AbdurrahmÂn MaĞrİbÎ

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Dine tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    AbdurrahmÂn MaĞrİbÎ konusu ABDURRAHMÂN MAĞRİBÎ

    Büyük velîlerden İsmi Abdurrahmân bin Ahmed bin Muhammed bin Abdurrahmân bin Ahmed el-İdrisî'dir Hazret-i Hasan soyundan olup, şerîflerdendir 1614 (H1023) senesinde Mağrib (Fas) beldelerinden Miknâset-üz-Zeytün denilen yerde doğdu Zamânının teki ve evliyânın seçilmişlerinden idi 1674 (H1085) senesi Zilkâde ayının on yedinci günü vefât etti Vasiyeti üzerine Bender'de Seyyid Sâlim dergâhına defnedildi

    Abdurrahmân Mağribî küçük yaşta ilim tahsîline başladı Bulunduğu yerdeki âlimlerden okudu Evliyânın sohbetlerinde kemâle geldi, olgunlaştı Kerâmetleri görüldü İsmi her yere yayıldı Mısır, Şam, Anadolu da dahil pekçok yeri gezip dolaştı Anadolu'ya gelişinde âlimlere büyük önem veren Sultan dördüncü Murâd Han ile görüştü 1633 senesinde hacca gitti Mekke-i mükerremede mücâvir olup orada bir müddet ikâmet etti

    Talebelerinden olan Şeyh Mustafa bin Fethullah anlatır:

    Mekke-i mükerremede iken bir gün, Şeyh Hüseyin bin Muhammed ile birlikte Abdurrahmân Mağribî'nin evine gittik Tasavvuf ehli hakkında hiç bilgim yoktu Huzûruna girince bana; "Tasavvuf büyükleri hakkında ne dersin?" diye sordu Ben de bilgim olmadığı için sükût ettim O zaman Abdurrahmân Mağribî; "İmâm-ı Gazâlî hazretleri üstün olup İhyâ'sı çok kıymetlidir Muhyiddîn Arabî'ye düşman olma Tasavvuf ehlini sev, onların kitaplarını oku" buyurdu Sözleri kalbimde hemen yer etti O andan îtibâren kalbim velîlerin sevgisi ile doldu ve Allahü teâlâdan beni onlarla haşretmesini diledim Abdurrahmân Mağribî; "Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah" kelime-i tayyibesini çok okumamı söyledi ve bana çok duâ etti

    Abdurrahmân Mağribî birkaç sevdiği ile birlikte Yemen'e gitti Yolda kerâmetleri görüldü Talebelerinden Seyyid Ömer bin Sâlim anlatır:

    Abdurrahmân Mağribî, birkaç sevdiği yanında olduğu halde bir gemi ile Yemen'e gidiyorlardı Yolda fırtına çıktı ve deniz kabardı Gemi nerede ise batacaktı Berâberindekiler ona; "Efendim içinde bulunduğumuz durumu görüyorsunuz Duâ buyurun da bu tehlikeden kurtulalım" dediler O da; "Ey Deniz! Allahü teâlânın izni ile sâkin ol!" buyurdu Hemen fırtına dinip deniz sâkinleşti O zaman da; "Rüzgâr olmadan gemi gitmez" dediler O da; "Allahü teâlâ rüzgâr gönderir" buyurdu Sonra hoş bir rüzgâr esti Gemi de selâmetle yerine ulaştı

    Abdurrahmân Mağribî hazretleri Yemen'deki âlim ve velîlerle görüştü Seyyid Abdurrahmân bin Akîl, Yemen'de sohbet ettiği büyüklerden idi

    Mağribî hazretleri Yemen dönüşü Mekke-i mükerremede ders ve sohbet meclisi kurdu İlim ve edeb öğretti Çok cömert idi Verdiği ziyafetlere herkesi çağırırdı Şöhreti her yere yayıldı

    Hindistan, Şam, Mısır ve başka yerlerden kendisine gönderilen hediyeleri fakirlere dağıtırdı Herkesten sevgi ve îtibâr görürdü Borçlu bir kimse kendisine gelip yardım istediğinde, elinden tutup, borcunu öderdi

    Mağribî'nin sohbeti çok tatlı idi Bir kimse onun meclisinde bulunsa, ayrılmak istemezdi Herkese iyilik ederdi Âlimleri çok sever, onlara izzet ve ikrâmlarda bulunurdu Fakirlere çok yardım ederdi Hâliyle, sözleriyle insanları Allahü teâlânın dînine çağırırdı Kış ve yaz giydiği tek elbisesi vardı Huzûruna gelenleri hayırlı işlere teşvik eder, Kur'ân-ı kerîm, Peygamber efendimize salevât ve çok istigfâr okumalarını tenbih ederdi Tasavvuf yolunu, bu yolun büyüklerini, onların sözlerini ve hâllerini sevmeyi bildirirdi Bilhassa Şeyh-ul-Ekber Muhyiddîn-i Arabî'ye rahmetullahi aleyh çok hürmet ve tâzim eder ve ona saygıyı emrederdi

    Abdurrahmân Mağribî Bendermehâ şehrinde idi Sevdiği iki kişi gelip, Hindistan'a gitmek istediklerini söyleyerek duâ istediler O da birisine; "Senin deniz yolculuğun çok meşakkatli geçer Netîcede selâmettesin" buyurdu Aynen öyle oldu Diğerine de; "Hindistan'da beni görürsün fakat konuşman nasîb olmaz" buyurdu O da Hindistan'ın saltanat şehri olan Cihânâbâd'a geldi Bir gün evinin önünde otururken, karşısında siyah bir elbise içinde Abdurrahmân Mağribî'yi gördü Dikkatlice bakınca hemen tanıdı Oradakilere gösterip; "Bu zât Abdurrahmân Mağribî'dir" dedi Elini öpmek için ilerledi Fakat hocasının kendisine söylediği sözü hatırladı ve durakladı Sonra da kendisini bir hal kaplayıp kendinden geçti Kendine geldiğinde hocasını bulamadı

    O, ALLAHÜ TEÂLÂNIN SEVGİLİ KULUDUR

    Seyyid Ömer anlatır:

    Abdurrahmân Mağribî, Şeyh Ahmed bin Alvân'ın kabrini ziyâret etmek istedi O gece İbn-i Alvân, rüyâda hizmetçisine; "Yarın şu şu vasıfta bir zât gelecek Ona ziyâfet hazırla, hürmet ve hizmette kusûr etme Zîrâ o Allahü teâlânın sevgili kullarındandır" buyurdu Hizmetçi sabahleyin hocasının buyurduğu hazırlığı yaptı Ziyâretçiyi beklemeye başladı Fakat gelen olmadı Merakla ve bulurum ümîdiyle şehrin dışına çıktı Kimseye de rastlamadı Bir haber elde edemeden geri döndü Üzgün bir vaziyette hocasının türbesine gitti Orada hocasının târif ettiği zâtı gördü Hâlbuki türbenin kapısı kilitli idi Hemen yanına gidip, ellerinden öptü ve hocasının rüyâda kendisine verdiği vazîfeyi anlattı Abdurrahmân Mağribî'yi alıp evine götürdü Ziyâfet verdi İzzet ve ikrâmda bulundu

    1) Hulâsât-ül-Eser; c2, s346
    2) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c2, s66
     

Bu Sayfayı Paylaş