Abdullah İbnİ Vehb

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Dine tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Abdullah İbnİ Vehb konusu ABDULLAH İBNİ VEHB
    Mısır'da yetişen âlim ve velîlerden İsmi Abdullah bin Vehb el-Fihrî, künyesi Ebû Muhammed'dir 742 (H125) senesinde doğdu 812 (H197) senesinde vefât etti Fıkıh ve hadîs ilminde güvenilir ve fazîlet sâhibi bir zât idi

    Abdullah ibni Vehb, küçük yaşta ilim tahsîline başladı İlim öğrendiği hocalarının sayısı üç yüz yetmiş civarındadır Bunların en meşhurları İmâm-ı Mâlik, Havye bin Şüreyh, Saîd bin Ebî Eyyûb, Leys bin Sa'd, Süleymân bin Bilâl, İbn-i Cüreyc, Süfyân-ı Sevrî veSüfyân bin Uyeyne hazretleri gibi büyüklerdir İmâm-ı Mâlik hazretlerinin derslerinde kemâle gelip olgunlaştı İmâm-ı Mâlik, Abdullah bin Vehb'e yazdığı mektuplarında; "Mısır'ın fakihi (fıkıh âlimi) Ebû Muhammed Müftî" diye hitâb ederdi Bundan başkasına fakîh diye hitâb etmez ve yazmazdı Abdullah bin Vehb'e ayrıca "Dîvân-ül ilm" yâni İlmin kütüphânesi denilmiştir Hadîs-i şerîf ilminde hâfız, yüz bin hadîs-i şerîfi, râvileri ile birlikte ezbere bilen ünvânı verildi Kendisinden rivâyet edilen hadîs-i şerîflerin sayısı yüz bin civârındadır İmâm-ı Mâlik'in talebelerinden, hocası tarafından en çok sevilen ve sünneti en iyi bilen olduğu rivâyet edilmektedir Ahmed bin Sâlih; "İbn-i Vehb'den daha fazla hadîs-i şerîf rivâyet eden birini tanımıyorum" dedi

    Hazret-i Abdullah bin Vehb, fıkıh ilminde de çok yüksek idi Bu yüzden, kendisi için; "Hadîs ilmi ile fıkıh ilmini cem' eden" buyruldu Bir defâsında, İmâm-ı Mâlik'in huzurunda, İbn-i Kâsım ile İbn-i Vehb'den bahsediliyordu İmâm-ı Mâlik; "İbn-i Vehb bütün ilimlerde âlimdir İbn-i Kâsım ise sadece fakîhdir" buyurdu

    Medîne ahâlisi bir meselede ihtilaf ettikleri vakit, İbn-i Vehb'in gelmesini beklerler, geldiği zaman ihtilaf ettikleri meseleyi kendisine arzedip verdiği fetvâyı kabûl ederlerdi

    Abdullah ibni Vehb buyurdu ki: "Allahü teâlâ beni, İmâm-ı Mâlik ve Leys bin Sa'd vesîlesi ile dalâlete düşmekten kurtardı" "Bu nasıl oldu?" diye sordular "Ben hadîs-i şerîfleri toplamakla meşgûl iken, bana ulaşan çeşitli rivâyetler karşısında şaşırıp kalmıştım Ne zaman ki, İmâm-ı Mâlik ve Leys bin Sa'd hazretleri ile karşılaştım Onlar beni, şu rivâyeti al, şunları alma Bu hadîs-i şerîfin mânâsı şudur Şunun mânâsı şöyledir, diye îkâz ettiler Böylece şaşırmaktan ve dalâlete düşmekten kurtuldum" buyurdu

    Bir defâ, zamanın halîfesi, kendisine mektup yazıp, kâdı olması için teklifte bulundu ise de, mesûliyetinin çok ağır olması sebebiyle kabûl etmedi "Niçin kabûl etmiyorsunuz? Allahü teâlânın kitâbı, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) sünneti ile hüküm verirsiniz" diyenlere; "Bilmiyor musunuz? Kıyâmet günü âlimler peygamberler ile ve kâdılar sultanlar ile berâber haşr olunacaklar, berâber diriltilecekler" buyurdu

    Öğrendiği ilmi başkalarına da öğretti Bu şekilde yetiştirdiği talebelerin en meşhurları arasında kardeşinin oğlu, Ahmed bin Yûsuf et-Tenîsî, Ahmed bin Sâlih el-Mısrî, İbrâhim bin Münzir, Yahyâ bin el-Mekâbirî bulunmaktadır

    Yahyâ bin Bekir diyor ki: "Hazret-i Abdullah ibni Vehb'in ömrünün üçte biri, kendi nefsini terbiye ve hesâba çekmekle, üçte biri ilim öğretmekle ve üçte biri de hacca gidip gelmekle geçmiştir"

    Otuz altı defâ hac ettiği rivâyet edilmektedir

    İmâm-ı Ahmed bin Hanbel'e İbn-i Vehb hakkında sordular Buyurdu ki: "İbn-i Vehb akıllı, din ve sâlih ameller sâhibidir"

    Abdullah ibni Vehb hazretleri bir gün bir kimsenin; "(Kâfirler) (Cehennem) ateşinin içinde birbirleriyle çekişirlerken, zayıf olanlar, o büyüklük taslıyanlara; "Biz size uymuştuk, şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz?" derler" (Mü'min sûresi: 47) âyet-i kerîmesini okuduğunu işitti Titremeye başladı ve uzun müddet kendisine gelemedi

    Bir gün talebeleri kendisine; "Korktuğumuzdan emin olmak için ne yapalım?" dediler O zaman onlara Peygamber efendimizin şu hadîs-i şerîfini okudu:

    "Biriniz bir yere indiği zaman, (Eûzü bi-kelimâtillahittâmmâti min şerri mâ haleka) desin Çünkü oradan gidinceye kadar hiç bir şey ona zarar ve kötülük yapmaz"

    Yine kendisinden; duânın kabûl edilmesi, hayır ve misâfire ikrâmdan soruldu O zaman şu hadîs-i şerîfleri okudu:

    "Kul günâh veya kat'-ı rahm (sılayı rahmi terk) dâvâsında bulunmadıkça ve acele etmedikçe duâsı kabul edilir" Eshâb-ı kirâm; "Yâ Resûlallah, acele etmek nedir?" diye sorunca; "Duâ ettim de kabul edildiğini görmedim der ve o anda vaz geçerek duâyı bırakır" buyurdular

    Bir kimse Peygamber efendimize suâl edip "Müslümanların hangisi daha hayırlıdır?" dedi Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); "Elinden ve dilinden müslümanların emîn olduğu kimsedir" buyurdu

    "Her kim Allah'a ve âhiret gününe îmân ederse ya hayır işlesin, yahud sussun Her kim Allah'a ve âhiret gününe îmân ederse, komşusuna ikrâm etsin Her kim Allah'a ve âhiret gününe îmân ederse, misâfirine ikrâm etsin"

    Bir gün huzurunda kendisinin telif ettiği Kitabu Ahvâl-il Kıyâme isimli eserinden, kıyâmet hallerine ait mevzular okunuyordu Kitap bittiğinde, benzi sararmış, yüzünün kanı çekilmişti Bundan sonra hiç konuşamadı ve birkaç gün sonra vefât etti

    Abdullah ibni Vehb'in son sohbetindeki nasîhati; "Kişinin beğendiği şeyi başkası için de beğenmesi güzel olur Kendisine faydası olmayanın başkasına faydası olmaz" şeklinde idi

    Abdullah ibni Vehb hazretleri İmâm-ı Mâlik'den duyduğu hadîs-i şerîfleri, eserleri (Eshâb-ı kirâmdan nakledilen sözleri), edeb ve terbiye ile alâkalı meseleleri toplayıp El-Mücâlesât adında bir kitap meydana getirdi Ayrıca, hadîs ilmine dâir El-Câmi adlı iki cildlik eseri ve yine Muvatta-ı Sagîr, Muvatta-ı Kebîr, Kitâbu Ahvâl-il-Kıyâme ve Tefsir-ul Kur'ân adlı eserleri vardır

    1) Vefeyât-ûl-A'yan; c3, s36
    2) Hilyet-ül-Evliyâ; c8, sh324
    3) Tehzîb-üt-Tehzîb; c6, s71
    4) El-A'lâm; c4, s144
    5) Tezkiret-ül-Huffâz; c1, s279
    6) Brockelmân; Sup1, s257
    7) Şezerât-uz-Zeheb; c1, s347
    8) El-İntika; s48
    9) Ed-Dîbâc; s132
    10) Tertîb-ul-Medârik; c2, s421
    11) Mu'cem-ül-Müellifîn; c6, s162
    12) İzâh-ul Meknun; c1, s438, c2, s428
    13) Mizan-ul-İ'tidal; c2, s86
     

Bu Sayfayı Paylaş