Ahirete İman ve İnsan Hayatındaki Etkisi..

'İman ve İslam Forumu' forumunda NeslisH tarafından 17 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ahirete İman ve İnsan Hayatındaki Etkisi.. konusu Ahirete İman ve İnsan Hayatındaki Etkisi..
    AHİRETE İMAN VE İNSAN HAYATINA ETKİSİ [1]

    Ölüm denen gerçek her gün yaklaşıyor Her geçen gün, yaşlı olsun, genç olsun bütün insanların ömür takviminden bir yaprak daha düşürüyor ve herkes kaçınılmaz biçimde hayatının sonuna doğru yol alıyor Bunu, her gün yaşadığımız sayısız örneği ile görüp duruyoruz Her canlının hayatı son bulacak Ancak ömrü sınırlı olan yalnız insan değil, insanı omuzlarında taşıyan dünya; onun, içinde yer aldığı sistem ve bütün kainatın da tıpkı canlılar gibi belli bir ömrü var Bir gün gelecek kainatın da ömrü tükenecek ve her şey yerle bir olacak ve düzen bozulacaktır Bu yer yüzünün ve bütün kainatın “ömrünün” sonu olacaktır Kainatın, bu müthiş olayı yaşayacağı güne “kıyamet günü” diyoruz
    Ancak insanın ölümü, kainat düzeninin bozulması ile kıyametin kopması her şeyin sonu değildir Aksine, kıyametin ardından, bozulan düzen yeniden kurulacak, ölen herkes tekrar diriltilecek, ikinci ve sonsuz bir hayat başlayacaktır Yüce Allah'ın kudreti ile gerçekleşecek olan bu ikinci hayata da "Ahiret hayatı" diyoruz
    Bütün semavi dinlerin inanç esasları içinde ahiret hayatına iman esası vardır En son semavi din olan İslam, Ahiret hayatının varlığı üzerinde önemle durur Tıpkı geçmiş semavi dinlerde olduğu gibi, bizim dinimizde de, her şeyin son bulmasından sonra ikinci ve sonsuz bir hayatın varlığına inanmak, nihai kurtuluşun temel şartları yani iman esasları arasında yer almaktadır
    Ahiret hayatı, kıyametin kopmasından sonra, Allah’ın, gelmiş geçmiş bütün insanları ve diğer canlıları tekrar diriltmesi ile başlayacaktır İnsanın ölüp kabre konması ile kıyametin kopup insanların tekrar diriltilmesi arasında geçen zaman kabir hayatı, bu ara zamana da “berzah alemi” denmektedir
    “Ahiret” kelimesi; sözlük anlamı ile “evvel” kelimesinin zıddını ifade eder İslami bir terim olarak, “öbür dünya”, “ölümden sonraki hayat” anlamında kullanılır Buna göre dünya, canlıların yaşadığı ilk alem, ahiret ise son alemdir
    Ahiret hayatının yaşanacağı ortam Kur'ân'da “ed-dâru’l-âhira” (Ankebut, 29/ 64) “ikinci yurt”, “ahiret yurdu” şeklinde de kullanılmaktadır
    Ahiret gününe iman, Allah'a iman esasından ayrı düşünülemez Çünkü Allah'a iman etmek onun bildirdiği hakikatlere de iman etmeyi gerektirir İnandığımız Allah bize ahiret gününün varlığını, orada müminlerin ulaşacağı nimetleri, kafirlerin göreceği azabı haber vermiştir Bu sebeple ahiret gününe inanmamız da kaçınılmaz olur Bundan dolayı müslüman, inancının bir gereği olarak daima ahiret gününe iman ettiğini, Kuran ve sahih sünnette bildirilen ahiret ahvaline inandığı da söyler İşte şu ayeti kerime bize, ahirete imanın İslam inanç temellerinden biri olduğunu bildirmektedir
    ياايهاالذين آمنواآمنوا بالله ورسوله والكتاب الذى نزل على رسه والكتاب ا لذى انزل من قبل
    "Ey iman edenler! Allah'a, Peygamber'ine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin"(Nisa,4/136)
    Aynı âyetin devamında bu esasları inkâr etmenin küfür olduğu bildirilmektedir
    ومن يكفر بالله وملائكته وكتبه ورسله واليوم الآخرفقد ضل ضلالا بعيدا
    "Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, Peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur"
    KIYAMET GÜNÜ
    Kıyametin mutlaka kopacağını Kuran,ان الساعة آتية “Kıyamet mutlaka gelecektir” (Tâ-Hâ, 20/15) diye haber vermektedir Kainattaki akıllara durgunluk veren düzen ve sistem o gün son bulacak, bambaşka ve dehşetli bir hal yaşanacaktır
    يوم نطوى السماء كطى السجل للكتب كما بدأنا اول خلق نعيده وعدا علين انا كنا فاعلين
    “Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize bir vaad olarak- onu yine yapacağız”(Enbiya, 21/104)
    Şu ayetlerde de kıyametin kopuş anından sahneler sunmaktadır:
    اذا السماء انفطرت واذاالكواب انتثرب واذاالبحار فجرب واذاالقبور بعثرب علمت نفس ما قد مت واخرت
    “Gök yarıldığı zaman, yıldızlar saçıldığı zaman, denizler kaynayıp fışkırdığı zaman, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman herke yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek” (İnfitâr, 82/1-5)
    القارعة ما الاقارعة وما ادراك ماا لقارعة يوم يكون الناس كالفراش المبثوث وتكون الجتال كالعهن المنفوش
    “Yürekleri hoplatan büyük felaket! Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket? Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin? O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır” (Kâri'a, 101/ 1-5)
    Kıyametin kopması ile Yüce Allah’tan başka her şey yok olacaktır Şu ayetlerde bu geçek ortay konmaktadır:
    كل من عليها فان ويبقى وجه ربك ذو الجلال والاكرام
    “Yeryüzündeki her şey yok olacaktır Ancak azamet ve ikram sahibi Rabb’inin zatı bâkî kalacaktır” (Rahmân, 55/26-27 bk Kasas, 28/ 88)
    Kıyamet gününde hiç kimsenin hiç kimseye faydası olmayacaktır O gün emir ve yetki sadece Allah’a aittir
    يوم لا تملك نفس لنفس شيئا والامر يومئذ لله
    "O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır O gün buyruk, yalnız Allah’ındır” (İnfitâr,82/19)

    KIYAMETİN KOPMA ZAMANI
    Her şeyi merak eden insan, kendi akıbetini doğrudan ilgilendiren kıyametin ne zaman kopacağını da elbette merak edecektir İnsanın, hakkında bilgi sahibi olabileceği alan ve bu alan hakkında elde edebileceği bilgi sınırlıdır İnsan bilgisinin ulaşamayacağı, yalnızca yüce Allah’ın bilgisi dahilinde olan işler de vardır Yalnız Allah’ın bildiği bu bilgilere “gayb bilgileri”, bunların bağlı olduğu alanlara da “gayb konuları” denir Kıyametin kopacağı vakit de işte böyle gayb bilgilerinden birini oluşturmaktadır Mekkeli müşrikler, Hz Peygamber (sav) in peygamber olduğunu ispat edebilmesi için, kıyametin ne zaman kopacağını bilmesi gerektiğine inanıyor ve bu soruyu ona yöneltiyorlardı Oysa hikmeti gereği, Allah teala kıyametin kopacağı zamanın bilgisini kendisine saklamış, yani onu gayb bilgileri arasına koymuştu Şu ayet onların bu sorularına cevap olmak üzere inmiştir:
    يسالونك عن ا لساعة ايان مرساها قل انما علمها عند ربى لايجليها لوقتها الاهو
    “Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar De ki: ‘Onun bilgisi ancak Rabb’imin katındadır Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır…” (A'râf, 7/187)
    Vahiy meleği Cebrail insan suretinde Hz Peygember’in yanına gelerek İslam dinin esasları ile ilgili bazı sorular sormuş ve cevaplarını almıştı Bu sorular arasında,
    متى الساعة؟ “Kıyamet ne zaman kopacaktır?” sorusu da vardı Hz Peygamber’in verdiği cevap şöyle olmuştur:
    “ماالمسؤل عنهاباعلم من السائل
    “Bu konuda kendisine soru sorulan kimse, soruyu sorandan daha çok bilgiye sahip değlidir” [2]


    KIYAMETİN KOPMASI “YAKIN”DIR

    İnsanların çoğunun inancının aksine kıyametin kopması hiç de uzak değildir "Gelecek olan her şeyin yakın olduğu" gerçeğini göz önünde bulundurmak gerekir Dünyaya ait her şeyin son bulacağı, bütün hırsların yok olacağı, düşmanlıkların, geleceğe ait planların anlamını tamamen yitireceği o günün gelmesi yakındır Müşriklerin kıyametin kopacağına ihtimal vermeyerek onu uzak görmelerini Kur'an şöyle tasvir ediyor:
    انهم يرونه بعيدا و نريه قريبا
    "Şüphesiz onlar (kâfirler), o azabı(n gerçekleşeceği kıyameti) uzak görüyorlar, biz ise onu yakın görüyoruz" (Meâric,70/ 6-7)
    Allah teala, kıyametin vaktini bildirmemekle beraber, onun yakın olduğunu haber vermektedir
    اقتربت ا لساعة وانشق القمر
    "Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” (Kamer, 54/1) Ayette, Hz Peygamber’in bir mucizesine (ayın yarılması) işaret edilirken, kıyametin yaklaştığı da haber verilmektedir Bir başka ayette de şöyle buyurulmaktadır:
    يسالك الناس عن الساعة قل انما علمها عند الله ومايدريك لعل الساعة تكون قريبا
    “İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar De ki: ‘Onun bilgisi ancak Allah katındadır’ Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir” (Ahzâb, 33 / 63)
    Şu hadis-i şerif de bu konuyu vurgulamaktadır:
    بعثت انا والساعة كهاتين مشيرا باصبعيه االسبابة والوسطى
    “Hz Peygamber (as) işaret parmağı ile orta parmağını birleştirip göstererek, “Kıyametin gelmesi şu ikisi (arasındaki fark) gibi (yakın) iken ben gönderildim”[3] buyurmuştur
    وان يوما عند ربك كالف سنة مما تعدون
    “Şüphesiz Rabb’inin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir” (Hac,22/47) ayetinden hareketle söyleyebiliriz ki, kıymetin yakın oluşu bizim ölçülerimizden çok, kainatın kendi ömrü içindeki bir oranlamayı ifade ediyor Buna göre kıyametin yakın oluşu, kainatın yaratılışından itibaren geçen zamana nispetle, kalan ömrünün çok az olduğunu ifade etmektedir, diyebiliriz

    KIYAMET ALAMETLERİ


    1 Kıyametin kopması yaklaşınca, ortalığı bir duman kaplayacak, bunun üzerine müminler nezleye yakalanmış bir hale gelecek, kafirler ise çok kötü ve zor bir duruma geleceklerdir
    2 Deccâl’ ortaya çıkacak ve ilahlık iddiasında bulunacaktır
    3 Dâbbetülarz denen bir mahluk çıkacaktır Şu ayette bu konu açıkça bildirilmektedir:
    واذاوقع القول عليهم اخرجنا لهم دابة من الارض تكلمهم ان ا لناس كانوا بأيا تنا لايوقنون
    “(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için kendilerine yerden bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler” (Neml, 27/82)
    4 Güneş Batı’dan doğacaktır Hz Peygamber bu konuda şöyle buyurmuştur:
    لا تاتيكم الساعة حتى تطلع الشمس من مغربها
    “Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır"[4] Güneş Batıdan doğup ta insanlar bunu gördüklerinde hepsi iman edecek fakat bu iman onlara fayda sağlamayacaktır Şu ayette işte bu anlatılmaktadır:
    يأتى بعض آيات ربك لا ينفع نفسا ايمانها لم تكن آمنت من قبل يوم
    "Rabb’inin ayetlerinden bazısı geldiği gün daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez” (En'âm,6/158) İşte bu an, tövbe kapısının kapandığı andır
    5 Hz İsa'nın yer yüzüne inerek Hz Peygamber’in dîni üzere amel etmesi, Deccâl’i öldürmesi Hz İsa’nın inişi, Kuranda işaret yollu bildirilmiş, sahih hadislerde ise açıkça ifade edilmiştir
    وانه لعلم للساعة فلا تمترن بها
    “Şüphesiz o kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir Artık onun hakkında şüphe etmeyin” (Zuhruf, 43/61) anlamındaki ayet, öncesi ve sonrası ile değerlendirilerek “kıyametin bilgisi” olduğu bildirilenin İsa (as) olduğunu tefsir bilginleri ifade etmektedirler
    6 Y’ecüc ve Me’cüc adlı iki kavmin ortaya çıkıp yer yüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarmaları Şu ayet-i kerimede bu olaya işaret vardır:
    حتى اذا فتحت يأجوج ومأجوج وهم من كل حدب ينسلون واقترب الوعد الحق فاذا هى شاخصة ابصارالذين كفروا
    “Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır” (Enbiyâ, 21/96-97)
    7, 8, 9: Yeryüzünün Doğusunda, Batısında ve Arap Yarımadasında güneş tutulması
    10Yemen’de büyük bir ateşin ortaya çıkması Aşağıdaki hadis bu alametleri topluca bildirmektedir
    Hüzeyfe b Üseyd (ra) anlatıyor: Resülullah (sav);
    انها لن تقوم الساعة حتى ترون قبلها عشر آيات فذ كر الدخان والد جال والدابة وطلوع الشس من مغربها ونزول عيسى بن مريم و يأجوج ومأجوج وثلاثة خسوف خسف بالمشرق وخسف بالمغرب وخسف بجزيرة العرب وآخر ذالك نار تخرج من اليمن
    “Kıyamet, kopuşundan önce on alameti görmediğiniz sürece kopmayacaktır, buyurdu ve Duman, Deccâl’i, Dâbbetü’l-Arz’ı, Güneşin Batı’dan doğmasını, İsa b Meryem’in inişini, Ye’cüc ve Me’cüc’ü, üç güneş tutulmasını, Doğudakini, Batıdakini ve Arap Yarımadasındakini ve son olarak da Yemen’de çıkacak ateşi zikretti”[5]
    Bu saydıklarımız, kıyametin “büyük alametleri” diye nitelenen alametlerdir Bunların dışında, hadisi şeriflerde zikredilen ve “kıyametin küçük alametleri” diye anılan alametler de vardır Şu hadiste bunlardan bir kaçı zikredilmektedir:
    ان من اشراط الساعة ان يرفع العلم ويثبت الجهل ويظهر الزنا ويشرب الخمر
    “İlmin kaldırılması, cehaletin yerleşmesi, zinanın açıkça yapılması ve içkinin (çok) içilmesi kıyametin alametlerindendir” [6]

    BERZAH ALEMİ

    Dünya hayatının sona erdiği ölüm ile ebedi ahiret hayatının başladığı zaman arasında, Kur’ân’ın “Berzah” adını verdiği bir dönem bulunmaktadır Berzah, "engel", "perde" anlamlarına gelir Kuran’da şöyle buyuruluyor:
    حتى اذا جاء احدهم الموت قال رب ارجعون لعلى اعمل صالحا فيما تركت كلا انها كلمةهو قائلها ومن ورائه برزخ الى يوم يبعثون
    “Nihayet onlardan birine ölüm gelince, ‘Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım’ der Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir Onların arkasında, tekrar diriltilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır” (Mü'munûn,23/99-100)

    KABİR HAYATI

    Akıllı ve buluğa ermiş bir insan ölüp kabre konulunca "Münker-Nekîr" adlı iki melek gelip, onu sorguya çeker
    العبد إذا وضع في قبره وتولي وذهب أصحابه، حتى إنه ليسمع قرع نعالهم، أتاه ملكان فأقعداه، فيقولان له: ما كنت الرجل محمد صلى الله عليه وسلم؟تقول في هذا
    “(Mümin) kul kabre konulup dost ve yakınları ayrılıp gittikleri zaman -ki meyyit gidenlerin ayak seslerini duyar- ona iki melek gelir ve meyyiti oturturlar ve ona sorarlar: Muhammed hakkında ne diyorsun?
    فيقول: أشهد أنه عبد الله ورسولهفيقال: انظر إلى مقعدك من النار، أبدلك الله به مقعدا من الجنة
    Mü’min, ben şahitlik ederim ki o Allah’ın kulu ve elçisidir der Bunun üzerine melekler ey mü’min! Cehennemdeki yerine bak Allah onu senin için cennetten bir makamla değiştirdi derler
    قال النبي صلى الله عليه وسلم: فيراهما جميعا
    Peygamber (as) o mümin cehennem ve cennetteki o iki makamını birden görür buyurmuştur
    وأما الكافر، أو المنافق: فيقول: لا أدري، كنت أقول ما يقول الناس
    Kâfir ve münafık meyyit, meleklerin sorularına, Muhammed hakkında bir şey bilmiyorum, halkın ona ('Peygamber' dediklerini duyar ve) ben de onların değini derdim' der
    دريت ولا تليتفيقال لا
    Kâfir ve münafık meyyite, hay sen anlamaz ve duymaz olaydın denir
    فيصيح صيحةثم يضرب بمطرقة من حديد ضربة بين أذنيه
    Sonra bu kâfir ve münafığın iki kulağı arasına demirden bir topuzla vurulur Topuz vurulunca şiddetle bağırıp feryat eder
    يسمعها من يليه الا الثقلين
    Bunların feryadını insan ve cin hariç ölüye yakın her şey duyar”[7]
    KIYAMET AHVALİ

    Kıyametin gerçekleşmesi ile daha sonra meydana gelecek olan bir takım olaylara ve yaşanacak hallere kıyamet ahvali denir Bunları söyle sıralamak mümkündür:

    KIYAMETİN KOPMASI

    Mahiyetini ancak Allah’ın bildiği “sûr” denilen bir boruya Allah’ın emri ile, İsrafil adlı meleğin üfürmesi ile kainatın düzeni bozulacak, kıyamet kopacak, bütün canlılar ölecek, Allah’tan başka her şey yok olacaktır
    Şu ayetlerde sûra birinci defa üfürülmesi ve kıyametin kopuş anı anlatılmaktadır:
    ونفخ فى الصور فصعق من فى السموات ومن فى الارضالاما شاءالله
    “Sûra üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında, göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür” (Zümer, 39 / 68)
    اقترب للناس حسابهم وهم فى غفلة معرضون ما يا تيهم من ذ كر من ربهم محد ث الا استمعوه وهم يلعبون
    "İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmektedirler Rablerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki onlar mutlaka onu alaya alarak (kalpleri de gaflette olarak) dinlemesinler (Enbiya, 21/1-2)
    ياايهاالناس اتقوا ربكم ان زلزلة الساعة شىء عظيم يوم ترونها تذهل مل مرضعة عما ارضعت وتضع كل ذاتحمل حملهاوترى الناس يكارى وما هم بسكارى ولكن عذابالله شديد
    "Ey insanlar! Rabb’inize karşı gelmekten sakının Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür İnsanları sarhoş görürsün; halbuki onlar sarhoş değillerdir Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir” (Hac,22 / 1-2)

    ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLTİLME (BA’S)

    Yine Allah’ın emri ile, İsrafil adlı meleğin “Sûr”a ikinci defa üflemesi ile bütün insanlar tekrar diriltileceklerdirBu dirilme, ruhların cesetleri ile buluşup birleşmesi ile gerçekleşecektir Kur’an’ın şu ifadesi de ikinci defa sura üfürüleceğini haber vermektedir:
    ثم نفخ فيه اخرى فاذاهم قيام ينظرون
    “Sonra ona bir daha üflenir Bir de bakarsın, onlar (insanlar) kalkmış bekliyorlar” (Zümer,39/68)
    Öldükten sonra dirilmek, yok olan bedenlerin tekrar var edilmesi ve onlara hayat verilmesi olduğuna göre, her normal akıl, bir şeyi baştan yaratmakla onu tekrar var etmenin eş değerde olduğunu, bir şeyi ilk defa yaratanın, onu tekrar var edebileceğini kabul eder Şu ayetler bu gerçeği ifade etmektedir:
    وهوالذى يبدؤالخلق ثميعيده وهو اهون عليه
    “O başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır” (Rûm, 30/ 27 ayrıca bk Ahkâf, 46/33)
    وان الساعة آتية لا ريب فيه و ان الله يبعث من فى القبور
    “Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir” (Hac,22/7)

    HAŞR

    Yeniden dirilişin ardından, bütün mahlukat, hesap vermek üzere bir araya toplanırlar Bu toplantı yerine “mahşer” denir Şu ayette bu gerçek ifade ediliyor:
    يوم تشقق الارض عنهم سراعا ذالك حشر علينا يسير
    “O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp ayrılır Bu (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır” (Kâf, 50/ 44) Haşr hali, çok zor ve sıkıntılı bir hal olacaktır İnsanlar, melekler, cinler ve bütün hayvanlar bir arada haşrolacaklardır Herkes kendi derdine düşecek, kimsenin kimseye bakacak hali olmayacaktır Hz Peygamber (sav):
    يحشر الناس يوم القيامة عراة غرلا
    “Kıyamet gününde insanlar çıplak, sünnet olmamış ve yalın ayak bir halde (mahşere) geleceklerdir” deyince Hz Aişe;
    يا رسول الله النساء والرجال جميعا ينظر بعضهم الى بعض
    “Ey Allah’ın Resulü, kadın ve erkeklerin hepsi bir arada olunca birbirlerine bakmazlar mı?” diye sormuş, Hz Peygamber (sav) de;
    يا عائشة الامر اشد من ان ينظر بعضهم الى بعض
    “ Ey Aişe! O gün, insanların birbirlerine bakamayacakları kadar şiddetlidir”[8]cevabını vermişlerdir
    Burada haklı haksız ayrılacak, dünyada hakkı yenenler, zulme uğrayanlar kendilerine haksızlık edenlerden haklarını alacaklardır Resülullah şöyle buyurmuştur:
    لتؤدن الحقوق الى اهلهايوم القيامة حتى يقاد للشاةالجلحاء من الشاة القرناء تنحطها
    “ Kıyamet gününde hakları sahiplerine mutlaka ödeyeceksiniz Öyle ki, boynuzsuz koyunun hakkı, tos vuran boynuzlu koyundan alınıp kendisine verilecektir”[9]

    ŞEFAAT

    Özür dilemenin ve kurtuluş fidyelerinin bir değer taşımadığı, dillerin tutulup konuşamayacağı kıyamet gününde ancak kendilerine, insanlar için şefaat etme izni verilenler konuşabilir Peygamberler, melekler, Allah’ın sevgili kulları şefaatte bulunacaklardır Şu ayette buna işaret edilmektedir:
    :لا يملكون الشفاعةالامن اتخذ عند الله عهدا
    “Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır” (Meryem, 19/ 87)
    İnsanlar Adem, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa peygamberlere, kendilerine şefaat etmeleri için giderler, onlar bu konuda özür beyan edince bu defa Hz Muhammed’e gelirler
    Hz Peygamberin iki yerde şefaati olacaktır Birincisi, mahşerde toplanan insanların hesaplarının bir an evvel görülmesi ve o dehşet halinin bitmesi için edeceği şefaat Buna “şefaat-i uzmâ” (büyük şefaat) denir Bir de Peygamberimiz (sav)ın kendi ümmetine özel şefaati olacaktırBu şefaat sayesinde sorguya çekilmeden cennete gerenler olacaktır Bir kısmının derecesi yükselecek, bir kısmının da günahları affolacak ve cennete girecektir Resülullah, شفاعتى لاهل الكبائر من امتى “Benim şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir”[10] buyurmuştur Küçük günahları, nafile ibadetlerin affettireceğini yine Peygamberimiz haber vermiştir

    KİTAP-AMEL DEFTERİ

    Dünya hayatında herkesin yaptıkları görevli melekler tarafından kaydedilmektedir:
    وان عليكم لحافظين كرا ما كاتبين يعلمون ما تفعلون
    “Halbuki üzerinizde, muhakkak, bekçiler, değerli yazıcılar vardır Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler” (Tekvîr,81/10-12) İşte kıyamet gününde bu kayıtların tutulduğu “amel defterleri” (kitap) herkese teslim edilecek ve kimse yaptıklarını inkar etme imkanı bulamayacaktır:
    وكل انسان الزمناه طائره فى عنقه ونخرج له يوم القيامة كتابا يلقاه منشورااقرأ كتابك كفى بنفسك اليوم عليك حسيبا
    “Her insanın amelini boynuna yükledikKıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız ‘Oku kitabını! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter’ denilecektir” (İsrâ, 17/ 13-14)
    Kitapları sağ yanından verilenlerin hesapları kolay olacaktır Sol yanından verilenler ise zorda kalacaklarıdır
    Yaptıklarını inkar etmeye kalkışanlara karşı dilleri, elleri ve ayakları şahitlik edecektir Yüce Allah bu gerçeği şöyle haber veriyor:
    يوم تشهد عليهم السنتهم وايديهم وارجلهم بما كانوا يعملون
    “İşlemiş oldukları günahtan dolayı, dillerinin, ellerinin ve ayaklarının, kendi aleyhlerine şahitlik edeceği günde onlara çok büyük bir azap vardır” (Nûr,24//24)

    SUAL, HESAP VE MİZAN
    Mahşerde toplanan insanlar muhakeme edilecekler, sualler sorulacak ve herkes dünyada yaptıklarının hesabını verecektir Şu ayetler sual ve hesabın hak olduğunu göstermektedir:
    فوربك لنسئلنهم اجمعين عما كانوا يعملون
    “Rabb’ine and olsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız” (Hicr, 15/92-93)
    Herkesin dünyada yaptığı ameller, mahiyetini ancak Allah’ın bildiği bir “terazi” ile “tartılacak”tır Yüce Allah şöyle buyuruyor:
    ونضع الموازين القسط ليوم القيامة فلا تظلم نفس شيئا وان كان مثقال حبة من خرد ل اتينا بها وكفى بنا حاسبين
    “Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız Öyle ki hiç bir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek, (yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız Hesap görücü olarak biz yeteriz” (Enbiya,21/47)

    SIRAT

    Hesapların görülmesinden sonra herkes, cehennemin üzerinde bulunan ve mahiyetini bizim bilemediğimiz “sırat” üzerinden geçecektir Günahı sevabından az olanlar buradan güvenli bir şekilde geçecek, diğerlerini cehennem kendine çekecektir Şu ayetlerde “sırat” yolculuğuna işaret vardır:
    ان منكم الا واردهاكان على ربك حتما مقضيا
    "(Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur Rabb’in için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir”(Meryem, 19/71)

    CENNET VE CEHENNEM

    Kıyamet gününün son merhalesi, en büyük mükafat ile en büyük cezanın gerçekleşeceği merhaledir O ana kadar tamamlanan işlemler sonunda, mümin olup sevapları günahlarından çok olduğu ortaya çıkanlar ebediyyen içinde kalmak üzere cennete girerler Günahları sevaplarından çok olan müminler cezaları miktarınca kalmak üzere cehenneme girerler Cezaları bitince cehennemden çıkıp cennete girerler:
    واماالذ ين سعد وا ففىالجنة خالدين فيهامادامت السماوات والارض الاماشاء ربك
    Mutlu olanlara (müminlere) gelince, gökler ve yeler durdukça içinde ebedi kalmak zere cennettedirlerAncak Rabb’inin dilemesi başka Bu onlara ardı arası kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir” (Hûd, 11/108)
    Kafirler ise ebedi olarak cehennemde kalacaklardır Allah hepimizi bu kötü sonuçtan korusun Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
    فاماالذين شقوا ففى النار لهم فيها زفير وشهيق خالد ين فيها ما دامت السماوات والارض
    “Mutsuz olanlara (kafirlere) gelince, onlar cehennemdedirler Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır Onlar, gökler ve yer durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır” (Hûd,11/106-107)

    SONUÇ

    Kısaca söylemek gerekirse; bu dünya hayatı geçicidir İnsan imtihan için yaratılmıştır Herkesine davranışlarının adaletli bir şekilde karşılığını görmesi için, hiçbir yan etkinin bulunmayacağı adil bir mahkemenin ve adalet ortamının gerçekleşmesi kaçınılmazdır Aksi taktirde, yer yüzündeki haksızlıklar ve zulümler, yapanın yanında kâr kalır Böyle bir durum akla aykırıdır İşte bu sebeple, herkesin yaptıklarının hesabını vereceği bir ikinci hayat zorunludur Bütün semavi dinlerin temel ilkeleri arasında, öldükten sonra dirime ve ebedi olan ikinci bir hayatın varlığı inancı yer almaktadır
    Ahiret inancı, insanı boşluktan ve ümitsizlikten kurtarır, ilahi adaletin gerçekleşecek olması azmi ve gayreti arttırır
    Ölüm bir yok oluş değil, asıl ve sonsuz hayatın bir başlangıcıdır

    [1]Bu bölüm Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Doç Dr Halil ALTUNTAŞ tarafından hazırlanmıştır

    [2] Buhârî, İman, 37; I, 18

    [3] Buhârî, Rikâk, 39, I, 190

    [4] Buhari, Rikâk, 40, I, 191

    [5] Müslim, Fiten, 13; III, 2225

    [6] Buhari, İlim, 21; I, 28

    [7] Buhari, Cenaiz, 68 II, 92


    [8] Müslim, Cennet, 14; III, 2194

    [9] Müslim, Birr, 15; III,1997

    [10] Ebû Davûd, Sünnet, 23 V, 106
     

Bu Sayfayı Paylaş