Aktepe Köyü Hakkında Bilgi Alpu Eskişehir

'Eskişehir Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 26 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Aktepe Köyü Hakkında Bilgi Alpu Eskişehir konusu Aktepe Köyü Alpu - Aktepe Köyü - Alpu - Aktepe Köyü Resimleri - Aktepe Köyü Hakkında



    Aktepe, Eskişehir ilinin Alpu ilçesine bağlı bir köydür.

    Tarihi

    1. Altın Orda (Çadır) Devleti
    1242-1501 arasında varlık gösteren, Cengiz İmparatorluğu’nun Kuzeybatı Asya ve Doğu Avrupa’daki kolu olan devlet.

    Cengiz İmparatorluğu’nun sınırları belirsiz olan batı bölümü, en büyük oğlu Cuci’ye verilen topraklardı. Cuci babasından önce ölünce yerine Batu geçti. Batu, Kıpçaklar'ı ve Macarlar'ı Moğol egemenliğine soktu. Ele geçirdiği ülkeler “Cuci Ulusu” adını aldı. Ama kısa süre sonra ikiye bölündü ve doğuda kalan bölgeler büyük oğlu Orda’ya verilerek Gök-Orda adıyla, Batu’ya kalan batıdaki bölgeler ise önceleri Ak-Orda ve sonraları Altın-Orda adıyla anılmaya başladı.
    Batu’dan sonra yerine Berke Han geçti. Berke Han’dan sonra etkin bir komutan olan Nogay Han’ın ('Nogay' Cengiz Han'ın büyük torunudur. Bir cariyeden doğduğu için hanedandan sayılmamış bu nedenle han olamamıştır. Bu nedenle "Emir Nogay" olarak adlandırmak daha doğru olacaktır. Kaldı ki ardılları "mirza" olarak adlandırılmıştır.)[(mirza = emirzade = emirin oğlu)(emr>arapça, zade>farsça)] içindeki gücü arttı, hanların belirlenmesinde etkili oldu. Ancak Nogay’ın kurduğu baskı, beylerin Tokta Han’a (1291-1313) katılmasına yol açtı. Tokta Han, Kukanlık’ta yapılan savaşta Nogay’ı yenerek öldürttü (1299).

    2. Nogaylar
    13. yüzyıldaki Moğol istilasına kadar, eski Kıpçak bölgesinde (Deşt-i Kıpçak = Kıpçak Bozkırı) göçebe olarak yaşamakta olan ve Emir Nogay’ın öldürülmesinden sonra ona bağlılıklarından dolayı, "Emir Nogay yanlısı" anlamında NOGAYLAR olarak anılmaya başlanan bir Türk boyudur. Aşağı İdil (Volga), Yayık ve Emba ırmakları arasında yaşayan göçebe Nogaylar, hana bağlı mirzalar tarafından yönetiliyordu. 16 yy.'ın ilk yarısında Astrahan Hanlığı yönetiminde de etkili olan Nogaylar, Kazan Hanlığı’nı ele geçiren Ruslar'ın baskısı sonucunda 1557-1558'de Büyük ve Küçük Nogaylar olmak üzere ikiye ayrıldılar.

    İsmail Mirza önderliğindeki Büyük Nogaylar, Rus egemenliğini tanıyarak İdil’in doğusunda kalırken, Bilek Bulat Mirza’nın önderliğindeki Küçük Nogaylar Kırım Hanı 1. Devlet Giray’ın yurtluk olarak verdiği Kuban boyu ile Azak Kalesi arasında kalan bölgeye göç ettiler. Bir süre sonra da Özi Kalesi’nin batısında Turla (Dinyester) ile Tuna ırmakları arasına yerleştirildiler.
    Ruslar'a karşı yapılan savaşlara katılan Küçük Nogaylar, Kırım Savaşı (1854-1856) sonucunda Rusların Kırım’ı işgali ve Tuna boylarına doğru yayılması üzerine, Kırım’ın kuzeyindeki ve batısındaki ülkelerinden ayrılmak zorunda bırakıldılar. Osmanlı İmparatorluğu'nun liman kentlerine (yürüyerek) giderken Kırım ülkesini bir uçtan öteki uca geçen ve sayıları on binlerce olan Nogaylara, ya Rusya'nın daha az istenebilir nitelikteki bölgelerine göçmek için kendi yurtlarını terketmek, ya da Osmanlı İmparatorluğu'na göçmek seçeneği verilmişti.

    Osmanlı toprakları'na (yani Balkanlar'a) gitmeyi seçen bir kısım nogayların göçü 1860'lı yıllar boyunca sürdü. (Yaygın olarak bilinenin aksine Osmanlı aslında bir Anadolu devleti olmayıp 'Rumeli', diğer bir deyişle Balkan devletidir.)
    Çok sıkışık yaşam düzeninin bulunduğu göçmen kamplarında, sağlık koşulları kötü durumdaydı. Sürgün edilmiş Nogaylar'ın toplanma ve yerleştirilme merkezlerinden biri de bugün Romanya sınırları içinde bulunan Mecidiye (Medgidia) ilçesidir.

    Adını kurucusu olan Sultan Abdülmecit'ten alan Mecidiye (Medgidia) Romanya'nın Dobruca bölgesinde, Köstence İli'ndeki Karasu vadisinde bulunuyor. Nüfusu 50.000 dolaylarındadır (2009). Kuruluş tarihi 2 Eylül 1856 dır. Sultan Abdülmecit kuruluş ile ilgili fermanını bu tarihte yayınlatmıştır. Medgidia belediyesi 150. kuruluş yılı kutlamalarında Sultan Abdülmecit'i fahri hemşehri ilan etti.

    Köstence - Boğazköy (Cernavoda) - Bükreş demiryolu ve Tuna - Karadeniz kanalı Mecidiye'den geçiyor. Çok ciddi üzüm bağlarının bulunduğu bölge bunun doğal sonucu olarak halen önemli bir şarap uretim merkezi. Şehirde (ve köylerinde) yaşamakta olan Nogaylar etnik varlıklarını halen sürdürüyorlar.''
    Aktepe'nin yaşlıları Abdülmecit'i her zaman saygı ve sevgiyle andılar.
    Osmanlı İmparatorluğu yönetiminin o yıllarda kendi sınırları içinde bulunan bu ilçeye yerleşmelerine karar verdiği Nogaylar kendi yerleşimlerini/köylerini oluşturdular. Örneğin; Nazarşa (Nazarsha), Alakapı (Poarta Alba), Aşağı Bülbül, Yukarı Bülbül, Tanakôy vb.

    Bu köylerin Romanya’ya Kırım Savaşı’ndan sonra mı, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra mı (93 harbi), ya da her iki savaşın sonundaki göçler nedeniyle gelen Nogaylarca mı oluşturulduğu/kurulduğu ve bu nogayların Deşti-Kıpçak'ın hangi bölgelerinden geldiği henüz netleşmiş değil. Ancak bilinen o ki; Aytamga ve Kôztamga kolları (Nazarşa ve Alakapı'lılar) Kuban boylarından geldiler.

    Sonraki yıllarda Osmanlı'nın Balkanlar'da da toprak kaybetmesiyle, balkanlardan Anadolu'ya yeni bir göç dalgası başladı: Örneğin; Aşağı ve Yukarı Bülbül köylerinden göç edenlerin bir bölümü Eskişehir/Alpu'daki Işıkören (Aziziye = Arapkuyusu) köyünü, Tanakôy'den göç edenler Konya/Akşehir'deki Erdoğdu köyünü kurarak oralarda yaşamaya başladılar (Şimdilerde pek bilen kalmadıysa da Erdoğdu ve Aktepe köyleri akrabadırlar.).
    Nazarşa'dan (Aytamgalı'lar) ve Alakapı'dan (Kôztamgalı'lar) göç edenlere gelince...

    3. Aktepe (Rıfkîye) Köyü’nün kuruluşu
    Nazarşa'dan ve Alakapı'dan göç edenler önce deniz yoluyla İstanbul'a, oradan da Eskişehir'e gönderildiler.
    'Sayıları 20 dolaylarında olan bu Nogay ailelerinin Eskişehir’e yerleştirilmesi sırasında, (yaşlıların söylediklerine göre) yerleşme yeri olarak kendilerine, önce, bugün Hasanbey Çiftliği olarak anılan bölge gösterildi. Ancak Nogay ileri gelenleri, bu yörenin Eskişehir’e çok yakın olduğunu ve bu nedenle gençlerinin ahlâklarının bozulacağı endişesini taşıdıklarını belirttiler.'
    Alakapı ve Nazarşa göçmenlerinin kaygılarını değerlendiren Osmanlı yönetimi köyün Tosbağa Pınarı bölgesinde kurulmasına karar verdi.(Devlet Şurası’nın 11 muharrem 1311(12 temmuz 1893) tarih ve 309 sayılı kararı.)
    Kuruluş tarihiyle ilgili olarak, sonraki kuşaklardan bazıları şöyle diyorlar: "Kartbabam, 'Bîz kelgende Alpı'da tren colu baredî,' dep aytatagan edî." (Haydarpaşa-İzmit-Ankara demiryolu 1888 yılında II. Abdülhamit’in Almanya’dan aldığı parasal destekle gerçekleştirildi. Daha sonra bu yol Bağdat’a kadar uzadı ve Haydarpaşa-Bağdat hattı Bağdat Demiryolu olarak anılmaya başladı.)
    Nazarşa ve Alakapı'dan gelenler Rıfkiye Köyü'nün kuruluş sürecinde Uyuzhamamı Köyü'nde konuk oldular. Örneğin; bugün Aktepe Köy Konağı'nın bulunduğu yerin bitişiğindeki azbar'ın ilk sahibi Üzeyir Özkan (Zöyür Akay)dır. "Zöyür Akay" bu büyük göçe babası Hacı Ömer'in yanında, 15 yaşında, yeni yetme bir delikanlı olarak katıldı. Hacı Ömer'in tek çocuğuydu. Hacı Ömer kuruluş sürecinde Uyuzhamamı köyünde öldü. Mezarı da Uyuzhamamı köyündedir.


    Coğrafya

    Eskişehir iline 48 km, Alpu ilçesine 7 km uzaklıktadır.Köy, Yukarı sakarya havzasında, dağ içi ovalarla kaplı, Porsuk havzasındadır.Toprak çeşitlidir. Dağ yamaçlarındaki topraklar kırmızı toprak, dağ içi ovalarda alüvyonlu toprak ve artık yaşlanmış dağlardan olan Akbayır, beyaz toprak ve Porsuk kenarları alüvyon topraklardan oluşmaktadır.Köy alanının 2/3'ü sulanır durumdadır. Karasal iklimin hüküm sürdüğü alanda yağış eğimine paralel olarak verim alınmakta,sulamanın yaygınlaşması ile birlikte endüstri bitkileri üretiminde artış olmuştur. Köy merası geniş bir alana sahiptir.Köyde Mera Mevkisi olarak Nişancı, Darören,Ağılaldı,Kelkaya,Dokuzoluk,Akbayır,Karpuzp ınarı vardır.Köyde sulama alanı olarak porsuk,Karadere sulama göleti ve ayrıca derin kuyular vardır.

    İklim

    Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir. Kışları soğuk, yazları da çok sıcak geçer.

    Nüfus

    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007 135
    2000 125
    1997 130

    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ayrıca köyün geneli Bağ-kur ve SSK emeklisidir. Ekonomik durumu iyi, yaşam standardı yüksektir.Muammer ATAK

    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.Muammer ATAK

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    2004 - Saim Ersen
    1999 - Saim Ersen
    1994 - Hilmi Börakay
    1989 - Hilmi Börakay

    Altyapı bilgileri

    Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Darören mevkiinden sağlanan Köyün içme suyu şebekesi vardır.Yeraltı Suyu yüzeye yakın olduğundan ayrıca hemen hemen herkesin evinin bahçesinde kuyu ve Tulumba bulunmaktadır. Kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur. Herkesin evinde otomatik telefon vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyde köykonağı vardır. Muammer ATAK​
     

Bu Sayfayı Paylaş