi olduğu da iddia edilmiştir. Medreseden türbeye bitişik olan ön cepheye ait kalıntılar günümüze gelebilmiştir. Medrese depremlerden zarar görmüş, mütevellileri tarafından onartılmıştır.


    Kapı Ağası Medresesi (Merkez)

    [​IMG]
    Şamlar Mahallesi’nde Beyzıt Camisi’nin karşısındadır. Halk arasında Büyük Ağa Medresesi olarak da tanınmaktadır. Medreseyi II.Beyazıt’ın Kapı Ağası Abdülmûinoğlu Hüseyin Ağa 1488’de yaptırmıştır.

    Osmanlı medrese mimarisinde benzerine çok az rastlanan sekizgen plân tipindeki medrese olup, son yıllarda onarılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir. Duvarları moloz taş ve tuğla hatıllıdır.

    Medreseye kuzeybatı köşesindeki büyük yay kemerli bir kapıdan girilmektedir. Sekizgen plânlı avlunun her kenarında dörder sütun üzerine sivri Bursa Kemeri revaklarla çevrilmiştir. Bunların arkasında 20 medrese hücresiyle bir dershane vardır. Dershane aynı zamanda mescit olarak kullanılır ve üzeri büyük bir kubbe ile örtülüdür.


    Şamlar Medresesi (Merkez)

    Yeşilırmak’ın kuzey yakasında Şamlar Mahallesi’nde Şamlar Camisi’nin kuzeyindedir. Kapı Ağası Ayas Ağa tarafından yaptırılmıştır. Şamlar Camisi’nin son cemaat yerinin uzantısında yer alıp, moloz taştan yapılmıştır. Dershanesi olmayan medresenin avlusunda on bir sütunun taşıdığı 13 kubbe ile örtülü revaklar bulunmakta, bunların arkasında da 17 öğrenci hücresi bulunmaktadır. Ayrıca medresenin kuzeydoğusuna da beşik tonozla örtülü bir sıbyan mektebi eklenmiştir.


    Tıgrakya Medresesi (Merkez)

    Amasya Mehmet Paşa Mahallesi’nde Yeşilırmak’ın kenarında olup, Nureddin Tıgrak tarafından 1234’te yaptırılmıştır. İlk yapımında mescit olarak düşünülmüş, sonradan medreseye çevrilmiştir.


    Çelebi Mehmed Medresesi (Merzifon)

    Merzifon’da Camii Cedid Mahallesi’nde Çelebi Mehmet Camisi’nin yanında I.Çelebi Mehmed tarafından 1415’te yaptırılmıştır. Medresenin mimarı Ebu Bekir İbn Muhammed İbn Hamza-tül Müşeymiş’tir. Halk arasında Sultaniye Medresesi ismi ile de tanınan bu medrese 1419’da Emin Onuroğlu Ali Bey tarafından onarılmıştır.

    Selçuklu medrese mimarisindeki 4 eyvanlı plân tipinde olup, kare plânlıdır. Dershane bölümü eyvanların dışında çıkıntı oluşturmuştur. Kesme taştan medresenin giriş kapısı üzerindeki saat kulesini 1866’da Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa yaptırmıştır. Giriş kapısı ve eyvanlar arasında 20 medrese odası sıralanmıştır. Avluyu çeviren 12 kare ayak kırmızı beyaz taşlarla yapılmış sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. Eyvanın arkasındaki odalar kubbelidir.


    Haliliye Medresesi (Gümüşhacıköy)

    Gümüşhacıköy İlçesi Gümüş Beldesi merkezinde bulunan eser Çelebi Sultan Mehmed’in Beylerbeyi Halil Paşa tarafından 1413 de yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, moloz taştan, kapalı avlulu bir medresedir. Avluyu ahşap ve sivri kemerli düz tavanlı revaklar çevirir. Medresenin her yüzünde ortaya gelecek yere birer dershane yapılmış, köşelere de 12 medrese odası eklenmiştir. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmaktadır.


    Darülhadis Medresesi (Merkez)

    Amasya’nın Pirinççi Mahallesi’nde dere kenarında, Hacı Hamza Efendi Camisi’nin hizasındadır. Kadı Şeydi Ali’nin oğlu El-Hac Osman Çelebi tarafından 1527’de Darülhadis olarak yaptırılmıştır. İlk önce ahşap olarak yapılan bu medrese 1602’de çıkan yangında yandığından, Osman Çelebi’nin torunu Ayşe Hatun tarafından 1609’da yeniden yaptırılmış ve mütevelliliğini oğlu Şaban Ağa’ya vermiştir.


    Dağrakiye Medresesi (Merkez)

    Yeşilırmak’ın kenarında, Mehmet Paşa Camisi’nin kuzeybatısındadır. Amasya Valisi Emir Nureddin Dağrak tarafından 1224’te mescit olarak yaptırıldığı kapı kitabesinden anlaşılmaktadır. Medrese 1875’te Yeşilırmak’ın taşması sonucu yıkılmış ancak, 1891’de Canikli Mehmed Efendi tarafından yenilenmiştir.


    Sultan Beyazıt Medresesi (Merkez)

    Amasya Ziya paşa Bulvarı’nda Beyazıt Camisi’nin batısında olup, II.Beyazıt tarafından 1486’da yaptırılmıştır. Kesme taştan olan bu medrese U plânlı olup, avlunun etrafını kubbeli revaklar ve bunların arkasındaki dershane hücreleri çevirmektedir. Revakların ucunda, giriş kapısının karşısındaki dershane sekiz kasnaklı bir kubbe ile örtülü ve kare plânlıdır.

    Medresenin ilk müderrisliğini Şeyhülislam Amasyalı Cemalîzade Zembilî Ali Efendi yapmıştır. Daha sonra devrin alimlerinden Çorumlu Ahmed Efendi, Mütevellizade Ahmed Efendi, ünlü hattat Kâtipzade es-Seyyid Ahmed Kemal Efendi burada ders vermişlerdir.

    Günümüzde Amasya İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.


    Torumtay Medresesi (Gök Medrese) (Merkez)

    [​IMG]
    Gök Medrese mahallesi’nde Torumtay Türbesi’nin ve Camisi’nin içerisinde olup, 1267’de Amasya Valisi Seyfeddin Torumtay tarafından yaptırılmıştır.

