Ağız ve diş sağlığı haftasıyla ilgili yazı

'Makaleler-Denemeler' forumunda Mavi_Sema tarafından 2 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ağız ve diş sağlığı haftasıyla ilgili yazı konusu ağız ve diş sağlığı ile ilgili yazılar,
    ağız ve diş sağlığı hakkında yazı,
    ağız ve diş sağlığı haftası ile ilgili yazılar


    19.yüzyıla kadar berberler, nalbantlar, kırık-çıkıkçılar gibi ehil olmayan kişiler tarafından bilimsel olmayan ve çok tehlikeli şekilde icra edilmeye çalışılan diş hekimliği mesleğinde 1908 yılında İstanbul’da açılan ilk Dişçilik Yüksek Okulu olan“ Dişçi Mekteb-i Aliyesi” ile yeni bir dönem başlamış, 1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet Ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile de diş hekimliği mesleği tanımlanmıştır.
    Açılan ilk dişçilik yüksek okulu 1964 yılında tıp fakültesinden ayrılarak İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi kurulmuştur. Günümüz Cumhuriyet Türkiyesi’nde ise 18 diş hekimliği fakültesi ve 4921’i Sağlık Bakanlığı’nda olmak üzere yaklaşık 20 bin kişilik diş hekimi camiası halkımıza hizmet vermektedir.


    Ağız diş sağlığı hizmetleri başta diş hekimleri olmak üzere, ülkemizdeki yaklaşık 7 bin diş protez teknisyeni, diş protez laboratuarları,diğer sağlık çalışanları ve dental firmaların da dahil olduğu 1 milyar dolarlık gayrı safi hasılası ile dev bir sektördür. Ancak kişi başı ağız diş sağlığı harcaması Avrupa Birliği Ülkelerinde yaklaşık 220 Dolar iken ülkemizde 15 Dolar civarındadır. Bunun yanı sıra, Avrupa Ülkelerinde diş hekimine yıllık başvuru sayısı 5 iken Türkiye’de bu sayı sadece 0.7’dir. Buradan anlıyoruz ki, ülkemizde ağız diş sağlığı hizmetlerine olan ihtiyaç çok yüksek olmasına rağmen, bu hizmetlere olan talep o oranda düşüktür.

    Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlık; bireyin fiziksel, zihinsel ve sosyal bir bütün olarak tam bir iyilik halidir. Bireylerin fiziksel sağlığı ise vücuttaki tüm organ ve dokuların sağlıklı olması ile mümkündür. Bu nedenledir ki ağız ve diş sağlığını bozan faktörler bireyin vücut sağlığını da doğrudan etkilemekte, diş çürükleri ile dişeti hastalıkları; kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kemik erimesi, şeker hastalığı ve kadınlarda erken doğum ve düşük doğum ağırlığı risklerini artırmaktadır.

    Kötü ağız hijyeninin yol açtığı diş çürükleri ve dişeti hastalıklarından korunmada öncelikle kişiler kendi sağlıklarının bilincinde olmalı ve bireylere düzenli fırçalama alışkanlığı, diş ipi kullanımı, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve düzenli olarak diş hekimine gitme alışkanlığının kazandırılması gerekmektedir.

    Çürükten korunmada sabah kahvaltı sonrası ve gece yatmadan önce 2’şer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Fırçalama işleminde diş etlerine masaj yapacak tarzda dairesel hareketler yapılmalıdır. Fırçalarken aşırı kuvvet uygulamanın diş eti çekilmesine neden olacağı unutulmamalıdır.

    Diğer yandan etkili bir diş fırçalama işlemi dişlerin görünen yüzeylerinin temizliğini sağlamakla birlikte, bakteri plağının diş aralarından uzaklaştırılmasını sağlamaz. Bu nedenle diş araları günde bir kez tercihen gün sonunda diş ipi ile temizlenmelidir. Diş ipi günlük ağız bakımının ayrılmaz bir parçası olmalıdır.


    Diş sağlığımız için bol bol peynir, süt ve yoğurt tüketmeli, şekerli yiyecekleri tükürük akışının en yoğun olduğu ana öğünler sırasında yenmelidir. Sağlıklı ve güzel diş ve dişetleri için öğün aralarında da abur-cuburla değil elma, havuç gibi iyi yıkanmış, taze meyve ve sebze ile beslenmeliyiz.


    Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Diş yüzeylerine diş hekimi tarafından fluor uygulanması suretiyle dişler daha dirençli hale getirilir. Fluor birçok besinde doğal olarak bulunan bir elementtir. Fluor elementinin uygun dozda ve sürekli olarak ağız ortamında bulunması diş çürüğü oluşumunu engeller. Özellikle başlangıç halindeki çürüklerde diş minesinden kaybolan minerallerin tekrar kazanılmasını ve hasar görmüş diş dokusunun güçlenmesini sağlar.



    Ayrıca özellikle erken yaşlarda diş çürüklerinin genellikle azı ve küçük azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan ve fissur adı verilen çukurcuklarda başlaması nedeniyle diş hekiminin uygun gördüğü durumlarda bu çukurcukların üzeri fissür örtücülerle kapatılarak, çürük oluşumunun başlaması engellenir. Fissur örtücü uygulamaları dişin minesine yapıldığı için lokal anesteziye de gerek duyulmaz.

    Halk arasında süt dişlerinin önemli olmadığına dair yanlış bir inanış vardır. Oysa ağız ve diş sağlığında dişlerin önemi süt dişlerinin sürmesiyle başlar. Süt dişleri çocuğun beslenmesinin yanı sıra düzgün konuşmasını da sağlamaktadır. Sağlıklı süt dişleri çiğneme işlemini gerçekleştirirken aynı zamanda altında bulunan daimi dişin korunmasını ve zamanında sürmesini sağlar. Yani sağlıklı süt dişi sağlıklı kalıcı dişlerin en büyük garantisidir. Tedavi edilmeyen süt dişleri ağrı, koku, konuşma ve çiğneme zorluğu ve beslenme bozukluğuna sebep olur. Süt dişlerinin tedavi edilmeyip zamanından önce çekilmesi kalıcı dişlerin çapraşık çıkmasının ve çene gelişimindeki bozukluğun en önemli sebebidir. Bu sebeplerden dolayı süt dişleri nasıl olsa değişecek mantığı ile ihmal (bilgi yelpazesi.net) edilmemeli, belirli aralıklarla diş hekimi tarafından mutlaka kontrol edilmelidir. Bunun yanı sıra ilk süren daimi dişimiz olan ve 6 yaş dişi olarak da adlandırılan 1. büyük azı dişlerinin de genellikle süt dişleriyle karıştırılması ve tedavi edilmemesi sonucu çocuklarımız hayatları boyunca ağızlarında taşıyacakları bu dişleri çok erken yaşlarda kaybetmektedirler. Hatta bu dişi süt dişi sanan vatandaşlar, çekilen bu daimi dişin yerine yeni bir diş sürmemesini de çekim sırasında yapılan anesteziye bağlamak gibi bir yanlış inanışa kapılmaktadırlar.



    Diş çürüğünün ve diş eti iltihabının öncelikli sebebi bakteri plağıdır. Bakteri plağı; dişlerimizi düzenli olarak fırça ve diş ipiyle temizlemediğimiz takdirde diş yüzeyinde oluşan ve içinde bol miktarda bakteri ve besin artığı bulunduran yapışkan bir tabakadır. Diş taşı ise, bakteri plağının dişler üzerinden uzaklaştırılmaması halinde tükürükteki kalsiyum tuzlarının plağa yapışması ile gelişen sert birikintilerdir. Diş taşları diş fırçası ve diş ipi ile uzaklaştırılması mümkün olmayan birikintilerdir. Diş taşları sadece diş hekimleri tarafından profesyonel temizlik ile kaldırılabilir. Diş taşı varlığında sağlıklı diş etlerinden söz edilmesi mümkün olmadığı gibi diş taşları ve ilerlemiş dişeti hastalığı nefesin de kötü kokmasına sebep olmaktadır.



    Bir diğer husus da özel bakıma ihtiyacı olan bireylerin ağız ve diş sağlığı sorunlarıdır. Engelli bireylerin ağız ve diş bakımları genellikle ihmal edilmekte olup, bu hususta ailelerin yeterli bilince sahip olmadıkları görülmektedir. Engelli çocuklarımızı dişleri sürer sürmez en az 6 ayda bir diş hekimine götürmeli ve günlük ağız bakımlarını yapmayı asla ihmal etmemeliyiz.


    Gelişmiş ülkelerde yıllar önce toplumun ağız diş sağlığı problemleri değerlendirilmiş, koruyucu tedbirler alınmadığında ortaya çıkan diş hastalıklarının tedavisi için ayrılan bütçenin ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Önlenebilir hastalıklar grubuna giren diş hastalıklarının alınacak koruyucu tedbirlerle oluşmadan önlenmesi halinde maliyetin çok ciddi oranlarda düşerek 12 kat azalacağı yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.



