Abdurrahim Karakoç Şiirleri

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 10 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Abdurrahim Karakoç Şiirleri konusu
    Aşk Yarası

    Yüreğimden aşk kurşunu yedim ben
    Doktor ağlar, merhem ağlar yarama.
    Dilekçemi gökyüzüne verdim ben
    Yağmur ağlar, meltem ağlar yarama.

    Gözyaşları kiripiklere dizilir
    Damla damla yanaklara süzülür
    Ruh röntgenim duygulara çizilir
    Zülüf ağlar, perçem ağlar yarama.

    Yazan kalem kesin yazmış fermanı
    Kimse sorsam ''yoktur'' diyor dermanı
    Anlatsam çıldırtır dağı - ormanı
    Yangın ağlar, deprem ağlar yarama.

    Aşk yarası ilaç kabul etmezmiş
    Bir gelirse daha dönüp gitmezmiş
    Tıb ilminin aklı fikri yetmezmiş
    Hatip ağlar, ebkem ağlar yarama...

    25 Eylül 1997/Yasaklı Rüyalar(sh.48)

    Abdurrahim Karakoç


    Anadolu Sevgisi


    Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
    Hele boz dumanlar çekilsin de gör.
    Her haftası bayram, her günü düğün,
    Hele yaylalara çıkılsın da gör.

    Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
    Kağnılar yollarda, yoncalar dizde...
    Saydıklarım damla değil denizde,
    Hele bir ekinler ekilsin de gör.

    Görmedin sen bizim mavi suları,
    Karlar eriyince kırar yuları...
    Köpük olur beyaz, sel olur sarı;
    Hele taştan taşa dökülsün de gör.

    Sen bizim köyleri görmedin ki hiç,
    Yolları toz, çamur, evleri kerpiç.
    O kirli kabukta, o en temiz iç;
    Hele bir yakından bakılsın da gör.

    Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı,
    Sevgiyi bulasın, yakına gel ki...
    Kalıplar gerçeği göstermez belki
    Gönül perdeleri sökülsün de gör.

    Vur Emri(sh.116)

    Abdurrahim Karakoç
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Aynanın İki Yüzü

    Bir, zirvede habire şiştikçe şişene bak
    Bir, tabanda her adım yıkılıp düşene bak
    Bir, ülke yansa bile yan gelip yatanlara
    Bir, yangın söndürmeye çarıksız koşana bak.

    Abdurrahim Karakoç


    Ayrılık Havası

    Ben nefret eyledim sizin gerçekten
    Yalanı severim, yalanı gayrı..
    Tiksindim bülbülden, gülden, çiçekten
    Yılanı severim, yılanı gayrı..

    'Sapıtmış bu' diye beni yeriniz
    Hakkımda bin türlü hüküm veriniz
    Omuzumda yüktür dirileriniz
    Öleni severim, öleni gayrı..

    Uzun yaşamayı saymadım sanat
    Kurda yürek oldum,kartala kanat
    Oturup ağlayan korkağa inat
    Güleni severim, güleni gayrı..

    İyinin ardından 'kötü' demezdim
    Kötünün elinden ekmek yemezdim
    Birlikten kopana selâm vermezdim
    Böleni severim, böleni gayrı..

    Yıllarca boş yere canımı sıktım
    Nihayet yol buldum, çığırdan çıktım
    'Bey'den, 'efendi'den, 'sayın'dan bıktım
    'Ulan'ı severim, 'ulan'ı gayrı..

    Vur Emri(sh.204)

    Abdurrahim Karakoç

     
  3. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Bağladım nefsimi zincir yulara

    Dünyayı duvara astım gel de gör

    Rahatı huzuru attım kenara

    Çileyi bağrıma bastım gel de gör



    Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum

    Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum

    Zulüm sıcağında serin yel oldum

    Yürekten yüreğe estim gel de gör.



    Sonu hatırladım, ilki duyunca,

    Kula kul olmadım ömür boyunca!

    Hakkın zehirini içtim doyunca

    Batılın balina kustum gel de gör.



    Ülfetim olmadı iriler ile

    Ağıla girmedim sürüler ile;

    Ölümden korkmayan diriler ile

    Selamı, sabahı kestim gel de gör.



    Aşk ceylanı emzirince sütünü

    Taşa çalıp, kırdım benlik putunu

    Düşmanımdır inkarcının bütünü

    Allah dostlarıdır dostum gel de gör.



    Bazı kötülüğü kovdum elimle

    Bazı kötülüğü yerdim dilimle

    Gücüm yetmeyince kendi halimle

    Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör.



    Çıkar için laf davulu çalmadım

    Hiçbir yerden makam, rütbe almadım

    Bildimse söyledim, korkak olmadım

    Bilmediğim yerde sustum gel de gör.



    Abdurrahim Karakoç
     
  4. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    AYNALARIN ÖTESİ


    Her ne kusur varsa geçen zamanda;
    Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar
    Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda,
    El olur Leylalar ela gözlü yar

    Güzel açar güzelliğin sergisin
    Gün ağartır kara saçın örgüsün...
    Muhabbet faslında ölüm türküsün
    Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar

    Estikçe iş çıkar işin içinde;
    Gençliğin hasret yer sevda göçünde
    Bilmez misin, dört mevsimin üçünde
    Kar olur yaylalar, ela gözlü yar

    Alı al, yeşili yeşilde ara;
    Ahirete gider kalbdeki yara...
    Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara,
    Dökülen ayvalar ela gözlü yar

    Vakit dolar, nakit biter kasanda...
    Sevda bir kitaptır gönül masanda;
    Okusan da olur, okumasan da...
    Kapanır sayfalar ela gözlü yar



    ABDURRAHİM KARAKOÇ
     
  5. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    DOĞMADAN ÖNCE


    Sormuşlar “ezelde aşk var mı? ” diye
    Ben kalpten vuruldum doğmadan önce.
    İster azap deyin ister hediye
    Meçhule sürüldüm doğmadan önce.


    Yılmadan ben bana beni anlattım
    Günahı tövbeyle yıkayıp attım
    Ebed kapısında ölümü taddım
    Kefene sarıldım doğmadan önce.


    Gönlüme sevdanın güneşi doğdu
    Şüphe iklimimi ışığa boğdu
    İlk yağmurum Kâlûbelâ’da yağdı
    Bulandım duruldum doğmadan önce.


    Sevdim, sevgiliye giden yol uzun
    Şerbetini içtim ateşin, buzun
    Bazen girdabına düştüm sonsuzun
    Çok öldüm-dirildim doğmadan önce.


    Duydum ki var varmış, yok yokmuş güya
    Gerçeği alt etti gördüğüm rüya
    Kendi kopyam imiş meğer şu dünya
    Düşündüm, yoruldum doğmadan önce.


    Ezelde, ebedde aşkı gördüm ben
    Mezarda, mabette aşkı gördüm ben
    Gazapta, rahmette aşkı gördüm ben
    Aşk ile karıldım doğmadan önce.




    ABDURRAHİM KARAKOÇ


     
  6. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Bu Çağrı Sanadır


    Bir damla SU gönder bana
    Eğer gönderebilirsen
    Ana sütü gibi tertemiz olsun
    Bir damlası Karadeniz
    Bir damlası Akdeniz olsun

    Bir avuç TOPRAK gönder bana
    Edirne koksun, Ağrı koksun
    Her zerresi burcu burcu
    Türkiye koksun
    Anadolu’dan çağrı koksun

    Bir dilim EKMEK gönder bana
    Yiyince lezzetini hissedeyim
    Bereketini hissedeyim
    Köy köy, tarla tarla
    Memleketimi hissedeyim

    Bir demet ÇİÇEK gönder bana
    Renkleri;
    Sarı, kırmızı, beyaz ve mavi olsun
    Râyihâsı, estetiği
    Semâvi olsun

    Bir tutam SEVDA gönder bana
    Veysel Karani’nin, Yunus Emre’nin
    Sevdasından olsun
    Mevlâna’nın Mevlâ’sından olsun
    Sevdâların hasından olsun

    Bir RÜYA gönder bana
    Yürürken, otururken
    Güneşi, Ayı seyredeyim
    Aradan kalksın tüm duvarlar
    Mâverâyı seyredeyim

    Bir damla ALINTERİ gönder bana
    Yazdığın ŞİİRLERİ gönder bana
    Okumaya ihtiyacım var...

    Abdurrahim Karakoç
     
  7. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    MİHRİBAN (AŞK)



    Sarı saçlarına deli gönlümü

    Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

    Ayrılıktan zor belleme ölümü

    Görmeyince sezilmiyor Mihriban.



    'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor

    Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor

    Lâmbamda titreyen alev üşüyor

    Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.



    Önce naz, sonra söz ve sonra hile..

    Sevilen, seveni düşürür dile

    Seneler, asırlar değişse bile

    Eski töre bozulmuyor Mihriban.



    Tabiplerde ilâç yoktur yarama

    Aşk deyince ötesini arama

    Her nesnenin bir bitimi var ama

    Aşka hudut cizilmiyor Mihriban.



    Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne

    Kar koysan köz olur aşkın külüne..

    Şaştım kara bahtın tahammülüne

    Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.



    Tarife sığmıyor aşkın anlamı

    Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

    Bir kördüğüm baştan sona tamamı..

    Çözemedim.. çözülmüyor Mihriban


    Abdurrahim Karakoç
     
  8. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    ACABA



    Uyuyan göllere ay ışığında

    Sevginin resmini çizsem kim anlar?

    Tomurcuk ayrılıp, gül açtığında

    Yağmurun saçını çözsem kim anlar?



    Bir mekan kaplamış ne varsa nerde

    Kendi ötesini saklar her perde

    Sonsuzluğun sona erdiği yerde

    Huduttan bir kulaç kazsam kim anlar?



    Aşk, kömür beyazı; kin, süt karası

    Eklenir yarama her dost yarası

    Et oldum bıçakla kemik arası

    Cellatla ahdimi bozsam kim anlar?



    Doğumda yalan var, ölümde gerçek

    Bir şeyler anlatır balık, kuş, çiçek

    Kırık gönülleri toplayıp tek tek

    Toplayıp göğsüme dizsem kim anlar?



    Gün geldi zamanı gömdüm kabire

    Dağ oldu aklımın verdiği fire

    Bağlasam telaşı çelik zincire

    Sabrın derisini yüzsem kim anlar?



    İçte deprem olur dışın düğümü

    İhlâssız çözülmez işin düğümü

    Aklımdan geçeni, düşündüğümü

    Okusam kim dinler, yazsam kim anlar?


    Abdurrahim Karakoç
     
  9. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    BEKLEMEK


    Sarıcadüzü'nde bir yığın toprak

    Sulanır her sabah gözyaşlarımla

    Mihriban, Mihriban uyan da bir bak!

    Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda...



    Ardıçlı ağaçlarda gene ay doğar

    Akasya gölgeleri delik - deşik...

    Bir pınar ağlar sabahtan akşama dek

    Yapraklar sallanır, ışıklar söner...

    Büyüdükçe büyür içimde bir dert,

    BEKLEMEK...


    Abdurrahim Karakoç
     
  10. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    BEŞİNCİ MEVSİM



    Düştü can evime dördüncü cemre

    Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.

    Dört yüz seksen beş gün çekti bir sene

    On altıncı aya takvimsiz girdim.



    Aynalara baktım korku gösterdi

    Saatler her sabah kırkı gösterdi

    Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi

    Hayatım boyunca hedefte durdum.



    Gül sundum yediler, koklamadılar

    Armağan can verdim saklamadılar

    Gittim... gelir diye beklemediler

    Kaybolan gölgemi yollara sordum.



    Getirdim yanıma ay'ı bir karış

    Ölçtüm ki dağların boyu bir karış

    Şehiri bir adım, köyü bir karış

    Damlada denizdir en küçük derdim.



    Savurdum, eledim, seçtim zamanı

    Yaprak yaprak, tel tel açtım zamanı

    Haftada üç asır geçtim zamanı

    Nereye gittimse zamansız vardım.



    Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim

    Yazık, kulaklara sığmadı sesim

    Yaşadığım şimdi beşinci mevsim

    Çağın çilesini sırtıma sardım


    Abdurrahim Karakoç
     
  11. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    MİHRİBAN (UNUTURSUN)



    “Unutmak kolay mı? ” deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.



    Zaman erir kelep kelep..

    Meyve dalında kalmaz hep.

    Unutturur birçok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.



    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır...

    Unutursun Mihriban’ım.



    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce...

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.



    Gün geçer, azalır sevgi

    Değişir herşeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.



    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen seni de

    Unutursun Mihriban’ım.


    Abdurrahim Karakoç
     
  12. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    SAATİ YOK EREMİ YOK



    Aşktan yana söz duyunca,

    Ben hep seni düşünürüm.

    Uçsuz hayaller boyunca,

    Ben hep seni düşünürüm.



    Yıldızlar kayar yüceden;

    Renkler sıyrılır geceden;

    Yüreğim sızlar inceden;

    Ben hep seni düşünürüm.



    Aklın ucu değer hiçe;

    Yol ararım içten içe.

    Kâinat uyur sessizce,

    Ben hep seni düşünürüm.



    Korkunun bittiği yerde,

    Haz duyarım perde perde.

    Bir mezar görsem bir yerde,

    Ben hep seni düşünürüm.



    Zaman hep sonsuza akar

    Meyve dökülür, dal kalkar.

    Çiçeklere bakar bakar,

    Ben hep seni düşünürüm.



    Rüzgâr eser ilden il'e

    Sağlıkta bitmez bu çile.

    'Var'dan öte, 'Yok'ta bile

    Ben hep seni düşünürüm.


    Abdurrahim Karakoç
     
  13. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Aramızdaki Fark

    Sen dünden gelirsin, ben yarından gelirim
    Doğmadık bebekler diyarından gelirim.
    Sen müebbet inkârda kılmışsın kararı
    Ben Kalubelâ’nın ikrarından gelirim.

    Abdurrahim Karakoç
     

Bu Sayfayı Paylaş