Allah Kelami Kur’ân-i Kerim’i Nasil Okumaliyiz?

'Kuran'ı Kerim ve Tefsirleri' forumunda mynq tarafından 12 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. mynq

    mynq Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Allah Kelami Kur’ân-i Kerim’i Nasil Okumaliyiz? konusu
    عَنْ أَبِي أُمَامَةَ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللّٰهِ صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:
    إِقْرَؤُا الْقُرْآنَ فَإِنَّهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ شَفِيعًا لِأَصْحَابِهِ.

    Ebû Ümâme (r.a.); “Ben Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle dediğini işittim.” demiştir.
    “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.”
    (Müslim, Müsâfirîn 252)

    Kur’ân-ı Kerim’in Tarifi

    Kur’an kelimesi, Arapça bir kelimedir. Bu kelime, İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre okuma anl----- gelen “ka-ra-e” kökünden gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim’in çeşitli tarifleri olmuştur; ama biz yapılan bu tariflerden en meşhur olanını zikredeceğiz:

    Kur’an; Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Arapça olarak indirilmiş, Mushaflarda yazılmış, tevatür(1) yoluyla nakledilmiş ve tilavetiyle ibadet edilen mûciz bir kelamdır.(2)

    Kur’ân’ın Üstünlüğü ve Okumanın Fazileti

    Hz. Peygamber (s.a.v.), Kur’ân’ın faziletini ve diğer kitaplara olan üstünlüğünü şöyle dile getirmiştir: “Kur’an, Allah’tan başka her şeyden faziletlidir. Kur’ân’ın diğer sözlere olan üstünlüğü, Azîz ve Celîl olan Allah’ın yaratıklarına olan üstünlüğü gibidir.”(3)

    Allah’tan başka Kur’ân’dan üstün bir varlık düşünmemiz mümkün değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hadisinde kendisinin de üstünlük konusunda Kur’ân’dan sonra geldiğini ifade buyurmuşlardır.

    Cenâb-ı Hakk’ın ilâhî kelamı olan Kur’ân’ı okumak bir ibadet, hem de nafile ibadetler içerisinde ecir ve sevabı en yüksek bir ibadettir.(4)

    “Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.”(el-Fâtır, 35/29)

    “Ümmetimin ibadetlerinin en faziletlisi, Kur’an okumaktır.”(5)
    “Evlerinizi namaz ve Kur’an kıraati ile süsleyiniz.”(6)

    “Kur’ân’ı okuyun ve ezberleyin. Muhakkak Allah, Kur’ân’ı ezberleyen kalbe azap etmez.”(7)

    Gerek kendi kutsiyetinden, gerekse kıraatinin faziletinden bahsettiğimiz Kur’ân-ı Kerim’in okunması, O’na layık, şuurlu, maddî-manevî hayatımızın tümünde etkisini hissettiren bir güçte olmalıdır.

    Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in gece ibadetlerinin çoğunluğunu Ku’ran kıraati teşkil etmiştir. Sahâbe Efendilerimiz ve sonraki nesiller de aynı hassasiyeti devam ettirmişler ve günümüzde bu sünnete riâyet etme gayreti âlimlerimiz aracılığı ile insanlara aktarılmaya çalışılmaktadır.

    Kur’ân-ı Kerim’i Nasıl Okumalıyız ve Nelere Dikkat Etmeliyiz?

    Kur’ân’ın sonsuz feyzinden istifade edebilmek ve kendisinden beklenen tesirin elde edilebilmesi için O’nu okurken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Dikkat edilmesi gereken hususların tümüne “Kur’ân-ı Kerim Okuma Âdâbı” denilmektedir. Şimdi bu âdâplardan bazılarına işaret edeceğiz.

    • Kur’ân-ı Kerim, tertil üzere okunmalıdır. Zira Allah (c.c.), O’nu tertil üzere inzal buyurmuş(8) ve tertil üzere okunmasını emretmiştir.(9)

    • Kur’ân-ı Kerîm’i, manasını mümkün mertebe anlamaya çalışarak ve düşünerek okumalıdır. Çünkü Kur’an okumaktan birinci derecede arzulanan şey, O’nun ihtiva ettiği hakikatlerin öğrenilmesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Ey Kur’an ehli! Kur’ân’ı terk etmeyiniz, gece gündüz O’nu hakkıyla okuyunuz, manasını açıklamaya çalışınız, O’ndaki incelikler üzerinde düşününüz ki kurtuluşa eresiniz.”(10) buyurmuştur. Düşünmeye imkân verdiği için, Kur'ân'ı ağır ağır okumak sünnet kabul edilmiştir. Hazreti Ali (k.v.); “Anlamadan yapılan ibadette, düşüncesiz yapılan kıraatte hayır yoktur." demiştir. Peygamber Efendimiz Âl-i İmran sûresinin 190. âyetini okumuş, daha sonra da, “Bu âyeti okuyup da üzerinde düşünmeyenin vay hâline..." buyurmuştur.