    Koruyucu tedavi, hastalık kişide başlamadan önce hastalığın önlenmesidir. Koruyucu tedavi ile çözülmeyen durumlarda tedavi edici hizmetler ön plana geçer. Koruyucu hizmetlerin etkinliğinin artırılması tedavi edici hizmetlerin kalitesini de artıracaktır.


    T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı birinci basamak sağlık kuruluşları olan sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezleri ile sağlık merkezlerinde koruyucu ve önleyici diş hekimliği hizmetlerinin yanı sıra, imkanlar ölçüsünde dolgu, diş taşı temizliği gibi tedavi edici diş hekimliği hizmetlerinin bir bölümü de verilebilmektedir.


    Özel şartlar ve yardımcı sağlık personeli gerektiren ptotez, ortodonti, ağız-diş-çene hastalıkları ve cerrahisi uygulamaları ikinci ve üçüncü basamak(üniversiteler) sağlık kurumlarında yapılmaktadır. Bakanlığımıza bağlı 2 diş hastanesi, 34 ağız diş sağlığı merkezi, 107 diş tedavi protez merkezi ve devlet hastaneleri bünyesindeki 581 diş polikliniğinde ikinci basamak ağız diş sağlığı hizmetleri sunulmaktadır.


    Bununla birlikte Bakanlığımızca yürütülen diş hekimliği hizmetlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde sunumu amacıyla diş hastaneleri ve ağız diş sağlığı merkezlerimizde; 0-15 yaş grubu çocuklara tedavi edici ve koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin verildiği “Pedodonti Klinikleri”, sağlık kurumunun tanıtımı-uygulanacak tedaviler ve ortaya çıkabilecek komplikasyonlar hakkında hastaların bilgilendirildiği “Hasta Bilgilendirme ve Rehberlik Üniteleri”, bedensel ve zihinsel engelli hastalara uygun fiziki ve teknik ortam oluşturarak diş hekimliği hizmetlerinden en üst düzeyde yararlanmalarını sağlamak amacıyla “Engelliler Kliniği” ve dezenfeksiyon-sterilizasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesi amacıyla “Enfeksiyon Kontrol Komiteleri” oluşturulmuştur.



    Ülkemizde diş ve dişeti hastalıklarının toplumda %85’lere varan sıklıkta görülmesi, bu iki hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmesini ve her iki hastalığın yaygınlık ve şiddetinin azaltılmasına yönelik toplumu hedef alan çalışmaların yapılmasını gerektirmektedir. Var olan bu sorunun çözümlenmesinde koruyucu hizmetlere öncelik ve ağırlık verilmesi tedavi edici hizmetlerdeki maliyet, insan gücü ve zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. Bu bağlamda (bilgi yelpazesi.net) Sağlık Bakanlığı olarak hazırlamakta olduğumuz Sürekli Ağız Diş Sağlığı Eğitim programı ile toplumun doğumdan itibaren eğitim yolu ile ağız diş sağlığı bilgilerinin artırılması, doğru tutum ve alışkanlıkların oluşturulması ve koruyucu uygulamalar ile hastalıkların yaygınlık ve şiddetinin azaltılması suretiyle yaşam kalitesinin artırılması ve tedavi edici diş hekimliğine başlama yaşının yükseltilmesi amaçlanmaktadır.



    Çocuk ve gençlerin gelişim dönemlerinde edindikleri tutum ve davranışlar, ileriki yaşlarda hem genel sağlıklarını hem de ağız ve diş sağlıklarını şekillendirmesi açısından çok önemlidir ve bu dönemde çocuk ve gençler üzerinde akranları kadar, ailelerinin, öğretmenlerinin ve medyanın da çok önemli etkisi olduğu bilinen bir gerçektir.


    Bu nedenledir ki Sağlık Bakanlığı olarak 21-27 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası vesilesiyle bütün ebeveynlerimizi, öğretmenlerimizi, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarını, medya kuruluşlarını ve toplumumuzun tüm üyelerini ağız diş sağlığı konusunda duyarlı olmaya ve yetkileri olmadığı halde diş hekimliği mesleğini icra ederek tehlike saçan kişilere karşı dikkatli olmaya davet ediyor ve bu meşakkatli yolda emek veren tüm diş hekimlerimizin 22 Kasım Diş hekimliği Gününü kutluyoruz.

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş