Amasra'dan Trabzon'a Sahil Boyu KARADENİZ

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Siraç tarafından 1 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Amasra'dan Trabzon'a Sahil Boyu KARADENİZ konusu
    Amasra'dan Trabzon'a Sahil Boyu KARADENİZ

    Amasra'dan başlayarak Trabzon'a kadar denize paralel uzanan yol, doğadan kültüre, tarihten geleneksel günlük yaşama kadar Karadeniz'in tüm karakterini yansıtıyor.

    [​IMG]


    Bartın tarafından Amasra'ya gelenlerin karşısına, Amasra'dan önce ansızın Karadeniz çıkıverir tüm ihtişamıyla. Karadeniz'in ilk göründüğü bu tepeden, Amasra'ya doğru inen yılankavi yol üzerinde bulunan ve M.S. 41-54 yıllarında İmparator Claudius zamanında yapılmış olan “Kuş Kayası”, yolculuğun ilk durağı olarak yörenin geçmişiyle ilgili çok şey anlatır. Ülkemizde bulunan tek Roma yol anıtı olan eser, kayalara oyulmuş bir imparator ve Roma'nın gücünü simgeleyen kartal heykelinden oluşuyor.

    Bir yarım ada ve ona köprüyle bağlı bir ada üzerine kurulu Amasra, ilk ziyaret edenler tarafından zor algılanabilen coğrafi özellikler taşıyor. Yarım adanın bir yanı Büyük Liman, diğer yanı ise Küçük Liman. Bir mendirekle Karadeniz'in yıkıcı dalgalarının etkisinden korunan Büyük Liman, teknelere sığınak oluyor. Yarımadanın ucunda kalan tepe, Ceneviz Dönemi'nden kalan yüksek surlarla çevrili. Surların inşasında, daha önceki uygarlıklara ait mermer devşirme parçalar da kullanılmış.1460 yılında, Fatih Sultan Mehmed'i muhteşem manzarasıyla büyüleyen Amasra, Fatih'in tanımlamasıyla “Dünyanın Gözü” olarak anılmaya devam ediyor. Amasra'yı fethe gelip kenti görünce, yanında bulunan lalası Ak ?emsettin'e dönerek “Lala, çeşm-i cihan bu mu ola?” diyen Fatih'in bu tanımlaması adeta kentin ikinci adı olmuş.

    YILANKAVİ YOLLAR, BAKİR KOYLAR

    Amasra'dan, Sinop'a kadar devam eden kıyı yolu, Türkiye'nin en hoş karayollarının başında geliyor. Yol biraz bozuk olsa da doğa ve kıyı şeridi bakirliğini koruyor. Yeşilin içindeki köyler, denizle kucaklaşan küçük yerleşimler, altın sarısı şirin kumsallar adım başı hoş sürprizler olarak çıkıyor karşınıza.

    Kapısuyu, Çakraz, Tekkeönü ve Kurucaşile kumsalları Akdeniz sahillerini çağrıştıran görünümleriyle insanı şaşırtıyor. Çakraz tam bir tatil yöresi görünümünde. Bir tersaneyi andıran Kurucaşile'de ise neredeyse her evin bahçesinde tekne yapılıyor. Türkiye'de en kaliteli yatların burada yapıldığı söyleniyor. Bu rota üzerindeki en ilginç yerleşim ise kesinlikle Cide yakınlarındaki Gideros Koyu. Dar bir girişi olan koy, son derece korunaklı. Birkaç evden oluşan küçücük bir köy, Gideros'a renk katıyor. Cide ve ‹nebolu arasında kıvrıla kıvrıla devam eden yol, yemyeşil bir orman denizi içinde uzanıyor.

    İnebolu'dan sonra gelen Bozkurt'a bağlı Beldeğirmen Köyü, yemek molası verilebilecek hoş bir mekana sahip. Kayıkların çekildiği kıyıda 700 yıllık heybetli bir çınar ağacıyla gölgelenen restoran, yemeklerinden çok çevresiyle dikkat çekiyor. Çınarın etrafında yer alan aşı boyalı, iyi korunmuş tarihi ahşap evler sayesinde, burası özel bir yer oluvermiş.

    [​IMG]


    [​IMG]


    BİR BAŞKA KARADENİZ, SİNOP

    Çatalzeytin ve Ayancık'ı geçtikten sonra, doğanın mucizesi denebilecek bir coğrafya da, asırlardır varlığını sürdüren Sinop, Karadeniz'in bir başka rengini sunmak için bekliyor ziyaretçilerini.Miletliler tarafından ticari koloni olarak kurulan ve günümüze kadar pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Sinop, Karadeniz'de az bulunan güvenli limanlardan biri.