    • Kur’an okuyan, Onunla bütünleşmelidir. Rahmet âyeti okuduğu zaman Allah’ın vaadiyle sevinmeli, bunu bir müjde telakki kabul etmeli, Allah’tan rahmet, mağfiret ve Cennet’ini niyaz etmelidir. Eğer azap âyeti okuyorsa, manası üzerinde durmalı, azabından koruması için Allah’a yalvarmalıdır.

    Sevgili Peygamberimiz, Kur’an okurken, Allah’ı tesbih etmekten söz eden âyetlere gelince, Cenâb-ı Hakk’ı tesbih ve tenzih ederdi. Allah’tan dilekte bulunmakla ilgili âyetlere gelince, Cenâb-ı Mevlâ’ya dileğini sunardı. Cenâb-ı Hakk’a sığınmaktan bahseden âyetleri okuyunca O’na sığınırdı.(11)

    Hz. Âişe (r.anhâ), Peygamberimiz’in en dikkatli talebesiydi. Kur’ân okumayı da O’ndan öğrenmişti. O da Allah’ın kitabını, Rasûl-i Ekrem gibi düşünerek okurdu. “Rabbimiz lütfetti de iliklere kadar işleyen azaptan bizi korudu.” âyetini okurken, “Allah’ım! Bana da lütfeyle, beni de o kavuran ateşten koru!” diye dua ederdi.
    Hz. Ebû Bekir (r.a.)’ın kızı Esmâ (r.anhâ), torunu Abdullah’ın, “Nineciğim! Hz. Peygamber’in Sahabeleri Kur’an okudukları zaman ne yaparlardı?” sorusuna, “Aynen Kur’ân-ı Kerim’in bahsettiği gibi, gözlerinden yaşlar dökülür, vücutları ürperirdi.” diye cevap vermiştir.

    • İman edenlere nida eden âyetler geçtiğinde, ihtiva ettiği emri veya nehyi anlamalı, sonra da -şayet geçmişte kusurlu bir durumu varsa- Allah’a kusurunu itiraf etmeli ve bundan dolayı Allah’a istiğfar etmelidir. Âyette, “Ey iman edenler! Kendinizi ve ehlinizi Allah’ın ateşinden koruyunuz.”(et-Tahrîm, 66/6) Bu âyet gereğince herkes, başta kendisinin olmak üzere, bütün aile fertlerinin namazlarına, oruçlarına ve diğer dini vazifelerine dikkatle bakmalı, eğer bu vazifeler yerine getiriliyorsa onları teşvik etmeli, şayet ihmalkar davranılıyorsa veya bu vazifeler bilinmiyorsa öğretilmelidir.

    Allah Teâlâ, “Ey iman edenler! Allah’a halis bir tevbe ile tevbe edin.”(et-Tahrîm, 66/8) buyuruyor. Bu gibi âyetler okunduğu zaman insan, günahlarını hatırlamalı, amellerindeki kusurlarından dolayı tevbe etmeli ve bir daha o günahları işlememeye azmetmelidir.

    • Okunan âyet, isyankar milletlerin haberlerinden bahseden bir âyet ise, Cenâb-ı Hakk’ın kendisini hayırlı bir ümmet kıldığından dolayı, şükrünü ve hamdini yenilemelidir.

    • Âyet-i kerime, vaaz ve nasihatte bulunan bir âyet ise, âyetin istediği yola kendisini sevk etmelidir.

    • Okunan âyet, te’vilini Allah’ın kendisine has kıldığı müteşâbih âyetlerden ise, Allah’ın emrettiği şekilde inanmalı, bunlar üzerinde fazla düşünmeden aczini itiraf etmekle yetinmelidir.

    • Kur’an okumaya başlarken misvak veya daha başka şeyle ağız temizliği yapılmalıdır. Çünkü ağız, Kur’ân’ın yoludur. Hz. Ali (k.v.) Efendimiz: “Ağızlarınız Kur’ân’ın yoludur. Gücünüz yettiği kadar onları temizleyiniz.”(12) buyurmuşlardır.

    • Abdestli olarak, temiz bir yerde, mümkünse kıbleye karşı oturarak okumalıdır.

    • Kur’an okuyan kimselerin elbiseleri temiz olmalı, gözleriyle lüzumsuz

    hareketler yapmamalı, okurken sağa sola, öne arkaya sallanmamalı ve kıraatin halâvetini ve ciddiyetini zedeleyecek hareketlerden sakınmalıdır.

    • Kur’an okumak için gündüzün erken vaktini tercih etmelidir. Çünkü Peygamberimiz, “Allah’ım, ümmetim için erken vakitleri mübarek kıl.”(13) diye dua buyurmuşlardır.

    • Kur’an okuyan, vakar ve sekinet içerisinde olmalı; ağlamaklı okumaya, sesi güzelleştirmeye gayret etmeli; okunan kısmın manasını daha iyi anlayabilmek için tekrarlardan faydalanmalı; secde âyetleri okuduğunda secde yapmalı; gülmekten, gürültüden ve laubali hareketlerden çekinmelidir.

    • Okumaya, “Eûz-ü Besmele” ile başlamalı, “Sadakallâhü’l-Azîm” diyerek bitirmelidir.

    • Okunan Kur'ân'ın büyüklük ve ulviyetini idrak etmelidir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur: “Eğer biz Kur'ân'ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı, Allah korkusundan baş eğmiş ve parçalanmış görürdün..."(el-Haşr, 59/21) Allah, dağların bile çekemeyeceği bir yükü, insanlara vermiş olduğu kabiliyet ile taşıtmaktadır. Bu anlayış unutulmamalıdır.

    • Kur'an okuyan kimse, Kur'ân'ın sâhibinin Allah (c.c.) olduğunu düşünmeli, okuduklarının bir beşer sözü olmadığını her an hatırlamalıdır. İkrime (r.a.), Kur’an okumak için Mushaf’ı açtığı zaman, bu tazimden dolayı; “Bu benim Rabbimin kelamıdır, bu benim Rabbimin kelamıdır!” diyerek düşüp bayılırdı.

    • Kur'ân-ı Kerim, kalp huzuru içinde okunmalı ve nefsin kötü düşünceleri terk edilmelidir. Bir âlime; “Sen Kur'an okurken gönlüne başka şeyler gelir mi?” diye sorulmuş. O da; “Benim için Kur'ân'dan daha sevimli bir şey yoktur ki hatırıma gelsin!" şeklinde cevap vermiş.

    • Kur'an'ı anlamaya mani olan hallerden uzaklaşılmalıdır. Kibir, günahta ısrar veya dünyanın geçici heveslerine iptila gibi haller, Kur'ân'ın hakikatlerini anlamaya perde olur.

    • Kur’an okumayı bitirdikten sonra, yüzünden okuyor idiyse Mushaf’ı açık bırakmamalı, üzerine bir şeyler koymamalıdır. Kur’an, bütün kitapların üzerinde ve en yüksekte bulunmalıdır.

    • Kur’ân-ı Kerim hatmedildiğinde dua etmelidir. Çünkü her hatim yapıldığında kabul edilecek bir dua vardır. Enes b. Mâlik, Kur’ân-ı Kerim’i hatmettiği zaman ailesini toplar, onlarla birlikte dua ederdi.

    Malum olduğu üzere yakında idrak edeceğimiz ay Ramazan ayı, Kur'an ayıdır. Bu ayda inmeye başlayan Kur’ân-ı Kerim, yine sünnete uygun olarak bu ayda mukabele şeklinde okunmaktadır. Ramazan ayında, diğer aylarda ve günlerde Kur’ân-ı Kerim’i okumaya devam etmek, emir ve nehiylerini yerine getirmeye gayret etmek ve yukarıda saymaya çalıştığımız adaplarına uymaya çalışmak, konumuzun başında verdiğimiz hadîs-i şerifte beyan buyrulan; “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.” müjdesine bizleri muhatap kılacaktır.

    Mevla’m bizleri, Kur’an ayında Kur’ân’dan ayırmasın, O’nu okuyarak, anlamaya çalışarak ve içindekilerle amel ederek Zat’ına yakınlık kazananlardan eylesin! Kıyamet günü şahit ve şefaatçimiz kılsın! Âmin!

    Kaynakça:
    1. Tevatür, âdeten yalan söylemek üzere birbirleriyle anlaşmaları imkânsız bir topluluğun bildirdiği, doğruluğunda hiçbir şekilde şüphe olmayan bilgiye denir.
    2. Zerkânî, Menâhihü’l-İrfan, Mısır, 1931, XI, 47.
    3. İbnu’l-Arabî, Tirmizî Şerhi, Mısır, 1931, XI, 47.
    4. İbnu’l-Cezerî, en-Neşr, I, 3.
    5. Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, II, 44.
    6. Münavi, a.g.e., VI, 290.
    7. Seyyid Ali, Şerh-u Şir’ati’l-İslâm, II, 52.
    8. Bkz. el-İsrâ, 17/106.
    9. Bkz. el-Müzzemmil, 73/4.
    10. Suyûtî, el-İtkân, I, 293.
    11. Suyûtî, a.g.e., I, 293.
    12. İbn-i Mâce, Tahâre 7.
    13. Tirmizî, Büyû’ 6.
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    Allah razı olsun paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş