Ağrıların Çoğu Psikolojik!...

'Psikoloji' forumunda Dine tarafından 15 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ağrıların Çoğu Psikolojik!... konusu Ağrıların Çoğu Psikolojik!...


    Hastanelere ve sağlık kuruluşlarına başvuranların yaklaşık yüzde 40'ı ağrılarından yakınıyor. Hiçbir bedensel sorunu olmadığı halde yıllardır ağrı çeken ve doktor doktor dolaşan binlerce insan var. Böyle durumlarda psikolojik etkenlerin ele alınması gerekiyor.

    Ağrının Ruhsal Kökeni

    Ağrı şikayeti ile birçok hastalığın ilişkisi olduğu gibi kişinin ruhsal durumu ile ağrı arasında da doğrudan bir ilişki bulunuyor. Ağrı tıbbi-cerrahi bir hastalığın belirtisi veya sonucu olabileceği gibi tamamen psikolojik nedenler sonucu görülen bir şikayet de olabilir. Ağrı hangi nedenden kaynaklanırsa kaynaklansın giderek kronik ağrıya dönüşebilir. Bedensel bir hastalıktan kaynaklanan ağrılar zaman içinde kişide sıkıntıya ağrıların geçmeyeceğine dair umutsuzluğa bıkkınlığa ve sonunda "depresyon"a yol açabilir. Bu tür durumlarda bedensel hastalık düzelse bile içinde bulunulan depresyon nedeniyle ağrı yakınmaları devam eder ve kronikleşir.

    Maskeli Depresyon Olabilir

    Ağrı çok yönlü araştırılması gereken bir belirtidir. Ağrının sadece "fizyolojik" ya da sadece "psikolojik" olarak ele alınması doğru değil. Ağrılı durumların kişinin günlük yaşamına getirdiği engeller ve yaşam kalitesindeki düşme zaman içinde kişinin kendisini olduğundan daha kötü hissetmesine sonunda da "depresyon"a yol açabilir. Bazı ruhsal hastalıklar kendilerini ağrı yakınması ile ortaya koyabilir. Özellikle süreğen seyirli ve birden çok ağrı yakınması olan hastalarda sıklıkla "maskeli depresyon" tespit ediliyor.

    Eyvah Kalp Krizi Geçiriyorum!

    Ağrı duyusunun kişinin yorumuyla da çok yakın bir ilişkisi vardır. Örnek; göğsü ağrıyan hasta "Eyvah kalp krizi mi geçiriyorum?" diye kaygılanmaya başlarsa ağrısı artar. "Akşam üşüttüm galiba" diye düşünürse ağrısını daha az hisseder. Ağrı kişinin ruhsal durumuyla da çok yakın ilişkili olduğundan konuya biyo-psiko-sosyal bir varlık olan insanın penceresinden bakılmalıdır. Altı aydan fazla devam eden süreğen ağrılarda ağrı şikayeti ya tamamen psikolojik kökenlidir veya bedensel sorun ortadan kalktığı halde ortaya çıkardığı ruhsal problemler nedeniyle ağrı devam etmektedir diyebiliriz.

    Hasta Tedaviye Olan İnancını Kaybediyor

    Kronik ağrılı hasta ciddi bir sıkıntı yaşıyor. Hekimler ağrıyı açıklayacak organik bir neden bulamıyor. Bu durumda hasta tedaviye olan inancını kaybetmekte ve hasta-hekim ilişkisi gerginleşiyor. Hastalığının anlaşılamadığını veya kendisine inanılmadığını düşünen hasta çareyi tıp dışı birtakım tedavi girişimlerinde aramakta maddi-manevi kayıplara uğruyor. Gelişmekte olan gelenek ve göreneklerin toplumu önemli ölçüde yönlendirdiği ülkelerde ve özellikle de kadınlarda kronik ağrı yakınmalarına daha sık rastlanıyor. Kronik ağrılı hastalarda kişi kaygılarını endişelerini sorunlarını gereksinmelerini kendisini huzursuz eden şeyleri kısacası duygularını dile getirmediği ve paylaşmadığı için bir noktadan sonra sıkıntılar beden dili ile ifade edilmeye başlanıyor.

    Bedensel Hastalıklar Ağrı ve Depresyon

    Yapılan araştırmalar fiziksel hastalıklarda depresyon oranının çok yüksek olduğunu göstermektedir (%40 - 60). Kardiyoloji onkoloji gastroenteroloji beyin cerrahisi cildiye fizik tedavi bölümlerinde tedavi gören hastaların önemli bir bölümünde "depresyon" ortaya çıkmaktadır. Fiziksel kaynaklı ağrı üstüne eklenen depresyon ile ruhsal kaynaklı ağrıya dönüşebilmektedir. Örnek; kanserli hastanın depresyonu tedavi edilmez ise hastalığın seyri kötüleşir yaşam süresi kısalır. Kalp krizi geçiren hasta depresyona girebilir. Eğer depresyon tedavi edilmez ise yeniden kalp krizi geçirme ihtimali artar. Depresyonda kişinin bağışıklık sistemi zayıflar. Bağışıklık sisteminin zayıflaması birçok hastalığa zemin hazırlar.

    Kronik Ağrılarla Başetme Yolları

    Her tarafının ağrıdığından şikayet eden hastanın ağrı yakınmasına neden olan hastalık dinamiklerinin biyolojik psişik ve sosyal bileşenlerinin bir bütün olarak dikkatle ele alınması gerekir. Bu tür durumlarda ağrı ruhsal hastalığın belirtilerinden sadece biridir. Bu hastaların birçoğunda toplumsal ve aile içi etkileşimde bozukluklar duygularını ifade etme güçlüğü ilgi ve beklenti gereksinimleri bastırılmış öfke ve kızgınlık duyguları olabilir. Hekimin hastanın ilgisini ağrıdan uzaklaştırması hastanın günlük yaşamındaki ilgi ve işlevselliğini artırıcı yönde desteklemesi gerekiyor. Kullanılan psikoterapi yöntemleri ve ilaç tedavileriyle kronik ağrılı hastalarda %80 - 90 oranında yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.
     

Bu Sayfayı Paylaş