2008'in En İyi Kitapları [ilk 10]

'Kitap, Resim ve Dergi' forumunda Siraç tarafından 6 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    2008'in En İyi Kitapları [ilk 10] konusu
    2008'in En İyi Kitapları [ilk 10]

    [​IMG]

    Darbe, Stephen Kinzer, İletişim

    ‘Güçlü bir ulus daha güçsüz bir ulusa neden saldırır?’ Açık Radyo’da müzik programı hazırlayacak kadar Türk entelejensiyasına nüfuz eden Stephen Kinzer, Darbe: Hawaii’den Irak’a Amerika’nın Rejim Değişiklikleri Yüzyılı adlı kitabına bu soruyla başlıyor ve 1893’den başlayarak 2003’teki Irak işgaline uzanan süreçte bu sorunun yanıtını veriyor. Şahın Bütün Adamları adlı kitabında İran’daki darbeyi açıklıkla kaleme alan, Türkiye’yi anlattığı Hilal ve Yıldız’da dışarıdan bakış açısıyla Türkiye’yi anlama çabası taşıyan Kinzer, bir gazeteci olarak önemli bir kitaba daha imza atmış.




    [​IMG]


    Guantanamo’dan Şiirler, Hazırlayan: Marc Falkoff, Yapı Kredi

    Guantanamo’dan Şiirler, Guantanamo’daki askeri hapishanede tutulan mahkûmlar tarafından yazılmış yirmi iki şiirden oluşan bir kitap. Şiirler tutuklulardan on yedisinin avukatı olan ve kitabın editörlüğünü üstlenen Marc Falkoff’un tabiriyle ‘bazı eksiklikler içeriyor’. Çoğu tecrit edilmiş olarak hapishanede tutulan, pek çoğu işkence görmüş insanların kaleminden çıkan bu kitap zevk almak için okunacak bir kitap değil; delil olarak okunması gereken bir kitap. Kimi şiirlerin Radikal yazarı Gündüz Vassaf tarafından çevrildiğini belirtelim.



    [​IMG]

    Yoksulluk Halleri, Editör: Necmi Erdoğan, İletişim

    Krizler ülkesi Türkiye’de ekonomik krizlerden önce de sonra da yoksul olanlar, hep yoksul kalacak olanlar, yoksulluğu kader gibi yaşayanlar, ‘en alttakiler’ konuşuyor bu kitapta... Yoksullar, kendi hallerini, gördükleri muameleyi, dünyayı, memleketi, zenginleri, kadınları-erkekleri, dini-maneviyatı, milleti-milliyeti nasıl algıladıklarını anlatıyor. Yoksulların kendi anlatımları ve hikâyeleri üzerinden, yoksulluk hallerinin farklı yönlerinin analizi de yapılıyor: “Garibanların dünyası”: Türkiye’de yoksulların kültürel temsilleri (Necmi Erdoğan); “Yok-sanma”: Yoksulluk-mâduniyet ve fark yaraları (Necmi Erdoğan); “Olmayanın nesini idare edeceksin?”: Yoksulluk, kadınlar ve hane (Aksu Bora); Yoksulun evi (Ersan Ocak); Yoksulluk ve milliyetçilik (Kemal Can); Yoksulluk ve dinsellik (Ahmet Çiğdem)...



    [​IMG]

    Ermeni Meselesi Hallolunmuştur, Taner Akçam, İletişim



    Taner Akçam’ın Osmanlı belgelerine dayanarak hazırladığı bu araştırma, yaşananların içeriğine dair ‘birincil’ kaynakların neler anlattığına odaklanıyor. ‘Soykırım’ tartışmalarının kilit isimlerinden biri olan Akçam, ‘Osmanlı Belgelerine Göre Savaş Yıllarında Ermenilere Yönelik Politikalar’ altbaşlığını verdiği kitabında Talat Paşa imzalı telgrafları tek tek açıklayarak 1915’teki tehcirin o dönemki Türkleştirme politikalarının son merhalesi olduğunu söylüyor. Üstelik bunun bizzat Talat Paşa eliyle hazırlanan bir proje olduğunu anlatıyor. Kitaptaki en can alıcı belgelerden biri de kitaba adını veren Talat Paşa’nın “Ermeni meselesi hallolunmuştur, Fuzuli mezalimle millet ve hükümetin lekedar edilmesine lüzum yoktur” telgrafı. Murat Bardakçı’nın 2008’in son günlerinde çıkan kitabı Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrükesi’yle birlikte okunabilir...



    [​IMG]

    Eleştirinin Sis Çanı, Semih Gümüş, Can


    Radikal Kitap yazarlarından Semih Gümüş’ün her kitabı, edebiyatın bir yönüne büyüteçle bakmamızı sağlar. Eleştirinin Sis Çanı, Semih Gümüş’ün 2005-2006 yıllarında yazdığı ‘sis dağıtan’ yazılardan bir seçme. ‘Eleştirinin üzerindeki sis ne zaman dağılacak?’ sorusuna şöyle bir yanıt vermiş Gümüş: “Eleştirinin üstündeki sis beni, eleştiriyi ve eleştirmenleri ilgilendirmiyor. Önce bunu anlamamız gerekir. Bu, edebiyat ve kültür dünyamızın sorunu. Yıllardan beri eleştirinin yalnızca eleştirmenlerin değil, bütün edebiyatın sorunu olduğunu vurguluyorum. Ne zaman romancılar, öykücüler, şairler aynı zamanda öteki yazarlar ve okudukları kitaplar üstüne düşünüp yazar, o zaman eleştirinin üstündeki sis de dağılmaya başlar. Ben sis çanını 1991’de ilk kitabım yayımlandığı günden beri çalıyorum.”




    [​IMG]

    Son Hafriyat, Emrah Serbes, İletişim


    Her Temas İz Bırakır kitabıyla edebiyatımızda ‘iz bırakan’ Emrah Serbes, bir Ankara polisiyesine Son Hafriyat’la devam etti. İlk kitaptan tanıyıp çok sevdiğimiz Behzat Ç. ve ekibi, kötü bir Renault Toros’la Sakarya Caddesi’nden Ayaş’a kadar altını üstüne getiriyor Ankara’nın. Behzat Ç., Son Hafriyat’ta yine romanın başkahramanı ancak ilkinden farklı olarak romanın sonlarına dek -ilk romanda kızının intiharı nedeniyle yaşadığı travmadan dolayı- hiç konuşmayan, söylemek istediklerini hareketleriyle anlatan bir başkahraman olarak çıkıyor karşımıza. Kahramanımızın karşısında ise ‘kötülerin kötüsü’ (romanı okuyunca öyle olmadığını anladığımız) Red Kit var.




    [​IMG]

    Aydınlanma, Maureen Freely, Metis


    Aydınlanma, Türkiye siyasi ve toplumsal tarihi etrafında gelişen ama aynı zamanda ABD’nin özellikle dış politikaları üzerinde de duran insan hakları ve demokrasiden yana saf tutarak yazılmış bir roman. Maureen Freely, Aydınlanma’da 1960’lardan başlayıp 2005’e uzayan bir dönemi anlatıyor. Yazar, dönemi bilenlerin çok iyi hatırlayacağı ‘sandık cinayeti’nden esinlenerek kurguladığı hikâyesinin arka planında Türkiye Cumhuriyeti’nin son otuz yıllık tarihi anlatıyor. 60’lı ve 70’li yılları Türkiye’de geçiren Freely, ilhamını o zaman yakından tanıdığı Türk aydınlarından almış.




    [​IMG]

    Körlük ve İçgörü, Paul de Man, Metis

    Eleştirmen okumasının da bir tür körlük taşıdığı, bu okumanın da bir ‘yanlış okuma’ olduğunu gösteren bir kitap Körlük ve İçgörü. Paul de Man’ın 1971’de yazdığı, edebiyat eleştirisinin vazgeçilmezlerinden biri niteliğindeki bu kitap, bütün halinde 37 yıl sonra Türkçeye çevrildi. Edebiyatla biraz daha yakından ilgilenen okurun başucunda durmalı...




    [​IMG]

    Gülün İçinde Bülbül Sesi Var, Nezihe Meriç, Yapı Kredi

    50 kuşağı öykücüleri arasında kendine belli bir çizgi oluşturan Nezihe Meriç, öykülerini bir araya getirdiği Gülün İçinde Bülbül Sesi Var’da da ayrıntıları gözden kaçırmıyor.






    [​IMG]




    Elmaslardaki Gökyüzü, Nilüfer Altınel, Oğlak

    Daha önce kimi süreli yayınlarda öyküleri yayımlanan ve bir yayınevinde editörlük yapan Nilüfer Altınel, ilk romanı Elmaslardaki Gökyüzü’nde çirkinliğin, yalnızlığın, şiddetin ve pisliğin hikâyesini anlatıyor. Bir sokak hikâyesi gibi başlayan roman giderek bir aşk hikâyesine dönüşüyor. Üçüncü safhada bir kaçış hikâyesi. Onu izleyen süreç ise, okur açısından hiç de şaşırtıcı olmayacaktır ki, mafyöz bir hikâyeyi andırıyor.

     

Bu Sayfayı Paylaş