Alp Er Tunga Sagusu Türküsü Hikayesi

'Müzik Sohbet & Fan Club' forumunda Mavi_inci tarafından 21 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Alp Er Tunga Sagusu Türküsü Hikayesi konusu Alp Er Tunga Sagusu Türküsü ve Hikayesi



    İslamlık'tan önceki dönemde sagu, "ağıt" (yas şiiri) anlamına gelirdi. Alp Er Tunga sagusu, İranlı Firdevsi'nin "Şehname" adlı destanında Efrasiyab adıyla anılan ve İ.Ö.624'te Türk-İran savaşları sırasında Keyhüsrev tarafından aldatılarak öldürtülen Alp Er Tunga (Buku ya da Buka Han) için yakılan ağıttır. Alp Er Tunga'nın Türkler arasında çok sevilen bir hükümdar olduğu anlaşılmaktadır.

    Alp Er Tunga sagusu yazıya ilk kez XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un Divanü Lugat'it - Türk adlı yapıtında, Kaşgar Türkçesiyle geçirilmiştir; dörtlükler bu yapıtın çeşitli yerlerinde dağınık olarak bulunmaktadır. Dörtlüklerin sıralanışı, bir çok kaynakta farklı farklıdır. Sagu, aslında sözlü yazın döneminin ürünüdür.

    Sagu, Alp Er Tunga'nın ölümünün yarattığı duygu ve düşünceleri, belirgin bir plan çerçevesinde anlatıyor:

    Birinci dörtlükte, hükümdarın zamansız ölümünün verdiği şaşkınlık anlatılırken, dolaylı olarak onun büyüklüğüne de değinilmektedir.

    İkinci dörtlükte, feleğin bu beylerin beyini tuzağa düşürdüğü, feleğin tuzağından Alp Er Tuna'nın bile kaçamadığı belirtiliyor. bu dörtlükte ölümün karşısındaki umarsızlık, yazgıcı biçimde ele alınmıştır.

    Üçüncü ve dördüncü dörtlüklerde, yiğit hükümdarın ölümünün beylerde yarattığı etki betimlenmektedir. Onlar Alp Er Tuna'nın ölümüyle öndersiz kalmışlardır; şaşkındırlar.

    Beşinci, altıncı ve yedinci dörtlüklerde, ozan yeniden yazgıyı kargışlamakta; zamanın bozulduğunu, erdemin azaldığını, hep yiğitlerin öldüğünü vurgulamaktadır.

    Sekizinci dörtlükte yazgıcı bir bakış açısıyla, zamanın kötülüğü ve bu kötülüğün önlenemezliği konusunda hikmet yürütülmektedir.

    Son dörtlükteyse, ağıtı söyleyen ozanın kendi duyguları iletilmektedir: Bu kişi gönlünün yandığından, duyduğu acı nedeniyle yetmiş yaş birden yaşlandığından söz etmekte, o yiğidin sağ olduğu geçmiş günleri özlemle anmaktadır.

    Anlaşıldığına göre bu sagu, Alp Er Tuna'nın cenaze töreninde söylenmiş ağıtlardan biridir. Eski Türklerde büyük bir kişinin ölümü ve gömülme töreni, kendisine özgü toplantılara yol açardı. Bu törenlerde yas türküleri, ağıtlar söyleyen bir çok sanatçı bulunur, ölenin yiğitliklerini, erdemlerini, iyiliklerini sayıp döken ağıtlar okurlardı. Bu saguda ölenin özellikleri yanı sıra, ölüm olgusunun kalanlarda uyandırdığı duygulanımlar da anlatılmıştır. Saguda görülen anlatım yetkinliğini eski Türklerin sözlü yazınlarındaki gelişmişlik ve dilin kazandığı işleklikle açıklayabiliriz. Bu saguda da, güçlü bir içtenlik ve duygusallığın yanı sıra, yetkin bir anlatım düzeyi de görülmektedir.





    Alp Er Tunga Sagusu Türküsü

    Alp Er Tunga öldi mü
    İsiz ajun kaldı mu
    Ödlek öçin aldı mu
    Emdi yürek yırtılur

    Ödlek yarag közetti
    Ogrı tuzak uzattı
    Begler begin azıttı
    Kaçan kalı kurtulur

    Ulşıp eren börleyü
    Yırtıp yaka urlayu
    Sıkrıp üni yurlayu
    Sıgtap közi örtülür

    Begler atun argurup
    Kadgu anı turgurup
    Mengzi yüzi sargarup
    Körküm angar törtülür

    Ödlek arıg kevredi
    Yunçıg yavuz tavradı
    Erdem yeme savradı
    Ajun begi çertilür

    Ödlek küni tavratur
    Yalnguk küçün kevretür
    Erdin ajun sevritür
    Kaçan takı ertilür

    Bilge bögü yançıdı
    Ajun atı yençidi
    Erdem eti tınçıdı
    Yerge tegip sürtülür

    Ögreyüki mundak ok
    Munda adın tıldak ok
    Atsa ajun ograp ok
    Taglar başı kertilür

    Könglüm için örtedi
    Yitmiş yaşıg kartadı
    Kiçmiş ödik irtedi
    Tün kün keçip irtelür
     

Bu Sayfayı Paylaş