AIDS ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

'Genel Sağlık' forumunda DeMSaL tarafından 15 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    AIDS ile İlgili Bilinmesi Gerekenler konusu
    AIDS Nedir - AİDS Nedir - Tedavisi Nasıldır - AIDS Nasıl Bulaşır - AIDSten Korunma Yolları - AIDS'in Açılımı - AİDS'in Belirtileri



    AIDS, Acquired Immuno Deficiency Syndrome kelimelerinin kısaltması olarak ortaya çıkmış ve Edinilmiş Yetersiz Bağışıklık Sistemi Sendromu olarak Türkçe'ye çevrilmiştir.

    AIDS ilk olarak 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde keşfedilmiştir. Keşfinden hemen sonra hızla yayılarak; erkek, çocuk, siyah, beyaz, Latin, Asyalı, zengin, fakir demeden bir çok insanın ölümüne neden olmuştur. Günümüze kadar AIDS'ten 225.000 kişinin öldüğü kaydedilmiştir. Bu sayı her 13 ila 15 ayda ikiye katlanmaktadır.

    AIDS için halen kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. AIDS'ten korunmak bu tehlikeli ve ölümcül virüsün yayılmasını önlemek için uygulanabilecek tek yoldur. HIV, Human Immune Deficiency Virus, vücut bağışıklık sistemi virüsü, AIDS tamamen vücut bağışıklık sistemi ile ilgili olduğundan, hastalığa sebep olan virüse bu isim verilmiştir. Virüs, insan vücudunun hastalıklara karşı direncini sağlayan bağışıklık sistemini etkisiz hale getirmektedir. Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca başedebildiği deiğer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacak duruma gelmesi demektir. Bu da basit bir enefeksiyonun bile ölümcül hale gelmesine sebep olabilir. AIDS hastalarının yarısından çoğu bağışıklık sistemlerinin etkisiz hale gelmesi yüzünden basit enfeksiyonlara yenilerek hayata veda etmişlerdir.

    İnsan vücudu bir defa HIV virüsü ile enfekte olmuşsa artık bu virüsün hiçbirşekilde yok edilmesi yada vücuttan atılması mümkün değildir. Fakat, virüsün etkilerine engel olmak için bir takım ilaçlar geliştirilmiştir. Bunlardan ilki ve ençok bilineni AZT (Zidovudine) adı verilen ilaçtır. Bu ilaç virüsün çoğalmasını engellemektedir. AZT AIDS virüsünün meydana getirdiği belirtilerin görünmesini engellemekte ve AIDS'li hastanın yaşamının kısmen de olsa uzamasını sağlamaktadır.

    Bilim adamları AIDS'le savaşabilmenin diğer yollarını aramaya devam etmektedirler. Son yıllarda bu konuda büyük gelişme kaydedilmiştir. AIDS'e karşı korunmak için aşıların testleri halen deneysel aşamadadır. 1990 yılının başlarından itibaren bu konuda başarılı sonuçlar kaydedilmektedir.

    AIDS dokunma, öpüşme, solunum gibi dış kontaklarla bulaşan bir hastalık değildir. Bu nedenle insanların AIDS'li hastalara yaklaşmaması ya da onları toplumdan dışlaması hem gereksiz hem de yanlış bir tutumdur. Çünkü AIDS'li bir hastaya dokunarak veya yanında bulunarak AIDS'e yakalanmanın mümkün değildir. Ayrıca AIDS evcil hayvanlardan, tuvaletlerden, yüzme havuzlarından, tabak ya da bardaklardan bulaşıcı özellik göstermez. Bu nedenle insanların bu konularda korkutulması ya da yersiz bir kaygıya neden olunması çok yanlıştır. AIDS'in ana bulaşma yolu seksüel birleşme, uyuşturucu kullanıcılarının enjektörlerini paylaşması ve çok da az olsa kan transferidir. Ne yazık ki, AIDS hastalığına yakalanmış hamile bir kadının daha doğmamış bebeği de bu hastalığa yakalanmış demektir.

    Neden AIDS'i daha önce duymamıştık? AIDS 1981 yılına kadar tanımlanmış bir hastalık değildi. AIDS'in izinin sürülmesi doktorların bu bilinmeyen hastalığı yeterli derecede tanımasıyla başladı. AIDS'in ilk rastlandığı 1981 yılında ABD'de 316 kişinin AIDS hastalığına yakalandığı tespit edilmiştir. Beş yıl sonra 1986 Ağustos'unda 23.000 vaka rapor edilmiştir. Hastalığın artışı büyük bir hızla devam etmiş ve 1990'larda sadece ABD'de 60.000 nin üstünde AIDS hastası tespit edilmiştir. Bu hızlı artış, bilim adamları, doktorlar ve hükümetler için bir alarm sinyali olmuş ve onları konuyla ciddi biçimde ilgilenmeye itmiştir.

    AIDS'in gerçek kökeni bilinmemektedir. Çünkü AIDS yeni gelişmiş bir hastalıktır. AIDS'in kökeni hakkındaki en geçerli görüş hastalığın Afrika kökenli olduğudur. Afrika'da ki yeşil maymunların taşıdığı bir virüs insanlarda rastlanan AIDS virüsüne çok benzemektedir. Bilimsel tahminler maymunlarda rastlanan virüsün doğal ortamda organizmalar içinde yaşamını sürdürerek, mutasyon geçirdiği ve burdanda insanlara geçtiği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Görülen mutasyonun çok nadir olduğu da görüşler arasında yer almaktadır.

    Bir başka görüş ise virüsün biyolojik silah olarak üretilmek istendiği fakat sonucun etkisi uzun sürede görüldüğü için araştırmalara devam edilmediği, ve bir ara nasıl olduysa labaratuvar dışına çıkarılarak insanlara bulaştırıldığı üzerinedir. Yeşil maymunlar Afrika'nın çoğu bölgesinde lezzetli bir yemek olarak görülmektedir. Virüsün maymunlardan insana iyi pişmemiş organlardan ya da etlerin pişirilmeye hazırlanırken meydana gelebilecek kesik vb. gibi yaralardan bulaşmış olabileceği de düşünülmektedir. Çünkü bilindiği gibi virüsün bulaşma yollarının en önemlilerinden biri kandır. Hastalığın ilk insana bulaşması böyle olmuştur. Bundan sonra hastalık diğer insanlara seksüel birleşme ve uyuşturucu kullanımı ve kan transferleri sırasında yayılmıştır. Afrika devletlerinin bir çoğu bu görüşün mantıklı olduğunu savunmaktadır. Bu olayların hiçbiri ırkla ilgili değildir. Şunu unutmamak gerekir ki tek bir kişi değil tüm insanlık AIDS'in gelişmesinden sorumludur ve bizde bu sorumluluğu paylaşmaktan ve bu öldürücü virüsün yayılmasını engellemekten sorumlu sayılırız.

    Belirtileri

    AIDS ve aynı virüs tarafından meydana getirilen diğer hastalıkların belirtileri hemen hemen aynıdır. Aynı soğuk ve gribin birbirleriyle özdeşleştirlmesi gibi.Fakat AIDS'e ya da ilgili hastalıklarından birine yakalanmış bir kişi için bu belirtiler çok ısrarcıdır ve nedeni yok gibi görünür. Kişi hiçbir zaman kendisini neyin hasta ettiğini bulamaz ve hastalığın üstesinden gelemez. Çünkü sadece doktorlar ve konu ile ilgili araştırma yapan bilim adamları bu belirtileri teşhis edebilirler. Bu belirtilerin doktor tarafından açıklanan bir kısmı şöyledir:

    * Fiziksel ve zihinsel aktiviteleri etkileyen, sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluk
    * Zayıflama yada diyet gibi herhangi bir aktivite söz konusu olmadan iki aydan kısa bir sürede 7-10 kilo kaybı
    * Birkaç haftanın sonunda ateşin açıklanamayacak bir şekilde 39 derecenin üstüne çıkması
    * Uyku sırasında kişinin üstünü sırılsıklam edecek derecede terleme
    * Sebebi bilinmeyen bir şekilde vücuttaki salgı bezlerinin kabarması (Özellikle boğazda, boyunda ve koltuk altında bulunan lenf bezlerinin kabarak en geniş halini alması)
    * Dilin üzerinde ve ağız içinde beyaz noktalar yada lekelerin oluşması
    * Israrla devam eden ishal
    * Herhangi bir solunum enfeksiyonuyla meydana gelen ve çok uzun süren kuru öksürük
    * Özellikle öksürükle birlikte oluşan nefes darlığı
    * Deri üstünde ya da altında oluşan kat kat, yada yükselen bir şekilde leke ve şişliklerin meydana gelmesi. Başlangıçta çürükmüş gibi algılanabilir fakat bunlar zamanla kaybolmazlar ve genellikle etraflarındaki derilerden çok daha serttirler.

    AIDS nedir?

    AIDS vücudun bağışıklık sistemini çökerten, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu sistemin çöküşü ile AIDS hastaları öldürücü olabilen bir dizi sağlık sorununa maruz kalır. AIDS oluşumuna neden olan virüse, HIV adı veriliyor. HIV vücuda girdiğinde bu kişiye 'HIV bulaşmış' ya da 'HIV pozitif' deniliyor. Bu kişiler tamamen sağlıklı görünebilirler. Dış görünüşlerinde hiçbir hastalık belirtisi olmamasına rağmen bu kişiler hastalığı başkalarına bulaştırırlar. Bu aşamada hastalık bulaşıp bulaşmadığı sadece kan tahlili ile anlaşılabilir. HIV bulaşan kişiler genellikle 1-2 yıl içinde hastalık belirtisi gösterirler. Bazı kişilerde hastalık belirtisi görülmesi 10 ya da daha uzun yılları da bulabiliyor. Hastalık kendini hızlı zayıflama, zatürre ve kanserin bazı türleri ile gösterebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, hastanın yaşam süresi o kadar uzun olabilir. Bu nedenle hastalık belirtileri göstermese bile 'HIV pozitif' olanların bu konuda uzman doktorların denetimine girmesi yararlı olmaktadır.

    AIDS hastalığına yakalanmanın tek yolu HIV olarak adlandırılan virüsün bulaşmasıdır. Bu virüsün bulaşması için de yaygın olan iki yol var;

    * Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle vajinal, anal ya da oral yoldan cinsel ilişkide bulunmak,
    * Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle aynı enjektör iğnesini kullanmak.

    Yaygın olan bu yolların dışında virüs taşıyıcısı kadının hamile kalıp doğum sırasında veya emzirme sırasında sütüyle bebeğine bulaştırması, virüs taşıyan kanın sağlam bir kişiye verilmesiyle veya kandan üretilen bazı ürünlerin kullanılmasıyla da bulaşmalar görülmüştür. Kan yoluyla bulaşma, özellikle hastalığın tanınmaya başladığı 1985 yılından önce sık görülmüştür.

    Cinsel ilişkiyle nasıl bulaşır

    AIDS virüsü HIV, korunmasız cinsel ilişkiyle, kadından erkeğe ya da erkekten kadına bulaşabilir. Erkekler arası eşcinsel ilişkide bulaşma sık, kadınlar arası eşcinsel ilişkide ise daha seyrektir.

    HIV, kanda, spermde ya da vajina salgısında bulunur. Vajina, penis ya da ağızdaki gözle görülemeyecek kadar küçük bile olsa, yara ve sıyrıklarda vücuda girebilir.

    Cinsel eşte görünür hiçbir hastalık belirtisi olmasa bile HIV taşıyıcısı olması bulaşma için yeterlidir. Bu nedenle ne kadar farklı kişiyle cinsel ilişki kurulursa, hastalık virüsü kapma olasılığı o kadar fazla olur.

    Cinsel yolla virüs kapmaktan korunmak için doğru ve sağlam kondom (prezervatif) kullanmak gerekir.

    Batı ülkelerindeki en yaygın bulaşma yollarından biri enjektör iğnelerinin birden fazla kişi tarafından kullanılmasıdır. Özellikle uyuşturucu bağımlılarının enjektör iğnesine bulaşan virüs, aynı enjektörün başkası tarafından kullanılmasıyla ona da bulaşır. Döğme yapımında ya da kulak delmede kullanılan iğneler de bulaşma yolu olabilir. Bunun için kullanılan her türlü iğnenin imha edilmesi gerekiyor. Tek kullanımlık iğnelerle risk ortadan kalkmaktadır.

    HIV ve bebekler

    AIDS virüsü (HIV) taşıyan kadınların hamile kalmaları, ya da hamile kadınlara HIV bulaşması halinde, doğum sırasında ya da daha sonra emzirmeyle bebeğine bulaştırabilir. Gebelik sırasında AZT isimli ilacın kullanılması bebeğe bulaşma ihtimalini azaltır.

    Gebe kalmayı düşünen kadınlar, yıllar önce bile olsa HIV kapma açısından en küçük bir şüpheleri varsa, gebe kalmadan önce kan tahlili yaptırmaları uygundur.

    Kan nakli ve AIDS

    Özellikle hastalığın iyi tanınmadığı 1985 yılından önce yapılan kan nakilleri ya da o tarihten önce üretilen kan ürünleri ile bulaşmalar görülmüştür. Bu dönemden sonra, her kanın HIV açısından tahlili şart koşulmuştur, ancak bazı aksaklıklar nedeniyle bu dönemden sonra da bulaşmalar görülmüştür.

    Kan bağışında bulunan kişi için herhangi bir risk söz konusu değildir. Kan alımında kullanılan iğneler sterildir ve sadece bir sefer kullanılıp imha edilmektedir.

    AIDS NASIL BULAŞMAZ ?

    AIDS ortaya çıktıktan sonra çoğu insanda korkular başladı. Özellikle AIDS virüsü (HIV) taşıyıcılarına karşı tavır alınmaya başlandı. Ancak HIV'in, nezle grip gibi aksırık ya da öksürükle bulaşmayacağını bilmekte yarar var. İş yerinizde, evinizde ya da toplu yerlerde bir arada bulunmakla bulaşmaz. Yıkanmadan bile olsa aynı giysileri giymekle, telefon ahizesiyle, aynı tuvaleti kullanmakla, bardak, çatal, kaşıkla geçmez. Sivrisinek ısırması da risk değildir. AIDS virüsü (HIV), sıtma ya da sarı humma etkenleri gibi, sivrisineğin tükrük bezlerinde yaşamaz. Aynı şekilde bit, pire gibi haşarelerle de bulaşmaz.

    Sosyal öpüşmeler de tehlike değildir. Şimdiye kadar böyle bir bulaşma tesbit edilmemiş bile olsa şehvetle, sert hareketlerle, dudaktan öpüşmenin risk yaratacağı düşünülmektedir.

    Kesin bilmediğinizi mutlaka sorun

    Hastalık yaygınlaşmaya başladığından beri, çeşitli sohbetlerin ortak konuları haline geldi. Herkes birbirine tavsiyelerde bulunuyor. Oysa yarım bilginin, hiç bilmemekten daha kötü olduğunu unutmayın. Bir sorunun cevabını çok kesin olarak bilmiyorsanız, yarım bilgilerle çevrenizi yanıltmayın. Bu köşede olabilecek bir çok sorunun yanıtını bulacaksınız. İsterseniz kesip saklayın aklınıza takılanlar olduğunda açıp bakabilirsiniz.

    Şimdi size bu konuda sık sorulan bazı soruları ve yanıtlarını vereceğim;

    * İşyerimde ya da okulumda AIDS hastası ya da HIV taşıyıcısı varsa bu bana bulaşır mı?
    * Hayır. AIDS korunmasız cinsel ilişki, aynı enjektör iğnesinin kullanılması veya HIV taşıyan kanın nakli ile bulaşır. Ayrıca HIV bulaşmış anneler doğum ya da emzirme sırasında bebeklerine bulaştırabilirler.

    Günlük aktiviteler sırasında hastalık bulaşmaz.

    Kan bağışında bulunmakla hastalık bulaşır mı? Hayır. Kan bağışında bulunduğunuzda size kan vermiyorlar, sizdeki kanı alıyorlar. Bu işlem sırasında kullanılan iğneler ve kan alma seti, sterildir ve bir kez kullanılıp imha edilir.

    Bana eski yıllarda kan verilmişti, AIDS bulaşmış olabilir mi?

    Kesin bir şey söylenemez. 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren tüm kanların tahlil edilmesi kararı alındı. Ayrıca kan verecek kişiler hassaslıkla AIDS bulaşma riski açısından sorgulanmakta ve risk taşıyabileceğinden şüphelenilen kişilerden kan alınmamaktadır. Ancak ölümcül derecede acil kanamalarda doktorun kararıyla tahlil yapılmasını beklemeden kan nakilleri yapılabilmektedir. Buna benzer acil bir koşulda kan verildiyse tahlil yaptırmanızda yarar var.

    Tuvalete oturmakla ya da günlük ev eşyalarını kullanmakla hastalık bulaşır mı?

    Hayır. AIDS virüsü (HIV), alafranga tuvaletlerin çemberlerinde, kapı kolu, telefon, para gibi günlük kullanım eşyasında virüs canlı kalamaz.

    Sivrisinek ve diğer böceklerin ısırmasıyla hastalık bulaşabilir mi?

    Hayır. HIV, sivrisineğin ya da pire, bit gibi diğer haşaratın bünyesinde canlı kalamaz. Bu nedenle bunların ısırmasıyla hastalık bulaşması söz konusu değildir.

    Öpüşmekle hastalık bulaşır mı?

    Öpüşmek derken yanaktan sosyal öpüşme kastediliyorsa, cevap `hayır'dır. Şehvetle, dudaktan öpüşme kastediliyorsa, cevap `olabilir'dir. AIDS virüsü (HIV), tükrükte az miktarda bulunabilir. Şimdiye kadar sadece öpüşmekle hastalık bulaştığı tesbit edilmemiş olmakla beraber, dudakta bulunabilecek ya da öpüşme sırasında oluşabilecek, çatlak, uçuk yarası ya da sıyrıklardan uzun öpüşmeler sırasında virüsün doğrudan kana karışması halinde hastalık bulaşması mümkündür.

    Oral seks ile hastalık bulaşır mı?

    Bulaşabilir. Spermde ve vajina salgısında HIV bulunabilir. Oral seks sırasında ağızda bulunabilecek çok küçük çatlak ve yaralardan virüs kana karışabilir.

    Anal seks ile AIDS bulaşır mı?

    İster homoseksüel (aynı cinsle), ister heteroseksüel (karşı cinsle) anal yoldan cinsel ilişki kurulduğunda eğer karşı taraf AIDS virüsü (HIV) taşıyorsa bulaşma riski vardır ve üstelik çok yüksektir

    Sadece karşı cinsle ve normal bir cinsel ilişkide hastalık bulaşma riski var mıdır?

    Bir zamanlar sanıldığı gibi AIDS sadece homoseksüel ilişki veya uyuşturucu kullananların iğneleriyle bulaşmaz. Karşı cinsel vajinal yoldan yapılan ilişki ile de bulaşır. Bulaşma riski hem erkek hem de kadın için geçerlidir. Yani HIV taşıyan kadın erkeğe bulaştırabildiği gibi, HIV taşıyıcısı erkek de kadına bulaştırabilir.

    Cinsel birleşme sırasında kondom (prezervatif) kullandığım sürece hastalık kapmam, değil mi?

    Cinsel birleşmede kondom kullanılmasının AIDS ve cinsel yoldan bulaşan diğer hastalıkları önlediği gösterilmiştir.

    Gerek vajinal, gerekse anal ya da oral seks yapıldığında, her seferinde doğru bir şekilde kondom kullanılması gerekir. Buna rağmen cinsel yoldan AIDS bulaşmasını önlemenin en kesin yolu HIV taşımadığına emin olduğunuz kişiyle ilişkiye girmektir.

    Kondom kullanmanın doğru şekli nedir?

    Aşağıdaki özelliklere dikkat edildiği taktirde HIV ve cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklardan büyük ölçüde korunmak mümkün olur. Sadece erkeklerin değil, kadınların da cinsel eşlerinin kondomu doğru kullandığına emin olmaları gerekir.

    * Anal, oral ya da vajinal yoldan olsun, her cinsel ilişkide yeni bir kondom kullanılmalı.
    * Kullanılacak kondom, mutlaka lateksden yapılmış olmalı. Lateks dışında özellikle doğal zarlardan yapılmış olanlarda gözle görünmeyecek kadar küçük gözenekler bulunur ve bunlardan virüs geçebilir.
    * Özellikle sıcak ortamda beklemiş ve son kullanma tarihi geçmiş olanları kullanmayın
    * Penis sertleşir sertleşmez kondom takılmalıdır.
    * Ucunda spermin toplanması için özel kısmı yoksa, uçta küçük bir boşluk bırakın. Hava kabarcıkları varsa çıkmasını sağlayın.
    * Kayganlaştıcı kullanmak istiyorsanız, su bazlı olanları tercih edin. Vazelin, bebek yağı, krem gibi yağlı ürünlerden kaçının. Yağlar lateks kondomun erimesine neden olabilir.
    * Cinsel birleşme sırasında kondomun yırtıldığını hissederseniz, birleşmeye hemen ara verin ve yeni bir kondom takmadan devam etmeyin.
    * Ejekülasyondan (boşalma) hemen sonra, henüz penis sertliğini korurken, kondomun uç kısmını sıkıştırarak, spermin dışarı akmasına engel olarak çıkartın.
    * Hiçbir zaman, bir kondomu bir kereden fazla kullanmayın.

    AIDS hastalarının cildinde lekeler olurmuş. İlişki kuracağım kişide böyle lekeler yoksa güvenli sayılabilir mi?

    Hayır. Ciltte lekeler, AIDS hastalığının bazı dönemlerinde bulunabilir.

    Oysa, AIDS virüsü (HIV) henüz hastalık çıkmamış kişilerde bazen birkaç yıl bulunabilir. Bu kişiler henüz hasta olmadıkları halde, bulaştırıcı olurlar.

    Bazı arkadaşlarım doğum kontrol hapı kullanmanın, bazıları vitaminlerin koruyucu olabileceğinden bahsediyorlar, bu doğru mu?

    Kesinlikle hayır. Hatta, doğum kontrol hapı kullananlar, gebe kalma korkusu olmadığı için, kondom (prezervatif) kullanılmadan cinsel ilişkiye girebiliyorlar. Bu açıdan bakınca doğum kontrol hapı kullananların daha fazla risk altında olduğu söylenebilir. Ayrıca ne vitaminlerin ne de bazı gıdaların bu yönde koruyucu etkileri kesinlikle yoktur.

    Sünnet olmanın AIDS'den koruduğu söyleniyor, doğru mu?

    Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan bir çalışmada sünnetlilerin AIDS'e yakalanma ihtimalinin daha az olduğu tesbit edildi. Ancak bu kesin bir koruma olmayıp hastalığa yakalanma ihtimalinin azalması şeklindedir.

    Bir süre önce, emin olmadığım bir kişiyle, kondom kullanmadan ilişkiye girdim. Hastalık virüsü kapıp kapmadığımdan nasıl emin olabilirim?

    Bunun tek yolu bir laboratuvara giderek HIV testi yaptırmaktır. Tıbbı tahlil laboratuvarlarının hemen hepsi bu testi yapabilmektedir.

    Ben hemofili hastasıyım. Zaman zaman kan ürünü ilaç kullanmam gerekiyor. Bu ürünlerin de risk taşıdığını duydum. Acaba bana da bulaşmış olabilir mi?

    AIDS virüsü kanda bulunduğu için, kandan üretilen ürünlerde de bulunabilir. Bu özellikle 1985 yılı öncesi için daha risk taşıyordu. Hastalığın görülmeye başladığı 1978 yılı ile her türlü kan ürününün tahlil edilmesi kuralının getirildiği 1985 yılı arası riskli bir dönem. Bu süre içinde kan ya da kan ürünü kullanıldıysa tahlil yaptırarak HIV araştırılmalıdır.

    Eğer HIV kaptığımı öğrenirsem ne yapabilirim?

    Eğer HIV kaptığınız yolunda ciddi kaygılarınız varsa defalarca belirttiğim gibi kan tahlili yaptırmalısınız. Eğer kan tahlilinde HIV, pozitif bulunursa, bu virüsün size bulaştığını gösterir. Sakın gizlenip dünyaya küsmeyin. Yakınlarınızla görüşüp bu konuda uzman bir doktora ya da daha iyisi, AIDS merkezlerinden birine başvurun. İleri bazı tetkikler yapılarak durumunuzu kesinliğe kavuşturacaklar. Adınız kesinlikle çevreye açıklanmaz, bu konuda endişe etmeyin. Erken dönemde bazı ilaçlar kullanarak olumlu sonuçlar alma ihtimali yüksek, bu şansı kaçırmayın.

    Hastalığın bulaşma yollarını tekrar gözden geçirerek çevrenize zarar vermemeye çalışın. Çevrenizdeki kişilerin de bu yönde doğru bilgilere sahip olmasını sağlarsanız, gereksiz korkular nedeniyle sosyal yönden sıkıntı çekmezsiniz.

    Çevrenizi bilgilendirin

    Bulaşma yollarını bilip bunlardan korunmak için neler yapılması gerektiğini ayrıntılı olarak öğrenin ve çevrenizdeki kişilerin de bu ve bunun gibi yazıları okumasını sağlayın. Bu konuda çevrenizdeki kişiler ne kadar bilinçli olursa, hastalık yaygınlaşmayacağı için, dolaylı olarak sizin riskiniz de azalmış olacaktır. Bu ve buna benzer doğru bilgiler içeren yazıları özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarınıza okutun. İçinde cinsel ilişkilerle ilgili bilgiler olması, bu yazıları çocuklarınızdan uzak tutmanıza neden olmasın. Çocuklarınız cinselliği, kendileri gibi bilgisiz arkadaşlarından ya da erotik yayınlardan gizlice, yalan-yanlış öğreneceğine ve bilgisizlik yüzünden başı derde gireceğine, ciddi ve doğru kaynaklardan öğrenmelidir
     

Bu Sayfayı Paylaş