Abdullah Bİn Zeyd

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Dine tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Abdullah Bİn Zeyd konusu ABDULLAH BİN ZEYD
    Tâbiîn devri velîlerinden İsmi, Abdullah bin Zeyd bin Amr el-Cevmî, künyesi Ebû Kilâbe'dir Basra'da doğdu Doğum târihi bilinmemektedir 722 (H104) senesinde Şam'da vefât etti

    Abdullah bin Zeyd, Eshâb-ı kirâmdan Sâbit bin Kays, Enes bin Mâlik ve Tâbiînden büyük âlim Katâde'den (ranhüm) ders alıp ilimde yükseldi Hadîs-i şerîf ilminde sika, sağlam, güvenilir bir zât oldu Bir hadîs-i şerîfi öğrenmek için uzun süre seyâhat ederdi Bu hâlini şöyle anlatır:

    Hiç bir işim olmadığı halde Medîne'de, sırf bir hadîs-i şerîfi daha önce duymuş olan bir şahıstan dinlemek için üç gün kaldım

    Hadîs-i şerîflerin toplanıp, yazılması için uğraşırdı Vefâtından evvel, kitaplarının Tâbiînin büyüklerinden, fıkıh âlimi ve evliyâdan Ebû Eyyûb-i Sahtiyânî'ye verilmesini vasiyet etti Bir deve yüküne yakın kitâbı Ebû Eyyûb-i Sahtiyânî'ye verildi

    Abdullah bin Zeyd devamlı helâl kazanmayı teşvik ederdi Bir gün Eyyûb-i Sahtiyânî'ye; "Çarşıya git, iş ara Zirâ en büyük huzûr insanlara muhtâc olmamaktır" buyurdu Başka birine de; "Seni, geçimini temin ederken görmek, câmi köşesinde görmemden daha sevimlidir" buyurdu Döküntü hurma satan ve sohbetine devâm eden bir talebesi vardı Ona; "Ben, senin sohbet meclisinden faydalandığını zannediyordum Fakat şu bir hakikattir; Allahü teâlâ kötü olan her şeyden bereketini almıştır" buyurdu

    Çok sıcak bir günde bir kâfile ile hacca gidiyordu Susuzluğu çok şiddetli idi Ellerini açıp; "Yâ Rabbî! Sen hararetimi ve susuzluğumu giderirsin" diye duâ edince, başı üzerinde bir bulut belirip üzerine yağmur yağdı Elbisesi ıslandı ve susuzluğu gitti Lâkin kâfilede bundan başkasına bir damla yağmur düşmedi

    Abdullah bin Zeyd hazretlerinin hikmetle dolu pekçok nasîhat ve sözleri vardır Bir gün; "Hem dünyâ, hem de âhirette yaşayan kimseye ne saâdet!" buyurunca; Âhirette nasıl yaşandığı kendisinden soruldu, cevâbında; "Böyle bir insan dünyâda Allahü teâlâyı hatırından çıkarmadı, dâimâ O'na yalvardı ve bu sâyede âhirette O'nun rahmetine mazhar oldu" buyurdu

    "Kimlerden uzak duralım?" diye soruldu Cevâben; "Arzu ve istekleri peşinden koşanlarla berâber oturup kalkmayınız Onlarla konuşmayınız Çünkü, sizi kendi sapıklıklarına düşürmelerinden zihninizi karıştırmalarından korkuyorum" buyurdu

    Bir tanıdığı arkadaşından şikâyet etmişti "Sana, din kardeşinden istemediğin bir şey ulaşırsa, onun için bir özür ara Bir mâzeret bulamazsan, kendi kendine, belki benim bilmediğim bir durum vardır, de" buyurdu

    Bid'at yâni dinde sonradan ortaya çıkarılan ve dindenmiş gibi olan hurâfelere ve bid'at sâhiblerine çok kızar ve şöyle derdi:

    "Bid'at ehli ile oturmayınız Onlarla sohbet etmeyiniz Zîrâ sizi dalâlete düşürebilirler veya bilmediğiniz kötülüklere bulaştırabilirler Bir kimse bir bid'at ortaya çıkarırsa onunla harb ederim"

    İlim sâhipleri sorulduğunda:

    "Âlimler üç kısımdır Bir kısmı, ilmi ile amel eder, insanlar da onun ilmiyle amel ederler Diğer bir kısmı, ilmi ile amel eder, fakat insanlar onun ilmiyle amel etmez Başka bir kısmı da ilmiyle kendisi amel etmediği gibi insanlar da amel etmez" buyurdu

    Kendisine münâfıkların âhiretteki hâlleri nasıldır? denildi Buyurdu ki:

    "Kıyâmet günü Arş-ı a'lâ tarafından bir münâdî Yûnus sûresi 62 âyet ile meâlen; "Ey Allah'ın sevgili kulları! Sizin için bir korku yoktur Siz mahzûn da edilmezsiniz" nidâ eder Bu nidâdan sonra herkes başını yukarı kaldırır ve; inandık îmân ettik, derler Ancak, münâfıkların başları hiç yukarı kalkmaz ve eğik kalır"

    Bir defâsında da; "Allahü teâlâya şükre sebeb olan dünyâlık insana zarar vermez" buyurdu

    "Bir sözü anlamayacak kimseye söyleme! Çünkü o söz, ona zararlı olup, fayda vermez"

    Abdullah bin Zeyd hazretleri namazlardan sonra "Allahümme innî es'elüke't-tayyibât ve terk-el-münkerât ve hubbe'l-mesâkîn ve en tetûbe aleyye ve izâ eradte Lî ibâdike fitneten en teveffenî gayre meftûnin" duâsını okurdu

    Bir talebesi nasîhat istediğinde rivâyet ettiği şu hadîs-i şerîfleri bildirdi

    "Üç şey vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse imânın tadını bulur Birincisi, bir kimseye Allah ve Resûlü, başkalarından daha sevgili olmak İkincisi, bir kimse sevdiğini Allah için sevmek Üçüncüsü, bir kimseyi Allah küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmekten, ateşe atılmaktan tiksindiği gibi tiksinmek"

    "İşlerin en hayırlısı, çok aşırı veya eksik olmayıp, orta mertebede olanıdır"

    1) Hilyet-ül-Evliyâ; c2, s282
    2) El-A'lâm; c4, s88
    3) Tehzîb-üt-Tehzîb; c5, s224
    4) Tezkiretü'l-Huffâz; c1, s94
    5) Sünen-i Dârimî; c2, s470
    6) Câmiu Kerâmât-il Evliyâ; c2, s104
    7) Tehzîb-i İbn-i Asâkir; c7, s426
     

Bu Sayfayı Paylaş