18 ay "Cız" Dönemi...

'Gebelik ve Annelik' forumunda Siraç tarafından 31 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    18 ay "Cız" Dönemi... konusu
    18 ay "Cız" Dönemi...

    Çocuğu 'cız' ya da 'hayır' komutları ile sustalı maymuna çevirirseniz, çevreyi tanımasına engel olursunuz
    Onsekizinci ayda istekleri anında doyurulması beklenen altben dönemi bitmelidir, çocuk benliğin 'dur bekle' kontrolüne hazırlanmalıdır. O halde, çevreyi deneme yanılma yöntemi ile tanımasına olanak sağlanmalıdır. Yani aşırı korunan kollanan kucak çocukluğu bitmeli, çocuk çevreye salınmalıdır. Çeşitli çevresel uyaranlar içinde beyni daha çok uyarılır da ha çok gelişir. Deneme yanılma ile tecrübeleri artar. Kendine zarar verecek nesneleri keşfetmeli, uzak durması gereken gerçeklerle tanışarak onlardan uzak durmayı öğrenmelidir.
    Ancak, henüz fiziksel gerçeklerin bilinci ve yorum yeteneği olmadığından, her an zarara açıktır. O halde, deneme yanılma tecrübeleri, ona geriye dönüşü olmayan zararlar verebilir. O halde, onu hem çevreyle tanıştırmak, hem de uzaktan kontrollü bir şekilde onu korumak nasıl olacaktır.
    Esasında, bu dönemdeki çevre algılaması, yine annenin çevresinde ve 3–5 metre çaplı dar bir alandır. Annenin devamlılığını sık sık kontrol eder. Bunun için, üç beş adım atıp anne hala orada mı diye sık sık geri dönüşlerle bu dairenin sınırlarını kendisi belirler. Yani kontrol edeceğimiz alan öyle çok geniş bir alan değildir.
    Ancak yaş ilerledikçe çocuk bu daireyi sınırsız bir şekilde genişletir. Giderek kontrolü zorlaşır. O zaman, 'Ben ilaç kutularını, deterjanları, böcek ilaçlarını yükseğe koymuştum, dolaba kaldırmıştım...' feryatları yetmez. Üç- dört yaş çocuğunun araştırmacı ruhu vardır, olacaktır, olmaması anormaldir. Bu yaşlarda tehlikeli objelere karşı kilit gibi daha ciddi tedbirler almak gerekir.
    Onu hem çevreye bırakıp hem kontrol edebilmek için, sembol yeteneğinden faydalanırız. Önce, etraftaki objeleri ikiye ayırırız:
    O'na zarar verecekler ve O'nun zarar verebilecekleri olmak üzere.
    Prize çivi sokarsa bu ona geriye dönüşü olmayan bir zarar verir. Çiçeğin yaprağını koparırsa çiçek ona değil, o çiçeğe zarar verir.
    O halde priz, bıçak, makas, ateş ona zarar verecekler grubundandır. Yani bunlar" cız" dır, "hayır"dır. Ancak, bu sözcükler sadece bir ses iseler, onun için bir oyun olurlar. Siz heyecanla "hayır" da deseniz "cız" da deseniz, yapmasını istemediğiniz şeyi o, oyun olarak algılar ve tekrarlamak ister. Burada yapmanız gereken, bu sözcükleri sembolleştirmenizdir.
    'Cız" Sözcüklerini; Tehlike İle "Hayır" Ya da Sembolleştirelim
    Isı duyusu en erken gelişen duyudur. Evde kontrollü ısı üretebileceğiniz alet ütüdür. İşe "ipek" derecesine ayarladığınız ütünün, onun elinde oluşturacağı his ile başlayın. Bu his onun elini yakmasın. 'İpek' de recesine ayarladığımız ütüyü usulca eline değdirip 'hayır' ya da 'cız' sözcüğünü tekrarlayın. Yani ısı duyusu ile bu sözcüklerden birini eşleştirin. Yani, bu sözcüklerden biri ısının sembolü olsun. Çocuğun bunu kolayca öğrenebildiğine şahit olacaksınız.
    Isı sevimsiz bir duyudur. Çocuk ısıdan uzaklaşır. Daha sonra ona zarar vereceğini düşündüğünüz objeler ile aynı sembol kelimeyi kullanın. Yani, bir elinizde ütü olduğu halde, ütü ve prizi işaret ederek sembol kelimenizi tekrarlayın. 3–5 kereden sonra, çocuğun sizin istediğiniz tehlikeli objeler ile sizin seçtiğiniz 'cız' ya da 'hayır' sembol sözcüğünü eşleştirdiğini göreceksiniz. Bu sözcükleri söylediğiniz her obje çocukta ısı çağrışımı yapacak ve çocuk o objeden uzaklaşacaktır.
    Ancak, ona zarar verecek objelerin sayısı sınırlı olmalıdır. Çocuğu 'cız' ya da 'hayır' komutları ile sustalı maymuna çevirirseniz, çevreyi tanımasına engel olursunuz. Esasında, çevrede ona zarar verecek nesneler; priz, bıçak, makas, ateş, pencere kenarı hadi balkonlu evlerde balkonun kenarı da olsun, bunun gibi tehlikelerin sayısı 8–10 âdeti geçmez.
    Onun zarar verecekleri grup daha geniş olabilir. Bu gruptaki objelere yaklaşmamasını, onun çevresel uyaranlarla beyin kapasitesini geliştirmesine engel olmadan sağlamamız gerekir. Bunun için, zarar vermesini istemediğiniz objelere, onun hiç aklında yokken "Gel canım, çiçeklerimizi sevelim, onları inceleyelim." gibi bir yaklaşımda bulunun. Böylece sizin kontrolünüzde, o objeye dokunmasına, onu koklamasına, yakından görüp öğrenmesine olanak yaratın. Böylece araştırıp öğrenme isteği doygunluğa ulaşarak, 2–3 kere sizin kontrolünüzde o objeye dokunarak, o objeye olan ilgisi azalacaktır.
    Bu şekilde, zarardan koruma koşulu ile ona serbestlik tanımanız, gelecekte başkalarının haklarına saygı duyan, etik değerlere önem veren öz-güveni, yaşama sevinci ve öz-saygısı olan kendini kontrol edebilen bir kişilik oluşacaktır.
    İşte Örnekler;
    — İki yaşındaki oğlum, eline ne geçirirse, 6. kattaki evimizin penceresinden aşağıya atıyordu. Vazo, bardak, yastık ne bulursa. Dövmek, sövmek, iyilikle konuşmak hiç fayda etmiyordu. Doktorumuz, hafif beyaz ambalaj köpüklerinden faydalanmamı, onun hiç aklında yokken, bu ambalaj malzemelerini oğlumla birlikte pencereden aşağıya atıp, anne oğul merdivenlerden koşarak inip alıp, tekrar atmamızı önerdi. Başarılı olabilmem için 2–3 deneme yetti.
    Bu anne temiz tertipli bir anne idi. Çocuğun etrafı karıştırmasına izin vermeyerek büyütme çabası, çocuk tarafından böyle bir tepki ile durdurulmuştu. Annenin mi çocuğu, çocuğun mu anneyi terbiye ettiği içice geçmişti. (KP, 2 yaş) erkek
    Evde ilaç içtiği için acil servise getirildi. Midesi yıkandı. Aileden, yapılan işlemlerin 3 misli para talep edildi. Nedenini sorduklarında, çocuk onların hatası yüzünden zehirlenmişti, Bu da bizim onlara bir cezamız oluyordu. Anne öne atıldı. Hatalı değildi. İlaç buzdolabının üstünde idi. Buzdolabının yüksekliği çocuğun boyunun 3 misli idi. O tedbirini almıştı. Çocuğun sandalyeye çıkıp buzdolabının üstüne bakacağı nereden aklına gelebilirdi kil.
    Gün geçmiyordu ki biz acilde benzer bir hikâye dinlemeyelim. Anneler çocukların çevreyi araştırarak öğrendiklerini bilmiyorlardı. Üstelik bunun olmamasının anormal olduğunu da bilmiyorlardı. Daha da üstelik biz 3 misli ücret talep etmesek, kendi hataları nedeni ile acil serviste olduklarını bile öğrenemeden evlerine gideceklerdi.
    Nitekim acil servisin kargaşası içinde 3 misli ücret talep etmeği unuttuğumuz bir çocuk 3 ay sonra 2. kez zehirlenerek yine bize getirilmişti. Baba üç misli ücreti duyunca, soluğu doğru odamda aldı. 'Biz hep böyle yapıyoruz.' dedim. 'Geçen defa bizden 3 misli almadınızdı.' dedi. Üç misli ücret bir kez daha işe yaramıştı. Yoksa bu çocuğun 2. kez gelişi kayıt taramalarında gözden kaçacak kendi keşfimiz olan aile cezalandırma yöntemimizin ne kadar değerli olduğunu kanıtlayan bu delile sahip olamayacaktık." (AÇ, 3,5 yaş erkek)
    Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
    Pediatrist, Pediatrik Nörolog
     

Bu Sayfayı Paylaş