Ali Baki Kimdir - Ali Baki Biyografisi

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda Dine tarafından 7 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ali Baki Kimdir - Ali Baki Biyografisi konusu Ali Baki Kimdir - Ali Baki Biyografisi

    [​IMG]

    Ali Baki Kimdir Faydasız sohbette bulunma zahit
    Aşık meclisinde irfan isterler
    Surete bürünüp olma mukallit
    Sadakat babında burhan isterler

    Ali Baki gönül olmazsa ayık
    Doğmaz can evine nur-i hakayık
    Olmak için ali makama layık
    Ulu padişahtan ferman isterler

    1897–1956 Merzifon’un Harız (şimdiki adı Gümüştepe) köyünde doğdu Babası, devrinin büyük aşıklarından Sıdkı Baba, annesi Alaca’nın İmadhöyüğü köyünden Hatice’dir

    Bin üç yüz on üçte dünyaya geldim
    On iki yaşımda ben öksüz kaldım
    Sinnim on yedide bir mahlas aldım
    Şuaradan Sıdkı Baba oğluyum

    Ali Baki’nin çocukluğu köyde geçti İlk eğitimi babası ve sürekli gidip geldiği Hacı Bektaş Dergahından aldı Sıdkı Baba’nın Hacı Bektaş Dergahında aldığı eğitim, misyon ve şairliği düşünüldüğünde, Ali Baki’nin babasından aldığı eğitimin derecesini anlaşılır

    Ali Baki’nin daha ilk gençliğinden itibaren içlerinde Yanbolulu Ali Türabi Baba da olmak üzere birçok başka aşık/şairin eserlerini kaleme alıp divanını tutması, kendi şiirlerini kendi eliyle yazarak cönkler oluşturması, şiirlerinde ortaya çıkar dilinde Arapça Farsça kelimelerin yanında, bazı ayetlerinde geçmesi onun aldığı eğitimin düzeyi açısından yeterli delil sayılır

    Bunun yanında şairlik eğitimi de Sıdkı Baba tarafından verilmiştir Çoğu zaman babasının yanında oluşu, hatta onunla doğu cephesine gönüllü alaya katılarak gitmesi, bazı seyahatlerde bile yanından ayrılmayışı, gittiği yerlerde ve özellikle inanç merkezli yerlerde birçok aşıkla karşılaşması şüphesiz şairliğinin ilerlemesinde etkili olmuştur

    1915 yılı buhranlarında, kendisi de şair olan Şeyh Cemaleddin Çelebi başkanlığında oluşturulan Gönüllü Mücahidin Alayına, babası yüzbaşı rütbesiyle, kendisi de babasının yanında bu alaya katılarak, doğu cephesine gitti

    Ali Baki, askerliğini Amasya’da yaptı Askerlikte terzilik ve marangozluk öğrendi Askerlik dönüşü Harız’da terziliği, ihtiyarlık ve hastalığı sebebiyle takatten kesilinceye dek de marangozluğu sürdürdü

    Babasının bazı gezilerine katıldı Bulunduğu her yerde bilgisi ve hilmi ile öne çıktı Gerçeği ve sahip olduğu düşüncesini açıkça savunmuş yeri geldiğinde bunu çekinmeden ifade etti Halk tarafından sevildi, yüksek derecede saygı duyuldu Bu özellikleri yaşayanlarca övgü ile anlatılmaktadır Hizmet anlayışı ile köyünde fahri imamlık yapıp, ayini cemde yer aldı Köy ve insanlık lehine olan oluşumlarda yer aldı Kendi köyünden Safiye ile yaptığı evlilikten 3 erkek 3 kız 6 çocuğu oldu Soyadı kanunundan sonra Gül soyadını aldılar

    Son yıllarında rahatsızlandı ve Adana’da görevli olan oğlu Muhsin Gül’ün yanına gitti 1956 yılı Aralık ayı sonunda Harız’da vefat etti Sözlü vasiyeti gereği köy mezarlığı haricinde Göğce Dede tepesinde toprağa verildi Kendisi gibi şair olan küçük kardeşi Hamdullah’ın mezarı da buradadır

    Ali Baki, öteki şairlerin yanında kendi şiirlerini de yazarak biraraya topladı Divanı Ali Baki adıyla 3 defterden oluşan ve 1000’in üzerinde olan şiirlerinin oğlu Muhsin Gül tarafından yayını tasarlanmaktadır

    Kerem Eyle adlı ilk şiirini 17 yaşında yazdı

    Halk edebiyatı geleneğinde görülen »bade« kavramı Alevi-Bektaşi edebiyatında daha çok »dolu« olarak geçmektedir Bu boyutuyla »dolu« içme durumu Ali Baki’de de gündeme gelmektedir Bu durumu bazı şiirlerinde şöyle dile getirmektedir:

    Tarikat babında açtı yolumu
    Dest-i paki ile sundu dolumu
    Marifete doğru açtım kolumu
    Çektim bu sineme hakikat aldım

    Koydu mahlasımı hem Ali Baki
    Şükür maksuduma kıldı mülaki
    Hak yolunda yoldaş eyledi aşkı
    On yedi yaşımda icazet aldım

    Doluyu, Merzifon’un ulularından Horasan kökenli Piri Baba elinden aldığını şiirlerinde işlemektedir

    Piri Baba Sultan girdi düşüme
    Ellerinden dolu sundu bu gece
    Muhabbet levhasın taktı döşüme
    Gönül hanesine kondu bu gece

    Çöğür ve cura çalan Ali Baki, şiirlerinde, tasavvufun yanında sevda, doğa, (özellikle dar düşünceye) hiciv konularıyla birlikte hemen her konuyu işlemiştir Koşma (11’li) ve semai (8’li) türünde şiir yazmıştır

    Şiirleri genelde 5 dörtlükten oluşan Ali Baki, bunun yanında 3, 7 ya da 9 dörtlükten oluşan örnekler de vermiştir

    Ali Baki’nin burada yer alan tüm şiirleri ilk kez yayınlanmaktadır



    Hazırlayan:
    Ali Cem Akbulut
    Öğretmen-Folklor Araştırmacısı
    Eserlerinden bazıları:



    Kerem Eyle

    Tamire muhtacım şahım efendim
    Düzelt kamburumu yon kerem eyle
    Aşkın kapısın aç çözüver bendim
    Olmasın yüreğim hun kerem eyle

    Baltadan çıkmayım sürersen rende
    Bu mürde kalbimi edersin zinde
    Himmetin bahrine gark olam ben de
    Bu aşkın badesin sun kerem eyle

    İntizar çektirme uzundur yollar
    Bekliyor ben gibi nice bin kullar
    Nevbahar erişsin açılsın güller
    Gönül bahçesine kon kerem eyle

    Herkesi dahil-i irfan edersin
    Sevdiğine lutfun ihsan edersin
    Niçün benden böyle nihan edersin
    Bana da yönünü dön kerem eyle

    Firkatın narına eyleme ihrak
    Benide kapında gel eyle çırak
    Bu Ali Baki’nin haline bir bak
    Hasretle geçmiyor gün kerem eyle


    Olmayınca

    Aşıka dünyanın zevki görünmez
    Sineye çekmeye yar olmayınca
    Muhabbet libasın kimse giyemez
    Hak aşkı kalbinde var olmayınca

    Aramayan isteğini bulamaz
    Gönül arzusuna vasıl olamaz
    Pervane dünyadan lezzet alamaz
    Cismini yakmaya nar olmayınca

    Leyla halk olmasa Mecnun olmazdı
    Şirinsiz Ferhat da kaya delmezdi
    Güllerin kıymetin kimse bilmezdi
    Gülşende bülbül-i zar olmayınca

    Takdirde olacak olur kaçılmaz
    Güneş doğmayınca ziya saçılmaz
    Aşkın bahçesinde güller açılmaz
    Etrafın çevirmiş har olmayınca

    Dertli olan derdin tabibe deşer
    Aşık olan aşkın narında pişer
    Ali Baki böyle aşka mı düşer
    Nitekim ucunda kar olmayınca


    Güzel

    Sevdana düşeli bin parelendim
    Kurudu çeşmimin yaşları güzel
    Gamzen oku değdi çok yaralandım
    Sızılar bağrımın başları güzel

    Aşkınla eseri meyhane oldum
    Yandım ateşine pervane oldum
    Al tımarhanene divane oldum
    Görünce o hilal kaşları güzel