    Medrese cami avlusunun iç tarafında, kuzey ve batı yönünde taştan yapılmış küçük odalardan ibarettir. Dershanesi doğuda olup altıgen plânlıdır. Burası açık yakut gibi yeşil taşlarla süslü olduğundan Gök Medrese diye de vakfıyesinde bahsedilmiştir. Bu medresenin dershanesi sonraki yıllarda Torumtay’ların türbesine dönüşmüştür.

    Amasya’nın ünlü ulemalarından Gıyasüddin Mahmud-ı Garmini Ömer Efendi, Halil Efendi, Es-Şeyh Mustafa Efendi, Ahmed Niyazi Efendi bu medresede ders vermişlerdir.



    Kâşifiye Medresesi (Merkez)


    Amasya’da yapılan ikinci medrese Şamice Mahallesi’nde Halifed Gazi Türbesi’nin bitişiğindedir. Medreseyi I.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Emir Mücahit el Mübarüziddin Halifed Alp İbn-i Tulî yaptırmıştır.

    Kapı üzerindeki kitabesinde 1235 tarihinde medresenin yapılmasının emir tarafından emredildiği yazılıdır. Ancak kitabede 1235 tarihi yazılı olmasına rağmen vakfiyesinde 1225 tarihinde yapıldığı yazılıdır. Yapılmasındaki amaç Fahreddin Ali bin Muhammed el Buhari ve öğrencilerine öğrenim görmeleri için bir mekân sağlamaktır.

    Medresenin günümüze ön cephesi ile temellerine ait taşlar gelebilmiştir.Ayrıca bu yapının altında bir Bizans kilisesi olduğu da iddia edilmiştir. Medreseden türbeye bitişik olan ön cepheye ait kalıntılar günümüze gelebilmiştir. Medrese depremlerden zarar görmüş, mütevellileri tarafından onartılmıştır.
     
  7. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Kalesi


    [​IMG]Amasya kalesi, Amasya il merkezinin kuzeyini kaplayan Harşena Dağı üzerindedir. Harşena Kalesi adıyla da bilinir. Amasya Kalesi’nin üzerinde inşa edildiği kaya , denizden 700. Yeşilırmak’tan ise 300 m. yüksekte bulunmaktadır. Bazı tarihçilere göre kaleyi ilk defa Pontus Kralı Mithridates tarafından yaptırılmıştır. Bazılarına göre ise; Kumandan Karsan veya Harsana yaptırdığı için Harşana / Harşena ismini almış olabileceği söylenmektedir.

    Amasya Kalesi, bir çok kez el değiştirmiş ve tahrip olmuştur. Persler, Romalılar, Pontus ve Bizanslıların egemenlikleri döneminde saldırıya uğrayan Amasya Kalesi, yüzyıllar içinde yıkılmış ve her seferinde yeniden inşa edilmiştir.

    Roma ve Pontuslular arasında geçen çarpışmalar sırasında önemli oranda tahrip gören Harşena Kalesi 1075’te Türklerin Amasya’yı fethetmesiyle birlikte önemli oranda onarım görmüştür. XVIII. yüzyıla kadar kullanılan Kale, bu yüzyıldan sonra askeri önemini kaybetmiştir.

    [​IMG]Kalenin önemli tepe noktası kesme, sur duvarları moloz taşlardan yapılmış olup, Yeşilırmak’ın kıyısına kadar 8 müdafaa kademesine sahiptir. Kalede Cilanbolu denilen ve kalenin orta yerinde giriş kapısının hizasında yüksekçe bir yerden kayaya oyulmuş 150 basamakla aşağıya inilen 8 metre çapında dehliz vardır. Kalede sarnıçlar, su depoları, eteklerinde Osmanlı dönemine ait hamam kalıntıları ve kayaya oyulmuş Pontus Kral Mezarları bulunmaktadır. Kalenin sur duvarlarının çoğunluğu ayakta kalmıştır.

    Bugünkü Amasya şehrinin kuzeyini kaplayan kale, İçeri Şehir (Hatuniye Mahallesi), Kızlar Sarayı ve Yukarı Kale (Harşena) olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Yeşilırmak Nehri kıyısı boyunca, İstasyon Köprüsü ile Hükümet köprüsü arasında uzanan yaklaşık 800 m.lik bir alanı kaplayan Hatuniye Mahallesi’nde Yeşilırmak’ın kuzeyinden yükselen antik sur duvarları üzerinde Amasya evleri, hamamlar ve camiler inşa edilmiştir.

    Aşağı Kale olarak da adlandırılan bu bölüme Alçak Köprü’den, İstasyon Köprüsü’nden, Sultan Bayezid Camii karşısında bulunan Mağdenüs Köprüsü’nden ve Hükümet Köprüsü’nden girilebilmektedir.Kızlar Sarayı demiryolu ile İçeri Şehir’den (Hatuniye Mahallesi) ayrılmıştır.


    İç Kale


    Enderun Kalesi olarak da bilinir. Bu iç kaleyi, Pontus Kralı Mithridates M.Ö. 250 dolaylarında yaptırmıştır. Sarayın bulunduğu teraslar güzel ve temiz bir görünümdeki destek duvarlarından başka günümüze gelebilen bir kalıntısı yoktur.Sarayın XVI.yüzyıla kadar kullanıldığı bazı kaynaklardan öğrenilmektedir. Sarayın dış bölümünün taştan, iç kısmının tuğla ve ahşaptan olduğunu sanılmaktadır. 1146’da iç kaleyi onartan Selçuklu Sultanı I. Mesud Amasya’yı merkez yapıp İç Kale’de cami, medrese, hamam ve saray yaptırmış, ölünceye kadar da burada oturmuştur.


    Kızlar Sarayı

    Kızlar Sarayı, İç kalenin üzerinde bulunan mağaraların altındadır. Sinop mutasarrıfı İsfendiyar Bey’in torunu Doğrak Hatun Amasya’ya geldiği zaman, Selçuk Sarayına giremeyince, Kızlar Sarayı yaptırılmıştır. Bu sarayın yapımından sonra İsfendiyar Beyleri, çevrede yaptıkları fetih ve savunmalarda Amasya’yı bir üs gibi kullanmışlar ve Kızlar Sarayında ikamet etmişlerdir.

