Aile İlişkilerinde Hz. Peygamber'in Örnekliği

'İslamda Aile ve Kadın' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 3 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Aile İlişkilerinde Hz. Peygamber'in Örnekliği konusu Kültürümüzde ‘Allah'ın emriyle ve peygamberin kavliyle' ilkesiyle temeli atılan aile yuvalarının sağlam temeller üzerinde huzurlu bir şekilde devam edebilmesi, ancak Allah ve peygamberinin bu konudaki emir ve isteklerini yerine getirmekle mümkün olacaktır Bu konuda Yüce Allah'ın evrensel emirleri, Hz Peygamber’in hayatında pratiğe dönüşmüş ve bizler için canlı modeller oluşturmuştur Bu yüzden onu anlamak ve tanımak borcundayız İşte bu yazımızda Hz Peygamber’in aile hayatındaki örnekliğinden kesitler sunmaya, onun akrabalarıyla ilişkilerine kısaca değineceğiz
    a- Akrabalık İlişkilerinde Hz Peygamber
    Hz Peygamber, yakınlarına ve ailesine düşkün bir kişi idi Onun insanlık sevdalısı bir kişi olarak öncelikle akrabalarını uyarmakla işe başlaması ve aile bireylerini asla ihmal etmemesi bunun açık kanıtıdır Çünkü o, “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et Senden rızık istemiyoruz, seni biz rızıklandırıyoruz Güzel sonuç, takva iledir” (Taha 132) emrinin muhatabıydı
    Peygamberimiz davetine önce kendi ailesinden başlamış, eşi Hz Hatice ve kızları başta olmak üzere aile fertleri ona ilk iman edenler arasında yer almıştır O, akrabalarına son derece düşkündü, onların diğer problemleriyle ilgilendiği gibi, onların dinî yaşantılarıyla da çok yakından ilgileniyordu Hiçbir zaman onlarla ilişkiyi kesmedi Sılayırahim üzerinde her zaman ısrarla durdu Amcası Ebu Talib başta olmak üzere yakınlarının Müslüman olması için ümidini yitirmeyerek sonuna kadar uğraştı
    b- Aile Hayatında Hz Peygamber
    Hz Peygamber, doğmadan önce babasını ve çok küçük yaşta annesini kaybetmiş olmasına rağmen, anne babasını ve yetişmesine katkısı olan diğer yakınlarını hiçbir zaman unutmamış, onları hep hayırla yâd etmiştir Yetimliği ve öksüzlüğü bütün versiyonlarıyla bizzat yaşayan Peygamberimiz, ana babanın ne kadar önemli varlıklar olduğunu çok iyi fark etmiş ve anne baba hakkına riayet konusunda ısrarla durmuştur
    Hz Peygamber, eşlerine, çocuklarına, torunlarına ve onların yakınlarına karşı sergilediği tutumuyla en güzel örnektir O, bu konudaki sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmiş ve ümmetine de bu konuda çok önemli tavsiyelerde bulunmuştur Aile bireylerine sorumluluklarını hatırlatırken o şöyle diyordu:
    "Hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz Kişi, ailesinin yöneticisidir ve onlardan sorumludur Kadın, eşinin evinin yöneticisidir ve ondan sorumludur" (Buhârî, Cuma 11, Ahkam 1; Müslim, İmare 20; Ahmed, II, 54, 55, 111) "Elbette Yüce Allah, her yöneticiye yönettiğinden soracaktır Onların haklarını koruyup korumadığından soracaktır Kişiye de ailesinden soracaktır" (Nesâî, 'Işretü'n-Nisâ, Beyrut, 1989, s, 170) Bu anlamlı sözleriyle o, aile bireylerinin hepsine sorumluluklar yüklüyor ve mutlu bir aile yuvasının kurulmasında her bireyin rol ve sorumluluğuna dikkat çekiyordu
    Onun aile bireylerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmesiyle ilgili birkaç kesit şöyledir:
    1 Annesi ve Hz Peygamber
    Doğmadan önce babasını kaybeden Peygamberimiz, altı yaşlarında iken annesi Âmine’yi kaybetmiştir O, sütannesinin yanında geçirdiği seneler çıkarıldığında bu sürenin birkaç senesini annesi ile birlikte geçirmiştir Onun anne ve babaya verdiği değer, bu anne baba özlemi yanında, anne babanın insanın dünyaya gelişindeki yerini anlatması açısından önemlidir
    Hz Peygamber, Medine'de dayılarını ziyaret ettikten sonra Mekke'ye dönerken Ebvâ denilen yerde annesi Âmine'yi kaybetti Âmine otuz yaşında genç bir kadındı Son anlarında başucunda duran altı yaşındaki oğluna bakıp şunları söylemişti: "Her canlı ölümlüdür Her yeni eskir Her yaşlanan yok olur Ben de öleceğim, ama hep anılacağım Çünkü temiz bir oğul doğurmuş, arkamdan hayırlı bir hatıra bırakmış bulunuyorum" (Köksal, age, II, 52-53; Aişe A Bint Şâtî, Rasulüllahın Annesi ve Hanımları, (Çeviren: İsmail Kaya), Konya, 1987, I, 152) Peygamberimiz, Hudeybiyye umresine giderken Ebvâ köyüne uğramış, annesinin kabrini ziyaret etmiş, kabrini eliyle düzeltip ağlamıştı Niçin ağladığını soranlara da şöyle cevap vermiştir: "Merhamet duygusu beni duygulandırdı da onun için ağladım" (Dimyâtî, es-Sîretü’n-Nebeviyye, Suriye, 1996, s, 37; Köksal, age, II, 55; Aişe A Bint Şâtî, age, I, 158)
    Yıllar sonra küçük yaşta kaybettiği annesinin kabrini ziyaretinde anne hasreti ile dopdolu, vefalı bir evlat ve duygulu bir insan olduğunu görmekteyiz O, anne baba hakkı konusunda uyarıcı pek çok söz söylemiştir
    2 Sütannesi ve Hz Peygamber
    Doğumunda kendisini ilk olarak emziren Ebû Leheb'in cariyesi Süveybe'yi hiç unutmadı, Mekke’de iken onu ziyaret eder ve ona ikramlarda bulunurdu Hicret edince Medine’den ona giyecek gönderirdi Mekke fethinde onun oğlunun durumunu sorup araştırdı, onun da annesinden önce vefat ettiğini öğrendi (Dimyâtî, es-Sîretü’n-Nebeviyye, s, 33; Aişe A Bint Şâtî, age, I, 161) Sütannesi Halime Hatun’u gördükçe, "Ümmü Eymen, ehl-i beytimin hatırası!” “Benim annem, annemden sonraki annem" der, kendisine içten sevgi ve saygı gösterir, omuz atkısını serip üzerine oturtur, bir dileği varsa hemen yerine getirirdi Hz Hatice ile evlendiğinde, Halime Mekke'ye gelmiş, Peygamberimiz onu ağırlayıp kırk koyun ve bir deve hediye etmişti Onunla şakalaşır ve ona latife yapardı Bir gün Ümmü Eymen, beni bir deveye bindirsene, deyince Peygamberimiz, “Seni, bir deve yavrusuna bindireyim” diyerek ona takılmıştı (Dimyâtî, es-Sîretü’n-Nebeviyye, s, 36; Muhammed Mehdî- Mustafa Ebunnasr, Nisâ Havle’r-Rasul,Beyrut, 1995, s, 235-236; Köksal, age II, 46-47, 167)
    Mekke Fethinde sütannesi Halime Hanımın kız kardeşini görüp sütannesini sordu, vefat ettiğini öğrenince ağladı Sütteyzesine izzet ikramda bulundu, ayrıca 200 dirhem (nisap miktarı) para verilmesini emretti Kadıncağız ona şöyle dedi: "Sen küçükken de büyük iken de ne güzel kefil olunan, bakılansın!" (Köksal, age II, 46-47)
    3 Sütkızkardeşi ve Hz Peygamber
    H 8 yılda yapılan Huneyn savaşında esir düşen sütkardeşi Hz Şeyma'yı elbisesinin üzerine oturtmuş ve 'hoş geldin' buyurmuş, gözleri dolu dolu olmuş, ona sütanne ve sütbabasını sormuş, onların ölmüş olduklarını öğrenmiş, sonra Şeyma'ya şunları önermiştir: "İstersen sevgi ve saygıyla yanımda otur, istersen yararlanacağın mallar verip seni kavmine döndüreyim" Şeyma ikinci teklifi kabul etmiş ve Müslüman olarak kavmine dönmüştür (Köksal, age XV, 431-432) Onun bu davranışında 60 yıl kadar sonra bile devam eden vefakârlığını görüyoruz
     

Bu Sayfayı Paylaş