Aile Rehberi

'Rehberlik' forumunda sleza tarafından 11 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. sleza

    sleza Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Aile Rehberi konusu Öğrenci Başarısına Ailenin Katkısı
    Okul hayatında başarılı bir öğrenci, hem ailenin hem de öğretmenlerin önemli beklentileridir. Öğrenmeyi ,başarıyı engelleyen faktörler.

    Bir öğrenci öğrenirken zihninin yüzde 20'sini, duygularının ise yüzde 80'ni kullanır. Yani dersini severek yapan çocuk daha başarılı olur. Çocuğuyla ilgilenemeyen, aile yaşantısında düzen bulunmayan, hayatları programsız anne-babaların çocuklarından düzenli ders çalışma ve başarı beklemeleri yanlış olur.

    Bir öğrencinin okul başarısının kaynağı sadece çocuğun yetenek ve zekâsında görülmemelidir. Çocuk okul başarısında sadece akademik yeteneklerini ortaya koyar. Sosyal hayatta, sosyal ilişkilerindeki başarısı da en az okul başarısı kadar önemlidir. Çocuğun okul başarısı onun öğrenme yeteneğini yansıtır.

    Okul hayatında başarılı bir öğrenci, hem ailenin hem de öğretmenlerin önemli beklentileridir. Ancak öğrenmeyi dolayısıyla başarıyı engelleyen birçok faktör vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

    Yeterli ve düzenli çalışmama, tekrar eksikliği
    Çocuğun öğrenmeye karşı isteksizliği ve ilgisizliği
    Bilgi, beceri ve yeteneklerin farklılığı
    Psikolojik durum (arkadaş ilişkileri, anne-baba ilişkileri, kişilik özellikleri)
    Uygun çalışma ortamının ve buna bağlı olarak düzenli, sistemli aile hayatının olmaması
    Dersini severek yapan başarılı
    Anne-baba çocuğun öğrenme ve başarı sağlamasından direkt sorumlu olmasalar da, başarı ve öğrenmeyi sağlayıcı şartların hazırlanmasından direkt sorumludur. Çalışma ortamı iyi bir şekilde düzenlenen, sistemli bir yaşantıya sahip ailelerin çocukları diğerlerine göre daha başarılı olmaktadır.

    Bir çocuk öğrenirken zihninin yüzde 20'sini, duygularının ise yüzde 80'ini kullanır. Bu da şu anlama gelir: Dersini severek, isteyerek yapan öğrenci diğerlerine göre daha başarılı olur. Çocuktan uzun zaman sonra eve gelen, çalışma takibini yapamayan, eve geldiğinde ise daha çok ev işleri veya işyerinden getirdiği işlerle meşgul olan anne-babaların çocuklarından ciddi bir başarı ve gayret beklemeleri doğal değildir.

    Çocuğun başarılı olmasında sistemli ve düzenli çalışması ve programlı olması ne kadar çok önemliyse aile içinde ev ortamında çalışan öğrencinin anne-babasının da hayatlarını bir programa bağlamaları ve çocuklarının çalışma düzenini bu programa dahil etmeleri gereklidir.

    Çocuk ders çalışırken, anne-babanın TV seyredip çay içtiği, gezmeye gittiği ya da misafirlikte olduğu bir ortamda "hadi sen odana gidip ders çalış" dendiğinde çocuk odasına gider ders çalışır, ancak aklı dışarıda kalır.

    İki kardeşli evlerde çocukların çalışma zamanları birbirine uygun olarak ayarlanmalıdır. Biri ders çalışıp, diğeri TV, bilgisayarla meşgul olmamalıdır.

    Çocuğumun okul başarısını artırmak için ne yapabilirim?
    Onun en iyi nasıl öğrendiğini, hangi yöntemle daha iyi öğrendiğini birlikte tespit edin. Okuyarak, yazarak, dinleyerek, anlatarak mı daha iyi öğreniyor?
    "Doğru dürüst çalışmıyorsun", "Az çalışıyorsun" şeklinde uyarıların yerine "Çalışmalarını gözden geçir, eksiklerini beraber belirleyelim, bu süre bu ders için yeterli mi?" şeklinde cümleler kullanalım.
    Ders çalışma ve çalışmamanın sonuçları hakkında konuşun. Düzenli tekrar yapmadığında konuların birikeceğini, çalışma isteksizliğinin oluşacağını unutmayın.
    Çalışma süresi her öğrenciye göre farklılık gösterir. Bazı öğrenciler için 20 dakika, bazıları için 40 dakika gerekebilir.
    Çocuk ders çalışırken ondan bir şey istemeyin.
    Her defasında ödül vermeyin. Başarı kendi başına ödüldür.
    TV, bilgisayarı kontrol altına alın.
    Çocuğun başarısını değerlendirirken arkadaş ya da sınıfına göre değil, bir önceki durumuyla karşılaştırarak değerlendirin.
    Çocuğun konsantre olacağı uygun çalışma ortamı hazırlayın. Dikkatini dağıtacak ya da aklının sizin bulunduğunuz odada kalmasını sağlayacak ortamlar oluşturmayın.
    Sadece dersler odaklı konuşma ve iletişim kurmayın. Sosyal, duygusal, güncel meseleler hakkında konuşun.
    Yatmadan tekrar yapmasını sağlayın. 10 dakikalık gözden geçirme, okuma şeklinde tekrar öğrenilenlerin kalıcı olmasını sağlar.
    Kontrollü takip yapın. Sadece ödevlerini yaptın mı, derslerini bitirdin mi? şeklinde soru-cevaplı takip yüzeysel bir takiptir. Neler anladığını, öğrendiğini soru-cevap şeklinde sorun.
    Sürekli ders çalışmasını istemeyin. Bu sadece çalışma zorunluluğunu hatırlatır. Çocukta herhangi bir istek ve gayret oluşturmaz.
    Bunun yerine ne zaman çalışacağına, ne zaman dinleneceğine ait olan bir program hazırlayın. Ya da hazırlanmış böyle bir program varsa beraber takip edin. Sosyal faaliyetlere programda yer vermesini sağlayın.
    Mümkün oldukça yatmadan önce TV izlemesine müsaade etmeyin.
    Eve gelir gelmez derse oturtmayın. Sevdiği şeylerle meşgul olmasını sağlayarak
    okul stresinden uzaklaşması için yardımcı olun.
    Çocuğun başarısızlık nedenlerini iyi tespit edin. Bazen çocuk evde düzenli çalışır.
    Ama istenilen başarıyı elde edemez. Bunun nedeni derste konuyu iyi öğrenememesi olabilir.
     
  2. sleza

    sleza Üye

    Etkili Anne-Baba Olmanın 40 Yolu
    "Kullanma yönergesi olmadan sahip olduğumuz en değerli varlık çocuğumuzdur." Çünkü insan yetiştirme yanlış adımı affetmez.
    Eski devirlerin birinde bilge bir devlet başkanı etrafındaki adamlara “Bir servetiniz olsa neler yapardınız?” diye fikirlerini sorar. Oradakiler hanlar, hamamlar yaparım, aşevleri yaptırırım, camiler, kütüphaneler yaptırırım, şeklinde fikirler öne sürerler. Bunları dinleyen o bilge insan “Bu dediklerinizin hepsi güzel yatırımlar fakat ben olsaydım o serveti insan yetiştirmeye kullanırdım. Çünkü iyi yetişmiş insan olduktan sonra bu dediklerinizin hepsi olur. İdeal insanlar olmadan ise, bunların hiçbiri istendiği gibi olmaz.” der. Eski devirlerin birinde bilge bir devlet başkanı etrafındaki adamlara “Bir servetiniz olsa neler yapardınız?” diye fikirlerini sorar. Oradakiler hanlar, hamamlar yaparım, aşevleri yaptırırım, camiler, kütüphaneler yaptırırım, şeklinde fikirler öne sürerler. Bunları dinleyen o bilge insan “Bu dediklerinizin hepsi güzel yatırımlar fakat ben olsaydım o serveti insan yetiştirmeye kullanırdım. Çünkü iyi yetişmiş insan olduktan sonra bu dediklerinizin hepsi olur. İdeal insanlar olmadan ise, bunların hiçbiri istendiği gibi olmaz.” der.
    Bir insanın iyi yetişmesinde anne ve babanın oldukça önemli bir yeri vardır. Çünkü çocuğun kişiliğini şekillendiren kişiler anne ve babasıdır. Bu nedenle çocuk yetiştirmek için anne babanın "çocuk eğitimi" konusunda gerekli bilgileri edinmesi şarttır. Çünkü “Kullanma yönergesi olmadan sahip olduğumuz en değerli varlık çocuğumuzdur.” Çünkü insan yetiştirme yanlış adımı affetmez.Nasıl etkili anne-baba olunur?
    1. Çocuğunuzu korkutmayın. Çocuğa fazla baskı uygulamaktan kaçının. Kesinlikle dayak gibi bedeni cezalarda bulunmayın. Çünkü problemleri çözmek için dayağı kullanırsanız çocuk büyüdükçe dozu artırmanız gerekebilir. Öyle bir gün gelir bünye bu dayağı kaldırmayabilir. Evden kaçma, size karşı gelme ve hatta intihar gibi bir durumla karşı karşı karşıya kalabilirsiniz.
    2. Ailevi problemlerinizi çocuğunuzun yanında kesinlikle tartışmayınız. Sizin yapmış olduğunuz tartışmalar çocukta güvensizlik ve endişe duygusu oluşturabilir.
    3. Çocuğun yanında okulu, öğretmeni eleştirip tartışmayın. Böyle davranışlar çocuğun okuldan ve öğretmeninden soğumasına neden olabilir.
    4. Çocuğunuz okulda yaptıklarını size anlatmak istiyorsa onu dinleyin. Onu önemsediğinizi ona hissettirin.
    5. Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve gelişme içerisindedir. O sizin çocuğunuz olsa bile sizden ayrı bir kişilik yapısı vardır. Bu nedenle onu tanımaya ve anlamaya çalışın.
    6. Çocuklar hayatını deneme ve taklit yoluyla öğrenmektedir. Bu nedenle çocukların oyun oymalarına, arkadaşlık ilişkileri kurmalarına izin verin. Onu sürekli korumayın ama çok da serbest bırakmayın. Aşırı koruyucu bir ailede yetişen çocuk yaş olarak büyüse dahi çocuksu davranışlar sergilemeye devam eder.
    7. Çocuğunuzun her isteğini karşılamayın, onlara tutamayacağınız sözleri vermeyin. Çocuğunuzu ne kadar sevseniz dahi ona karşı kararlı ve kesin davranışlar sergileyin. Eğer çocuğunuza tutarsız davranışlar sergilerseniz çocuk size karşı bir bocalama yaşabilir hem de sizin bu zafiyetinizden faydalanmak isteyebilir.
    8. Sürekli nasihat vermekten kaçının. Çünkü çocuklar nasihatten daha çok davranışlarınızdan etkilenirler. Bu nedenle çocuğunuzun nasıl biri olmasını istiyorsanız sizde öyle bir kişi olun.
    9. Çocuğunuzla aranızda saygı ve sevginin olmasına özen gösterin. Çünkü çiçeğin nasıl suya ihtiyacı varsa, çocuğunda sevgiye ihtiyacı vardır.
    10. Çocuğunuzla bağırarak konuşmayın. Bunun nedeni çocukların bağırarak konuşulanları dikkate almaları, içten dinlememeleridir. Çocuklarda, yumuşak ses tonuyla ve kesin ifadelerle söylenenler daha çok iz bırakır.
    11. Çocuklarınızı korkutarak, sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak yetiştirmeyin. Yanlış davranışlarını hemen cezalandırmayın. Onun dinleyin, suçundan daha büyük onu rencide edecek cezalar vermeyin.
    12. Çocuklarınızın sorularına mutlaka mantıklı ve doğru cevaplar verin. Sorduğu sorular karşısında; “Bu da sorulur mu?”, “Sen bunu bilmiyor musun?” gibi ifadeler kullanarak soru sorma şevkini kırmayın. Soru sorma şevki kırılan çocuğun aslında öğrenme azmi kırılıyordur.
    13. Her çocuğun yeteneği farklıdır. Bu nedenle çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Bu kıyaslamalar çocuğun kıyaslanan çocuğa veya kardeşine düşman olmasını sağlamaktan başka hiçbir işe yaramaz.
    14. Ona üstesinden gelebileceği işler vermeye ve onu motive etmeye özen gösterin. Böyle yetişen bir çocuğun kendine güveni daha fazla olur.
    15. Kuralları hemen öğrenmesini sağlamaya çalışmayın. Kurallara uymuyor diye hemen çocuğunuzu cezalandırmayın. Bu tür ana baba davranışı çocukta yalan söylemeye neden olabilir.
    16. Çocuğunuz eğer sizi çok kızdırıyorsa hemen sinirlenmeyin. Ona kızabilirsiniz ama asla onu aşağılamayın. Küçüktür anlamaz diye düşünmeyin. Sizin bu aşağılamanız karşısında o da sizi başkalarının yanında güç durumda bırakabilir.
    17. Çocuğunuza haksızlık yaptığınıza inandığınız bir durum olduğunda bunu ona açıklamaktan, ondan özür dilemekten çekinmeyin.
    18. Çocuğunuzdan örnek çocuk olmasını beklemeyin, çünkü oda sizden örnek anne baba olmanızı istemiyordur. Sadece ona karşı sevecen, anlayışlı ve sevgi dolu olmanızı beklerler.
    19. Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışmayın. Yemek yedirirken rahat davranın, sağlıklı yiyecekleri alternatif olarak çocuğa sunun. Sofraya onun istediği yemekleri koymaya da özen gösterin. Yemek saatinden önce abur cubur şeylerle karnını doyurmayın.
    20. Çocuklarınız kavga ettiğinde hemen hakemlik yapmaya, bir suçlu aramaya çalışmayın. Onların çözüm yolları bulmalarını sağlayıcı tedbirler alın.
    21. Çocuklar zaman zaman şiddet ve etrafına zarar verme duygusuna kapılabilirler. Çocukların duygusuna belki engel olamazsınız ama çevreyle ilişkilerinde şiddet kullanmalarını engelleyecek kurallar koyabilirsiniz. Koyduğunuz kuralları da mutlaka ödün vermeden uygulayın.
    22. Çocuklarınızın şiddet duygusunu bastırmayın, duygularını size açmasına fırsat verin. Duygularını size aktarırken çocuğu eleştirmeyin. Eleştiri çocuğun duygularını sözle dışarı vurmasını engelleyebilir. Duygularını dışarı vuramayan çocuksa bunu şiddet olarak arkadaşına, çevresine ve hatta kendisine yansıtabilir.
    23. Çocuğunuza okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışın. Bunun için özellikle okul öncesi dönem çok önemlidir. Özellikle 0-6 yaşları. Bu yaşlarda bol resimli kitaplarla, bilmecelerle, tekerlemelerle, çocuğunuza kitap okuyarak onun okuma alışkanlığı kazanmasının temellerini sağlam atmış olursunuz.
    24. Okuma alışkanlığı olan bir çocuk sahibiyseniz, çocuğunuzun kin ve nefret duygusu aşılayan kitap okumasını engelleyin. Onun sevgi, dostluk, barış gibi çocuğun gelişimini olumlu yönde etkileyecek kitaplar okumasını sağlayın.
    25. Çocuğunuzu iyi tanımaya çalışın. Ondan kapasitesi üstünde verim beklemeyin.
    26. Anne ve baba olarak ortak kararlar alınız ve davranışlarınızda her zaman doğru ve tutarlı olun. Anne ve baba arasındaki çelişkili davranışlar çocuğun bocalamasına, çatışma yaşamasına neden olacaktır.
    27. Çocuğunuzun okula geliş gidiş saatlerini sürekli kontrol altında tutunuz. Onun kötü arkadaş ilişkilerine ve zararlı alışkanlıklar edinmemesi için ona iyi örnek olun, arkadaşlarıyla sizde iletişim içine girin.
    28. Çocuklarınızın sürekli bir gelişim içerisindedir. Bu nedenle çocuklar cinsellikle ilgili size sorular zaman zaman soracaklardır. Onların cinsellikle ilgili soracakları sorulara hazırlı olun. Yalın bir şekilde ama dürüst olarak sorularını cevaplamaya özen gösterin. Ilımlı ve eleştirel olmayan yaklaşımınız onun bu bilgileri dışarıdan yanlış olarak almasının önünü kesecektir.
    29. Özellikle ergenlik çağında çocuklar fizyolojik ve duygusal yönden bocalamalar yaşarlar. Fizyolojik gelişim hızlı olurken duygusal gelişim yavaş olduğu zaman çocuklarda hırçınlık ve asi davranışlar görülebilecektir. Bu dönemde çocuğu anlayışla ve mantıklı karşılamak onun ergenlik çağını en az buhranla atlatmasını sağlayacaktır.
    30. Çocuğun okul başarısı için öğretmen ve okul ile iletişim içinde olunuz. Çocuğa harçlık verip okula göndermek ile sorumluluklarınızın bitmediğini biliniz.
    31. Çocuğunuza yeteri kadar harçlık veriniz. Harçlığı ona aylık veya haftalık olarak vermeniz onun kendini yönetmesini ve sorumluluk sahibi olmasını sağlayacaktır.
    32. Evde çocuğunuzun verimli ders çalışabilmesini için gerekli mekansal ve psikolojik imkanları sağlayınız.
    33. Çocuğunuza karşı ceza ödül dengesini sağlam kurun. Bunun formülü şudur: “Ceza, neyin yapılmayacağını söyler, ödül ne yapılırsa daha iyi olacağını gösterir. Mümkün olan her durumda ödülü tercih edin.”
    34. Çocuğunuzu olmasını istediğiniz gibi değil, kendi olduğu gibi kabul edin. Böylece çocuğun en iyi kişi yani kendisi olmasını sağlamış olursunuz.
    35. Çocuğunuzu ilgilendiren kurallarını onunla beraber koyun. Göreceksiniz ki birçok şey sorun olmadan çözülecektir.
    36. Çocuğunuzla vakit geçirmeye özen gösterin. Onuna beraberken dünyaya onun gözüyle bakmaya çalışın. Göreceksiniz ondan sonra sürekli onunla beraber olmak isteyeceksiniz.
    37. Çocuklarınız size çok şey öğretebilir. Bu nedenle onları düzenli izlemeye özen gösterin. Bakın o sizden ne kadar çok şey öğreniyorsa, sizde ondan çok şey öğreneceksiniz.
    38. Öfkeli bir anınızda çocuğunuza ceza vermemeye özen gösterin. Çünkü öfkeniz geçince çocuğun davranışına bakışınız daha farklı olabilir. Bazen iş işten geçmişte de olabilir.
    39. Çocuğunuzun istediği mesleği seçmesine izin verin. Çocuğunuza mesleğin adının değil, yaptığı işi iyi yapmanın saygınlık getirdiğini anlatın.
    40. Son olarak şunu asla unutmayın:
    "SİZİN ÇOCUĞUNUZ OLARAK DOĞMAK ONLARIN ELİNDE DEĞİLDİ, ANCAK SEÇME HAKLARI OLSAYDI, SİZDEN BAŞKA KİMSENİN ÇOCUĞU OLMAK İSTEMEZLERDİ..." EĞER¢ Bir çocuk, düşman bir çevrede yaşarsa, kavga etmeyi öğrenir.
    ¢ Bir çocuk korku içinde yaşarsa, korkmayı öğrenir.
    ¢ Bir çocuk acıyan insanlarla beraber yaşarsa, kendini zavallı hissetmeyi öğrenir.
    ¢ Bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa, nefret etmeyi öğrenir.
    ¢ Bir çocuk ona cesaret veren bir çevrede yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir.
    ¢ Bir çocuk onu öven bir çevrede yaşarsa, o da takdir etmesini öğrenir.
    ¢ Bir çocuk sevgi içinde yaşarsa, sevmeyi öğrenir.
    ¢ Bir çocuk kendine değer veren bir çevrede yaşarsa, bir gayesi olduğunu öğrenir.
    ¢ Bir çocuk dürüst muamele görürse, adaletin ne olduğunu öğrenir.
    ¢ Bir çocuk doğruluk içinde yaşarsa, hakikatin ne olduğunu öğrenir.
    ¢ Bir çocuk daima dostluk, güler yüz ve anlayış gösteren bir çevrede yaşarsa, dünyanın içinde yaşanacak güzel bir yer olduğunu öğrenir.
    ANN LANDERS Sen ona anne diyeceksinDoğacak bebek doğumdan bir gün önce Allah ile görüşür:
    “Allahım dünyaya gideceğim ve orada ne yapacağımı bilmiyorum.”
    * Ben senin için bir melek yarattım ve o seninle ilgilenecek.
    “Allahım onların dilini bilmiyorum. Onlarla nasıl anlaşacağım, nasıl iletişim kuracağım?”
    * Senin için yarattığım melek, sana onların dilini öğretecektir.
    “Allahım duyduğum kadarıyla dünyada çok kötülükler varmış. Onlarla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.”
    * Senin için yarattığım melek, seni canı pahasına kötülüklerden koruyacaktır. Merak etme.
    “Allahım sana tekrar nasıl döneceğim?”
    * Senin için yarattığım melek, bana nasıl döneceğini sana anlatacaktır.
    Derken melekler gelir ve dünyaya gitme zamanının geldiğini söylerler ve çocuğu Allah'ın huzurundan götürürlerken bebek tekrar sorar;
    “Allahım benim için yarattığın meleğin adı ne?”
    *Adının önemi yok;
    Ama, sen ona
    ANNE diyeceksin.
    kaynak:gençgelişim
     
  3. sleza

    sleza Üye


    Yanlış Anlama Anne

    Sevgili Anneciğim, Babacığım, Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim yapayım. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım? Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca size olan güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. " Ben senin yaşında iken... " diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin: Hiç değilse çabalarımı övün. Beni başkalarıyla kıyaslamayın; umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın, bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim. Ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni daha çok yakınlaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi ve daha değerli görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın. Benden " ÖRNEK ÇOCUK " olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim. Sevgiler, Çocuğunuz...
     
  4. sleza

    sleza Üye

    Ailede Disiplin

    ''Disiplin nedir? Nasıl tanımlanmalı? Nasıl uygulanmalı?" konularına geçmeden önce eğitimci ve düşünürlerin disiplin kavramına Nasıl baktıklarından örnekler vermek istiyoruz. Ibni Sina, yaklaşık bin yıl önce, "Kanun" isimli yapıtında çocuk yetiştirme konusunda su sözleri söylemiş: "Çocuklar özenle bakılmalı, davranışlarında ölçüyü kaçırmamaları için desteklenmelidirler. Öfkeli tepkileri, korkuları ve kaygıları giderilmelidir. Bu, en iyi biçimde, çocuğun istek ve eğilimleri yanında hoşlanmadığı şeyler de göz önünde tutularak sağlanır. çocuğun doğal yetenekleri desteklenirken, onu tedirgin eden nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Böyle bir yetiştirme hem beden, hem de ruh için yararlıdır. Çünkü kazanılan iyi alışkanlıklar ve davranışlar daha ilk yıllarda kişiliğe siner. Çocuk altı yasına gelince, öğretim ve eğitim için bir öğretmenin yanına verilmeli; onu gereksiz bilgilerle yüklemeden, basamak basamak giden bir öğretim yolu izlemeye çalışılmalıdır." Eğitimde disiplin söz konusu olunca ünlü eğitimci Pestollozzi söyle diyor: "Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz."Eğitimde disiplin anlayışını bu sözden süzüp çıkarmalıyız. Disiplin, çoğu zaman baskı ve otoriteyi açıklayan anlamda kullanılmaktadır. Oysa disiplinin gerçek anlamı bu değildir. Disiplin, çocuğun eğitimindeki sağlıklı tutum ve kuralları içerir. Ayni zamanda disiplin, bireysel hak ve özgürlüklerin sınırlanmadığı, doğallığın ayıplanmadığı, kişiler arası ilişkileri düzenleyen, yetenek gelişiminin sağlandığı, sorumlulukların paylaşıldığı ilke ve kurallar bütünüdür. Böylelikle ailenin disiplin konusunda yapması gereken; çocuklarında var olan olumlu gelişmeleri desteklemeleri, olumsuzları ise düzeltmeye çalışmalarıdır. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken yani disiplin oluşturmaya çalışırken sevgi ve özgürlük kavramlarını da birlikte düşünmeleri gerekmektedir. Bu üç kavram yetişkin yaşamında da birlikte düşünülmesi gereken önemli unsurlardır. Ebeveynlerin çocukları üzerinde disiplin kurmasını etkileyen en önemli etken iletişim yolu ve biçimidir. Ailelerin, çocuğu ile iletişim kurarken bazı ilkelere uymaları gerekir. Bu ilkeleri söyle sıralamak mümkündür: I. Koşulsuz Sevgi: Her anne-baba çocuğunu çok sever ve onun için tüm fedakarlıklara katlanır. Fakat sevgi Koşulsuz olmalıdır. "Eğer derslerindeki bu basarisiz durum böyle devam ederse korkarım sana olan sevgim azalacak." gibi iletişim örnekleri kurulur ise yanlış davranılmaya başlanmış demektir. Çünkü sevgiyi belli koşullara bağlayarak disiplin sağlanamaz. Hatta istenmeyen davranış, zaman içinde daha da pekiştirilmiş olur. II. Beş Temel Özgürlüğün Yaşanması: Doğan Cüceloglu'nun ünlü terapist Virginia Satir'dan aktardığı ve her bireyin doğuştan bu özgürlüklere sahip olması gerektiğini söylediği bu temel özgürlükler şunlardır: 1. Bir şeyi isteme ve reddetme özgürlüğü: Çocuk, kendi arzusuna göre bir yemeği yeme ya da yememe özgürlüğüne sahiptir. Fakat bunun yanında vermiş olduğu bu kararın sorumluluğunu da taşımalıdır. Yemeğini yemediği zaman diğer öğün zamanına kadar ona birsek verilmeyeceğini bilmeli ve ona uygun davranmalıdır. 2. Etrafında olan bir şeyi görme ve işitme (algılama) özgürlüğü: Kimi zaman ebeveynler çocuklarında o anda oluşan olumlu bir gelişmeyi görmek yerine, geçmişte olmuş veya gelecekte olabilecek bir olumsuzluğu göz önüne getirmeye çalışırlar. Ailenin "Evet, su anda derslerinde önemli bir ilerleme kaydetmiş durumdasın; ama çalışmayı azaltırsan notların hemen düşecektir, unutma." gibi yollarla iletişim kurması çocuğun motivasyonunu kırar, performansını düşürür. 3. Duygularını olduğu gibi ifade etme özgürlüğü: Çocuklar, dönem dönem yaşanan olaylara karsı yetişkinden farklı duygusal tepkiler gösterebilirler. Ebeveyne göre hiç komik olmayan bir şey onu güldürebilir ya da tam tersi, ağlatabilir. çocuğun bu duygusal tepkileriyle alay etme, önemsememe veya reddetme davranışları içine giren anne-babalar yanlış davranmış olurlar. Çünkü çocuğun, bu Duygularını ifade etme ve saygı görme özgürlüğü olmalıdır. Aksi takdirde çocuğun da anne-babasının Duygularını anlamaya ve dinlemeye özen göstermesi beklenemez. 4. Düşüncelerini olduğu gibi ifade etme özgürlüğü: Çocuklar istedikleri konu ile ilgilenme ve konu üzerinde istedikleri zaman düşünme özgürlüğüne sahip olmalıdırlar. Bu Düşüncelerini de algıladıkları biçimi ile ifade edebilmelidirler. Anne-babalar "Haydi, misafirlere dünkü gezi ile ilgili neler düşündüğünü anlat!" dedikleri zaman çocuk bu konu ile meşgul olmak istemiyorsa zorlama ve baskı ile karsılaşmamalıdır. 5. Var olan potansiyelini kendi istediği yönde geliştirme özgürlüğü: Anne - babalar, kimi zaman çocuğun küçük yaslarda iken ne ile, Nasıl oynayacağına, resmini hangi renklerle boyayacağına karar verme aşamasında yönlendirme yaparlar. Tabi" bu yönlendirmelerin çeşidi ve konusu çocuğun yası ilerledikçe değişimler gösterir. Çocuk büyüdükçe meslek seçimi hatta es seçimi konularına kadar varabilir. Oysa bu konularda çocuklar özgür bırakılmalıdır. Aksi halde kendini baskı altında hissedecek ve mutsuz olacaktır. II. Aile, çocuğun gelişim dönemi özelliklerini iyi tanımalıdır : Anne- babalar, çocuklarında yas ile beraber değişen fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimleri gözlemektedirler. Bu gelişim alanları ile ilgili olumlu değişimler olabileceği gibi olumsuz değişimler de olabilir. Tabi" bu değişimlerin anne-baba-çocuk iletişimine getireceği farklılıklar kaçınılmaz olacaktır. Aile, çocuğun yasadığı dönemin özelliklerini bilir ise iletişimde çok daha anlayışlı ve doğru davranışlar içine girecektir. Bunun tam tersi durumda ise anne-baba-çocuk iletişimi zedelenebilir. III. Ödül ve Cezanın Uygulanma Biçimi : Aile içinde kabul gören bir davranışın sonucunda bir öpücük, bir aferin sözü ödül olabileceği gibi pahalı bir oyuncak da ödül olarak kabul edilebilir. Yine ayni şekilde ceza uygulamalarında, sert bir bakış veya bir söz ceza sayılabileceği gibi fiziksel bir tepki de gösterilebilir. Ancak anne-baba bu ödül ve ceza kavramının sınırlarını, derecesini iyi belirlemeli ve uygulamalıdır. Maddi ödüllerin ve fiziksel cezaların sik kullanılması disiplin ilkelerine pek uygun olmayacak ve bir süre sonra ise yaramayacaktır. IV. Çocuğa Ev İçinde Belli Konularda Sorumluluk Verilmesi: Anne-babalar çocuklarını birçok konuda ailenin bir bireyi olarak kabul etmelidirler. Ayni zamanda aileler, çocuğun düşünce ve duygularına önem verir- kek ona sorumluluk da vermelidirler. Çocukların, anne-baba is yaparken yardim etme istekleri geri çevrilmemelidir. Ayrıca ev içinde yapabilecekleri görevler Çocukların sorumluluğunda olmalıdır. Örneğin; odasının düzenlenmesi, sofra kurulmasına yardim etmesi gibi. Bütün bu hususların yanında, disiplin kurallarını belirlerken ve bu kararları uygularken ailenin su üç özelliği bünyesinde bulundurması gerekir: * Anne-babanın uygulanacak kurallar konusunda görüş birliğinde olması. * Anne-babanın davranışlarında tutarlılık göstermesi. * Anne-babanın davranışlarında süreklilik göstermesi. Bu üç önemli özellik, disiplin kurallarının uygulama basarisini da belirleyen etmenlerdir. Anne-babadan birinin "yap" dediğine diğeri "yapma" dememelidir. Ebeveynler ayni görüsü paylaşmaya çalışmalı ya da alınan karara uygun davranmalıdırlar. Ayni zamanda disiplin konusundaki uygulamalarında da tutarlı olmalıdırlar. Örneğin; çocuğun gösterdiği bir davranışa bir gün ceza uygularken, bir başka gün ayni davranış görmezlikten gelinmemelidir. Tabi" tüm bunların yanında, alinmiş olan kararların sürekliliğinin sağlanması da çok önemli, fakat oldukça güçtür. Ailenin, disiplin kurallarını belirleyip, uygularken dikkat etmesi gereken önemli noktalar nelerdir? Ayni zamanda çocuk-aile çatışmasında yapılması gerekenler nelerdir? Bu iki önemli soru ile ilgili cevap ve uyarıları söyle sıralayabiliriz: * Ebeveynlerin çocuğuyla arkadaşlık ilişkisi kurabilmesi çok önemlidir. çocuğun duygu ve Düşüncelerini dinleyen, kendi duygu ve Düşüncelerini ona aktaran anne-babalar olmak gerekir. * Zaman zaman çocuklar aile sorunlarının tartışılmasına katılabilir, fikirlerini söyleyebilirler. Bu hoşgörülü ve ayni zamanda da demokratik bir aile tutumunun örneği olacaktır. * Aileler, çocuklarının sosyal deneyim kazanmaları için fırsatlar yaratmalı, arkadaşları ile birlikte zaman geçirebilmeleri için olanak sağlamalıdırlar. * Ebeveynler, çocuklarının okul basarisi ile ilgili beklentilerini onların yeteneklerine, fiziksel ve zihinsel güçlerine göre ayarlamalıdırlar. * Anne-babalar, çocuklarını disipline etmeye çalışırlarken onların sadece olumsuz ve cezalandırılması gereken davranışlarını görmekle kalmayıp, olumlu davranışlarını da ödüllendirmelidirler. * Ailelerce çocuklara ceza verilecek davranış ya da konular çok iyi tespit edilmelidir. Çünkü "Çok konuşuyor. Soru soruyor. Hareketli. Cinsel konulara ilgi duyuyor." gibi anlatımlarla dile getirilen davranışların ceza görmesi, Çocukların ruhsal yaşamlarına zarar verebilir. * Ebeveynler, cezayı istenmeyen davranışı ortadan kaldırmak üzere uygularlar. Ceza, yapılan davranışın ardından hemen uygulanırsa doğru sonuç verir. Cezanın etkili olmasının belirleyicileri, ebeveyn davranışlarındaki zamanlama ve tutarlılıktır. * Ayrıca anne-babaların, çocuklarından bekledikleri bir davranışın oluşumunu sağlamak için ceza yöntemini tek basına uygulamaları yetersiz kalacaktır. Bunun yanında çocuklara yanlış davranışın yerine konulması gereken olumlu davranış modelleri de sunulmalıdır. Ceza, çocuğun "ne yapmaması" gerektiğini öğretir. Oysa önemli olan Çocuğa; uygun olmayan davranışın yerine "ne yapması" gerektiğinin öğretilmesidir. * Anne-baba-çocuk arasında çıkan çatışmalarda çözüm yöntemi olarak demokratik bir yöntem belirlemek en doğru yol olacaktır. Çünkü bu yöntemde kazanan ya da kaybeden taraf yoktur. Yöntem güce dayalı değildir. Demokratik yöntem; dinleme, duyguları ifade etme, işbirliği kurma, karşılıklı güven, sevgi ve saygıyı gerektiren bir süreci anlatmalıdır. *Anne-baba-çocuk arasında çıkan çatışmalar çözümlenmeye çalışılırken kaba ve kırıcı sözler kullanmak oldukça yanlıştır. * Ebeveynler, çocuklarının yanlış bir davranışı ile karsılaştıklarında bu davranışın gerekçelerini dinlemeyi gözerdi ederler. Oysaki gerekçeler sonuna kadar dinlenmelidir. Aile, hatalı olan davranışa karsı duygu ve Düşüncelerini ifade etmeli fakat diyalogu kesme yoluna gitmemelidir. * Anne-baba ve çocuğun birbirine güvenmelerinin anlaşmazlığın çözümünde çok etkili olduğu bir gerçektir. Bu noktada aile, çocuğuna ne Koşulsuz güvenmeli ne de güvensizlik saplantısını yaşatmalıdır. Sadece temkinli olmak yeterli olacaktır. * Aile, çatışma esnasında Çocuğa karsı yargılayıcı sözler kullanmamalıdır. Her zaman çok uzun konuşmalardan ve öğütlerden uzak durmalıdır. Gözlenen davranış ne ise onun üzerinde ayrıntılı konuşulmalıdır. Çünkü yargılayıcı sözler ve uzun konuşmalar çocuğun ele alınan konudan çıkarması gereken sonucu yani dersi anlamasını zorlaştırır. Disiplinin amacı, çocuğun kendi davranışlarını düzenlemesini sağlamak, onu kendi kendini denetleyecek bir güce eriştirmektir. Önemli olan çocuğun, anne-baba korkusu ile onların isteklerine göre değil, yerine, zamanına ve koşullara uygun davranmayı öğrenmesidir. Elimizden geldiğince sağlıklı bir aile ortamında disiplinin amacına uygun ebeveyn davranışlarının Nasıl olması gerektiğini aktarmaya çalıştık. Sevgi ve saygıya dayalı bir aile ortamı içinde çocuğunuzla olan iletişiminize yeni güzellikler katabilmeniz dileğiyle.
     
  5. sleza

    sleza Üye


    Aile İçi İlişkiler

    Aile insan ilişkilerinin sergilendiği bir sahne gibi düşünülebilir. Çocuk bu sahnede insan ilişkilerini bütün karmaşık yönleri ile gözlemler ve yaşar. İnsan ilişkilerini belirleyen anlaşma, uzlaşma, bağlılık, işbirliği gibi olumlu nitelikleri evde kazanır. Anlaşmazlık, çekişme ve çatışma gibi olumsuz tutumları da evden öğrenir. Aile içindeki ilişkilerin temelini ana ve babanın birbirine karşı tutumu oluşturur. Uyumlu ve sıcak ilişkiler ana-babadan çocuklara doğru yayılır. Her ailenin yazılı olmayan bir yasası, herkesin uyması beklenilen kurallar bütünü vardır; denilebilir. Bu özel yasalar aliye bir başka kişilik, bir kimlik verir. Ortaya her ailede ayrı görünüm kanan bir işbirliği ve dayanışma çıkar. Rol dağılımı yerinde ise her üye kendine düşeni yapıyorsa aile dayanışması sürer. Rol dağılımı; yani üyelerin birbirlerinden bekledikleri gerçekçi değilse dayanışma sarsılır. Her toplum kurumunda ve her kümede olduğu gibi aile içinde de arada bir çatışma çıkması, denge ve dayanılmanın zayıflaması olağandır. Her ailede sorunlar ayrı olduğu gibi bu sorunların çözümleniş yolları da başkalık gösterir. En sağlam, en dengeli aileler bile yaşam boyunca dengelerini sarsıcı durumlarla karşılaşırlar.
    Başarılı bir aile, her yaştaki aile bireylerinin temel ihtiyaçlarını tümüyle karşılayandır. Yaşamın her döneminin kendine göre zevkleri ve zorlukları olduğu şüphesizdir. Aile içinde herkes çeşitli dönemlerde bulunan kişilerin güçlüklerine, üzüntülerine saygı göstermeli, onları küçümsememelidir. Herkesten önce aile içindeki çocuklar mutlu olmalıdırlar. Çünkü mutlu bir çocukluk ilerde topluma mutlu kişiler kazandırır.

    Bazen çocuklar özveriyi hep ana-babadan beklerler. Dünyadaki karşılıklı ilişkilerin hiçbirinin tek yanlı fedakarlığa dayanamayacağından bahsedilir; bu kurala uymayan tek ilişki ana-baba-çocuk arasındaki ilişkidir; demek doğru olur. Ama mutlu ve başarılı bir ailede tıpkı işlerin paylaşılması gibi fedakarlık bakımından da ailenin her ferdi zamanına ve yerine göre kendine düşeni yapmalıdır.

    Anne-babanın güvenli bir çocuğa sahip olabilmeleri için, önce kendilerine, sonra birbirlerine, ardından da çocuklarına güvenmeleri gerekir. Ana-baba çocuğundan yaşa ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalı, çocuğu hayal kırıklığına uğratacak yaşının üstündeki beklentiler içine girmemelidirler. Anne ve baba öyle bir ortam hazırlamalıdır ki çocuk sanki her zaman anne ve babasının yanındaymış gibi kendini güvenli ve hiç yanında değilmiş gibi özgür hissetsin (aşırı koruyucu yaklaşımdan kaçınarak çocuğun kendi kendini yöneten bir birey olmasına fırsat vermelidirler).

    İdeal ana-babayı betimlemek zor olmakla beraber başarılı ana-babalar çocuğun ihtiyaçlarını sezen, onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoşgörülü veya katı olmayıp, çocuğa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan davranışlarında belirli bir devamlılık ve kararlılık sağlayan, karşı çıkmadan önce her zaman çocuğun isteklerini dinleyen ana-babalardır.

    Bazen çocuğun (gencin) gereksinimi o denli güçlüdür ki ana-babasına sorun yarattığını bilmesine karşın davranışından vazgeçmeyebilir. Bu duruma çatışma diyoruz. Ana-baba ve çocuğun gereksinimleri çatışır, karşılanması tehlikeye girer ve ilişkide bir sorun oluşur. Ana-babalar iyi bir dinleyici olursa hiçbir şey kaybetmeyip çok şey kazanırlar. Çatışma çıkınca anne-baba, çocuktan iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm için katılım ister. Güç kullanma ve baskı olmamalıdır. Dürüst olmak her iki tarafı da rahatlatır. Anne-baba ve çocuk arasındaki bu katılım ve paylaşımın şu şekilde gerçekleşmiş olması sağlıklı olacaktır.

    - Sorunu tanımlama,

    - Olası çözümler üretme,

    - Çözümleri değerlendirme,

    - İçlerinde en uygun olana karar verme,

    - Kararın nasıl uygulanacağını belirleme,

    - Çözümün başarısını değerlendirme.



    Bazen bu ilişkileri bozan bir başka sebep de ebeveynlerin tutarlılık ilkelerinde bazen daha yumuşak, bazen daha sert tavırlar almalarıdır. İçinde bulundukları duruma göre bazı davranışlarınızın (çocukların) kabul görmesi, farklı bir gün ve çevrede onaylanıyorsa bir ikilem yaratacaktır. Bunun tek açıklaması; ailenizin o an içinde bulunduğu durum ve çevreden kaynaklanıyordur. Onlarla konuşmaya çalışarak ve fedakarlık ilkesini hatırlayarak ve de asla durumdan yararlanma amacı gütmeyerek hareket etmek doğru olur. Kabul görmeyen bir davranışınız için tavır almaktansa sebebini öğrenmek, bunu daha kolay anlaşılır bir hale sokacaktır.

    Ailede ana-baba kuşkusuz bir otoritedir çocuk için. Yalnız otorite iki anlama gelir;

    1) Uzman, deneyim

    2) Denetim, emir ve ceza gücü

    Çocuğa yansıyan ya da yansıtılan otorite, uzman ve deneyimli bir kişi olarak yaklaşan anne-baba rolü olmalıdır. Büyük olasılıkla tarihteki tüm diktatörler güçlerini gerçekten insanların iyiliği için ve çok akıllıca kullandıklarını düşünmüşlerdir. Niyetleri iyi olabilir ama sorun diktatörün ne hissettiği değil, disiplin altındakilerin ne hissettiğidir. Anne baba da çocuk üzerinde disiplin kurmaya çalışırken onların istek ve beklentilerini göz önüne almalıdır.

    Yapılan bir araştırmada 7400 gence ana-babalarını en baskıcı tutumdan en gevşek tutuma kadar sıralanan altı değişik kümeye yerleştirmeleri istenmiş; şöyle bir sonuç ortaya çıkmıştır.

    1. Otokratik

    2. Otoriter

    3. Demokratik

    4. Eşitlikçi

    5. Hoşgörülü

    6. Aldırmaz tutum



    Orta sınıflardan gelen gençlerin çoğunluğu anne-babasını demokratik, eşitlikçi ve hoşgörülü olarak tanımlamışlar. Kırsal kesimden gelen gençler ise daha çok otokratik ve otoriter olarak sınıflandırmışlardır.

    Ancak ana-baba tutumu otoriter olsa bile eğer gence neyin; niçin yasaklandığı, neyin hoş görülmeyeceği açıklanırsa gençler ana-babalarını baskıcı ve katı olarak algılamamaktadırlar (demokratik tutumlu ana-babaların çocuklarının benlik saygıları, kendilerine güvenleri daha yüksektir ve davranışlarında daha bağımsızdırlar).



    AİLE ÇEŞİTLERİ


    1. Çok Seven-Kollayan-Gevşek Disiplinli Aile:

    Özellikleri: Çocuğa büyük bir sevgi ile bağlanmışlar, tam benimsemişlerdir. Çok sıcak, verici ancak çok koruyucu ve kollayıcıdırlar. Tüm yaşamlarını çocuğa göre düzenlemişlerdir. Bir dediğini iki etmezler, hep yaşından küçük bir çocuk gibi davranırlar.

    Çocuk Üzerindeki Etkisi: Böyle bir çocuk gençlik çağına adım atınca doğal olarak bocalar, bağımsızlığını elde edemez. Evde tutturucu, nazlı, öfkeli ama dışarıda çekingen, sinmiş ve güvensizdir. Arkadaş edinmekte, bir gruba girmekte güçlük çeker. Ailelerinden ayrı düştüklerinde bunalıma girerler. Kendini göstermesi, girişken davranması çok zor olur. Sorumluluk almaya yanaşmaz, zora gelmez.



    2. Sıkı Disiplinli-Sevecen Aile:

    Bu aileler de çocuklarına karşı sevecen, ilgili ve düşkündürler. Çocuğun tüm maddesel ve ruhsal gereksinimlerini karşılarlar. Çocuğun sağlığı ve öğrenimi için hiçbir özveriden kaçınmazlar. Çocuğun eğilimlerini, yeteneklerini göz önüne almadan çocuğu bale, piyano vb. derslere gönderir sınavlara hazırlar, yarışmalara sokarlar. Vericidirler ancak beklentileri yüksektir.
    Gençlik çağında arkadaş kümesine girmekte güçlük çeker, ayrı kimlik geliştirmeleri gecikir. En ufak bir şey için aileye danışılır. Bağımsız çalışamaz, yaratıcı olamaz.



    3. Baskıcı-İtici-Sevgisiz Aile:

    Bu aile küçükten beri yeterli sevgi ve sevecenlik göstermemiştir. Aile ortamı gergin, ilişkiler düşmancadır. Bol eleştiri, azar, aşağılanma ve dayak vardır. Çocuğu dinlemek, anlamaya çalışmak,davranışının nedenini araştırmak gibi duygusal paylaşımlar görülmez. Bu evlerde çocuk eğitiminin tek amacı çocuğu baskı altında tutmak, göz açtırmamaktır.
    Güvensiz ve tedirgindirler, düşmanca duygularla doludurlar. Saldırgan davranışa yatkındırlar. Ergenlikten önce sinen, korkan bir çocuk; ergenlikten sonra tüm baskı ve dayağa karşın baş kaldıran, başına buyruk davranan, evin kurallarını hiçe sayan bir genç olup çıkar.



    4. Sevgisi Yetersiz-Disiplini Gevşek Aile:

    Bu aileler çocuğa karşı ilgisiz, ruhsal gereksinimlere karşı duyarsızdırlar. Çocuk ayak altında dolaşmadıkça, ağlamadıkça, bir muzurluk yapmadıkça ilgilenmezler. Denetimde çok gevşektir. Çok çocuklu kalabalık ve yoksul mahallelerde sık rastlanan bir aile türüdür. Çocuk yakalanmadıkça, göze batmadıkça ceza görmez, yakalanınca da aşırı ceza görür.
    Çocukluğunda denetimi zayıf olan gencin evden uzaklaşma, kopma sorunu yoktur. Sokak kendisi gibi özgür yetiştiği için gençliğinde daha başına buyruk davranır. Katıldığı kümede arkadaşların ayartıcı etkilerine kapılır.

    5. Parçalanmış Aile:

    Ölüm veya ayrılık nedeniyle bölünmüş ailelerdir. Böyle ortamlarda büyüyen çocukların gençlik çağında çok değişik uyum sorunları ortaya çıkabilir.


    6. Seven-Benimseyen-Demokratik Aile:

    Çocuklarını seven ve benimseyen çağdaş ailedir. Anne-baba arasında saygı ve sevgi vardır. Sorunlar buyruklarla değil konuşarak çözümlenir. Ara sıra çıkan tartışma dışında kavga ve anlaşmazlık yoktur. Çocuklara söz hakkı tanınmıştır. Cezalar ılımlı ve eğiticidir. Amaç çocuğu sindirmek değil, sorumluluk duygusu kazandırmaktır.

    Gençlik çağına giren çocuk bağımsız davranma eğilimi gösterir. Ergenlik çağında bocalar ama büyük çalkantılar göstermez.



    7. Geleneksel-Ataerkil Aile:

    Geleneksel Türk ailesinde babanın tartışılmaz salt otoritesi vardır. Evde ilk ve son sözü o söyler. Babaya karşı gelmek, onunla tartışmak, sözünü dinlememek düşünülemez. Babayla çocuk arasında korkuyla karışık saygılı bir uzaklık vardır. Çocuklar isteklerini anne aracılığı ile babaya iletirler. Aile içi ilişkilerde roller belirlenmiştir ve herkesçe bilinir. Çocuk baba yanında az konuşur, çok saygılı davranır. Baba azarladığı zaman kendisi haklı olsa bile sesini çıkarmaz, hakkını savunmaz. Artık bu tarz bir aile yapısı ancak kırsal kesimde varlığını sürdüren bir aile düzenidir.
     
  6. Google

    Google Özel Üye

    aile rehberi - aile rehberi nedir - aile rehberi hakkında bilgi
     

Bu Sayfayı Paylaş