AbdurrahmÂn Bİn Alİ SekkÂf

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Dine tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    AbdurrahmÂn Bİn Alİ SekkÂf konusu ABDURRAHMÂN BİN ALİ SEKKÂF

    Evliyânın meşhurlarından İsmi Abdurrahmân bin Ali bin Ebî Bekr bin Abdurrahmân es-Sekkâf'tır 1446 (H850) senesinde Terîm şehrinde doğdu 1517 (H923)'de Yemen'de vefât etti Hadîs, kelâm, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde tanınmış âlimlerdendir İlim tahsîline başlayınca, önce Kur'ân-ı kerîmi ezberledi Seyyid Muhammed bin Abdurrahmân'dan kırâat ilmini öğrendi Bu ilmin ehline kırâatını, hıfzını dinletti Ayrıca fıkıh ve nahiv ilmine âit kitaplar okuyup, ezberledi Haviyu's Sagîr ve Dîvân-ı Şeyh Abdullah bin Es'ad el-Yâfiî'nin çoğunu ezberledi Ezberlediği bu metinleri hocalarına dinletip kontrol ettirdi Babasından, amcası Şeyh Abdullah Ayderûs'dan, meşhûr âlim Sa'd bin Ali'den, meşhûr fıkıh âlimi Şeyh Abdullah bin Abdurrahmân'dan ilim öğrendi Sonra Yemen'e gidip, tahsîline orada devâm etti Allâme Abdullah bin Ahmed ile Allâme Muhammed bin Ahmed'den ders alıp çeşitli ilimleri öğrendi Bu âlimlerden işittiklerini rivâyet etmek ve eserlerini okutmak da dahil olmak üzere icâzet, diploma aldı ve dört sene Aden'de kaldı Aden'den Zebîd şehrine gitti Orada da Hâfız Yahyâ el-Âmirî'den ve Safiyüddîn Ahmed bin Ömer el-Meczed'den ilim öğrendi, icâzet aldı Bu tahsîlleri sırasında Hâfız Yahyâ el-Âmirî'den Peygamber efendimizin mübârek parmak izlerinin bulunduğu bir mahalli göstermesini ricâ etti O da kabûl edip gösterdi O mahalde parlayan bir nûr gördüler

    Abdurrahmân bin Ali Sekkâf, bir elini devamlı gizli tutar, göstermek istemezdi Bir defâsında bâzıları ısrarla sebebini sorunca şöyle anlatmıştır:

    Peygamber efendimizi methetmek için bir kasîde yazdım Sonra dünyâya düşkün olan bâzı kimseleri de methettim Bunun üzerine Peygamber efendimizi rüyâmda gördüm Beni azarlayıp elimi kesmemi emretti Ben de elimi kestim Ebû Bekr-i Sıddîk (ranh) bana şefâatçi olup, Resûlullah'dan affetmesini diledi Bunun üzerine af buyurdular Kestiğim elimi birleştirdim, eskisi gibi oldu Uyandığım zaman elime bir baktım, kesilmiş ve birleştirilmiş olan yerde bir iz vardı Sonra elini çıkarıp o ısrar edenlere gösterdi Baktılar ki elindeki o izden bir nûr parlıyordu

    1475 (H880) senesinde hacca gitti Mekke'de Hâfız es-Sehavî'den ilim öğrenip rivâyetlerini ve eserlerini nakil hususunda icâzet aldı Hac ve ömre yaptı Kâbe'yi birçok defâ tavâf etti Bu ziyâreti sırasında kendisinde üstün hâller hâsıl oldu, kalbi nûr gibi parladı Sonra Peygamber efendimizin kabr-i şerîfini ziyâret için Medîne'ye gitmeye karar verdi Yanında amcasının oğlu vardı Fakat o hasta olması sebebiyle memleketine dönmek istiyor, Ali Sekkâfın da kendisiyle berâber dönmesi için ısrar ediyordu

    Bu duruma çok üzüldü Resûlullah'ın kabr-i şerîfini ziyâret edemeyeceğim diye derin bir düşünceye daldı

    Abdurrahmân bin Ali Sekkâ bu kederli hâli ile Kâbe'yi tavâf ederken, birdenbire karşısına babası çıktı Fakat babası memleketleri Terîm şehrinde idi Bu hâle çok şaşırdı Babası takdire râzı olması gerektiğini hatırlattı O günün gecesinde ayrıca rüyâsında Peygamber efendimizi gördü Peygamber efendimiz başını okşayıp tebessüm ederek; "Bizi ziyâret edememekten dolayı üzüldün Biz senden râzıyız, seni kabûl ettik İlerde bizi çok güzel bir hâlde ziyâret edeceksin" buyurdu

    Bu rüyâdan sonra büyük bir sevince gark olan Abdurrahmân bin Ali Sekkâf memleketi Terîm'e döndü Büyük bir şevkle babasının derslerine devâm etti Babasının bütün eserlerini okudu Büyük İslâm âlimi İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin İhyâ-u Ulûmiddîn kitabını babasından baştan sona kırk defâ okuyup bitirdi Ayrıca memleketinde bulunan diğer âlimlerden de okudu Din ve edebiyât ilimleri ile tasavvuf ilminde, Arapça'da âlim oldu Tahsîlinin bu safhasından sonra ilk ziyâretinden altı sene sonra ikinci defâ hacca ve Peygamber efendimizi ziyârete gittiAden'e ve Zebîd şehrine, oradan da Cidde'ye varınca Muhammed bin Tâhir adında sâlih bir tüccar ona hürmet gösterip bütün ihtiyâçlarını karşıladı, misâfir etti Hac ibâdetini büyük bir rahatlık içinde yaptıktan sonra Peygamber efendimizin kabr-i şerîfini ziyâret için Medîne yoluna çıktı Altı sene önce gördüğü rüyâ artık gerçekleşmek üzere idi Medîne'ye yaklaştığı sırada kendisini Medîneli çocuklar âdetleri üzere karşıladılar Yanında yirmi dinar parası vardı Hepsini bu çocuklara dağıttı Sonra Peygamber efendimizin kabr-i şerîfini ziyâret etti İçindeki büyük hasret ateşiyle uzun zamandan beri yanan Ali Sekkâf murâdına ermesi sebebiyle tarife sığmaz bir mutluluk ve sevinç içinde idi Kavuştuğu bu nîmetten dolayı sevinci her an bir kat daha artıyordu Bu ziyâreti sırasında anlatılamayacak derecede ve ifâdeye sığmayan hâllere ve nîmetlere, üstün derecelere kavuştu

    Medîne'ye vardığı sırada Melik Eşref Kayıtbay'ın yakın adamlarından İbn-i Zaman adıyla meşhur bir tüccar da Medîne'de idi Tüccar onu görünce çok hürmet ve ikrâmda bulundu Hattâ sayısız mal ve eşyâ hediye etti

    Abdurrahmân bin Ali Sekkâf hazretleri ziyâretini tamamlayıp memleketi Terîm'e döndü Bu dönüşünde akrabâları ve memleketin ahâlisi onu büyük bir hürmet ile karşıladı İnsanlar onun sohbetine ve derslerine toplandılar O da insanlara ilmi ve mârifeti yudum yudum sundu Derslerinde velîlerin yazdığı kitapları ve bilhassa İhyâu Ulûmiddîn adlı eseri okuturdu Hadîs ilminde de âlim olup tâliplere ders verirdi Bütün hallerinin İslâmiyete uygun olması husûsunda büyük bir titizlik gösterirdi Az yer, az uyur, az konuşurdu Fakirleri, garibleri, yetimleri, zayıfları gözetir, yardım ederdi Pekçok âlim ve velî onu methetmiştir

    Hadîs âlimlerinden ve Gurer kitabının müellifi Muhammed bin Ali şöyle anlatmıştır:

    Rüyâmda bana Abdurrahmân Sekkâf'ın üstün hallerini, güzel hasletlerini söyleyip çok methettiler Sabahleyin yanına gittim, kendi kendime hatırımdan; "Keşf ve kerâmet sâhibi ise ben daha söylemeden gördüğüm rüyâdan haber verir" diye geçirdim

    Evine yaklaşınca onu kapı önünde bekler gördüm Beni görünce tebessüm edip, akşam gördüğüm rüyâyı anlattı

    Abdurrahmân bin Ali Sekkâf'ın vefâtından sonra kabrini ziyâret ettiğim zaman Kur'ân-ı kerîm okurdum Bu sırada bir yanlışım çıksa veya bir yer unutsam, kabirden gelen bir ses doğrusunu bildirirdi

    Terîm Sultânı Muhammed bin Ahmed ile Şahar Sultânı arasında harb oldu Abdurrahmân bin Ali, Terîm Sultânının muzaffer olacağını haber verdi Dediği gibi oldu

    Abdurrahmân bin Ali'nin sevdiklerinden biri vefât etti Definden sonra, telkîn için kabrin başında durdu Bir müddet sonra ayrıldı Bulunanlar, telkîn vermeme sebebini sordular Buyurdu ki: "Her kişinin telkîne ihtiyâcı vardır Lâkin bana bunun ihtiyâcı olmadığı bildirildi"

    Abdurrahmân bin Ali, bir gün Mervân Mescidinde talebelerine ders okuturken, mescidin bir kenârına bir şeyin düştüğü görüldü Oradakilerden birine; "Git, o düşen şeyi getir!" buyurdu

    O kişi, düşen şeyi getirdi Bu, üzeri mühürlenmiş bir zarf idi Zarfı açıp içindekini okudu Sonra bir kâğıda cevâbını yazıp; "Bunu, gelen mektubun düştüğü yere bırakın" buyurdu Oraya koydular

    Az sonra bir kuş gelip, o mektubu aldı gitti Talebeleri sebebini sordular O da;

    "Sevdiğimiz Muhammed Ba'bâd bize haber göndermiş Biz de cevâbını yazdık" buyurdu

    1) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c2, s63
    2) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c13, s210
    3) El-Meşre-ur-Revî; c2, s134
     

Bu Sayfayı Paylaş