24 Kasım Öğretmen Orotoryosu - Öğretmenler Günü için Orotoryos Örnegi

'Öğretmenlerimizin Bölümü' forumunda Mavi_inci tarafından 9 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    24 Kasım Öğretmen Orotoryosu - Öğretmenler Günü için Orotoryos Örnegi konusu
    24 KASIM ÖĞRETMEN OROTORYOSU
    Sarı gelin fon müziği(1dk)
    Konuşma başlar:
    () Trablusgarp ve Balkan Savaşları’nın hemen ardından Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Bu savaşa biz de İttifak Devletlerinin yanında katılırız. Cepheler açılır. Özellikle Çanakkale‘de ordularımız bir tarih yazar. Çanakkale’nin geçilmezliğini bütün dünyaya gösterirler.
    “Çanakkale İçinde”(MÜZİK)
    ()Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de geçit vermediğimiz yedi düvel, İttifak Devletleri arasında yer aldığımız için bizi de yenik sayar.30Ekim 1918 Mondros’ta Ateşkes imzalanır.
    İhsan Özgen’in müziği(Koca Arap Zeybeği)-[ışık hafif karartılacak]
    () “Kara kara bulutlar çöreklenmiş üstümüze,
    Kartal yuvalarına yarasalar tünemişti,
    Tutsak etmişti özgürlüğü sömürgeci dünya.

    TOPLU-EĞİLMEYEN BAŞLARI EĞECEKLERDİ
    .
    () Önce güneşi kör ettiler
    Sonra karanlık karargâh kurdu tepemize,
    Üşüştü akbabalar birer ikişer.

    TOPLU-GÜZEL YURDUMUZU İŞGAL ETTİLER
    .
    —Müzik devam edecek-[ışık açılır]

    () 13 Kasım 1918’de İstanbul işgal edilir
    . Böylece Anadolu kalın bir sis perdesinin içine doğru itilir. Bu kabullenilemez.
    —Müzik devam edecek
    () Daha dün boğduk Çanakkale’de teknolojiyi,
    Etle, tırnakla, çakaralmaz silahla.
    Yine onur savaşı veririz tüm vatan sathında,

    TOPLU-ÖLÜMÜ YEĞLERİZ SUSMAKTANSA
    .
    —Müzik devam edecek

    () 7 Aralık 1918’de Antakya Fransızlar tarafından;1919’un Ocak, Şubat, Mart aylarında Antep, Maraş, Urfa İngilizler tarafından işgal edilir
    .

    () Bu işgaller İnsanımızı kenetler, yurdun her köşesinde milis kuvvetleri oluşmaya başlar
    . İşgal edilen bölgelerde düşmana gereken direniş gösterilecektir.
    —Müzik:”Eklemedir Koca Konak…”

    () Biz biliriz özgürlüğün bedelini
    .
    Biz biliriz toprağın değerini.
    Dardaysa eğer vatan,
    Namlusuyuz söz konusuyla

    TOPLU-YENİDEN KASIRGALAR ESTİRİRİZ,
    YENİDEN TUFANLAR YARATIRIZ,
    VARSIN, BİRAZ DAHA AKSIN KANIMIZ


    —Müzik devam edecek-[konuşmaya hemen girilir]
    () 13 Nisan 1919’da Kars ve çevresi İngilizler tarafından işgal edilir. Düşman burada da direnişle karşılaşacaktır.

    () “Kınalı eller kağnı çekti,

    Mermiler aldı bebelerin yerini,
    Siper etti dedeler göğüslerini,
    —Müzik “İzmir’in Kavakları”

    () “Efeler diyarı burası,

    Kuva-yi Milliye pınarı.
    Bakmayın suskunluğumuza,
    Söz konusu bayrağımızsa
    Sığmayız yatağımıza.

    TOPLU- IRMAK OLUR, NEHİR OLUR,

    YÜKLERİMİZ DÜŞMANA.

    [Müzik devam edecek]

    () İzmir ve çevresinin ablukaya alınmasının hemen sonrasında Mustafa Kemal Samsun’a doğru yol alır
    . Artık kurtuluş hareketi gerçek anlamda bir boyut kazanacaktır.

    () “Karadeniz’de dalgalar azgın, hava puslu

    Samsun’a yol alan Bandırma vapuru mahsun.
    Umuda el açmış Anadolu,
    Beklemekte zinciri kıracak kılavuzu.”
    —Müzik: Sazlar eşliğinde;”Ankara’nın Taşına Bak…”

    [Biraz Beklenecek]

    () İşgaller karşısında bölgesel direnişler istenilen sonuçları vermez. Bu yüzden birlikte hareket etme gereği vatanın kurtulması için bir zorunluluktur.. Amasya Genelgesi’nin ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılır sınırlar. Sınırlar konur.23 Nisan 1920’de T.B.M.M’si kurulur.
    [Müzik devam edecek]
    Mustafa Kemal, bu doğrultuda Çalışmalara yoğunluk verir
    () “Yamandı havza yolları,
    Tek yürek atacaktı Amasya’da
    Erzurum’da şahlanacaktı Dadaş,
    Sivas’ta kurtuluşa bayrak açılacak,

    TOPLU-ANKARA’DA GÜNEŞ DOĞACAKTI
    .
    [Biraz beklenecek]
    —Müzik :”Sarı Zeybek”

    () İşte bu buhranlı dönemlerde insanımızdaki kurtuluş inancını güçlendirecek birilerine ihtiyaç duyulur
    . Bunlar öğretmenlerimizdir.

    Bilirim çocuklarım tutunacak tek dal benim

    Sınıfımın sayısınca bölük bölük yüreğim,
    Duyarım söylemeseler de
    Çare ararım geceler boyu


    Ben mustarip bir öğretmenim ama

    Kısa bir yol bilirim güneşe aya,
    Bir yol bilirim
    Hıçkırıktan kahkahaya,

    Yıllardan beridir

    Hamamda türkü söyler gibi
    En güzel derslerimi
    Geceleri veririm yatağımda
    Yumurcaklarım beni dinler uzağımda
    Hepsi kulak kesilmiş
    Sınıf alabildiğine geniş mi geniş…

    Geceler benim kara tahtamdır
    .
    Parmaklarım tebeşir,
    Ben bir zavallı öğretmenim ama
    Fecrimde devler güreşir.
    İki öğretmen
    Kısa bir yol bilirim güneşe
    Bir yol bilirim aya,
    Bir yol bilirim,
    Hıçkırıktan kahkahaya

    - Sen çocuğum… Niye hep camdan bakıyorsun?

    - Annem-babam hâlâ kavga ediyorlar mı diye öğretmenim.

    - Sen çocuğum… Niye hep gözlerini ovuşturuyorsun?

    - Gaz lambasından alıştım öğretmenim.

    - Sen çocuğum… Niye hep niye köşeye gizleniyorsun?

    - Kardeşim çok ağladı çalışamadım öğretmenim.

    - Sen çocuğum… Niye ellerini yıkamıyorsun?

    - Kovadaki su donmuştu kıramadım öğretmenim

    - Sen çocuğum
    ... Niye hep kaşınıyorsun
    - Üzerimde öcüler geziniyor öğretmenim.

    - Sen çocuğum
    ... Niye hep kulaklarını kapıyorsun?
    - Ablamın öksürük sesleri geliyor öğretmenim.

    Derdimizi dedik sana; dert edindin öğretmenim
    .
    Biliriz yüreğin acı acı burkulur.
    Çaresizlik bırakmaz yakanı.
    Aldırma yoksulluğa öğretmenim.

    Paran olmasın varsın cebinde

    Her gün biraz daha
    Karanlıklar deliniyor gitgide
    Güçlüsün,
    Yücesin,
    Mustafa kemallerce…
    Ve Atatürk gülümser öğretmenim,
    Sen sınıfa girince…

    (öğretmen) Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

    Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
    Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
    Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
    Ne güller fışkırır çilelerimden,
    Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
    Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
    Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.


    (öğretmen) Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

    En güzellerini saymadım çiçeklerin,
    Çocukları, öğrencileri istiyorum.
    Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
    Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
    O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
    Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
    Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

    (öğretmen) Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

    Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
    Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
    Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
    Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
    Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
    Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
    Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
    Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

    Kalın sesler korosu –


    Ver, ver hiç alma

    Böyledir kanunu bu mesleğin
    Gün olur seni aralar ama
    Kanadında olacaksın meleklerin
    Koro --

    Kentlerden köylere ışık taşıdınız bir başınıza
    .
    Açar yurdumun bütün çiçekleri elleriniz dokununca
    Sizinle uyandık sildik gözlerimizdeki karanlık kirleri
    Usun, bilincin yeşerttiği topraklarda savaştık
    Dağ deviren, gücünüzle aydınlandı içimiz
    Siz, doğruyu gerçeği öğrettikçe mutluyuz –
    Sizin tanrısal ışığınız azalmasın üstümüzden
    Dikenli, kıraç topraklarda nasıl yaşanır öğrendik

    Ezildiniz ama yücelttiniz
    .
    Toplumlar sizinle uyanır bütün zamanlar boyunca
    Sizinle yıkanır ilkel varlığımız
    Örümcekli yaban düşünceler sizinle ayıklanır
    Tutsaklık haklarını kıran sizin usunuz her çağ
    Sizsiz özgürlük düşünülemez
    Fışkırır gözlerinizden Mustafa Kemal’in ışığı

    Kalın sesler korosu –


    Ver ver hiç alma

    Böyledir kanunu bu mesleğin,
    Gün olur seni ararlar ama
    Kanadında olacaksın meleklerin.


    8
    .Solo –
    Kederinle sevincinle bizdendin
    Cümle sevilerin bizlere verdin
    Defterimde kitabımda
    Bayrak bayrak açıldı memleketim
    Bende sana versem derim
    Ama yok ki bir şeyim
    Benim her şeyim şu küçücük yüreğim
    Alır mısın öğretmenim
    Koro –
    YÜCE AYDINLIĞINDA TERTEMİZ ELLERİMİZ
    SANA YALVARIYORUZ TANRIM

    İnce sesler korosu –

    Işık verdiğin bu ufacık yüzleri kirletme

    Bu elleri hep böyle temiz tut
    Tebeşirle büyüyen aklığı koru
    Çocuklarımızı iyi rüyanla uyut…
    Bilirsin neden yaşadığımızı
    Türkümüz neden bu kadar güzel bilirsin
    —Bir demet papatya bir deste gül-
    Üzerlerine serp iyilik tohumlarını
    Varsın yavrularımız saadetten delirsin

    Koro –


    YÜCE AYDINLIĞINDA TERTEMİZ ELLERİMİZ

    SANA YALVARIYORUZ TANRIM

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş