Ağlama Meleği Kitabı

'Kitap, Resim ve Dergi' forumunda Mavi_Sema tarafından 2 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ağlama Meleği Kitabı konusu
    Ağlama Meleği kitap özeti - Ağlama Meleği kitap tanıtımı


    özet

    Sana Bir Masal İçin Mektup yazmasaydım eğer Cambazın Sana Bakışı, El Die Cover'da kaybolan bir bakış olacaktı. Ama Roman Lobelya çabuk yetişiyor imdada. Gerçi Sibirya Çiçekçisi'nin önünde neye yarar ki yetişmesi, yazdığım mektuplar?
    Sonsuzluk dilenilmez ki…
    Fal İle Muhafız'la karşılaşmam da garip, garip ama korku(tu)lacak bir iz ve o izin muhafazası şarttı. 299 kez zikrettiğim "sevgilim Latin" satılık bir keder değildi üstelik. Katilimden memnunum.
    Neyin iyi geldiğine karar veremediğim bir günde Kangren Çalgıda Azalan Jaguar "siyah bir vakitle" kesti yalnızlığımı. Ama Markel Fügü çat kapı içeriye daldığında söylemeliydim:
    "kalırsan
    karanlıkta söylenen şarkılardan
    kayıklar yaparım yalnızlığına
    geceleri yatağından denize inersin"

    Söyledim de…

    "Yedi bavul" ve ölme ihtimaline karşı yine de Dönebilme'yi arzuladım ve bir kez daha anladım o tren istasyonlarının geçmişi ne de çok kanırttığını… Deliliklerin başlangıcı kadar yürümesi, koşması, uzun yol kömür kamyonlarını sırtlaması, unutuşu, susuşu da zor.

    14 El Silah Sesi ne demek biliyor musunuz? Zakkumun firara özenmesi, kahkahanın değdiği her yerden üzerime yağmur yağması, derin bir cıvıltıda geç kalan bir ömür, hatırlatmak istememe karşın,
    "sen
    yağmur taklidi yapan bir şarlatandan
    intihar aptesi alır ve yatarsın onunla"
    diye söylendiğim, "kalbinin son harfine kadar unutmayacak" şeklinde bir söz veriş, işte yine ıskaladın, tebrikler aşk diyerek galip geldiğim gecelerdir belki… Belki de bin bir teoriyle vardığım, kutsal "karanfil kokulu kelimelerde" patladı o 14 elden biri. İşte o an duraksadım birden. Kimin öldüğü meçhul gibi görünüyordu. Kim binmişti istasyondan, kim olanaksıza meyil eylemişti? Kim kimin gözbebeğinde "bomboş üşümüştü"? Bilemiyorum. Ama söylemiştim o gitmeden:

    "rahmindeki bisikleti çıkar
    yolda konuşalım"

    Hâlâ 14. eli merak eden var mı?

    Oto-Darp meseline girmeyelim diyeceğim ama zamansız ölmek istemediyseniz, "aşkın zamanından önce ölmek istemediyseniz" yapabilecek çok fazla şey yok. Hem Has Joshua'ya söyledim "güldür beni!" diye. Kasıtlı bir kan merasimidir şairlerin senaryoları. Gecikmeyin! (ben geciktim)
    Ağlama Meleği

    El işi kâğıtları çabuk soluyor. Hani şu ilkokulda camlara yapıştırıp, tatil günlerinde günlerce gün ışığına maruz bıraktığımız el işi kâğıtları. Tabutumda onlara yer vermeyiniz. Çünkü "tabutumu açtılar". Erkek Yarası böyle bir şey…

    Kalmayacak izleri, kabul etmeli.
    "bir kadın
    bir yılanın düşlerinin toplamından
    daha fazla ne olabilir ki?"

    O kadının sesi, tiz bir notanın en dibinde duvarlarda raks ederken "sol anahtarına götürmek istedim" onu, kendimce. Poem Zero da "aşk bitti" diye söylendi üstüne. Kim haklı?

    Dorlion'da Salto Mortale'ye geçişim de tam bir portakal çiçeği öyküsü. Uçurtmanın zavallılığı iplerini tutan elde aslında. Rakının alınması/ağlatması ilk değil. Hep bir istasyondan ona varmanın ya da varamamanın esrikliği, eksikliği… Üstelik "kondüktör katili olma pahasına"…

    Şimdi "Amin" desem kör bir saksıda susuzluğa mecbur edeceksiniz beni. Ama Daktilo D. öyle söylüyor. Tanışmamak en iyisi belki de.

    Nereden başladığı yahut nerede bittiği umurumda değil desem de aldırmayın, bu Keş, "hayat tekrar başlayabilir" diyen bir Keş…

    Gitme üzerine ne çok söylendi ne çok yazıldı lâkin bir morg yalnızlığıdır Siyah Kumpas. Gemiler öyle her zaman her yerden gelmez farkındayım, geçip gidenler de "delirmeye demirli" olduklarım. Aşk, çoğul türkülerini en çok mutsuzlukta seslendiriyor belki de.

    Hayaletlerim kendinden meçhul. Berbat pazartesiler, Rugan Ruh'umdan muhtelif. Yanlış anlaşılmış bir "hissiyat krallığı" benimkisi. Esrarsız Nisan'da oyuncakçı dükkânı önünde karşılaşmalarda öldüremediğim kendimim, onla olan kendim, "gel" diye öç aldığım kendim… Silahlar kuşanmış nihayetinde ama tüm ölümler gibi meydan okuma var içinde. Sahi Baudelaire Baladı'na varmadan önce "Unutmayın" desem, "Hades ölmedi" desem anımsar mısınız?

    "Utan!" Utanır mı hiç? "Bil!" Bilir mi hiç? Kar öyküleri bir mevsimlik. Masumiyetin buza kesmiş hali de öyle. Anadolu'nun en kurak gecesinde "mutsuzluğa mümkün bir şarkı söndür" dediğim Requıem Cybrus…
    Şimdi sen beni "meşhur bir taşra perisi gibi" bekleyebilecek misin?
    [​IMG]

    Künyesi


    · Altıkırkbeş Yayınları
    · Basım Tarihi : 12 - 2009
    · ISBN :9789752790636
    · Sayfa Sayısı : 91
     

Bu Sayfayı Paylaş