    Selçuklular döneminde de ticari bir liman olarak önemini sürdüren Sinop'ta, Selçuklu eserleri hemen göze çarpıyor. Beş kubbeli Alaaddin Camii ve 1262 yılına tarihlenen Pervane Medresesi, bu eserlerin en dikkat çekenleri.

    M.Ö. 4. yüzyıldan kalma Serapis Tapınağı, kentin en eski tarihi yapısı. Arkeoloji Müzesi'nin bahçesindeki tapınaktan geriye sadece birkaç sütun ve zemin kaidesi kalmış. Ancak müzede sergilenen eserler Sinop'un güçlü geçmişini fazlasıyla anlatacak zenginlikte.
    Kentte bulunan diğer önemli müze ise Aslan Torun Bey Konağı'nda hizmet veren Etnografya Müzesi. Üç katlı konak Osmanlı konut mimarisinin tüm özelliklerini taşıyor.

    Sinop'un doğaya dönük yüzü denebilecek Erfelek ?elaleleri, kelimenin tam anlamıyla doğanın bir mucizesi. Ardı ardına sıralanan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek ?elaleleri, bu özelliğiyle dünya da tek.

    [​IMG]

    [​IMG]


    TARİHİN İZİNDE, SAMSUN'DAN GİRESUN'A

    Atatürk'ün Milli Mücadele'yi başlatmak için 1919 yılında Samsun'a geldiği Bandırma Vapuru'nun bire bir kopyası Samsun'da ziyaret edilmesi gerekenlerin başında yer alıyor. Geminin güvertesinde askerlerin, toplantı salonunda Atatürk ve silah arkadaşlarının mankenleri, o günleri yeniden canlandırıyor.

    Samsun'dan kıyı boyunca devam eden yol, plajlarıyla ünlü Ünye'den geçiyor. Ordu'nun en büyük ilçesi olan Ünye'de Pontus Krallığı Dönemi'nden kalan kale görülmeye değer. Etnografya Müzesi olarak kullanılan Paşaoğlu Konağı ise kentin ve bölgenin geleneksel yaşamına dair önemli bir fikir veriyor. Ayrıca merkeze 6 kilometre mesafe de olan Boztepe, hem doğası hem manzarasıyla dikkat çekici. Giresun Kalesi, kentin tam ortasında yükselen dik bir tepeye kurulmuş. Pontus Krallığı Dönemi'ne tarihlenen kalenin surları oldukça sağlam durumda. Ayrıca kalenin kente bakan tarafındaki çay bahçeleri, nefis manzara eşliğinde dinlenmek için ideal.

    [​IMG]

    [​IMG]

    KARADENİZİN KÜLTÜR BAŞKENTİ TRABZON

    Trabzon, geçmişten gelen kültürel ve tarihsel miras anlamında, Karadeniz Kıyıları'nın en zengin kentlerinden biri. Kentin merkezinde bulunan Ayasofya Kilisesi, restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılarak geçtiğimiz yıllarda ziyarete açıldı. Kentin girişinde bir tepenin üzerinde kurulu olan kilise, etkileyici mimarisiyle hemen dikkat çekiyor. Kilise, 13. yüzyılda Trabzon'da hüküm sürmüş olan Komenos Devleti'nin krallarından I. Manuel tarafından yaptırılmış.

    12. yüzyıla tarihlenen Altınbaşlı Meryem kilisesi bugün Ortahisar Camii olarak kullanılıyor. Yapım tarihi bilinmeyen Aziz Eugenios Kilisesi ise Yeni Cuma Camii olarak yaşamına devam ediyor.

    Trabzon'un Maçka ilçesinde geçmiş kültürlerden ülkemize miras kalan en önemli eserlerden biri olan Sümela Manastırı bulunuyor. Altındere Vadisi Milli Parkı içinde yer alan manastırın inşa tarihi M.S. 375. Manastırın çekirdeğini oluşturan ve en eski yapı olan kaya kilisesi içinde bulunan freskolar heyecan verici güzellikte. Kayalardan damlayan kutsal suyun toplandığı ayazma, şapel, keşiş odaları, erzak depoları ve kütüphane, manastırın diğer bölümlerini oluşturuyor.

    Yeşille, mavinin buluştuğu nokta da yaklaşık olarak 850 kilometre boyunca uzanan Amasra - Trabzon rotası sadece yeşili ve maviyi değil Karadeniz'in tüm renklerini anlatıyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

     

Bu Sayfayı Paylaş