Aşıkların Hâl Tercümesi

'Makaleler-Denemeler' forumunda Dine tarafından 13 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Aşıkların Hâl Tercümesi konusu MUSA İĞREK
    [​IMG]
    Feridüddin-i Attâr, bir gün dükkânında alışverişle meşgulken bir derviş çıkagelir Gözleri dolarak bir âh çeker Attâr ona, “Neden öyle abdal abdal bakınıp duruyorsun? Yürü git işine! Senin için hayırlısı budur” der Derviş, “Ben yükü hafif bir adamım Dünyada bu hırkadan başka bir şeyim yok
    Böyle olunca, bu dünya pazarından çabuk ve kolaylıkla geçip giderim Fakat sen bu ağır yükleri derleyip topla kendi başının çaresine bak!” diye cevap verince Feridüddin-i Attâr; “Sen bu dünyâdan nasıl geçip gidersin?” der O derviş de, “Bu hırkayı sırtımdan çıkarır, başımın altına yastık yapar, canımı Hakk’a teslim ederim” diyerek hırkasını başının altına koyar ve Allah deyip oracıkta can verir Bunu gören Attâr yüreğinden vurulmuşa döner Meczubun sözleriyle dertlenir, kendinden geçer Malını mülkünü Allah için sarf eder, ardından aşka yönelir

    Böyle rivayet edilir, Nişâbûrlu Feridüddin-i Attâr’ın (hicri 540-618) dervişliğe yönelişi En çok da otuz kuşun aşka yolculuğunu anlattığı Mantık Al Tayr adlı eseriyle dilden dile, kulaktan kulağa dolaştı adı Geride pek çok manzum eser bırakan Attar’ın tek mensur eseri Evliya Tezkireleri, Prof Dr Süleyman Uludağ tarafından tam metin olarak ilk kez 1984’te yayımlanmıştı Kitap şimdi de Kabalcı Yayınevi’nin Şark Klasikleri Dizisi’nden çıktı Tasavvuf tarihi adına büyük önem taşıyan bu kitapta, Veysel Karani’den Hasan Basri’ye, Râbiatü’l Adeviye’den İbrahim bin Edhem’e, Bâyezid-i Bistâmî’den Cüneyd-i Bağdadî’ye pek çok İslam âliminin hâl tercümesi anlatılıyor Attâr’ın Evliya Tezkireleri, eski zaman insanlarının dilinden düşmeyen, dedelerin ninelerin kulağa üflediği menkıbeleri günümüz okuyucusuna hatırlatıyor

    “Attâr”, tabiplikten az çok anlayan, güzel kokular ve ilaçlar satan kişilere denir Doğudaki âlim ve şairlerin pek çoğu da bu meslekle uğraşmıştır Feridüddin-i Attâr’a gelince; bu hassas ruhlu şair, bilinen anlamda ne bir şeyhin müridi ne de mutasavvıftı Dervişane hayat tarzını benimseyen tasavvuf âşığı bir kimseydi Tarikatın edep ve erkânından çok tasavvuf felsefesine tutkundu Kendinden sonraki pek çok mutasavvıfa da rehber oldu En çok da Hz Mevlânâ’nın gönlünde yer etti denilebilir On iki yaşındayken Nişabur’da Attâr ile karşılaşan Mevlânâ “Hallac’ın ruhu Attâr’da tecelli etmiştir” demiş ve onu “Ey aziz! Her ne söyledimse hakikatte / Ben onu Attar’dan duymuşumdur…” sözleriyle anlatmıştır

    Bir tasavvuf klasiği

    “Tezkire” sözcüğü, “iyi ve güzel şeyleri anmaya vesile olan” anlamına geliyor Bir tasavvufi hikayeler toplamı olarak adlandırılabilecek Evliya Tezkireleri’nde de âriflerin ve evliyaların güzel hallerini anlatan yaklaşık bin menkıbe ve iki bin küsur özlü söz yer alıyor Attâr vefatından yaklaşık bir yıl önce kaleme aldığı eserini, yalın bir dille yazmış Bu sadelik, Evliya Tezkireleri’nin Attâr’ın döneminde ve sonrasında ilgi görmesine sebep olmuş Başta Anadolu olmak üzere pek çok yerde okunan bu tezkire, tasavvuf klasiklerinin en önemli eserlerinden biri Kitap, bir çeşit tasavvuf ve ahlaki bilgiler ansiklopedisi olarak da tanımlanabilir Hallac’ın tasavvufi geleneğini devam ettiren, Bâyezid-i Bistâmî ve Ebû Said gibi sufilerin izinde giden Attâr sekr, cezbe, vecd, aşk, şevk gibi manevi hallere önem vermiş ve eserine aldığı evliyaların hayatlarını anlatırken ister istemez tasavvufun bu temel kavramlarından da söz etmiş Attâr bu sayede İslam tasavvuf ahlakının hemen hemen bütün meselelerini menkıbeler yoluyla aktarmış Attâr, Evliya Tezkireleri’nin girişinde eseri yazma gayesini, ‘dostların ricası’, ‘geriye bir yadigar’ bırakma isteği, ‘evliyalardan, âriflerden nasiplenme, onlara olan muhabbet’, ‘kendi acziyetini görme’ ve ‘kalbin huzur bulmasına bir katkı’ gibi pek çok sebebe bağlar Tezkiredeki evliyalar anlatılırken kimi zaman Kur’an-ı Kerim’den âyetler, kimi zaman hadisler kimi zaman da rivayetlerden yararlanılmış Süleyman Uludağ’ında kitaba ayrı bir tat veren çevirisini de anmak lazım Modern zamanların insanı için artık menkıbe-kıssa kültürü gitgide yok olsa da böyle eserlerin yeniden okur önüne çıkması belki de “Kıssaları hikaye et, umulur ki düşünürler (A’râf, 16)” ayetinin sırrına bizi biraz olsun yakınlaştırır
     

Bu Sayfayı Paylaş