Ahsen-ül Kasas..

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 11 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Ahsen-ül Kasas.. konusu Ahsen-ül Kasas


    Başlıkta okuduğumuz terkip 'Kıssaların en güzeli' demektir. Bu tâbir Kur'ân-ı Kerim'de Hz Yûsuf aleyhisselâmın kıssası için kullanılmıştır. Bu kıssayı ya bir tefsirden veya onunla alâkalı bir kitaptan okumanızı tavsiye ederiz.

    Bildiğimiz sebeplerle Kenan diyarından Mısır'a getirilen Hz Yûsuf Yâkup aleyhisselâmın oğludur. Dedesi Hz İshak büyük dedesi de Hz İbrâhim'dir. Hepsi de şirke karşı tevhîdi küfre karşı îmânı tebliğ etmiş Allâh'ın nûrunu kalplere nakşetmek için mücâdele etmişlerdir.

    Böylesine muazzez mukaddes ve müberrâ bir nesilden gelen Hz Yûsuf aristokrat bir hayat içinde yüzen Mısır saraylarında; hayâ edep ve terbiye âbidesi olarak insanlara örnek olmuş aslâ gayr-i meşrû tekliflere iltifat etmemişti. Hatta ahlâksızca yapılan îmâ ve baskılara karşı Cenâb-ı Hakka bunlardan kurtarması için yalvarıp 'Zindan bunların beni dâvet ettiği şeyden iyidir Rabbim dedi' (S Yûsuf 33).

    Sonra Aziz ve arkadaşları Hz Yûsuf (as)'un mâsûmiyetini isbat eden bütün o kat'î delilleri görmelerine rağmen halkın dedi-kodusunu kesmek için onu zindana attılar. Hatta onunla beraber biri hükümdârın sâkîsi diğeri de ekmekçisi olmak üzere iki delikanlı daha hapse atıldı. Onlar hükümdarı zehirlemeye teşebbüs etmek suçuyla itham olunuyorlardı.

    Bunlardan biri


    - Ben rüyamda kendimi şarap için üzüm sıkıyor gördüm dedi.

    Öbürü ise;

    - Ben de rüyamda kendimi başımda ekmek götürüyor kuşlar da gagalayıp yiyor gördüm dedi. Bize bunların tâbirini haber ver; çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz dediler.

    Dahhak rahımehullah hazretlerine;

    - Yûsuf aleyhisselâmın iyiliği ne idi? diye sorulduğunda şöyle cevap verdi:

    - O dâima iyiliği tercih eder bütün hâl ve hareketlerinde güzel ahlâkını gösterirdi: Zindandaki hastaları ziyaret eder mahzunlara dost ve arkadaş olup onları tesellî eder yeri dar olanlara genişlik sağlar muhtaç olanlara yardım toplayıp verirdi.

    Yûsuf aleyhisselâm delikanlılara dedi ki:

    - Size rüyanızda rızık olarak yiyecek bir şey gelecek oldu mu ben muhakkak onun ne olduğunu daha size gelmezden evvel rüyanızı tâbir eder haber veririm.

    Dikkat edilirse Yûsuf aleyhisselâm onları kendisine sorulanlara cevap vermezden evvel tevhîde dâvet ve doğru yola irşad etmek istiyor. Bu dâvet ve tâbirinde doğruluğuna delâlet etmek üzere de gaybden haber verme mûcizesini anlatıyor. Zira bütün peygamberlerin peygamber olduklarını isbat için mûcize göstermeleri gerekir.

    Yûsuf aleyhisselâm konuşmasına devam ederek şöyle diyor:

    - Bu Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allâh'a inanmayan âhireti de inkâr eden bir kavmin dînini terk ettim. Atalarım İbrâhim İshak ve Yâkub'un dînine uydum Allâh'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bizim için doğru olmaz. Bu tevhid bize ve bütün insanlara Allâh'ın bir lûtfudur; fakat insanların çoğu buna mukabil şükretmezler.

    Ey Benim zindan arkadaşlarım düşünün bir kere; darma dağınık birçok rabler mi iyi yoksa her şeyi hükmü altında tutan ve kahredici olan bir tek Allah mı?

    Sizin onu bırakıp taptıklarınız kendinizin ve atalarınızın takmış oldukları kuru mânâsız ve boş isimlerden başkası değildir. Allah onların gerçekliği hakkında hiçbir delil indirmemiş onlara hiçbir güç vermemiştir. Hüküm yalnız Allâh'ındır. O yalnız kendisine ibâdet etmenizi emretmiştir İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Ey zindan arkadaşlarım rüyalarınıza gelince; biriniz efendisine şarap içirecek diğeri ise asılıp tepesinden kuşlar yiyecektir İşte hakkında fetvâ istemekte olduğunuz mes'ele böylece olup bitmiştir.

    Bundan sonra Yûsuf aleyhisselâm bu iki delikanlıdan kurtulacağını bildiği kimseye yani sâkîye dedi ki:

    - Beni efendinin yanında an benden bahset

    Fakat şeytan efendisine onu anlatmayı unutturdu. Bu yüzden Yûsuf aleyhisselâm daha nice yıllar zindanda kaldı (S Yûsuf 35-42)

    Yani Hz Yûsuf Allah'tan başkasından yardım istediği için beş yıllık mahpusluktan sonra yedi yıl daha hapiste kaldı Zira böyle bir istek ümmetten herhangi bir fert için gayet normal olmakla birlikte bir peygamber için münasip değildi...

    Onun zindanda kaldığı 12 sene âyet-i kerimedeki 'üzkürnî ınde rabbik' kavl-i keriminin harflerinin miktarına müsâvidir Bu 12 adedinde daha başka acâib sırlar da vardır:

    Burçlar aylar on ikidir 'Lâ ilâhe illallah' ve 'Muhammedün Resûlüllah'ın asılları da on ikişer harftir..

    Kezâ Yâkup aleyhisselâmın oğulları da 12 idi (Rûhu'l-Beyan)

    Yûsuf aleyhisselâm Mısır'ın iktisadî bakımdan en kritik bir devresinde yani yedi sene süren kıtlık yıllarında hazînenin başına geçmiş ve önceden aldığı tedbirlerle ülkeyi bir bâdireden kurtarmıştır..

    Hz Yûsuf bu güzel hizmeti yapmayı bizzat kendisi tercih etmiştir İlk bakışta peygamberlik makamında bulunan bir zâtın Mısır Hükümdârı'nın emrinde (bugünkü tâbirle) Mâliye Bakanlığı yapması garip karşılanabilir; fakat insanlığa iktisadî yönden bir hizmet verirken kazandığı sevgi-saygı ve hüsn-i zanla en müessir bir şekilde İslâm'ı tebliğ telkin ve tâlim etmesi kısacası o milleti maddî-mânevî tehlikelerden beraberce kurtarması ibret ve ders alınacak bir husustur.

    Onun içindir ki Kur'ân-ı Hakîm'de Yûsuf aleyhisselâmın kıssasına kıssaların en güzeli mânâsında 'Ahsenü'l-Kasas' tâbir edilmiştir.

    'Alıntı'
     

Bu Sayfayı Paylaş