    Kızlar Sarayı, 150 yıldan uzun bir süre Osmanlı şehzadelerine, hatunlarına ve valilerine mekan olmuştur. 1852 yılına kadar faal bir biçimde hizmet vermiştir. Bu tarihten sonra Amasya ayânına terk edilmiştir. Daha sonra ise kendi kaderine bırakılmıştır. Bugün tamamen harap durumdadır.


    Cilanbolu Kuyusu

    Amasya kalesinde çok sayıda dehliz ve su kuyuları bulunmaktadır. Bu kuyuların en ünlüsü Cilanbolu diye isimlendirilen yerdir. Cilanbolu kuyusu, Harşena kalesinin orta yerinde, büyük kapının hizasında bulunan yüksek yerde, güneyden kuzeye doğru gitmektedir. Yüz elli kadar basamakla aşağıya inilir. Daha aşağılarda tahribat sonucu merdivenler kaybolmuştur. Kuyunun girişi geniş ve yuvarlaktır. Önce kagir olarak başlayan kuyu, daha aşağılarda kayaların oyulması biçiminde devam etmektedir.
     
  8. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Müzeleri


    Amasya Müzesi (Merkez)


    [​IMG]Cumhuriyetin ilanından sonra Maarif Müdürlüğü’ne bağlı olarak II.Beyazıt Külliyesinin medresesinin iki odasında mumyalar, arkeolojik ve etnoğrafik eserlerin bir araya getirilmesi ile 1925 yılında müze deposu kurulmuştur. Müzedeki eserlerin çoğalması ile, 1961 yılında eserler Gökmedreseye nakledilmiştir. 1977 yılında da yeni kurulan müzeye taşınmıştır.

    Amasya Müzesinde Kalkolitik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait eserler bulunmaktadır.

    Müzenin tarihi çağlara ait eserleri arasında çeşitli keramikler, sikkeler, lahitler, steller, mimari parçalar ve heykeller bulunmaktadır. Ayrıca yöresel halı, kilim, yazma eserler ve etnoğrafik malzemeler de müze koleksiyonları içerisinde yer almaktadır.

    [​IMG]Müze bahçesinde de Sultan I.Mesut Türbesi içerisinde İlhanlı dönemine ait mumyalar bulunmaktadır. Bu mumyalar 1929 yılında satın alınarak müze envanterine kaydedilmiştir.

    Müze kayıtlarına altı adet olarak geçen bu mumyaların, daha sonra yapılan incelemede altıdan fazla olduğu görülmüştür. Bu mumyalar Yeşilırmak’ın 1952 yılında taşması sonucunda sular altında kalarak zarar görmüştür.



    Atatürk Caddesi No:91
    Tel: (0358) 218 45 13
    Faks (0358) 218 69 57



    Hazeranlar Konağı Etnoğrafya Müzesi (Merkez)

    [​IMG]Amasya’da XIX.yüzyıl sivil mimari örneklerinden Amasya Defterdarı Hasan Talat Efendi’nin yaptırmış olduğu Hazeranlar Konağı 1984 yılında Amasya Müzesine bağlı olarak Etnoğrafik eserlerin sergilendiği Müze-Ev olarak ziyarete açılmıştır.

    Hatuniye Mahallesi, Yeşilırmak kenarında yer alan Hazeranlar Konağı 1976 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce satın alınarak restore edilmiş ve ziyarete açılmıştır.Bu müze 1988 yılında yeniden restore edilmiş 12 Kasım 2001 tarihinde de ikinci kez ziyarete açılmıştır.

    Bu konağın ismi, Hasan Talat Bey’in kızı olan ve uzun süre bu konağın sahipliğini yapan Hazeran Hanım’dan gelmektedir. Hazeranlar Konağı Kastamonu, Safranbolu ve Kula evleri ile mimari yönden benzerlik göstermektedir. Kuzey-güney doğrultusunda, bodrum dahil üç katlı, açık avlulu iki ana girişli olan bu konak haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. İkinci ve üçüncü katlarda orta sofanın çevresinde dört eyvanlı, köşeleri pahlı, toplam 11 oda sıralanmıştır.

    Konak MS.II.yüzyıla ait antik moloz taşlardan yapılmış temeller üzerine ve 3 m. kalınlığındaki sur duvarları üzerine oturtulmuştur. Ahşap kalasların yardımı ile bindirme tekniğinde hımışlı olan yapıda özellikle doğu cephesi dışında kalan bölümler tümü ile cumbalı ve dizi halinde pencerelidir. Dışa kapalı olan batı duvarında büyük bir ocak yer almaktadır.

    Konağın bodrum katı eski tarihlerde ahır olarak kullanılmış, günümüzde Devlet Güzel sanatlar galerisi olarak düzenlenmiştir.

    Konağın selamlık bölümündeki, Oturma Odası, Anı Odası ve Baş Oda etnoğrafik malzeme ile düzenlenmiştir. İkinci kattaki çift kapı ile geçilen Harem kısmı, Mabeyn Odası, Hizmetçi Odası, Çeyiz Odası ve eyvanlar bulunmaktadır. Müzenin bu bölümleri XIX.yüzyıl Amasya yaşantısını günümüze yansıtacak şekilde düzenlenmiştir.


    Hatuniye Mahallesi
    Tel : (0358) 218 45 13



    Alpaslan Müzesi (Taşova)

    Taşova İlçesi, Alpaslan Belediyesi tarafından 1994 yılında ziyarete açılmıştır. Müzede çevreden toplanan Eski Tunç çağı, Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait keramikler, bronz ve altın sikkeler bulunmaktadır. Ayrıca yörede ele geçen fosiller, etnoğrafik eserler, Selçuklu ve Osmanlı dönemine tarihlenen ahşap eserler sergilenmektedir.

    Taşova, Alpsalan
    Tel : (0358) 373 88 66
     
  9. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Sultan II.Beyazıt Anıtı



    Amasya Beşikdüzü’nde Ordu Evi önündeki bahçede Sultan II.Beyazıt’ın anıtı bulunmaktadır. Sultan II.Beyazıt padişah olmadan önce 25 yıl Amasya’da valilik yapmıştır. Bu nedenle de Sultan II.Beyazıt anıtı 1916 yılında yapılmıştır.

    Dört köşe mermer bir sütun olup, Osmanlıca ve Türkçe yazılarla padişah olmadan önce Sultan II.Beyazıt’ın burada yaşadığı belirtilmiştir.
     
  10. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Kral Mezarları


    [​IMG]Helenistik dönemde, Amasya’yı İÖ.333’den İÖ.26’ya kadar başkent olarak kullanan Pontus Krallarına ait olan Kral kaya Mezarları, Harşena Dağı’nın güney eteklerine, kalker kayalara oyularak yapılmıştır.

    Hatuniye Mahallesi’nin dar sokaklarından ve tren yolunu geçerek çıkılan mezarların arasında, kayaya oyulmuş yollar ve merdivenler bulunmaktadır. Yeşilırmak Vadisi boyunca, irili ufaklı 21 mezar olduğu bilinmekle birlikte bunlardan sadece birkaç tanesi günümüze gelebilmiştir. Kaya Mezarlarının içlerinden çok, arkalarına oyulmuş geçitler dikkat çekicidir. Bu bölgedeki büyük mezarlardan birinin yanında, nehre kadar uzandığına inanılan bir tünelin başlangıcı bulunmaktadır. Kalker kayalara oyularak yapılan bu mezarlar yapı ve büyüklükleri itibarıyla kente hakim bir noktadadırlar.

    Kral Kaya Mezarlarının en büyüğü, galeri ve merdivenlerle çıkılan, batı yönündeki en son mezardır. Bu mağaranın yüksekliği 15m, genişliği 8m, derinliği ise 6m’dir. Mezar odasına girişi, diğer mezarlardaki kapılardan daha yüksektir. "Büyük Kral Mezarı" olarak da adlandırılan mağara, cephe itibariyle pek çok tahribata uğramıştır.

    [​IMG]Kızlar Sarayı üzerinde yer alan üçlü kral mezarı birbirine çok yakın oyulmuştur. En solda yer alan mezar, ortadaki mezar sahibini gölgede bırakmak amacıyla ön plana çıkarılmıştır. Kızlar Sarayı’nın alt kısmında ve Demiryolu tünelinin hemen üzerinde bulunan mezar da, diğerleri gibi, blok kaya oyularak yapılmıştır. Diğer kaya mezarlarından farklı olarak, etrafı oyulmamıştır. Ayrıca mezar odasına çıkmayı kolaylaştıracak taş merdivenler de yapılmamıştır. Mezar odasının sağ ve sol kenarlarında yapılan sütunlar daha sonra kırılmıştır.

    Mağaraların bütününde görülen kapaksız, 2-3 metre arasında değişen yükseklikte, kapıya benzeyen girişler, bu mağaraların ortak özelliğidir. Mağaraların etrafı geniş biçimde boş bırakılmasının amacı da, bazı mezarların tavaf edilmesi, bazılarında da kayalardan sızan suların hava ile temasını ve mezar odasının korunmasını sağlamaktır.

    Kral Kaya Mezarları bazı dönemlerde hapishane ve cezalandırma mekanı olarak da kullanılmışlardı. Örneğin VI. Mithridates, kendisi ile yapılan barış görüşmelerinde zorluk çıkaran Romalı elçileri, Demiryolu geçidinin hemen üzerinde yer alan mezara hapsetmiştir.

    1075’te Amasya’yı fetheden Melik Ahmed Danişmend Gazi, mezarların içindeki Pontus devrinden kalma gömüleri kaldırtmış. Yine o dönemde, Hıristiyan keşişlerin bu mağaralarda inzivaya çekildikleri bilinmektedir.


    Aynalı Mağara


    [​IMG]Amasya çevre yolunun Samsun yönünden sağa ayrılan Ziyaret Beldesi yolu üzerinde şehir merkezine 3,3 km. uzaklıktadır. Kral Kaya Mezarlarının en iyi işlenmiş ve tamamlanmış olanıdır.

    Yerden dört basamakla çıkılan 1.65 m. yüksekliğindeki mezar düz bir kayaya oyulmuştur. Genişliği 9.8 m. Yüksekliği 13 m. dir. Dış cepheden bakıldığı zaman usta bir taş işçiliği ile yapıldığı görülebilir. Mağaranın tamamı parlatılmıştır. Buraya "Aynalı Mağara" denmesinin nedeni de, güneş vurduğu zaman mağaranın cephesinin parlamasıdır. Büyük bir ihtimalle burası, mezar olarak değil de yerleşim ve ibadet amacıyla oyulmuşdur. Nitekim, mağaranın içinin çok geniş olması ve duvarlarda yer alan renkli resimler ve mağaranın alınlığında yazan "Büyük Rahip Tes" yazısı bu düşünceyi destekler.

    Mağaranın içinde, biri dikdörtgen, diğeri kare biçiminde iki oda vardır. Dikdörtgen olanı asıl mezar odasıdır. Kare şeklindeki odada ise, XI.yüzyılda. Bizanslılar tarafında yapıldığı tahmin edilen renkli duvar resimleri bulunmaktadır. Tonoz kısmında altısı sağda, altısı solda olmak üzere on iki havari tasvirleri vardır. Kuzey ve güney duvarlarında ise bir takım kadınlı erkekli figürler bulunmaktadır. Doğu cephesinde ise Hz. İsa, Hz. Meryem ve Iohannes’ten oluşan Deisis kompozisyonu görülmektedir. Hz. İsa’nın on iki havarisinden birinin, Hıristiyanlığı bu mağarada yaydığı söylenmektedir.
     
  11. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Sivil Mimari Örnekleri


    Amasya Evleri


    [​IMG]Amasya’da sivil mimari örneklerinin çok azı restore edilmiştir. Bunun dışında kalan bakımı ve onarımı yapılmayan evlerin ömürlerinin az olduğu bilinmektedir.Bunun için de koruma amaçlı imar planlarının yapılması, evlerin bakım ve onarımını Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, İl Özel İdaresi ve konu ile ilgili Mimarlar Odaları üstlenmelidir.

    Amasya evlerinin Türk sivil mimarisinde önemli bir yeri vardır ve yalnızca sit alanı ilan etmekle, onarım yapılmadan kamulaştırılması ile de bir çözüme gidilmeyeceği açıktır.

