Alevilik Hakkında herşey

'Diğer Dinler İnançlar' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 28 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Alevilik Hakkında herşey konusu Alevilik Nedir?
    Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur.

    Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur.

    Kızılbaşlık Nedir?
    Kızılbaş, Allah’ı ve Resulü uğruna kendini adamış, onların yolunda canından ve malından vazgeçmiş, bu yolda ölmek var dönmek yoktur yeminini başına sardığı kırmızı sarık ile ilan eden kişilerdir.

    Bektaşilik Nedir?
    Türkiyede babagan ve dedegan kollarına bağlı Aleviler kendilerini Bektaşi olarak tanımlarlar.

    4 Kapı 40 Makam Nedir ?
    Yolumuzun erkanı 4 Kapı 40 Makamdır. Bu 4 Kapı ve 40 Makam şöyledir.

    4 Kapı;

    Şeriat Kapısı
    Tarikat Kapısı
    Marifet Kapısı
    Sırr-ı Hakikat Kapısı
    1-Şeriat Kapısının Makamları;

    İman getirmek
    İlim öğrenmek
    Namaz, oruç, zekat ve hac ve gaza eylemektir ve cenabetten arınmaktır.
    Helal istemek, kazanmak, faizi haram saymaktır.
    Nikah Kıymak
    Hayz ve Nifazın Nikahı haram eylemesi
    Arı giymek, arı yemek
    Sünnet-i Cemaat
    Şefkat
    Emri marut, yaramaz işlerden kaçınmak.

    2- Tarikat Kapısı:Eğitim ve öğretim müessesesidir
    El alıp tövbe kılmak
    Mürid olmak
    Saçın gidermek ve libasını giymek (gösterişsiz kılık kıyafette bulunmak.)
    İnsanın nefsi ile mücadele etmesi
    Hizmet etmek
    Korku (hata yapmaktan, gönül kırmaktan,kötülük yapmaktan kork)
    Umut tutmak
    Hırka, (sadelik), Zembil(Hakkın yolunda giden, ulu tanrının dostluğunu arayan , kendisine tanrıtanrı sevgisinin ateşiyle yol gösterecek aydınlatıcı aramak için durmadan gezip dolaşmayı), Makas(dünya ile ilgili her türlü ihtirasın tehlikeli olabilecek her türlü düşüncenin zihinlerden sökülüp atılması), Seccade (Tanrının karşısında insan oğlunun ne kadar aciz olduğunu kavrayarak kibir hırs kendini beğenmişlik gibi duygulardan uzak durmak), İbret , Hidayettir.
    Sahib-i makam sahib-i cemiyet, (Çevresinde kendisine ve bilgisine güvenen bir topluluk oluşturabilecek bir kişi sahib-i cemiyet olacak)
    Aşk ve Şevk ( Bu makama gelmiş Hak , bu kapıda aldığı gereli bilgi birikimi ile, belli bir olgunluk düzeyine ulaştıktan sonra ve sağlam ahlak değerlerine sahip olduktan sonra yoluna yine devam ederek o kutsal amacına ulaşmak ister bunun özlemini duyar. Böyle özlemi duyan Tarikat kapısından Marifet Kapısına gelmiştir.

    3- Marifet Kapısı
    Bu kapıda Yolun Talibi daha derin araştırmalar ve incelemeler yaparak doğruları ve Hakkı daha derinden keşfedecektir.

    Edep (Yolumuzun ahlak kurallarına aykırı hiçbir davranışta bulunmamaktır.)
    Korku ( İnsanları çirkin ve zararlı düşüncelerden koruyacak bir güç kaynağıdır.)
    Perhis/ Yetinmek ( Her türlü aşırı istek ve yönelişlerden ve her türlü aşırı düşünce ve duygulardan perhizkarlık yapması)
    Sabır / Kanaat (İnsan ancak sabır ile karşılaştığı zorlukların üstesinden gelir.)
    Utanmak (Utanma duygusunu hisetmek ve taşımak olgunlaşmanın bir çok başka önemli ve değerli ögesini oluşturur.)
    Cömertlik ( Bir insan , bir arif kişiye gerçek bir tanrı dostuna cömertlik yakışır.)
    İlim ( İnsan ancak ilim ile yolunda sağlıklı yürüzebilecektir.)
    Miskinlik (Gösterişsiz yaşamak)
    Marifet ( Kaynağını bilimden ve ulu Allaha karşı duyulan sonsuz bir sevgi , bir doyumsuz aşkve bitmez bir özlemden alan hem bilim hemde sezgi ve içe doğma yoluyla yüce tanrının zatıve kainatın oluşumuyla ilgili tüm sırları sakladığı tüm gerçekleri bilme alma halidir.)
    Kendini bilmek (Kendini bilen kişi Hakkı da görmüş olur. Ve insanı-ı Kamil olmak yolunda büyük bir adım daha atılmış olur.)
    4- Hakikat Kapısı


    İnsan bu kapıdan geçtikten sonra Tanrı dostluğuna kavuşmak o sonsuz deryaya ulaşarak , orada eriyerek yok olan bir damla haline dönüşmenin hazzını tadar. Bundan sonra dönüp insanlığa hizmete gitme kapısıdır.
    Toprak olmak ( alçak gönüllü olmak)
    72 Milleti ayıplamamak (Dünya insanlığının hiç birini hor görmemek ve ayıplamamaktır.)
    Elinden geleni men kılmamak (Kişisel fedakarlıklar yaparak dilek sahibinin derdine derman olmaktır.)
    Herşeyin kendisinden güven kılması (
    Tanrıya rıza göstermek
    Sohbet
    Seyir (İnsan tasavvuf felsefesine göre 3 önemli yolculuk yapar. 1- Tanrı katında bir aslı ve gerçeği olarak yaratılır ve dünyaya gelir . 2- dünyada insanlar kamil olabilme uğruna verdiği çabalar sonucunda makamına ulaşır. 3- Tanrıya seyirdir.
    Sırr (Gerçek olan tek varlık Yüce Allah’ın varlığıdır. Dolayısıyla gerçekle ilgili sırlar , Allah’a ait sırlardır.
    Münacattır. (Tanrıya ulaşma , O’na sığınmadır.)
    Müşahade (Tanrının cemalini görebilmek o erişilmez zevke erebilmek yeri , mutlak gerçeğe ulaşmaktır.)
    Kırklar Cemi: Alevilerin bugün sürdürdükleri, erkanları 12 hizmetin yapıldığı ‘yol’ a CEM denir.

    HZ. ALİ:

    Alevi yolunun kurucusu, İmamların başı, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’in babasıdır. Tarikatta ‘Yol Ali’nin ‘ deyimi ile anılır. Hz. Muhammet ile aynı gömleğe girdiği ( bir olduğu ), bu yüzden Hz. Muhammed’le ayrı tutulmaması gerektiğine inanılır.
    ALLAH”IN ARSLANI IMAM HZ.ALI

    EHL-İ BEYT

    Hz. Muhammed’in kızı Fatıma anamızdan gelen soydur. Bu soya giren her kişi Alevi için kutsal önderdir.

    1-Hz. Muhammed
    2-İmam Ali
    3-Hz. Fatma anamız
    4-İmam Hasan
    5-İmam Hüseyin

    ERKAN NE DEMEKTIR ?

    Sözlük anlamı olarak esaslar, direkler demektir. Alevilik erkanı denildiğinde Aleviliğin esasları , yol kuralları , kısacası yolu anlaşılır. Alevilik yolunda 7 farz 3 sünnet vardır.

    3 SÜNNET

    Allah’ın birliğine inanmak,
    Kalbinde adavet olmamak, kötülük etmemek,
    Tarikatın emirlerini yerine getirmek
    7 FARZ

    Mürebbisine düşe
    Müsahib ola
    Taç uruna
    Sırdar ola
    Yar a yar ve özü ulu ola
    Beli Berk ola
    Hakk’a sohbet kıla
    CENNET –CEHENNEME İLİŞKİN İNANCIMIZ NEDİR?
    Her ne kadar cennet cehennem kavramları Alevi literaturunda da çokça yer almakta ise de, Kur’an da anlatılan biçimiyle bir Cennet- cehennnem anlayışı Alevilikte hakim değildir.

    MUSAHİPLİK NE DEMEKTİR ? ?
    Musahiplik yol kardeşliği demektir. Alevi inancına göre evli her Alevi kendisine denk düşebilecek başka bir evli Alevi ile dinsel bir kardeşlik tutar; bu aynı zamanda kendisinin ahiret kardeşidir. Öz kardeşlik kurallarından daha ağır kuralları olan bu yol kardeşliği Alevilikte farzdır.

    GÖRGÜ NEDİR ? DÜŞKÜNLÜK NEDİR ?
    Alevi yolunda her talib , yılda bir kez tüm topluluğun ve pirinin huzurunda, o yıl içerisinde yaptıklarının ve yol kurallarına uyup uymadığının hesabını verir. Burada hem dinsel hem dünya evi sorunlar , sorumluluklar söz konusudur. Eğer kişi, topluluk tarafından kabul görülmeyen hatalar, fenalıklar yapmamış ve kuralları yerine getirmişse, pirin ve orada bulunan yol erenlerinin izniyle görülmüş olur.
    Komşuluk ilişkilerinde hoşnutsuz, yol kurallarına aykırılık gösteren kişiler düşkün bırakılırlar. Düşkünlük bir anlamıyla toplumun dışına çıkarmak , cemaatten atmak anlamına gelir. Cezanın büyüklüğüne göre geçici ya da sürekli düşkünlükler vardır.

    ALEVİLİKTE AHLAK SİSTEMİNİN TEMELİ NEDİR?
    Alevi sisteminin temeli ; eline , beline, diline hakim olmaktır. Eline demek, kendisine izinli olmazan şeylere dokunmamak; beline demek; kendi eşi dışında hiç kimseyle cinsel ilişkide bulunmamak; diline demek ; yalan söylememek demektir.

    KURBAN
    Hakk’a sunulan , eti yenilen hayvana kurban denir. Alevilikte Allah yoluna, İnanç yoluna, ululara ve Hakk’a yakınlaşmak için kesilir.

    ADAK
    Bir dileği yerine getirmek, bir tehlikeden korunmak için gücüne inandığımız şeylere vaad edilen şeylere denir.

    LOKMA
    Dualanmış bir yiyeceğin her parçasına denir. Dedelerden ululardan lokma almak sevaptır.

    DEM
    Kan, zaman, an, soluk anlamına gelir. Alevilikte ‘dem’ kuralları gereği alınan kutsal içki, dualı içki anlamına gelir.

    MUHARREM ORUCUNUN ANLAMI NEDİR?
    Kurban Bayramı Hicri Takvim'e göre Zilhicce ayının 10. günü başlar. Kurban Bayramının 1'nci gününden başlayarak 20 gün sayılır. 20'nci günün akşamı Muharrem Orucu için niyet edilir ve oruç başlar. Muharrem Orucundan önce 3 günlük MASUM-U PAK ORUCU tutulur. Bu oruç Küfe'de şehit düşen Müslüm Bin Akıyl ile çoçukları ibrahim ve Muhammet için tutulur. Müslüm, imam Hüseyin'in amcasının oğlu ibrahim ile Muhammet ise amcasının torunlarıdır. 3 günlük Masum-u Pak ve 12 günlük Muharrem Orucu olmak üzere toplam 15 gün oruç tutulduktan sonra Muharrem Ayının 13'ncü günü kurbanları tığlanır ve AŞURE dağıtılır. Kurban imam Ali Zeynel Abidin'in Kerbela Katliamından kurtuluşundan duyulan sevinci belirtir. Muharrem Ayında eğlence yapılmaz, bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, düğün-nişan-sünnet törenleri yapılmaz, karı koca ilişkileri kesilir, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela şehitleri'nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez, eğlence yerlerine gidilmez, saç ve sakal traşı olunmaz.
    Günümüzde bunların bir bölümü uygulanamamaktadır. Örneğin, sakal traşı olmamak gibi...
    Su saf olarak içilmemektedir. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay-kahve-meşrubat-meyve suyu-ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.
    Alevi inancı şekilciliğe takılıp kalmayı değil, özü benimser. Aklın ve ilmin yolundan ayrılmaz. Önemli olan imam Hüseyin'in ve diğer Kerbela şehitleri'nin çektikleri acıyı ve zorlukları beyninde, kalbinde ve gönlünde duymaktır. Onlar gibi düşünüp, onlar gibi yaşayıp, onlar gibi inanmaktır. Zalime karşı çıkıp, mazlumdan yana olmaktır. Eline-diline-beline sadık olup insanca ve onurluca yaşamaktır. Onlara layık olmaktır. Ölmeden önce ölmek, öldükten sonra yaşamaktır. Yaşayan ölü olmamaktır. Yarın onlar'ın huzuruna alnı açık yüzü pak çıkmaktır. Onlar'ın bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmaktır.
    Belirlenmiş bir iftar vakti'de yoktur. Akşam olup güneş batınca, karanlık gözle görünce oruç açılır. Gece sahura kalkma uygulaması Muharrem Orucu'nda yoktur.
    Oruç tutulmadan önce (yatmadan önce) şöyle niyet edilir. Niyetten sonra Muharrem Orucu başlar.
    BiSMi ŞAH. ALLAH ALLAH. ERENLERiN HiKMETiNE. ER HAK MUHAMMET-ALi AŞKINA. iMAM HÜSEYiN EFENDiMiZiN SUSUZLUK ORUCU NiYETiNE. KERBELA ŞEHiTLERi'NiN TEMiZ RUHLARINA MATEM ORUCU NiYETi iLE HZ. FATMA ANAMIZIN ŞEFAATiNE. 12 iMAM, 14 MASUM-U PAK EFENDiLERiMiZiN ŞEVKiNE, 17 KEMERBESTLER HÜRMETiNE HAZIR-GAYiP GEÇEK ERENLERiN YÜCE HÜMMETLERi ÜZERiMiZDE HAZIR VE NAZIR OLA. LANET MÜNKiRE. LANET YEZiD'E. RAHMET MÜMiN'E ALLAH EYVALLAH. HÜ



    ALEVİLİKTE AŞIĞIN SAZIN VE DEYİŞLERİN ÖNEMİ NEDİR?
    Alevi ibadetinde, gerekse sosyal yaşamında büyük yer ve önem taşır. 12 hizmetten biri aşığa aittir; yani aşıksız Alevi ibadeti yapılmaz. Makam olarak pirden sonra gelsede, 12 hizmetin en ağır yükünü taşır. Aşık sazıyla bestelerini yapar, çalar, çağırır.Alevi ibadetinin vazgeçilmez parçası semah, bu saz aşık bütünleşmesi içerisinde dönülür.Alevi deyişleri geçmiş tarihleri, Alevi düşünce ve öğretisini, günlük yaşamı, dünyasal ilişkileri konu alır. Deyişler aynı zamanda Alevilerin gülbenklerini oluştururlar. Yine aynı deyişlerle tanrı ile ilişkiler kurulur.

    SEMAH NEDİR?
    Alevi inanışında büyük bir yer tutar. Sözcük anlamı; günahlardan arınmak anlamına gelir. Alevi Cemindede öyle kabul edilir.

    CEM NEDİR?
    Sözcük anlamı olarak, birleşme, birlik olma, bir araya gelme demektir. Alevi inancında , ibadet için cem olma, bir araya gelmeden yola çıkılarak, bütünleşme anlamında kullanılır. İbadetin yapıldığı yere cem evi denir.
    Alevi inancı cemsiz düşünülemez. Bir Alevinin doğumundan ölümüne tüm yaşantısı cem ile bağlantılıdır. Yola girdiği, müsahib tuttuğu, erkan gördüğü, görüldüğü-sorulduğu yerdir. Cemin çok çeşitleri vardır. Kurban cemleri, görgü cemleri, Abdal Musa cemleri, Bayram cemleri.

    KIRKLAR CEMİ
    Alevi inancına göre Hz. Ali bu yolu kurduğu zaman kendine eşlik eden kadınlı erkekli 40 kişi ile birlikte ilk kez bu cemi gerçekleştirdi. O günden bu yana Alevi topluluğu bu kırkların cemini sürmektedir.
    CEMDE 12 HİZMET

    1- Mürşid (Dede) Hizmet itibari ile Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Haci Bektasi Veliýi temsil eder.
    Cem Erkanı Başkanlığını yapar,ikrar alır nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikah, Sünnet, Ad takar (isim takar).
    2- Rehber Görev itibariyle İmam Hüseyin´i temsil eder.
    Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürsidin en yakın yardımcısıdır.
    3-Gözcü Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder.
    Rehberin yardımcısıdır. Cem'in sessiz ve sakinlik içinde gecmesini sağlar. Cem’in bekcisidir.
    4- Çerağcı (Delilci) Görev itibariyle Cabir El Ensari’yi temsil eder.
    Cem evinde bulunan aydınlatma araçlarını yakar. Buhardanlıkları ve Mumları (Çerağları) hazırlar.
    5- Zakir (Aşık) Görev itibariyle Bilal Habeş’i temsil eder.
    Cem’de Tevhid, Duazde imam, Mersiye, Semah, Nevruzi'ye söyler.
    6- Süpürgeci(Ferraş) Görev itibariyle Selman’ı Piri pakı temsil eder.
    Cem evinin sürekli temizliği ile meşkul olur.
    7- Meydancı Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder.
    Cem evinde Semahserleri kaldırır. Postları yerine dizer.
    8- Niyazci Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder.
    Kurbanları tekbirler ve keser. Gelen Lokmaları alır ve dağılımını sağlar.
    9- Ibrikci Görev itibariyle Kamber Hazretlerini temsil eder.
    Cem de Mürşidin ve Cem erenlerinin abdest almalarını sağlar.
    10- Kapıcı Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder.
    Cem’e gelen erenlerin evlerini gözetler.
    11- Peyikçi Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder.
    Cem olacaƃını tüm canlara duyurur.
    12- Sakacı Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder.
    Cem evinde Su, Şerbet, Saka, Süt v.b. dağılımını sağlar.

    DEMOKRATİK MÜCADELEDE ALEVİLERİN TEMEL İLKELERİ

    Özgürlük ilkesi: Öğretisinde insanı kutsal varlık olarak kabul eden Alevi örgütlenmesi; kişi özgürlüğünün, inanç ve düşünce özgürlüğünün en aktif savunucusudur.
    Eşitlik ilkesi: Alevi örgütlenmesi yaşamın her alanında, gelirlerin paylaşımından öğrenime kadar, bireyin eşitliğini savunur. Hiçbir kimseye , hiçbir kuruma, hiçbir ulusa ya da inanca bu eşitliği bozucu ayrıcalıklar tanınmaz.
    Demokrasi ilkesi: Barış: ve demokrasi birbirinin ayrılmaz parcasıdır. Demokrasi için, insan hakları için, barış için mücadele etmek ve Aleviler arasında bu düşüncelerin yayılmasına çalışmak en başta gelen görevimizdir.
    Barış ilkes: Yurtdaşlarımız arasında yayılmak istenen savaş, şiddet, nefret duyguları yerine sevgiyi ,dayanışmayı, dostluğu egemen kılmak için çalışmalıyız.
    Laiklik ilkesi: Alevi örgütlenmesi, devlet idaresinde laiklik ilkesini, varoluş mücadelesinin temel taşlarından biri olarak görür.
    Emeğin üstünlüğünü savunma ilkesi: Aleviler emeğin üstünlüğüne inanır , emek verilmiş bütün çalışmalara emekçilere saygı duyar.
    Bağımsız örgütlenme ilkesi: Hz. Ali’nin ‘haksızlık karşısında eğer susuyorsanız, yalnız hakkınızdan değil, aynı zamanda şerefinizden de olursunsuz’ ilkesi bizim ilkesidir. Alevi örgütlenmesi mazlumun yanında, zalimin karşısında her zaman taraftır.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Alevilik Hakkında Bilgi-Alevilik Nedir-Kimlere Alevi Denir-Alevilik Hakkında Bilinmeyenler

    1. Alevi ne demektir?


    • Kelime manasiyla Alevi Hz. Ali’yi seven ve O’na mensup olan kisi demektir. Hz. Ali’yi sevenler, baslica iki gruba ayrilir: Hasbi ve samimi taraftarlar, ve siyasi taraftarlar. Bunlardan birincisi, O’na (r.a.) Allah icin muhabbet göstermislerdir. Bu muhabbet safi, net ve durudur. Kaynagi salabet ve hamiyet-i diniyedir. Bu hasbi taraftarlar, Hz. Ali’ye iki noktai nazardan teveccüh göstermislerdir. Birincisi, Ali’nin yüksek kemalati ve üstün meziyetleridir. Onun fazilet ve kemalati, takva ve ubudiyeti, mü’minlerin kalb ve dimaglarinda, muhabbet ve takdire inkilap etmistir. Ikincisi, Hz. Ali’nin (r.a.) Ehl-i Beyt (=Peygamber Efendimizin (s.a.v.) evlat ve torunlari) silsilesinin mümessili olmasidir. Müslümanlar o silsilenin basi olan Hz. Ali’ye (r.a.) samimi bir muhabbet ve derin bir saygi göstermektedirler. Bu iki cihetten kaynaklanan muhabbet, Kur’an ve Sünnet cizgisine uygundur. Dine gölge degil, vesile olmaktadir. Mesrudur, makuldür. Fitri, hasbi ve samimidir. Hz. Resulullah (s.a.v.), istikbalde ortaya cikacak fitne ve fesatlarda. Hz. Ali’yi (r.a.) ümmet nazarinda ithamlardan korumak icin O’nun kemalat ve meziyetlerini ehemmiyetle nazar vermekte: ‘Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur.’
      ‘Ali’yi yalniz mü’minler sever, O’na yalniz münafiklar bugzeder.’
      ‘Ben size iki sey birakiyorum: Kur’an ve Ehl-i Beyt’im. Bunlara temessük ederseniz, kurtulursunuz.’
      gibi hadis-i serifleriyle bu iki ciheti tescil ve ilan etmektedir.
      Ikinci grup taraftarlar ise, O’nu siyasi manada sevenlerdir. Bunlar arasinda ciddi bir hedef birligi yoktur; herbiri, ayri bir sebeple Hz. Ali’yi taraftarlik gösterirler.
      Hedef ve gayeleri degisik olan bu grubu bese ayirabiliriz:
      1. Hz. Ali’nin (r.a.) siyasi taraftarlari icinde ‘dinde mutaassip, muhakeme-i akliyede noksan’ insanlar teskil ediyor. Bu tipler, Islami ölcülerde oldukca taskin ve mutaassip ve o derecede dar görüslü, mizansiz ve müvazenesiz insanlardi. Bunlarin elserisi bedevi idi. Iclerinde sahabeden hic kimse yoktu. Bunlar Siffin muharebesinden sonra, Hakem Hadisesinde Hz. Ali’ye karsi cikarak O’nun ordusundan ayrildilar. Hz. Ali’nin hakemi kabul etmesini küfür telakki ettiler ve O’nu cok agir bir sekilde itham ettiler. Onlara göre, Hz. Ali’nin hakemi kabul etmekle dinden cikmisti. Bu grup, Hz. Ali’nin ordusundan huruc ettikleri icin kendilerine ‘Hariciler’ ismi verildi. Bu grup Hakem Hadisesine kadar Hz. Ali’yi taskin ve ölcüsüz bir surette sevdikleri halde, bu hadiseden sonra, O’nun en büyük ve amansiz düsmani kesilmislerdir.
      2. Ikinci grup, münafik ve Yahudi dönmeleriydi. Bunlar, iki yüzlü, dessas, sahtekar, yalanci, karanlik fikirli ve karanlik ruhlu insanlardi. Hz. Ali’ye muhabbet fikrin altinda gercek yüzlerini gizliyorlardi. Müslümanlar arasinda fitne cikartiyor, sürekli sapik fikirler üretiyorlardi. Gayeleri Islamiyeti icten yikmak, inanc ve itikadlari sarsmak ve Müslümanlari birbirine düsürmekti. Bu grubun Islam dünyasinda yapmis oldugu ihanetin boyutlari cok derindir.
      3. Emevilerin irkci idarelerinden rahatsiz olan Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin yaninda yer alan taifelerdir. Bilindigi gibi, Emeviler basa gecince, icraatlarinda birinci derecede irkciligi esas aldilar. Diger kavimlere karsi gayet sert ve acimasizca davranmaya sevketti. Emevilerin bu ölcüsüz ve mesuliyetsiz icraatlarindan rahatsiz olan diger kabile ve asiretler onlardan intikam almak icin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e taraftarlik gösterdi ve Onlarin ordusunda yer aldilar.
      4. Bu grubu (genelde) iranlilar teskil eder. Hz. Ali ve Al-i Beyt sevgisi bu grupta asiri ve ölcüsüzce tezahür etmistir. Her merasim, senlik ve toplantilarda bu ölcüsüz sevgi etkisini göstermektedir. Yahudilerin ‘Aglama Duvari’ karsisina gecip aglamalari gibi, bunlar da Muharrem ayinda bir matem havasina girerler.
      5. Üc zihniyetin taraftarlarindan bu besinci grup tesekkül etmistir: ‘Irandaki mecusi dininin reis ve ruhanileri’ , ‘Irandaki irkcilar’ ve ‘eski saltanat hanedanin mensuplari’dir.
    [​IMG]

