Afyon Anıt ve Şehitlikleri

'Afyonkarahisar Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 21 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Afyon Anıt ve Şehitlikleri konusu Afyon Anıt ve Şehitlikleri

    Afyon Zafer Anıtı (Merkez)

    Cumhuriyet Meydanı’nda Afyon'un simgesi olan anıt devrin önemli heykeltıraşlarından Krippel'in (1883-1945) 1934-1936 da yaptığı eseridir. 27 Ağustos 1922 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nda Afyon’un Yunan saldırısından kurtarılışını sembolize eden tunçtan bir anıttır. Anıt yeşil porfir bir platform üzerinde, yine porfirden dikdörtgen bir kaidenin taşıdığı iki çıplak insan figüründen meydana gelen bir kompozisyondur. Kaidenin uzun kenarlarında çerçeveler içinde rölyef halinde işlenmiş Kurtuluş Savaşı’nı simgeleyen figürler yer alır. Kaidenin ön yüzünde Atatürk’ün portresi, sol yönünde de Atatürk, İnönü ve Fevzi Çakmak’ın harita üzerinde Başkumandanlık Savaşı’nı planlarken yapmış oldukları hazırlıkları, arka yüzünde de askerin taşıdığı sancağı işgalden kurtulan halkın öpmesi, sağında da Mehmetcik’in süngü taarruzu kabartmalar halinde tasvir edilmiştir. Kaide üzerindeki heykeller normal insan boyutlarından daha büyük ve hareketler son derece canlıdır. İşgalcileri sembolize eden ve yerde yatan figürün büyük bir çaresizlikle aşağı sarkmış olan başındaki ıstıraplı yüz ifadesi ve bitkin vücudu yenilgiyi göstermektedir. Ayaktaki figürün yüzünde ise büyük bir hiddet ifadesi vardır. Gerilmiş adaleleri, şişmiş boyun damarları, yukarı kalkmış kolları, biri yumruk şeklinde sıkılmış, diğer bir şeyi parçalayacakmış gibi açılmış elleri ile ayakları altında yatan figüre yukarıdan bakarak adeta ezmektedir.

    Atatürk 1937 deki Afyon ziyaretinde, anıt hakkında "Büyük Zaferi en iyi anlatan anıt" diyerek beğenisini dile getirmiştir.

    Zaman içerisinde heykelin üzerinde meydana gelen oksitlenme ve deformasyon, geçtiğimiz yıl içerisinde Afyon Belediyesince 7 milyar TL. harcanarak temizlenmiştir. Bu çalışma Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda gerçekleşmiş olup, konservasyon uzmanlarının çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir.


    Zafertepe Anıtı

    Kütahya-Afyon karayolunda ,Afyon’a 60 km. kala "Abideler Sapağı" levhasından itibaren 29 km. sonra 1181 rakımlı tepededir. 1964 de 220 sayılı yasa ile inşaatına başlanmış ve 1968 de tamamlanıp ziyarete açılmıştır.

    30 Ağustos 1922 günü Atatürk Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak,Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü ile beraber Afyon’dan Çalköy-Zafertepe’ye gelir ve saat 14.00 den itibaren Dumlupınar Meydan Muharebesini buradan idare eder. Çalköy-Allıköy,Yerköy,Adatepe arasındaki bu dar bölgeyi 5 Yunan Tümeni ve 2.inci Kolordu karargahıyla onlara bağlı birliklerle ordunun bütün top ve donanımı ile doldurmuştur. Bu arada en önemli mevkilerden biri Çalköy’dür. Atatürk Çalköyde koşullanmış olan Yunan askerlerinden tepenin alınması emrini 57 nci Tümen Komutanı Albay Reşat Çiğiltepe’ye vermiştir. Birliğin belirli zamanda tepeyi alınamaması üzerine verdiği sözü yerine getiremediğinden dolayı Albay Reşat Bey orada intihar eder. Onun ölümü asker üzerinde büyük bir etki yapar ve yarım saat sonra tepe alınır. Atatürk buradaki birlikle savaşın durumu için telefon bağlantısı kurduğunda Albay Reşat Bey’i ister, "Paşam Çiğiltepe’yi aldık fakat Albay Reşat Bey yarım saat evvel size söz verdiği zamanda burayı alamadığı için tabancası ile intihar etti" cevabını alınca üzüntüsünden telefonu elinden düşürür. Soyadı kanunu çıkınca da bizzat kendisi aileye Çiğiltepe soyadını vermiştir. Yunan ordusunun hezimeti bütün donanımlarını savaş alanında bırakarak kaçmalarını tepeden dürbünle izleyen Atatürk Kurtuluş Savaşının başından beri belki de ilk defa tüm duygularını dışa vurarak , Karargahını İzmirde tutan Yunan Orduları Komutanı Hacı Anesti için şöyle bağırır: "Hacı Anesti gel de ordularını kurtar". Hacı Anesti Lozan Antlaşmasından sonra Yunan Hükümeti tarafından askeri mahkemeye verilmiş ve savaştaki başarısızlığı ile suçlu bulunup Atina’da kurşuna dizilmiştir.

    31 Agustos 1922 günü Atatürk Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü ile birlikte Yunanlıların çekilirken yakıp yıktığı Çalköy kasabasına gelirler ve orada henüz yangının dumanları tüten bir evin avlusunda buldukları kırık bir kağnı arabasını masa gibi kullanarak durum muhakemesinde bulunurlar ve İzmir’e doğru kaçan düşmanı kovalama kararı alarak tarihimizdeki şu meşhur komutu verir: "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri"

    Atatürk zaferden iki sene sonra Çalköy’de verdiği nutukta savaş meydanında gördüğü manzarayı şöyle anlatmaktadır:
    " Muharebe meydanını dolaştığım zaman ordumuzun kazandığı zaferin büyüklüğü ve buna karşılık düşman ordusunun duçar edildiği felaketin dehşeti beni çok duygulandırdı,o karşıki sırtların gerisindeki bütün vadiler,dereler,korunak ve açık yerler ,bırakılmış toplarla,otomobillerle sayısız donanım ve gereçlerle ve bütün bu kalıntılar arasında yığınlar teşkil eden ölülerle,toplanıp,karargahımıza sevk edilen sürü-sürü esir kafileleri hakikaten bir kıyamet gününü hatırlatıyordu."

    Kurtuluş Savaşının sembolize eden bu anıt taş kaplamalı üçgen bloklardan meydana gelmiştir. Değişik yönlere bakan bu üçgen bloklar Ulusumuza karşı olan milletlerin bize karşı gösterdikleri haksızlığa karşı yaptıkları feveranı,iç ve dıştaki düşman kuvvetlerinin mukabil hareketlerini,iç isyanları,çete harplerini,düşman istilâsını,Büyük Millet Meclisinin kuruluşunu ve çeşitli müdahalelerden sonra milletin tek vücut halinde kazandığı 30 Ağustos Zaferini canlandırır ve gelecek nesillere Türk Milletini iç ve dışta meydana gelebilecek kötü tesirlere karşı birleşilirse zafere gidebileceğini sembolize eder. Bir kompleks şeklinde düzenlenmiş olan bu mekân, tepenin hemen eteğinde bir müze, anma günlerinde yapılacak töreni seyretmek için anfi şeklinde düzenlenmiş bir tribün,merasim pisti gazino,su deposu,çeşmeler,muhafız kıtası için gerekli binaları kapsayan 200 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.

    Çiğiltepe Şehitliği

    Çiğiltepe’de şehit olanların anısına sembolik olarak 1996 da yapılmıştır. Şehitliğin girişinde intihar eden Albay Reşat Çiğiltepe’nin bronz bir büstü ile kitabe vardır. Kitabede şunlar yazılıdır:

    57 nci Tümen Komutanı
    Albay Reşat Çiğiltepe

    (1879-1922)
    İstanbul’da doğdu. Ziya Paşa’nın oğludur. Trablusgarp,Balkan,Çanakkale ve Birinci Dünya Savaşlarına katıldı. Askeri mahkeme üyeliği yaptı. Milli Mücadeleye katılmak üzere İnibolu’dan Anadolu’ya geçti. İnönü ve Sakarya savaşlarına katıldı. Büyük Taaruz’da Yarbay idi. 27 Ağustos 1922 günü Çiğiltepe’ye emredilen saatte hedefine varamaması nedeniyle intihar etmiştir. Sandıklı’da gömülüdür. Mecidi nişanları,gümüş muharebe liyakat ,Tahlisiye,Alman,Avusturya-Macaristan Harp madalyaları ve İstiklâl madalyası ile ödüllendirilmiştir.
    Ruhu şad olsun. Türk ulusunun minnet ve şükranlarını sunuyoruz.

    Etrafı mermer korkuluklar ile çevrili bu şehitliğin içinde çimenle kaplı yerde küçük mermer plaketlere burada şehit düşenlerin isimlerinin yazılı olduğu makam mezarları vardır.
    Bu makam mezarlığının başında da mermerden şu kitabe yer almaktadır:
    BÜYÜK TAARUZ ŞEHİTLİĞİNDE
    26-29 AĞUSTOS 1922 GÜNLERİ
    MUKADDES VATAN TOPRAKLARI İÇİN
    ŞEHİT DÜŞEN YÜCE KAHRAMANLAR
    YATMAKTADIR.

    Buradaki diğer bir mermer kitabede ise şunlar yazılıdır:
    "Afyonkarahisar,Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son devresi olan 30 Ağustos Muharebesi Türk Tarihi’nin en önemli bir dönüm noktasını tekil eder.
    Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk devletinin genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada sağlamlaştırıldı. Ebedi hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları ,bu semada uçan şehit ruhları Devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi koruyucularıdır. Bu büyük Meydan Savaşında şehit düşen evlatlarımızı rahmet minnet ve şükranla anıyorum.
    GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
    30 Ağustos 1924

    2004 yılında Afyon Valiliğince çevre düzenlenmesi ve etrafın ağaçlandırma çalışması yapılmıştır. Yine Şehitliğe giden Afyon-Antalya yolu üzerindeki ayırım noktasından itibaren 10 km. lik yol asfaltlanmıştır.

    Dumlupınar Şehitliği

    Kütahya-Afyon karayolundan, Afyon’a 60 km. kala Âbideler sapağına girildikten 41 km. sonra Şehitlik ve âbide karşımıza çıkar. Kütahya ili Dumlupınar ilçesi sınırları içerisindeki Cafer Gazi Tepesindeki bu anıt ve şehitlik,cephede ve cephe gerisinde verilen 137 000 şehidimizin anısına, 26.08.1992’de Büyük Taaruzun 70 inci yıldönümünde, Kültür Bakanlığınca yaptırılıp ziyaret
    açılmıştır. Bu kompleks girişten itibaren şadırvan,namazgah, Atatürk İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın üçlü anıtı,Milis Anıtı,500 kişilik şehit mezarları ve kitabeleri,baba-oğul anıtı ile tepenin üzerindeki Mehmetçik anıtından meydana gelmiştir.
    Şehitliğin kapısından girince mermer bir platform üzerinde Atatürk ortada,sağında Fevzi Çakmak solunda ise İsmet İnönü’den meydana gelen bronzdan yapılmış olan üçlü heykel grubu gelmektedir. Atütürk’ün boynunda dürbün sol elinde ise bir baston vardır. Sağ elini ileriye doğru uzatmış bir şekilde durmaktadır. Her üçü de Kurtuluş Savaşında giydikleri tarzda asker üniformalı olup başlarında kalpak vardır.

    Kurtuluş Savaşında savaşan Türk halkını temsil eden bu "Milis Anıtı" mermer bir kaide üzerinde bronzdan yapılmış üçlü bir heykel grubudur. Önde ortada diğerlerine göre biraz daha ileriye çıkmış olan genç bir milis omuzunda fişeklik ve sağ elinde tuttuğu bir tüfek ile canlandırılmıştır. Sağında biraz arkasında kucağında çocuğu ile genç bir kadın kurtuluş savaşındaki çocuğunu arkasına bağlayıp cepheye mermi taşıyan cefakar Türk kadınını sembolize eder. Sol tarafta ise yine biraz geride yaşlı,sakallı başı kalpaklı ,yarı asker giyimli bir erkek sol kolunu ileriye doğru uzatarak parmağı ile ileriyi işaret etmekte olup Kurtuluş Savaşının genç-yaşlı demeden topyekün bir mücadele olduğunu gösterir.
    Kaidenin altındaki mermer kitabede Mehmet Akif’in şu dizeleri yazılıdır:
    "Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım
    Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım
    Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım"
     

Bu Sayfayı Paylaş