    Amasya’nın mimari yapısını Selçuklu ve Osmanlı ağırlıklı yapılar oluşturmaktadır. Buradaki evlerin plan ve cephe anlayışı Kastamonu, Safranbolu, Bursa, Edirne gibi illerdeki evlerle benzerlikleri bulunmaktadır. Ayrıca eski Osmanlı toprakları olan Filibe, Mostar, Petric, Arvatalan gibi Balkan kentlerinde de bunlara benzer örneklerle karşılaşılmaktadır.

    [​IMG]Amasya evleri çoğunlukla iki katlı, çatılı, cumbalı, bazen sokak boyunca çıkmalı, üçlü pencere sistemli evlerdir. Bu evler vadinin güney yamacı boyunca arazi meyline uyum sağlayarak yayılmışlardır. Bazıları da Yeşilırmak kıyısında uzanan surlar üzerinde yan yana dizilmiş ve çıkmaları ile de ilginç bir görünüm ortaya koymuşlardır. Ancak, Amasya’daki 1915 yangını evlerin bir kısmının yanmasına ve Amasya’nın mimari dokusunun zarar görmesine neden olmuştur. Bunun ardından 1939 Erzincan depremi, zaman zaman Yeşilırmak’ın taşması bu yok oluşu hızlandırmıştır.

    XX.yüzyılın ikinci yarısında bütün Türkiye’de görüldüğü gibi modern şehircilik akımının olumsuz etkileri de eski Amasya evlerinin yok olmasına neden olmuştur.

    Bütün bu olumsuzluklara rağmen Amasya’nın en az etkilenen yeri Hatuniye Mahallesi, Sofular Mahallesi, Köprü Sokağı ile Yalıboyu olmuştur. Buradaki Hazeranlar Konağı Ziya Paşa’nın Amasya Mutasarrıflığı zamanında Defterdarlık görevi yapan Hasan Talat Efendi tarafından yaptırılmış, yakın tarihlerde de Kültür Bakanlığı’nca restore edilerek Müze konumuna getirilmiştir.

    [​IMG]Amasya evleri çoğunlukla yan yana, bitişik nizamda yapılmış olup, haremlik ve selamlık olmak üzere düzenlenmiştir. Bodrum katları üzerinde bir veya iki katlı olan bu evlerin şahnişleri, üç yöne açık pencereleri ve cumbaları ile dikkat çeken bir görünümdedirler. Bu evlerin çoğu avlulu ve bahçeli olup, genellikle bu bahçeler harem ve selamlık arasında yer almakta, ocaklar ve su kuyuları da burada bulunmaktadır.

    Evlerin ikinci katları cumbalıdır. Burada simetrik bir plan düzenine önem verilmiştir. Roma surları üzerine yapılan evlerde ise desteklerle evlerin ikinci katları Yeşilırmak’a doğru taşırılmış ve böylece daha geniş bir mekan elde edilmiştir.

    Amasya evlerinde taş temeller üzerine kerpiç ve hımış yapı teknikleri uygulanmıştır. Evlerin içerisinde bağımsız bir yıkanma yerine (gusülhane) rastlanmamakta, bunun için odalarda yüklüklerde bu gereksinim giderilmektedir. Evlerin içerisine ocak, şerbetlik (çiçeklik), dolap, raf ve sedirler mutlak surette yerleştirilmiştir. Amasya evlerinin ikinci katlarındaki odalarda daha fazla pencereye yer verilmiş ve bu pencereler mimaride giyotin pencere denilen şekilde üçlü gruplar halinde düzenlenmiştir. Bunların önlerine de ahşap kafesler yerleştirilmiştir.

    Evlerin mimari düzeninde merkezi sofalar ve bunlara açılan odalar önceliklidir.Plan tiplerinde katlar arasında farklılıklar dikkati çekmektedir. Bu nedenle aynı plan tarzı katlarda uygulanmamıştır. Örneğin sofalar bazen ortada, bazen köşede yer alır ve evi boydan boya ikiye ayırır. Evlerin içleri ahşap, ahşap üzerine yapılmış kalem işleri, alçı ve madeni bezemelerle süslenmiştir. Özellikle tavanlar, kapılar, dolap kapakları, pencere kafesleri, merdiven korkulukları, konsollar ve saçak silmelerinde yaygın biçimde ahşap süsleme uygulanmıştır.

    [​IMG]Amasya evlerinin üzerlerini örten çatı kırma ve beşik çatı olmak üzere iki ayrı grupta toplanmıştır. Bunlarda kırma çatı evin her yüzüne doğru inen, yüzeyleri olan çatı tipidir. Beşik çatı ise daha çok beşik örtüsü biçiminde olup, iki yüzeylidir. Bunların üzerleri oluklu alaturka kiremitlerle örtülüdür.

    Amasya’da evlerinin dışında XX.yüzyılda yapılmış taş ve tuğla yapılara da rastlanmaktadır. Özellikle bunlar Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan Kamu kuruluşu binalarıdır. Ulusal Türk mimarisinin örneklerinden olan bu yapılar da korunması gereken eserler arasındadır.

    Amasya evlerinden günümüze gelebilen ve en iyi korunmuş evler arasında; Hazeranlar Konağı, Hacı İlyas Evi, Sofular Mahallesi’ndeki evler, Yörgüç Paşa Konağı, Yalıboyu’ndaki evler bulunmaktadır. Bu arada Amasya’da Hatuniye Mahallesi’ndeki bazı evler 1968’de restore edilerek pansiyon olarak kullanılmaktadır.

    [​IMG]
     
  12. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Hamamları


    Mustafa Bey Hamamı (Merkez)


    Amasya Mehmet Paşa Mahallesi’nde, Mehmet Paşa Camisi’nin arkasında bulunan Mustafa bey Hamamı Yörgüç Paşazade Mustafa Bey tarafından 1436 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı üzeri kubbeli hamamın soğukluk kısmı duvarlarında nişler bulunmaktadır. Burası da kare planlıdır. Sıcaklık iki bölümden meydana gelmiş olup, birinci bölüm dört kenarında, dört büyük nişi olan merkezi kubbeli ve haçvari eyvanlıdır. Sıcaklığın ikinci bölümü halvet hücrelerinden meydana gelmiştir. Burasının da üzeri dört kollu haçlarla desteklenen merkezi bir kubbe ile örtülüdür.

    Hamamın arkasında sarnıç ve külhan yer almaktadır.


    Kumacık Hamamı (Merkez)

    Amasya Beyazıt Paşa Mahallesi’nde bulunan Kumacık Hamamını Küçük Kapı Ağası Ayazağa 1494 yılında yaptırmıştır. Aynı zamanda bu hamam Küçükağa Cami ve Medresesinin vakfındandır.

    Hamamın kuzey yönündeki soyunmalık kısmına basık kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bunun önünde küçük bir de sundurmalık bulunmaktadır. Soyunmalık kare planlı olup, üzeri sekizgen yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Kasnağın altında Türk üçgenlerinden oluşan bir friz bulunmaktadır. Soyunmalıktan ılıklığa ve sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklık kare planlı olup, köşelerde halvet hücreleri olup, üzeri dört yarım kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülüdür. Bu bölümün sağında üzeri yıldız tonozlu bir mekan, solunda da yine tonozlu tuvaletler yer almaktadır. Külhan kısmı sıcaklığa bitişiktir. Hamamın bütünü üstten kiremitli bir çatı ile örtülüdür.


    Büyük Hamam (Gümüşhacıköy)

    Gümüşhacıköy’de Köprülü Mehmet Paşa tarafından, külliye ile birlikte 1658 yılında Büyük Hamam da yaptırılmıştır.

    Hamamın kare planlı soyunmalık kısmının üzerini köşe tromplarının yardımı ile büyük bir kubbe örtmektedir. Buradan geçilen soğukluk dikdörtgen planlı olup, üzeri beşik bir tonozla örtülmüştür. Sıcaklık kenarlardaki nişlerle genişletilmiş, kare planlı ve kubbe ile örtülüdür. Bunun bitişiğinde iki halvet hücresi bulunmaktadır.


    Kara Mustafa Paşa Hamamı (Merzifon)

    [​IMG]Merzifon’un Hacı Bal Mahallesi’nde bulunan Kara Mustafa Paşa Hamamı, kara Mustafa Paşa Külliyesinin bir bölümüdür. Kitabesinden öğrenildiğine göre Kara Mustafa Paşa tarafından 1678 yılında yaptırılmıştır.

    Birbiri içerisine geçmiş bölümlerden meydana gelen hamamın düzgün bir planı bulunmamaktadır. Soyunmalık kısmı uzun dikdörtgen bir plan gösterir, soyunmalığın birinci bölümünün üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. İkinci ve üçüncü bölümlerin üzeri ayna tonozludur. Bunun arkasında sekizgen planlı sıcaklık bulunmaktadır. Dört kenarında dört eyvanlı nişler ile bu nişlerin köşelerinde halvet hücrelerinin bulunduğu sıcaklığın üzeri de sekizgen planlı merkezi bir kubbe ile örtülüdür.

    Soyunmalığa girişin sağında ayrı hücreler halinde helalar bulunmaktadır.


    Çifte Hamam (Merzifon)

    Merzifon Hacı Süleyman Mahallesi’nde bulunan Çifte Hamamı 1388 yılında Sultan II.Murat yaptırmıştır. Kadınlar ve erkekler bölümü olmak üzere çifte hamam plan düzenindedir. Her iki bölümde de soyunmalık kâgir duvarlı, ahşap tavanlıdır. Batı yönünden dar bir kapı ile geçilen soğukluğun üzeri beşik tonozla örtülmüştür. Kemerlerle üç bölüme ayrılan soğukluğun iki yanındaki büyük kemerlerle dikdörtgen konuma getirilen sıcaklık yer almaktadır. Hamamın iki halvet hücresi ile bir de külhanı bulunmaktadır.


    Tuz Pazarı Hamamı (Merzifon)

    Merzifon Gazi Muvaffak Mahallesi’nde bulunan Tuz Pazarı Hamamı, Kara Mustafa Paşa tarafından 1677 yılında yaptırılmıştır. Hamamın yanındaki meydanda tuz pazarı bulunduğu ötürü bu isimle tanınmıştır.

    Kesme taştan yapılmış olan hamamın duvarları arasında üçer sıra tuğla kullanılmış ve böylece dış mimariye hareketlilik kazandırılmıştır. Hamamın kuzey yönündeki kesme taştan giriş kapısı bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı soyunmalık kısmı sekizgen kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbe dıştan oluklu kiremitle kaplanmıştır. Kare plandan kubbeye trompların yardımı ile geçilmiştir. Merkezi kubbenin dışında kalan alanlar aynalı tonozlarla örtülüdür. Ayrıca tromplar arasında her duvarda kaş kemerler bulunmaktadır. Böylece soğukluk iki kemerle üç bölüme ayrılmıştır.

    Sıcaklık kısmı kare planlı olup, bunun da üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık dört eyvanla genişletilmiş ve dört köşesine de dört halvet hücresi yerleştirilmiştir.
     
  13. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Köprüleri


    Alçak Köprü (Merkez)

    [​IMG]Amasya il merkezinde Roma döneminden günümüze kalan tek köprüdür. Tamamı kesme taştan yapılmıştır.

    Zamanla ırmak seviyesinin yükselmesi ve ırmak yatağının dolması nedeniyle yüksekliğini kaybetmiş, bu nedenle halk arasında "Alçak Köprü" olarak anılmaya başlamıştır. 1855 yılına kadar bu köprüden yararlanılmıştır.

    Köprünün tehlike oluşturduğunu düşünen Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa, taş köprünün üzerine ahşaptan ve on bir ayaklı bir başka köprü kurdurmuştur. 1881 yılında bu ahşap köprünün sel nedeniyle yıkılmasından sonra, o dönemin Amasya mutasarrıfı (vali) Atıf Bey, kullanılmayan kilise taşlarından yararlanarak üstteki ikinci köprüyü yeniden yaptırmıştır.

    Köprü, 1965 yılında beton ve demir bağlantılar ile güçlendirilerek yenilenmiştir.


    İltekin (Çağlayan Köprüsü)
    [​IMG]Amasya il merkezine 5 km uzakta, Eryatağı sapağında yer alan İltekin Köprüsü, 1076 yılında Danişmend emirlerinden İltekin Gazi tarafından, daha önce orada bulunan bir köprü temel alınarak yaptırılmıştır.

    Yapıldığı dönemde, Amasya’nın kuşatılması için gerekli olan askeri gücün ulaşımını kolaylaştırmak amaçlanmıştır. Tamamı kesme taşlardan olan köprü, 6 yuvarlak kemer üzerine oturtulmuştur.

    1984 yılında, aslına uygun olarak restore edilmiştir.






    Kunç Köprü (Hundi Köprüsü) (Merkez)

    [​IMG]Selçuklu Hükümdarı Sultan Mesud’un kızı Hundi Hatun tarafından yaptırılmıştır.

    Beyazıtpaşa ile Şamlar mahallelerini birbirine bağlayan köprü, tamamen kesme taştan oluşur. Tipik bir Selçuklu eseri özelliği taşımaktadır. Üç büyük ayak üzerindeki geniş kemer açıklığı en büyük özelliğidir.

    Hundi Köprüsü zamanla halk ağzında "Kundi" son olarak da "Kunç" biçimini almıştır.







    İstasyon (Meydan) Köprüsü

    Ziya Paşa bulvarının bitiminde yer alan Köprü, ilk olarak Amasya Emiri Şadgeldi Paşa (1360-1382) zamanında yapılmıştır. 1824 yılındaki ırmak taşkınında büyük zarar gören köprü, 1828’de yenilenmiştir. 1940 yılında yeniden büyük bir onarımdan geçmiştir.


    Helkıs (Hükümet) Köprüsü (Merzifon)

    İlk olarak, iç kalenin Helkis Kapısı civarında yapılmış ahşap bir köprüydü. Yapılış tarihi kesin bilinmemekle birlikte, Roma döneminden itibaren kullanıldığı sanılmaktadır. Osmanlılar tarafından onarılmış ve uzun süre kullanılmıştır. 1938 yılında vali Talat Öncel ahşap köprüyü yıktırıp 1940 yılında beton olarak yeniden yaptırmıştır. Köprü, Halk tarafından "Hükümet Köprüsü" olarak anılmaktadır.


    Mağdenüz Köprüsü (Merkez)

    Mağdenüs Köprüsü, Sultan Bayezit Camisi önündedir. Mevlevi Tacibeyzade Sadi Çelebi’nin kızı Fatma Hatun tarafından 1485 yılında yaptırıldığı sanılmaktadır. Ancak büyük bir ihtimalle, Roma Dönemi öncesinde yaptırılmış olmalıdır. Çünkü geçmişte iç kaleye açılan kapılardan biri bu köprü ile bağlantılıdır.

    Ahşap bir köprü olduğu için bir çok kez sel sularına maruz kalmış ve zarar görmüştür. 1968 yılında meydana gelen ırmak taşkınında sele kapılarak yıkılmış, yerine beton ayaklı ve demir gövdeli yeni bir köprü yapılmıştır. Halk tarafından Maydonoz ve Madenüs Köprüsü olarak anılmaktadır.
     
  14. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Saat Kuleleri


    Eski Saat Kulesi (Merkez)

    [​IMG]Amasya’nın eski ahşap Nerkis Köprüsü önünde bulunuyordu. Bu kuleyi Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa 1865 yılında yaptırmıştır. Bu kule 75 yıl çalışmış, 1939 Erzincan depreminde Amasya’daki minarelerin yıkılmasına rağmen ayakta kalmıştır. Hükümet Köprüsü’nün yapımını engellediği gerekçesi ile 1940 yılında Nerkis Köprüsü ile birlikte yıktırılmıştır.

    Eski Saat Kulesi, yuvarlak minareyi andıran bir biçimde beyaz badanalı idi. Üst kısmına dikdörtgen prizma içerisinde doğu, batı ve güneye bakacak biçimde saatler yerleştirilmişti. Saatlerin bulunduğu yönlere parmaklıklı bir bölüm eklenmiş ve burası da bayrak çekmek için kullanılmıştır.










    Yeni Saat Kulesi (Merkez)


    [​IMG]AKTAV Vakfı’nın ve Valilik ile Belediyenin ortaklaşa çalışmaları sonucunda, Eski Saat Kulesinin yeniden yapılması için çalışmalara başlanmıştır.

    Eski Saat Kulesinin fotoğraflarına dayanılarak Amasya’da bugünkü yeni saat kulesi yapılmış ve 2002’de de kullanıma açılmıştır.
















    Merzifon Saat Kulesi (Merzifon)


    [​IMG]Merzifon ilçe merkezindeki saat kulesi, Çelebi Sultan Mehmet’in emri ile Mehmet Memişoğlu Ebubekir tarafından yapılmıştır. Bu saat kulesi Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa tarafından yenilenmiştir.

    Çelebi Mehmet Medresesinin giriş kapısı üzerinde yer alan saat kulesi tuğladan yapılmış silindirik gövdelidir. Bu gövde üç çember ile daha hareketli bir görünüm kazandırılmıştır. Minareyi andıran kulenin köşeleri prizma şeklinde olup, her yüzüne yuvarlak kadranlı birer saat yerleştirilmiştir. Üzeri kubbe ile örtülü olan saat kulesinin çanının sesinsin iyi duyulabilmesi için her yöne yuvarlak kemerli birer pencere açılmıştır.










    Amerikan Koleji Saat Kulesi (Merzifon)


    [​IMG]Merzifon Amerikan Koleji’nin çatısı üzerinde 1919 yılında yaptırılmıştır. Kolejin yanındaki üç katlı binanın çatısı üzerinden kare kesitli olarak oturtulmuştur. Bu saat kulesinin üzeri pramidal külahlıdır. Dört cephesine yuvarlak saat kadranları yerleştirilmiştir.
     
  15. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Bedestenleri


    Amasya Bedesteni (Merkez)

    Amasya Ekin Pazarı civarında bulunan bedesteni Sultan II.Beyazıt zamanında Kapı Ağası Hüseyin Ağa 1483 yılında yaptırmıştır. Bedestenin dört ayrı cephesinde, dört ayrı kapısı bulunmaktadır. Bedestenin dikdörtgen planı vardır. Kuzey cephesinde, ileriye doğru çıkıntı oluşturan kapısının iki yanına iki dükkan yerleştirilmiştir. Bedestenin iç mekanında ortaya dört köşe kalın bir paye oturtulmuş ve bu paye ile duvarlar birbirlerine kemerlerle bağlanmıştır. Böylece oluşturulan dört bölümün üzeri dört ayrı kubbe ile örtülmüştür.

    Bedestenin 1865 yılında kubbeleri yıkılmış, üzeri çatı ile örtülmüştür. Bu çatının da çökmesi ile bedestenin üzeri uzun süre açık kalmıştır. Bu arada harap olan bedestenin yanlıca beden duvarları kalmıştır. Orijinal bedestenden günümüze ulaşan 1483 tarihli kitabesi bulunmaktadır:

    “Kad benâ hâze’l-binâ’sâhibü’l-hayrât. Bâni mebâni’l meberrat Huseyn Ağa ibn
    Abdi’l-Mu’in eş-şehir bi Kapu Ağası fi’l-atabeti’l-aliyye li-sultani’l-berreyn ve Hâkâni’l
    Bahreyn es-Sultân ibni’s-Sultân es-Sultân Bâyezid bin Muhammed Hân hailed Allâhu
    Subhanehu mülkehu ve sultânehu min eyyâmi devletihi min kurâzati cûdihi ve ihsânihi
    Tegammedehu’llahu Te’âlâ bi-gufrânihi fi târih sene semânin ve semânine ve semânimie
    Sene H.888 (1483)”.

    Bedesten Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1971’de orijinaline uygun olarak restore edilmiştir.


    Köprülü Mehmet Paşa Bedesteni (Gümüşhacıköy)

    Gümüşhacıköy’ün merkezinde Köprülü Mehmet paşa’nın 1669 yılında yaptırmış olduğu külliyenin bir bölümünü oluşturmaktadır. Bedestenin giriş kapısı üzerine Ali Rıza Bey 1900 yılında bir saat kulesi ilave etmiştir.

    Bedesten dikdörtgen planlı olup, dört kapı ile avlusuna girilmektedir. Bu avlunun iki yanında üzerleri beşik tonozla örtülmüş dükkanlar bulunmaktadır. Bedesten günümüze orijinal hali ile gelememiş, bir çok onarım geçirmiş ve bazı yerleri de genişletilmiştir. Yalnızca kuzey kapısı orijinal durumunu korumuştur. Sivri kemerli olan bu kapı kırmızı-beyaz renkli taşlardan yapılmıştır. Diğer kapıların geç devirde yapıldığı, yapı şekillerinden anlaşılmaktadır.


    Kara Mustafa Paşa Bedesteni (Merzifon)

    [​IMG]Merzifon’da Gazi Mahbup mahallesi’nde kara Mustafa Paşa Camisi’nin doğu kısmındaki bedesten XVII.yüzyılda yapılmıştır.

    Dikdörtgen planlı, iki katlı bedestenin çevresinde dükkanlar sıralanmıştır. Kesme taştan yapılmış olan bedestenin ikinci katında revakların arkasında odalar sıralanmıştır.

    Bedestenin üzerini sekizgen kasnaklı dokuz kubbe örtmektedir.
     
  16. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Amasya Hanları


    Taş Han (Merkez)


    [​IMG]Dere Mahallesi’nde bulunan Taş Hanı, Amasya Mutasarrıfı Ruhtavan Hacı Mehmet Paşa tarafından Mimar Mehmet Kalfa’ya 1758 yılında yaptırılmıştır.

    İki katlı olan Taş han’ın beden duvarları kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Dikdörtgen planlı hanın iç avlusu duvarlarla çevrilmiştir. Batı cephesindeki giriş kapısı hanın duvarlarından ileriye doğru çıkıntı oluşturmaktadır. Hanın kapısı üzerinde ince uzun bir dikdörtgen içerisinde 2 satırlık yapım kitabesi yer almaktadır. Kemerin kilit taşı ile kitabenin orta kısmında da bir rozet yerleştirilmiştir. Portalin her iki tarafında da tonozlu dükkanlar sıralanmıştır.

    Hanın iç avlusu hafif sivri kemerlerle çevrilmiş, bunların üzerine de ikinci kat yerleştirilmiştir. Günümüzde bu han oldukça harap durumdadır.


    Taş Han (Merzifon)

    [​IMG]Merzifon Gazi Mahbup Mahallesi’nde Kara Mustafa Paşa Camisi’nin yanında bulunan bedestenin karşısındaki Taş Han’ın kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Ancak yapı üslubundan tipik bir Osmanlı şehir hanı görünümünde olup XVII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

    Taş Han dikdörtgen planlı olup, güney cephesinde yuvarlak kemerli büyük bir kapısı bulunmaktadır. İki katlı olan hanın alt katında sivri kemerli dükkanlar sıralanmıştır. Hanın alt ve üst katları bütün cepheyi boydan boya kat eden silmeli bir friz ile ayrılmıştır. Birinci katı oluşturan dükkanların üzerindeki duvarlar üç sıra tuğla ve bir sıra kesme taş kullanılarak yapılmıştır. Pencerelerin üzerlerinde de sivri kemerli alınlıklar yer almıştır.

    Hanın iç kısmı tamamen kesme taştan olup, revaklıdır. Orta kısımda yer alan avlunun kuzey cephesinde sivri kemerli, kesme taş payeli revaklar ve bunların arkasında da taş konsollar üzerinde dışa doğru çıkıntı yapan odalar bulunmaktadır. Bu odaların altında ise ahırlar vardır. Hanın doğu ve batı yönlerinde, zemindeki beşer oda avluya açılmaktadır. Hanın ikinci katı doğu ve batı cephelerindeki kesme taş payelerin taşıdığı tuğla kemerli revaklar yapılmış olup, bunların da üzeri çapraz tonozlarla örtülmüştür. Boydan boya avluya bakan bu revakların arkasında da pencereli kubbeli odalar sıralanmıştır. Hanın kuzey ve güney kenarlarındaki revakların avluya bakan yüzlerinde de kemerlerin içleri taş duvarlarla örülmüştür. Buraya dışa doğru çıkıntı yapan kuş köşkleri yerleştirilmiştir.

    Hanın kuzey cephesinde revakların önüne yapılmış iki küçük çeşme bulunmaktadır.
     
  17. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkürler...
     

Bu Sayfayı Paylaş