Abdulkadir Geylani - Fütuhu’l Gayb (Kitap Özeti)

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda NeslisH tarafından 29 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Abdulkadir Geylani - Fütuhu’l Gayb (Kitap Özeti) konusu
    Orijinali : Fütuhu’l-gayb
    Eser yazarı : Abdulkadir Geylani
    Yayınevi : Gelenek Yayıncılık, 2003
    Çeviren : İlyas Aslan - Derya Çakır
    Şerh : İbn Teymiye

    • Mü’min a) Emredilene itaat, b) Nehyedileni terk, c) Kadere rıza etmelidir.

    • “İşte bu Allah (cc)’ın lütfudur; onu dilediğine verir. Allah (cc) büyük lütuf sahibidir” (Cum’a; 4)

    • “Eğer mü’min iseniz Allah (cc)’a tevekkül ediniz” (Maide; 23)

    • Eğer bir hâlde isen daha yukarıda ve daha aşağıda başka bir hâli isteme. Eğer hükümdarın kapısında isen oraya isteyerek değil de zorla girinceye kadar eve girmeyi tercih etme. “Zorla” ile; kuvvetli, vurgulu ve tekrarlanan bir emri kastediyorum. Girmeye zorlanınca ve sonunda hükümdar tarafından tam bir cebir ve lütufla eve girinceye kadar sabret. İşte o zaman hükümdar kendi fiilinden dolayı seni cezalandırmaz. Tercihini kötüye kullanman, açgözlülüğün, sabırsızlığın, edepsizliğin, içinde bulunduğun hâle razı olmaman yüzünden ise cezaya dûçar olursun. Bu hâl hasıl olduğunda, en yüce zirveye yükselmeyi talep etmeksizin sana emredilen meşgale ve hizmeti hakkıyla yerine getirerek; edepli, başı önünde ve gözlerin kapalı bir hâlde ol. Allah (cc) buyuruyor ki; “Ve sakın; pek çoklarına onları sınamak ve avunsunlar diye verdiğimiz dünya parlaklığına gözünü dikme! Zira Rabbin’in rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır” (Taha; 131)

    • Hayrın tamamı; hâli koruma, buna razı olma, başka şeylere îltifat etmemede bulunur. Zîrâ bu hayır; ya senin kısmetindir, ya başkasının kısmetidir ya da hiç kimsenin kısmeti değil de Allah (cc) onu bir imtihan olsun diye yaratmıştır. Eğer senin kısmetin ise; iste ya da isteme sana ulaşır; bu yüzden onu talep ederken su-i edep ve aç gözlülüğün sende sadır olmaması gerekir. Eğer senden başkasının kısmetiyse; o kişiye ulaşmaması için çaba harcayıp yorulma. Sana asla ulaşmayacaktır. Eğer hiç kimsenin kısmeti değil de yalnızca imtihan için yaratılmışsa; insan nasıl olurda bunu kendisi içen arzular. Bütün hayrın ve selametin, hâli korumada olduğu sabit olduğuna göre; odaya girdiğin zaman, sonrasında çatıya çıktığın zaman da başını öne eğ ve edepli ol. Hatta daha fazla dikkatli ol, çünkü orada iken hükümdara daha yakın ve tehlikeye daha açık durumdasın. Burada ne daha yukarısı ne de daha aşağısını isteme. Orada iken vasfını değiştirme. Senin için bir tercih söz konusu olmasın. Zîra bu hâl, nimetine nankörlük etmektir.

    • “Eğer şükrederseniz size daha fazlasını elbette vereceğim. Nankörlük ederseniz muhakkak azabım şiddetlidir.” (İbrahim; 7)

    • “Sabredenlere mükafatları hesapsız verilir” (Zümer; 10)

    • “İçinizden mücahidleri ve sabredenleri bilmek ve durumlarınızı anlamak için sizi sınayacağız” (Muhammed; 31)

    • “Eğer halktan uzaklaşıp Hakk’a yöneldiyseniz; insanlardan dillerinizle bir şey istemeyiniz. Bunu terk ettiğinizde kalplerinizle de bir şey istemeyiniz. Zira; kalp ile istemek dil ile istemek gibidir. Ayrıca bilin ki; Hakk teala her an bir iştedir, değiştirir ve dönüştürür, yükseltir ve alçaltır. Bazılarını illiyine yükseltirken; bazılarını da esfel-i safiline indirir. İlliyine yükselenlerin; korkuları esfel-i safiline düşmektir, ümitleri ise sahip oldukları yüksekliği koruyarak orada bâki olmak; esfel-i safiline indirdiklerinin ise korkuları içinde bulundukları alçaklığın muhafazasıyla orada baki kalmaları, ümitleri kendilerinin illiyine yükseltilmeleridir”

    • “Dünya mü’minin zindanı, kafirin cennetidir”, “Takvalı kişi gemlenmiştir”

    • “Hoşlanmadığınız halde savaş size farz kılındı. Hoşlanmadığınız bir şey belki sizin için daha hayırlıdır. Ve sevdiğiniz bir şey de olaki sizin için daha şerlidir. Allah (cc) bilir sizler bilemezsiniz” (Bakara; 216)

    • “Bana dua edin dualarınızı kabul edeyim” (Gafir; 60)

    • Bela; kalbi ve yakini güçlendirir, iman ve sabrı sağlamlaştırır.

    • Aşağı olmaya razı ol. Böylece her türlü yukarı sana yüceltici gelecektir.

    • Sen iste yahut isteme; senin hakkında takdir edilen seni bulur. Bu hususta O’na “şöyle olsun” “böyle olsun” diye yol göstermeye kalkma.
    ….
    …..
    ….
    Yavaş ol ey aceleci; yavaş, yavaş! …
    ….
    • “Kim Allah (cc)’tan korkarsa, Allah (cc) ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah (cc)’a güvenirse O, ona yeter” (Talak; 2,3)

    • “Allah (cc)’tan lütfunu isteyin”(Nisa; 32)

    • “Allah (cc) sabredenlerle beraberdir” (Bakara; 153)

    • Bir melik avamdan birini vilayetlerinden birinde vâli olarak tayin etmiş. Ona hilat giydirmiş ve onu; sancak, bayrak, zil ve davullarla donatılmış bir ordu ile techizatlandırmış. Bir müddet geçtikten sonra, adam durumunun bu şekilde sürüp gideceğinden emin olmuş. Adının sanının anılmadığı; fakir, zelil ve nakıs olan o ilk halini unutmuş. Ve kendini beğenmeye başlamış. Kibirlenme ve övünme içine girmiş. Tam bu haliyle mesrur iken de; melikten azli gelmiş! İşlediği cürümlerden, emir ve yasaklarına gösterdiği lakaydilikten dolayı melik onu sorgulamış. Bunun sonucunda, sıkıntılar ve geceler boyunca gidip gelmelerle geçen uzun bir hapse maruz kalmış. Zorluğu, zilleti ve fakirliği artmış. Kibri ve övünmesi erimiş. Nefsi kırılmış. Heva ateşinin alevi sakinleşmiş… bunların tamamı melikin gözü önünde ve ilmi dairesinde olmuş. Bunun üzerine melik, melik rahmet ve merhamet nazariyle bakmış ve ona acımış. Hapisten çıkarılmasını emretmiş. İhsanda bulunmuş ve hilatini yeniden giydirmiş. Bu ibretli dersle birlikte valilik görevini de iade etmiş. Bu dersi; bu haliyle sebat etsin, arınmış, kemale ermiş ve huzura kavuşmuş bir şekilde kalsın diye mevhibe olarak vermiş.

    • “Dilediği şeyleri mutlaka yapan” (Burûc; 16)

    • Nebi Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Nimet vahşidir, şükürle onu bağlayın!”

    • ‘Allah (cc)’a duâ etmem, çünkü o şey benim kısmetimse istesem de istemesem de gelecektir. Şayet kısmetim değilse, zaten duayla bana verilmez’ deme! Haram kılınmış ve ifsad edici bir şey olmadığı sürece, dünya ve Ahiret hayırlarından muhtaç olduğun ve istediğin her ne varsa, onu Azze ve Celle’den iste! Çünkü Allah (cc) istemeyi emretmiş ve ona teşvik etmiş.

    • Mü’min kıyamet günü sahifesinde işlemediği iyilikler görür. Kendisine sorulur: onları hatırlamıyor musun? Hatırlamıyorum, bunlar neden dolayı bana verildi, dediği zaman, kandisine: dünya yurdunda beklediğin isteklerinin bedelidir, denilir.
     

Bu Sayfayı Paylaş