Abdullah haddâdî

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Dine tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Abdullah haddâdî konusu ABDULLAH HADDÂDÎ

    Evliyânın büyüklerinden İsmi, Abdullah olup babasının ismi Alevî'dir Evlâd-i Resûl olup, seyyiddir 1634 (H 1044) senesi Safer ayının beşinde Pazartesi günü Yemen'in Terîm şehrinde doğdu 1720 (H 1132) senesi Zilkade ayının yirmi üçünde Salı günü akşamı Terîm'de vefât etti

    Abdullah Haddâdî Allahü teâlânın yardımına, lütuf ve ihsânına kavuşup küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi Sonra ilim tahsîline başladı Zamânının büyük âlimleriyle görüşüp derslerini dinledi Onların arasında en güzel şekilde yetişti Fıkıh ilmini Kâdı Sehl bin Ahmed ve başkalarından öğrendi Küçük yaşta ilimde söz sâhibi oldu Çok zekî ve hâfızası çok kuvvetli idi Okuduğunu ve gördüğünü hiç unutmazdı Bu sebeple ilim kapıları kendisine açıldı Çok ibâdet eder, öğrendikleriyle amel ederdi İlimdeki üstünlüğü herkesi hayran bırakırdı

    Abdullah Haddâdî 1668'de Haremeyn-i şerîfeyne, Mekke-i mükerreme ile Medîne-i münevvereye gitti İlim öğrenmek için pek çok yere yolculuklarda bulundu Kabirleri ziyâret eder, buna çok önem verirdi

    Talebesi Selî onun hakkında şöyle bildirdi:

    "Seyyid Abdullah bin Alevî'nin yanına kim gelirse onun kalbinden ve hâtırından geçenleri bilir ve haberdâr olurdu Yanına gelenin nesebini ve soyunu, ne iş için geldiğini önceden söylerdi Bir gün bir kimse gelip bir suâl sormak istedi Ona; "Senin suâlin şöyledir, fakat daha zamânı değildir" buyurdu

    Bir gün Hacer denilen yerde, yanına Şerîf Berekât bin Muhammed gelip, isteğinin kabûlü için duâ etmesini istedi Şerîf Berekât o zaman Mekke emîri değildi Haddâdî de duâ etti O gidince duâ isteyen kişinin kim olduğunu sordu Oradakiler; "Efendim bu zât Mekke'nin eşrâfından bir kimsedir" dediler Abdullah Haddâdî; "O bizden Mekke'nin emîri olmak için duâ istedi Biz de duâ ettik, Allahü teâlâ duâmızı kabûl etti Bu vazîfe ona müyesser olacak" buyurdu Çok geçmeden Şerîf Berekât, Mekke-i mükerreme emirliğine tâyin edildi

    Seyyid Abdullah Haddâdî hazretleri bir gün talebesi Şeyh Hüseyin bin Muhammed ile birlikte hac için yola çıktı Medîne-i münevvereye vardıklarında talebesi orada hastalandı Yakalandığı hastalık çok şiddetli idi Talebe nerede ise vefât edecekti Seyyid Abdullah Haddâdî hazretleri hastanın başı ucuna oturduğunda onun ömrünün bittiğini anladı Oradaki talebelerinden bir cemâati topladı ve; "Her biriniz onun selâmeti için duâ edin" buyurdu Seyyid Ömer Emin isimli talebe; "Efendim ben ömrümden bir kısmını ona hîbe ettim" dedi Bunun üzerine Seyyid hazretleri Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) kabr-i şerîfine gidip duâ etti ve şefâat istedi Ziyâretten sonra Seyyid Abdullah Haddâdî sevinçle; "Allahü teâlâ duâmızı kabûl etti O istediğini yapmağa kâdirdir" buyurdu Allahü teâlânın izni ile talebesi Şeyh Hüseyin hastalıktan kurtuldu Bir zaman sonra Seyyid Abdullah, Yemen'in Terîm şehrinde iken buyurdu ki: "Bu sene Şeyh Hüseyin vefât edecek" Buyurduğu gibi o sene Şeyh Hüseyin Mekke-i mükerremede vefât etti

    Abdullah Haddâdî çok eser yazdı Bunlardan bâzıları şunlardır: 1) İthâf-üs-Sâil bi Ecvibet-il-Mesâil, 2) Dîvân (Dürr-ül-Manzûm li Zevil Fâdıl vel-Fühûm), 3) Da'vet-üt-Tâmme vet-Tezkirat-ül-Âmme fil-Va'z, 4) Nesâyih-üd-Dîniyye, 5) El-Müâvenetü vel-Müâzerâtü lir-Râgıbîn

    YAZDIKLARINIZI SUYA KOYUN

    Seyyid Abdullah, uzun boylu ve gür saçlı olup, güler yüzlüydü Kendisine eziyet ve sıkıntı verenlere af ve sevgi ile muâmele ederdi Sözü, sohbeti hoş idi Bozuk ve kötü yolda bulunan bir kimse yanına geldiğinde onun iyi yola girmesi için bütün gücü ile çalışırdı Çok kerâmetleri görüldü Kerâmetlerini göstermekten çok çekinirdi Bâzı talebeleri kerâmetleri hakkında risâleler yazmışlardı Bu durumdan haberi olunca onları çağırıp; "Yazdığınız kâğıtları suya koyun Yazıdan hiçbir eser kalmasın" buyurdu Onlar da hocalarının dediğini yaptılar, sonra talebelerine; "Böyle şeyleri yazacağınıza dînî nasîhatler, îmân bilgileri, fıkıh bilgileri, fetvâ kitapları ve bunlar gibi faydalı kitaplarla meşgûl olmanız yazmanız daha uygun olur" buyurdu

    1) Mu'cem-ül-Müellifîn; c6, s 85
    2) Silk-üd-Dürer; c3, s 91
    3) Esmâ-ül-Müellifîn; c1, s 480
    4) Îzâh-ul-Meknûn; c1, s 4, 69
    5) Brockelmann; Sup-2, s 386
    6) El-A'lâm; c4, s 104
    7) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c2, s 128
     

Bu Sayfayı Paylaş