    Ali Baki derdim gelmez beyana
    Hasretinle bağrım döndü biryana
    Yeter kar eyledi gayri bu cana
    Adûnun attığı taşları güzel


    Bizim

    Masiva libasın soyunduk attık
    Bilinmez gedamız bayımız bizim
    Ar namus kalasın bir aşka sattık
    Münevver günümüz ayımız bizim

    Erenler yoluna gönül katarız
    Tuttuğumuz yolu sağlam tutarız
    Aşk ile ağyara teber atarız
    Kurulu okumuz yayımız bizim

    Gönül sevdalıdır her dem ağlarız
    Günbegün dert ile sine dağlarız
    Alemde başımız bire bağlarız
    Birdir iki olmaz sayımız bizim

    Can gözüyle hak cemale bakarız
    Hak için bağrımız nara yakarız
    Sakin görünürüz coşkun akarız
    Ummana karışır çayımız bizim

    Erenlerden giydik aşkın libasın
    Gülistan eyledik gönül yaylasın
    Ali Baki duyduk hakkın nidasın
    İlla dedik yoktur la’yımız bizim Bülbülüm

    Başladın tükenmez derdin beyana
    Düşürdün beni dezara bülbülüm
    Bende senin gibi düşüp figana
    Yaktım yüreğimi nara bülbülüm

    Her seher ah çekip böyle dert ile
    Hasret mi çekersin bir gonca güle
    Beni de derdine gel ortak eyle
    Sen güle bende yara bülbülüm

    Gece gündüz bende firkatte kaldım
    Ah çekip ağlarım mihnette kaldım
    Bir saçı Leylaya hasrette kaldım
    Matemdeyim giydim kara bülbülüm

    Derdimle aleme aşikar oldum
    Yitirdim aklımı tarumar oldum
    Aşkın sevdasına giriftar oldum
    Asıldım bir zülf-i tara bülbülüm

    Ali Baki meftun olmuş kime ne
    Canı kurban olsun halden bilene
    Bu aşk ü sevdaya düşüp ölene
    İşte derler bahtı kara bülbülüm


    Arzun Görmek

    Arzun görmek ise dostu
    Hak aşikar değil nihan
    Çekerse can iştiyakı
    Arzuların olur asan

    Elindedir her irade
    Cem et idrakin burada
    Ne gezer gaflet arada
    Açılmazmı dide-i can

    Hak yolunda olan sail
    Uyanıktır olmaz gafil
    Gönül dosta olsa nail
    Cümle sırlar olur ayan

    Deme sırların ağyara
    Düşürmesin seni zara
    Bağlanma ehli inkara
    Girmesin içine şeytan

    Dosta bağla sen ikrarı
    Budur kamillerin karı
    Taşa çal şişe-i arı
    Aşık ol da ateşe yan

    Yananlar aşkın narına
    Kavuşur hak didarına
    Aldanmaz dünya varına
    Şema-i dildara yanan

    Fani için çekme melal
    Kamu eşya budur zeval
    Var bir üstazdan haber al
    Kalmasın gönülde güman

    At içinden o gafleti
    Gaflettir dünya zilleti
    Olmazsa aşkın illeti
    Bulunmaz dertlere derman

    Ali Baki kamil pire
    Erenler erdi bu sırra
    Dost gider mi başka yere
    Kurdum ona bir aşiyan


    İsterler

    Faydasız sohbette bulunma zahit
    Aşık meclisinde irfan isterler
    Surete bürünüp olma mukallit
    Sadakat babında burhan isterler

    Tecelli etmezse ol Rabbül Celil
    Ateşe atılsan olmazsın Halil
    Beyhude kendini eyleme rezil
    İkrarında sebat iman isterler

    İman yok içinde amelin çürük
    Hak senden el çekmiş defterin dürük
    Nice takva tacı giyenler gördük
    Kisve değil kamil insan isterler

    Bellidir çul vursan Arap atına
    Her amel ulaşmaz Allah katına
    Ermek için kullar ulu zatına
    Elinde bir temiz daman isterler

    Ali Baki gönül olmazsa ayık
    Doğmaz can evine nur-i hakayık
    Olmak için ali makama layık
    Ulu padişahtan ferman isterler
     

Bu Sayfayı Paylaş