    2. Alevilik nasil ortaya çikmistir? Bir mezhep midir?



    • Alevilik bir firka veya mezhep degildir. Al-i Beyt’in muhabbetini esas olan bir tarikat seklinde ortaya cikmistir. Mes’elenin tarihi seyrine baktigimizda Aleviligin bir tarikat sekline gelismesi söyle olmustur:
    Timur, Osmanli Sultani Yildirim Bayezid’i yendikten sonra Anadolu’dan aldigi otuz bin kadar esiri Iran’a götürmüstü. Bunlari Erdebil $eyhi ($ah Ismail’in dedesi) olarak bilinen $eyh Ali’ye intisap ettiler ve ondan tarikat dersi aldilar. Bir süre sonra Timur, arasira ziyarete gittigi Erdebil $eyhi’nin kendisinden bir arzusu olup olmadigini sordugunda, $eyh, ‘Hicbir dilegim yok, sadece Anadolu’dan esir olarak getirmis oldugun Türkleri serbest birakmani istiyorum’ dedi. Timur, $eyhin bu arzusunu memnuniyetle kabul etti ve onlari serbest birakti. Bu esirler, bu vesile ile, $eyhe olan muhabbetlerini asiri derecede ziyadelestirdiler. $eyhin bu sofilerinin bir kismi Anadolu’ya döndü, bir kismi Erdebil’de kaldi.
    Erdebil $eyhi, Anadolu’ya dönen bu müritleriyle alakasini devam ettirdi. Erdebil $eyhi’nin tarikatinda ‘Hz. Ali muhabbeti’ esas alindigi icin, bu tarikata devam edenler Hz. Ali sevgisi ile tamamen boyandilar. Bunlara bu vasiftan dolayi ‘Alevi’ denildi. Aslinda bu esirlerin ecdadlari ve kendileri, bu tarikat ile intisap kurucaya kadar, Ehl-i Sünnet itikatinda idiler. Iran’la Osmanli Devleti arasinda kesin hudutlar cizilince, Anadolu’daki müritler, pirlerin tesirinden gitgide uzaklastilar. Bu tarikatin Anadolu’da kalan mensuplari, Erdebil tekkesinden aldiklari tesirle, kendilerinin disinda kalan Müslümanlarin Ekl-i Beyt’e gerektigi gibi muhabbet beslemedikleri zannina kapildilar. Onlarin bu telakki ve davranislari diger Müslümanlarla aralarinda bir sogukluk husule getirdi. Bu sogukluk zamanla ihtilafa dönüstü.
    Bu ihtilaf neticesinde, Erdebil tekkesine bagli Anadolu Türkleri medreseden uzak kaldilar. Itikada, ibadete,… ait bircok hükümleri geregi gibi ögrenemediler. Sadece babadan ogula intikal eden birtakim telkinlerle iktifa ettiler. Zamanla aradaki sogukluk gittikce büyüdü ve derin bir ayriliga dönüstü. (Sünnilik-Alevilik).
    Bu sun’i ayriligin ortadan kalkmasinin tek yolu, Kur’an’in isigi altina girmekle cözülür.
    [​IMG]

    3. Al-i Beyt sevgisinin dinimizdeki yeri nedir?

    • Al-i Beyt’e Allah icin muhabbet etmek, dinimizde vaciptir. (Imam-i $afii’ye göre farzdir.) Cenab-i Hak Sura Suresinde söyle buyurmaktadir:
      ‘Resulüm, sizden peygamberlik vazifesine mukabil ücret istemez. Yalniz Al-i Beyt’ine meveddet (sevgi ve saygi) istiyor.’ (Sura Suresi, 23)
      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i seriflerinde söyle buyuruyor:
      ‘Size verdigim nimetlerden dolayi Allah’i sevin. Beni de Allah icin sevin. Al-i Beyt’imi de benim icin sevin.’
      ‘Sizlere iki sey birakiyorum. Onlara temessük etseniz necat bulursunuz. Birisi kitabullah, biri Al-i Beyt’imdir.’
      Bu hususa Bediüzzaman Hazretleri söyle ifade etmektedir:
      ‘Al-i Beyt’ten vazife-i Risaletce muradi Sünnet-i Seniyye’sidir. Sünnet-i Seniyye’yi terkeden hakiki Al-i Beyt’ten olmadigi gibi Al-i Beyt’e hakiki dost da olamaz.’
      Al-i Beyt’i sevmemiz onlarin sadece mücerret sahsiyetleri icin degil, Kur’an’a yaptiklari hizmetleri, Islam Dini’nin nesrinde gösterdikleri büyük fedakarliklari, ilim ve irfan sahasinda yaptiklari hizmetleri icindir.
      Al-i Beyt’i seven mü’min de, ibadet vazifesini yerine getirmekle, onlari örnek almali, onlara benzemeli ve onlar gibi olmaya gayret etmelidir. Al-i Beyt’i hakiki manada sevmek de ancak bu yolla tahakkuk edebilir.
    [​IMG]

    4. Hz. Ali’nin kendisine muhabbet edenlerin namazlarini kildigi söyleniyor. Bu dogru mudur?

    • Böyle bir iddia ne dinen, ne de aklen gecerlidir. Kesinlikle yanlistir. Hz. Ali Efendimiz (r.a.) en cok Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi (r.a.) sevdigi halde, onlar ve onlardan sonra gelen evlatlari, ‘Bizim namazimiz kilinmistir’ diye bir iddiada bulunmamislar, aksine sadece farzlarini eda etmekle kalmamis, sünnet ve nafilelere de tam riayet etmislerdir.
      Cenab-i Hak, namazi, peygamberler dahil, her mü’minin kendi $ahsina farz kilmistir. Hic kimse bir baskasinin yerine namaz kilamaz. Zaruret halinde de bu böyledir. Bir kimse namaz kilamayacak kadar hasta da olsa, onun namazini bir baskasi kilamaz.
      Bir hadis-i kudside söyle buyurulmustur:
      ‘Allah-ü Teala buyurdu ki: ‘Ben Senin ümmetin üzerine bes vakit namaz farzettim. Hem ahdettim ki, bir kimse bes vakit namazi kilarak gelirse, muhakkak ben onu Cennet’e koyarim. Bes vakit namazi kilamayan bir kimseye bir taahhüdüm yoktur.’ ‘
      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ‘Namaz dinin diregidir’ buyurmustur.
    [​IMG]

    5. Hz. Ali’ye “uluhiyet” veya “peygamberlik” isnad etme konusu

    • Bu yanlis inanç da, digerleri gibi Ibn-i Sebe [Ibn-i Sebe Hz. Osman (r.a.) zamaninda Yemen'den Medine-i Münevvere'ye gelerek zahiren Müslüman olup, Islam'i yikmak için büyük gayretler göstermistir. Yahudilerin Islam Dinine düsmanligi Peygamberimizin (s.a.v.) dogumu ile baslamistir.] tarafindan iddia edilmistir. Bütün gayesi Müslümanlarin itikadini bozmak olan Ibn-i Sebe, menfur faaliyetlerini sürdürürken, nabza göre serbet vermesini iyi beceriyordu. Önce, bazi kimselere Hz. Ali’nin (r.a.) ilah oldugunu telkin etmeye çalisiyor, bunun tutmayacagini anladigi yerde, O’na peygamberlik isnad ediyor; bunun da geçerli olmayacagini anladigi zaman ise, “Halifetin en evvel Hz. Ali’nin hakki oldugunu, bu hakkin kendisinden zulmen alindigini” telkine kalkiyordu.
      Dikkat edilirse, bu üç iddia arasinda tezat vardir. Tezat ise, hükümsüzdür. Söyle ki ilan olan, peygamber olamayacagi gibi, peygamber için de hilafet sözkonusu olamaz. Bu tezat dahi, açikça gösteriyor ki meselenin altinda sadece ve sadece ifsat ve ihanet yatmaktadir. Malumdur ki, herseyin bir baslangici ve bir de nihayeti oldugu gibi, Hz. Adem’le (a.s.) baslayan peygamberlik müessesesi de Hatemül-Enbiya (s.a.v.) ile son bulmustur. Cenab-i Hak, peygamberlerin en ekmeli olan O Zat’in eline semavi kitaplarin en mükemmeli olan Kur’an-i Azimüssan’i vermis ve nübüvvet müessesesini O Hatemül Enbiya ile tekmil etmistir. Artik, kiyamete kadar Hz. Muhammed’den sonra bir peygamber gelmeyecektir. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Hatemül Enbiya oldugu ‘Ahzap Suresi’nde su sekilde bildirilmistir:
      “Muhammed sizin ricalinizden hiçbirinin babasi degil ve lakin Allah’in Resulü ve peygamberlerin hatemidir (sonuncusudur). Allah herseyi bilendir.”


    Bu Yazi Mehmet Kirkinci’nin ‘Alevilik Nedir’ kitabindan alinmistir. Genis bilgi için okumanizi tavsiye ederiz. Cihan Yayinlari, TÜRDAV A.S., Istanbul, 1995
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 20 Ekim 2010

Bu Sayfayı Paylaş