Alkol ve Sürücüye Etkileri

'Seviyeli-Ciddi Konular' forumunda NeslisH tarafından 15 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Alkol ve Sürücüye Etkileri konusu Türk Psikoloji Bülteni 3 (6) 15-18.
    Alkol ve Trafik Psikolojisi Uzm. Psk. Hatice Singir Karaçanta Bir taraftan sayisi ve hizi artan araçlar yasantimizin vazgeçilmez bir parçasi olurken, diger taraftan birçok insanin yasamina son vermekte, onlari
    sakatlamakta ya da maddi zararlara neden olmaktadir. Trafik kazalari, dünyanin temel ve Türkiye'nin ise en basta gelen ve çözümü zor sorunlarindan biri oldugu için incelenmesi ve çözüm yollari bulunmasi gerekmektedir.
    Erdem'e (1977) göre, birçok ülkede ölümlerin hemen hemen %50'si ve hatta daha fazlasi trafik kazalarindan ileri gelmektedir. Trafik kazalarinin basta gelen nedenlerinden biri alkol kullanimidir. Alkollü olarak araba kullanma, büyük ölçüde alkol bagimliligindan kaynaklanan bir semptom olarak kabul edilmektedir. Bu yazida daha çok alkollü araç kullanma ile trafik arasindaki iliskiler üzerinde durulmustur. Alkolün Sürücüler Üzerindeki Etkileri Son yillarda sürücülerin içki kullanmasi belirgin olarak artmistir. Bazi ülkelerde trafik kazalarinin %30-40'inin nedeni alkoldür (Pelkin ve Landzhev, 1977). Alkol almis sürücünün sürücülük yeteneginin alkolün etkisi sonucu olumsuz olarak etkilendigi bilimsel olarak ispat edilmistir. Küçük
    dozlarda kullanildiginda, insanlar sabirsiz, haddini bilmez olmakta ve reflekslerin yavaslamasiyla zihinsel faaliyetler bozulmaktadir. (Yilmaz, 1996). Alkollün fazlasi ise bireye asiri güven verdiginden, asiri alkol alan
    kisiler, kusursuz olduklari sanisiyla kusur yapmaktadirlar. Bir duble bira ya da 60 cm3 viski ya da raki alanlarda yarim saat araba kullanamayacak kadar denge kusuru olmaktadir. Fazla alkol gözde kararmaya neden olmakta, dikkat, düsünme ve karar gücünü bozmaktadir. Alkol miktari arttikça kandaki oksijen azalmakta ve beyin ihtiyaci olan oksijeni temin edemedigi için islevlerini yavas yavas kaybetmeye baslamaktadir. Alkol etkisi ile kisi saldirganlasmakta, bazen de uyku hali ve uyusukluk baslayarak kurallara
    uymamakta ve fren, vites ve dire ksiyonu zamaninda geregince kullanamaz duruma gelmektedir. Hiz tahminleri ve hiz karsilastirmalari azal >ma tutkusu baslamakta, mesafe tahmini sifira inmektedir (Yilmaz, 1996).
    Böylece, alkollü araç kullananlar yollarda tehdit unsuru olusturmaktadirlar. Alkollün sürücüler üzerindeki olumsuz etkileri alkollü sürücülerin trafik kazalari yapmasina neden olmaktadir. Asagida bu konuyla ilgili görüslere yer verilmistir. Trafik Kazalari ve Alkollü Sürücüler Arasindaki Iliski Selzer ve Vinokur'a (1974) göre, tehlikeli bir sekilde araba kullanmak, alkolün etkisiyle öfkenin disavurumudur. Alkoliklerin, intihara egilimli olduklari bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, alkolikler, zaman zaman kendi araçlarini bir intihar araci olarak kullanmaktadirlar. O halde, alkoliklerin yaptigi kazalar, genellikle intihar düsüncesiyle islenmis kazalardir. Asiri alkollüyken araba kullanmak, trafik kazalarina neden olmaktadir. Bunun
    yanisira alkollü olarak araba kullanmak, siddeti, antisosyal davranisi, öfkeyi, paranoid duygulari, ölüm ya da öldürme istegini de beraberinde getirebilmektedir. Özetle, alkollü olarak araba kullanma ile yollarda
    meydana gelen ölümler arasinda siki bir iliski vardir. (Akt. Huxley ve Chesterton, 1971). Yilmaz'a (1996) göre de alkol ve trafik kazalari arasinda önemli bir iliski vardir. Bu iliskinin aci sonuçlari, neredeyse hergün
    günlük gazetelerin sayfalarinda görülmektedir. "Sarhos sürücü can aldi", "Sarhos sürücü otomobiliyle evin çatisina uçtu", "Alkollü araç kullanmanin aci faturasi: 4 ölü, 2 yarali", "Dügün sonrasi otomobil köprüden uçtu." Bu basliklar altindaki haberlerde, çogunlukla gecenin geç saatlerinde içkilerin bolca içildigi bir yemekten, bir toplantidan, bir dügünden sonra kullanilan araç ile yapilan kazanin öyküsü anlatilir. Little ve Clontz'a (1994) göre alkollü araba kullanmaktan kaynaklanan kazalarda ölüm orani onbes ile yirmidört yas arasi gençlerde son derece yüksektir. Ross'un (1993) yaptigi arastirma sonuçlarina göre de alkol kullaniminin ölümcül trafik kazalarina yol açtigi bulunmustur. Henderson'a (1987) göre, alkollü sürücüler yüzünden her yirmi dakikada bir ölümcül kazalar olmaktadir (Akt. L > Clontz, 1994). Miller ve Bilincoe'nun (1994) yaptiklari arastirmaya göre, tüm motorlu tasitlarin üçte birinden fazlasi, alkollü araç kullanan
    söförlerin yol açtigi kazalarda parçalanmaktadir. Aberg'e (1993) göre, alkollü olarak araç kullanan sürücüler trafikte büyük bir risk yaratmaktadirlar. Isveç'te alkollü araç kullanan sürücülerin orani yalnizca
    %1 olmasina ragmen kaza yapan sürücülerin %6 ile %11'inin kaza aninda alkollü olduklari belirlenmistir. Kanada'da ölümle sonuçlanan kazalarin %43'de, Amerika'da ise %60'inda sürücünün alkollü oldugu saptanmistir(Jonah ve Wilson,1993). Mc Lellan, Vingilis, Larkin, Stoduto, Macartney ve Sharkey'e (1993) göre de, Kanada'daki ölümlerin ve yaralanmalarin büyük bir bölümü trafik kazalarindan kaynaklanmaktadir. Alkollü araba kullanan sürücüler ölümcül olsun veya olmasin trafik kazalarinin önemli bir kismindan
    sorumludurlar (Little ve Clontz, 1994). Selzer ve Vinokur'un (1974) yaptigi arastirmada da problemli gençlerin alkol alma ve tehlikeli biçimde araba kullanma egiliminde olduklari görülmüstür. Bu gençler alkolün kendilerini daha saldirgan, korkusuz ve cesur yaptigini iddia etmektedirler. Farrow'a (1989) göre de, bireyin alkolün etkisi hakkindaki görüsleri, alkole bagli tehlikeli araba kullanmayi etkileyen en önemli etkenlerden birisidir. Alkol; saldirgan, yabancilasmis, kendini güçsüz hisseden kisilere güçlülük duygusu
    vermektedir. Basch, Di Cicco ve Malfetti'e (1989) göre, gençlerin alkollüyken de araç kullanmalarina yol açan faktörler sunlardir: 1) Bireyin alkollüyken, sarhos oldugunun farkinda olmamasi 2) Alkolün etkisini tahmin edememesi 3) Alkollüyken de güvenli bir sekilde araba kullanilabilir gibi savunma mekanizmalarini kullanmasi. 4) Gençler arasinda alkollü araç kullanmanin eglence, özgürlük, yasitlari tarafindan kabul edilme gibi olumlu etkileri oldugu yolunda yaygin bir inancin bulunmasidir. Bu faktörler yollardaki tehlikenin artmasina, trafik ihlallerine, ölümlere, yaralanmalara v.b. neden olmaktadir. Türkiye'de alkollü içki etkisinde araç kullanmak suçtur karsin ülkemizde alkollü içki etkisinde araç kullanilmasi sanildigindan
    daha yaygindir. Hemen hiç kimse gittigi bir lokantada, bir arkadas evinde içki içtigi için arabasini kullanmaktan vazgeçmemektedir. Çok içkili oldugu halde arabasini kullanan hatta kendisini uyaran arkadasina "Ne o yoksa korkuyor musun?" diye karsilik veren kisilerin sayisi az degildir (Yilmaz,
    1996). Aslinda sorun da buradan kaynaklanmaktadir. Alkollü kisinin kendine güveni artmakta, buna karsilik dikkati azalmakta ve refleksleri zayiflamaktadir. Arastirmalara göre erkekler, kadinlara göre sarhosken araba kullanmaya daha fazla egilimlidirler. 18-25 yas grubundaki gençler daha çok trafik kazasi yapmalarina ragmen bu gruptakilerin sarhosken kaza yapma oranlari diger yas grubundaki insanlardan daha yüksek degildir. Öte yandan 60 yasin üzerinde alkollü araç kullananlarin sayisi bir hayli düsüktür. Resmi kayitlara geçen sarhosken kaza vakalari, toplam kaza vakalarinin %15'ini olusturmaktadir. Bu konuda yapilmis arastirmalarin pek çogu, kandaki alkol düzeyi ile kaza arasinda nedensel bir iliski oldugunu göstermektedir
    (Got, 1989). Alkollü Araç Kullaniminin Engellenmesi Için Çözüm Önerileri Thurman, Jackson ve Zhao'ya (1993) göre, alkol bagimliligi ve alkollü olarak araba kullanma davranisi ortadan kaldirildiginda, sorunlar da ortadan kalkacaktir. Bunun için vatandaslarin gönüllü olarak alkol savasinda yer almasi saglanabilir. Kanada'da alkollü araç kullanmanin neden oldugu olumsuz etkileri en aza indirmek amaciyla farkli türde tedbirler alinmaktadir. Öncelikle bu konuda halk egitilmeye çalisilmaktadir. Alkollü araç kullanmayla ilgili tutumlar hakkinda halkin bilinçlendirilmesi trafik güvenliginin saglanmasi açisindan uzun vadede etkili olan bir yöntemdir. Ayrica 18 yasindan küçüklere alkol satisi yasaklanarak, alkol kullanma yasinin yasalarla denetlenmesine çalisilmaktadir. Siki trafik kontrolüyle alkollü sürücüler belirlenmekte ve bunlara yasal islemler yapilmaktadir.

    Alkolün Sürücüler Üzerindeki Etkileri
    Son yıllarda sürücülerin içki kullanması belirgin olarak artmıştır. Bazı ülkelerde trafik kazalarının %30-40’ının nedeni alkoldür (Pelkin ve Landzhev, 1977). Alkol almış sürücünün sürücülük yeteneğinin alkolün etkisi sonucu olumsuz olarak etkilendiği bilimsel olarak ispat edilmiştir. Küçük dozlarda kullanıldığında, insanlar sabırsız, haddini bilmez olmakta ve reflekslerin yavaşlamasıyla zihinsel faaliyetler bozulmaktadır. (Yılmaz, 1996). Alkollün fazlası ise bireye aşırı güven verdiğinden, aşırı alkol alan kişiler, kusursuz oldukları sanısıyla kusur yapmaktadırlar. Bir duble bira ya da 60 cm3 viski ya da rakı alanlarda yarım saat araba kullanamayacak kadar denge kusuru olmaktadır. Fazla alkol gözde kararmaya neden olmakta, dikkat, düşünme ve karar gücünü bozmaktadır. Alkol miktarı arttıkça kandaki oksijen azalmakta ve beyin ihtiyacı olan oksijeni temin edemediği için işlevlerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır. Alkol etkisi ile kişi saldırganlaşmakta, bazen de uyku hali ve uyuşukluk başlayarak kurallara uymamakta ve fren, vites ve direksiyonu zamanında gereğince kullanamaz duruma gelmektedir. Hız tahminleri ve hız karşılaştırmaları azalmakta ve hatta hızın korku veren etkisinden uzak kalarak hızı çekici bulma tutkusu başlamakta, mesafe tahmini sıfıra inmektedir (Yılmaz, 1996). Böylece, alkollü araç kullananlar yollarda tehdit unsuru oluşturmaktadırlar. Alkollün sürücüler üzerindeki olumsuz etkileri alkollü sürücülerin trafik kazaları yapmasına neden olmaktadır. Aşağıda bu konuyla ilgili görüşlere yer verilmiştir.
    Trafik Kazaları ve Alkollü Sürücüler Arasındaki İlişki
    Selzer ve Vinokur'a (1974) göre, tehlikeli bir şekilde araba kullanmak, alkolün etkisiyle öfkenin dışavurumudur. Alkoliklerin, intihara eğilimli oldukları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, alkolikler, zaman zaman kendi araçlarını bir intihar aracı olarak kullanmaktadırlar. O halde, alkoliklerin yaptığı kazalar, genellikle intihar düşüncesiyle işlenmiş kazalardır. Aşırı alkollüyken araba kullanmak, trafik kazalarına neden olmaktadır. Bunun yanısıra alkollü olarak araba kullanmak, şiddeti, antisosyal davranışı, öfkeyi, paranoid duyguları, ölüm ya da öldürme isteğini de beraberinde getirebilmektedir. Özetle, alkollü olarak araba kullanma ile yollarda meydana gelen ölümler arasında sıkı bir ilişki vardır. (Akt. Huxley ve Chesterton, 1971). Yılmaz’a (1996) göre de alkol ve trafik kazaları arasında önemli bir ilişki vardır. Bu ilişkinin acı sonuçları, neredeyse hergün günlük gazetelerin sayfalarında görülmektedir. “Sarhoş sürücü can aldı”, “Sarhoş sürücü otomobiliyle evin çatısına uçtu”, “Alkollü araç kullanmanın acı faturası: 4 ölü, 2 yaralı”, “Düğün sonrası otomobil köprüden uçtu.” Bu başlıklar altındaki haberlerde, çoğunlukla gecenin geç saatlerinde içkilerin bolca içildiği bir yemekten, bir toplantıdan, bir düğünden sonra kullanılan araç ile yapılan kazanın öyküsü anlatılır. Little ve Clontz’a (1994) göre alkollü araba kullanmaktan kaynaklanan kazalarda ölüm oranı onbeş ile yirmidört yaş arası gençlerde son derece yüksektir. Ross’un (1993) yaptığı araştırma sonuçlarına göre de alkol kullanımının ölümcül trafik kazalarına yol açtığı bulunmuştur. Henderson’a (1987) göre, alkollü sürücüler yüzünden her yirmi dakikada bir ölümcül kazalar olmaktadır (Akt. Little ve Clontz, 1994). Miller ve Bilincoe’nun (1994) yaptıkları araştırmaya göre, tüm motorlu taşıtların üçte birinden fazlası, alkollü araç kullanan şöförlerin yol açtığı kazalarda parçalanmaktadır. Aberg’e (1993) göre, alkollü olarak araç kullanan sürücüler trafikte büyük bir risk yaratmaktadırlar. İsveç’te alkollü araç kullanan sürücülerin oranı yalnızca %1 olmasına rağmen kaza yapan sürücülerin %6 ile %11’inin kaza anında alkollü oldukları belirlenmiştir. Kanada’da ölümle sonuçlanan kazaların %43’de, Amerika’da ise %60’ında sürücünün alkollü olduğu saptanmıştır(Jonah ve Wilson,1993). Mc Lellan, Vingilis, Larkin, Stoduto, Macartney ve Sharkey’e (1993) göre de, Kanada’daki ölümlerin ve yaralanmaların büyük bir bölümü trafik kazalarından kaynaklanmaktadır. Alkollü araba kullanan sürücüler ölümcül olsun veya olmasın trafik kazalarının önemli bir kısmından sorumludurlar (Little ve Clontz, 1994). Selzer ve Vinokur’un (1974) yaptığı araştırmada da problemli gençlerin alkol alma ve tehlikeli biçimde araba kullanma eğiliminde oldukları görülmüştür. Bu gençler alkolün kendilerini daha saldırgan, korkusuz ve cesur yaptığını iddia etmektedirler. Farrow’a (1989) göre de, bireyin alkolün etkisi hakkındaki görüşleri, alkole bağlı tehlikeli araba kullanmayı etkileyen en önemli etkenlerden birisidir. Alkol; saldırgan, yabancılaşmış, kendini güçsüz hisseden kişilere güçlülük duygusu vermektedir. Basch, Di Cicco ve Malfetti’e (1989) göre, gençlerin alkollüyken de araç kullanmalarına yol açan faktörler şunlardır: 1) Bireyin alkollüyken, sarhoş olduğunun farkında olmaması 2) Alkolün etkisini tahmin edememesi 3) Alkollüyken de güvenli bir şekilde araba kullanılabilir gibi savunma mekanizmalarını kullanması. 4) Gençler arasında alkollü araç kullanmanın eğlence, özgürlük, yaşıtları tarafından kabul edilme gibi olumlu etkileri olduğu yolunda yaygın bir inancın bulunmasıdır. Bu faktörler yollardaki tehlikenin artmasına, trafik ihlallerine, ölümlere, yaralanmalara v.b. neden olmaktadır. Türkiye’de alkollü içki etkisinde araç kullanmak suçtur. Buna karşın ülkemizde alkollü içki etkisinde araç kullanılması sanıldığından daha yaygındır. Hemen hiç kimse gittiği bir lokantada, bir arkadaş evinde içki içtiği için arabasını kullanmaktan vazgeçmemektedir. Çok içkili olduğu halde arabasını kullanan hatta kendisini uyaran arkadaşına “Ne o yoksa korkuyor musun?” diye karşılık veren kişilerin sayısı az değildir (Yilmaz, 1996). Aslında sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Alkollü kişinin kendine güveni artmakta, buna karşılık dikkati azalmakta ve refleksleri zayıflamaktadır. Araştırmalara göre erkekler, kadınlara göre sarhoşken araba kullanmaya daha fazla eğilimlidirler. 18-25 yaş grubundaki gençler daha çok trafik kazası yapmalarına rağmen bu gruptakilerin sarhoşken kaza yapma oranları diğer yaş grubundaki insanlardan daha yüksek değildir. Öte yandan 60 yaşın üzerinde alkollü araç kullananların sayısı bir hayli düşüktür. Resmi kayıtlara geçen sarhoşken kaza vakaları, toplam kaza vakalarının %15’ini oluşturmaktadır. Bu konuda yapılmış araştırmaların pek çoğu, kandaki alkol düzeyi ile kaza arasında nedensel bir ilişki olduğunu göstermektedir (Got, 1989).
    Alkollü Araç Kullanımının Engellenmesi İçin Çözüm Önerileri
    Ülkemizde de 1 Ocak 1997'den itibaren uygulanmaya başlanan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na eklenen maddeler ile alkollü araç kullanmananın cezası artırılmış, hapis, ehliyete el koyma gibi zorunluluklar getirilmiştir. Ayrıca Psikoteknik değerlendirme ve psikiyatrik muayene sonucu ehliyetin geri alınması şartı da eklenmiştir . Bu yeniliklerin alkollü araç kullanımını ve dolayısıyla trafik kazalarını azaltmada önceki yasaya göre daha başarılı olabileceği inancındayız. Getirilen yenilikler diğer ülkelerde oldukça başarıya ulaşmış uygulamalardır. Ülkemizin de aynı şansa sahip olduğunu görmek oldukça sevindirici ve umut vericidir.
     

Bu Sayfayı Paylaş