26 Ocak Dünya Gümrük Günü İle İlgili Konuşma Metni - Gümrük Günü Açılış Konuşması

'Makaleler-Denemeler' forumunda Mavi_inci tarafından 7 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    26 Ocak Dünya Gümrük Günü İle İlgili Konuşma Metni - Gümrük Günü Açılış Konuşması konusu 26 Ocak Dünya Gümrük Günü İle İlgili Konuşma Metni - Gümrük Günü Açılış Konuşması

    Sayın Konuklar,



    "Gümrük" kelimesi, Latince'de ticaret manasına gelen "Commercium" kelimesinden alınmıştır. Fransızlar "Gümrük"e "Douane" derler. İtalyanca "Dogana" kelimesinden alınmıştır ki, Venedik ve Cenova Cumhuriyetinin Birinci Hakimi'nin ünvanı olan "Doge" adına, hazineye gelir temin etmek için, Venedik'te uygulamaya konulan verginin ismi olmuştur. Venedikliler Ortaçağ'da ticarette büyük gelişme kaydettikleri zaman, bu rüsum uygulamaya konulmuş ve giderekten "Gümrük" kelimesi, hem idarenin ismi (ism-i mekan) ve hem de verginin ismi (ism-i fiil) olarak kullanılmaya başlanılmıştır.



    Ortaçağ'da Arap gümrüklerine gelen ticari emtiaya ilişkin rüsumun alınmasına memur edilen görevlilerin tamamı anlamına gelen ve "Divan" şeklinde adlandırılan bu ibarenin, o zamanki Latince'ye "Dogan"a şeklinde geçtiği ve oradan da Fransızca'ya "Douane" şeklinde geçerek, dillere yerleşmiş bulunduğu anlaşılmaktadır. ( Süleyman Sudi/Mehmet Ali Ünal (Osmanlı Vergi Düzeni/Defter-i Muktesid))



    Türklerin, Osmanlılardan ve hatta İslamiyetten önce de, diğer ülkelerle ticari ilişkiler içinde olduklarına ve bu ilişkiler sonucu gümrük uygulamalarının ve gümrük kurumlarının bulunduğuna dair, sınırlı da olsa, bazı bilgiler mevcuttur.



    Selçuklular dönemi, aynı zamanda gümrüklerimiz açısından da, bazı karşılıklı iktibasların yapıldığı bir dönem olmuştur.



    Tarihçiler, Büyük Hun Devleti'nin (M.Ö. 161-126) belirli vergi sistemleri ile ticari ilişkilerinin ve gümrüklerinin olduğunu, Göktürkler'de (552-744) gümrük vergisi uygulaması ile gümrük memuru bulunduğunu, Uygurlar'ın (744-1353) gümrük kurumlarının olduğunu, Saman Oğulları'nda gümrük vergisinin eşyanın kıymeti üzerinden değil, yük üzerinden alındığını, muntazam bir gümrük teşkilatlarının bulunduğunu, gümrük müfettişliği müessesesinin olduğunu, Karahanlılar'ın da, Saman Oğullarının gümrük teşkilatlarını aynen devam ettirdiklerini, Gazneliler'de gümrük terimlerinin bulunduğunu ve Anadolu Beylikleri'nde de gümrükler ile gümrük vergisi olduğunu kaydetmektedirler.



    Bazı yabancı tarihçiler, Osmanlı İmparatorluğu'nda birçok idari ve mali kurumların, İstanbul'un fethinden sonra toplu bir şekilde Bizans'tan alındığını yazmaktadırlar. Bazı tarihçiler de, gümrüklerimizin İstanbul'un fethinden sonra kurulup düzenlendiğini belirtirler.



    İstanbul'un fethinden sonra gümrüklerimizle ilgili yapılmış olan düzenlemeler, Fatih Kanunnamesi'nin başlangıcında yer alan Hatt-ı Hümayun'da belirtildiği şekilde, ötedenberi yazılı ya da gelenek şeklinde uygulanmakta olan diğer kurallarla birlikte, gümrük kurallarının da bir araya getirilmesi, derlenmesi ve bir sıra halinde tasnif edilmesidir.



    Osmanlı İmparatorluğu'nda tanzimat öncesi dönemde, gümrük vergilerinin toplanması iltizam usulüne göre müteahhitler aracılığıyla yapılıyordu. Ancak, mültezimlerin kendilerine büyük menfaatler sağlamaları dolayısıyla bu konuda çeşitli şikayetler de vaki oluyordu.



    1859 senesi Mart'ından itibaren, taşraların gerek sahil ve hudut ve gerekse kara gümrükleri itibariyle birtakım emanetlere bölünmesi ve tamamının emanet usulü ile idare edilmesinin daha hayırlı olacağı, Maliye Nezareti'nden, bir Takrir ile Bab-ı Aliye arzedilerek bildirilmiştir. Bunun üzerine, bütün sahil, kara ve hudud gümrükleri için onyedi Gümrük Emaneti kurulmuştur. Emanetlerin her birine "Emin" ünvanıyla ve yüksek maaşlar tahsis edilerek müstakil kişiler tayin edilerek mahallerine gönderilmişlerdir.Bu sırada Gümrük Eminleri'nin maiyetlerine de birer muhasebe, birer tahrirat baş katibi tayin olunmuş ve bunların mahallerinde tutacakları defterlerin talimat ve numuneleri de, İstanbul Emtia Gümrüğü'nün defterlerine uygun olarak tanzim edilmiştir.



    Tanzimat dönemi yapılan bu yeni düzenlemeler neticesinde, Gümrükler Maliye'den ayrılarak, doğrudan Sadrazamlığa bağlı bir teşkilat olarak, "Rüsumat Emaneti" adı altında organize edilmiş, "Gümrük Müfettişliği" ihdas olunmuş ve ayrıca, Gümrük Muhafaza Teşkilatı kurulmuştur.



    1861 tarihli ticaret anlaşması ile manifesto verilmesi mecburiyeti getirilmiştir. Bu tarihe kadar, limanlarımıza gelen yabancı gemilerin gümrük idarelerine manifesto verme zorunlulukları yoktu. Gümrüklü malları istedikleri gibi yükler veya boşaltırlardı. Manifesto ise gümrüğe gelen bir malın gümrük idaresince takibi yönünden en önemli belgedir.



    Diğer taraftan, Rüsumat Emaneti'nce, meslekte uzmanlaşmış gümrük memurları yetiştirmeğe de, ayrı bir önem verilerek 1892 yılında "Gümrük Darüttalimi" adı ile bir de okul açılmıştır.



    Bilhassa tarife konusunda uzman gümrük muayene memurları yetiştirmek için bir okul açılması gerekliliğini bildiren ve Rüsumat Emaneti'nden Sadaret Makamı'na yazılmış olan 6 Haziran 1892 tarihli bir yazı mevcuttur.



    Gümrük Daruttalimi için hazırlanmış olan onsekiz maddelik Talimat'a göre, okulda, tarife cetveli ile ilgili nazari bilgiler verilecek ve eşyadan gerekli görülenlerinin numuneleri tarifeye tatbik edilecektir. Gümrüklerde çalışan bütün muayene memurları da buraya devam ile Şehadetname almaya mecbur tutulmuşlardır.



    1892 yılında kurulan Gümrük Daruttalimi'nin adı, 1908 yılında ikinci meşrutiyet döneminde "Rüsumat Memurları Mektebi"ne çevrilmiş, Birinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine de 1914 yılında kapanmıştır.



    Cumhuriyet öncesi 1918 senesinde uygulamaya konulan Gümrük Kanunu, günün değişen ekonomik şartları karşısında yetersiz kaldığından, bu konuda da yapılan yeni çalışmalar sonucu hazırlanan tasarı kanunlaştı. 2 Mayıs 1949 tarihli 5383 sayılı olan bu kanun Cumhuriyet döneminin ilk Gümrük Kanunu'dur.





    1962 yılında yasama organına gönderilen, ancak, çeşitli nedenlerle bir türlü kanunlaşmayan tasarı çeşitli değişiklikler yapılarak 1972 yılında kanunlaşmıştır. 19 Temmuz 1972 tarihli l615 sayılı Gümrük Kanunu, 1 Şubat 1973 tarihinde uygulamaya konulmuştur.



    Ancak 1615 sayılı yasada; 01.01.1996 tarihinde Gümrük Birliğine girmemiz nedeniyle, mevzuatımızın Avrupa Birliği ile uyumlu hale getirilmesi için 05.02.2000 tarihinde yürürlüğe giren 27.10.1999 tarihli 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na bıraktı.



    Tarihi gelişimi içinde, 1983 yılında Maliye Bakanlığı ile birleştirilen ve bir anlamda tekrar Maliye Bakanlığı'na bağlanmış olan Gümrük Teşkilatı'nın bu yapısı 1993 yılına kadar sürmüş, 02.07.1993 günü 485 sayılı "Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" uyarınca Gümrük Teşkilatı, Başbakanlığa bağlı müstakil bir Müsteşarlık olarak yeniden organize edilmiştir. Söz konusu Kanun Hakkında Kararname'nin 7.maddesi uyarınca;



    -İthalatla ilgili işlemleri yapmak, ithalat rejimi ile kambiyo ve diğer mevzuatın gümrükle ilgili hükümlerinin uygulanmasını sağlamak,

    -Gümrük giriş tarife cetvelini ve eşya kıymetini taraf olduğumuz anlaşmalara uygun olarak düzenlemek ve uygulamasını sağlamak,

    -Transit, aktarma, antrepo, geçici kabul ve muaflık işlemlerinin yürütülmesini sağlamak ve denetlemek,

    -Antrepo açılmasına ve işletilmesine izin vermek ve denetlemek,

    -Çıkış, geçici çıkış ve geri gelen eşya ile ilgili ihracat rejimi kararlarının uygulanmasını sağlamak,

    -Posta yoluyla gelen ve giden eşyanın gümrük işlemlerinin yürütülmesini temin etmek,

    -Sınır ve kıyı ticaretine ve münasebetlerine ait gümrük işlemelerinin yapılamasını sağlamak ve denetlemek,

    -Denizden kurtarılan yabancı eşyanın işlemelerini yapmak,

    -Tahlil metotlarını hazırlamak, gümrük laboratuarlarının çalışmalarını düzenlemek,

    -Serbest bölgelerdeki gümrük işlemlerini yürütmek ve denetlemek,

    -Gümrük Müşavirleri ve yardımcıları ile ilgili işlemleri yürütmek,

    -Müsteşarlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak.



    Gümrükler Genel Müdürlüğü yukarıda belirtilen görevlerini, Genel Müdürlüğün Merkez Teşkilatı ve Müsteşarlığın taşra teşkilatını oluşturan toplam 18 adet Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlükleri ile bunların bağlantısı toplam 143 Gümrük Müdürlüğü aracılığı ile yerine getirmektedir.



    Ülke olarak globalleşen dünyada; yasal ticareti, en hızlı, güvenli, devletin belirlediği Ticaret Politikası Önlemleri çerçevesinde yürüten gümrük personelinin özlük hakları konusunda bazı sıkıntıları da mevcuttur.



    Genel Dış Ticaret uygulamalarında merkezi kilit görevini, gümrük teşkilatı üstlenmektedir. Gümrük teşkilatındaki merkezi kilit görevini ise tümü fakülte mezunu, belirli bir süre temel ve teknik eğitim almış Gümrük Muayene Memurları üstlenmiştir. Gümrük Kanunu’nun 3/13’üncü maddesinde tanımı yapılan “GÜMRÜK DENETİMİ”ni bizzat ifa eden Gümrük Muayene Memurlarının “DENETMEN” veya “UZMAN” şeklinde yeniden yapılandırılması, gerek bu görevi üstlenen kişilerin üstün görev anlayışına ve gerekse gümrük teşkilatının yeniden yapılandırma sürecine katkı sağlayacağı bir gerçektir.

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş