0.5 Yaş Okul Öncesi Eğitimi- 0.5 Yaş Çocuk Eğitimi

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda Siraç tarafından 14 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    0.5 Yaş Okul Öncesi Eğitimi- 0.5 Yaş Çocuk Eğitimi konusu
    Basit Tekniklerle Yaratıcılığı Yakalamak


    Bir çocuğun sanat yaşamı boya kalemleri, parmak boyası, kil ile başlayabilir. Fakat bunların dışında sizin çocuğunuz ile birlikte keşfedebileceğiniz hem eğlenceli hem de eğitici sayısız materyal teknik mevcuttur. Birlikte eğlenceli vakit geçirebilmek için birkaç öneri aşağıda sizi bekliyor.
    *Pastel Boyalar: Kısa kalın veya ince uzun pastel boyalar (çocuğunuz bunlardan hangisini tercih ederse) ile başlayabilirsiniz. Boyama kağıdının kaymaması için bunu zemine bir bantla yapıştırmak uygulama sırasında her ikiniz için de kolaylık sağlayacaktır. Veya hoş bir tuval yaratabilirsiniz! Duvara bir gazete kağıdı bantlayıp bunun üzerine beyaz büyük bir boyama kağıdı ile tuvaliniz hazır. İyi eğlenceler!

    *Parmak Boyası: Dokunma zevkini parmaklarının arasında boyaları ezmekten alan çocukların en sevdikleri yöntemdir. Bazı çocuklar parmaklarına bulaşan boyaların verdiği histen hoşlanmadıkları için parmak boyasına karşı çıkabilirler. Onu zorlamayın. Bir başka temizlik yöntemi de “parmak boyasını” banyoda tıraş köpüğü veya köpüklü sabun ile icra etmektir.

    *Kil: Onu sıkar, yuvarlar, şekil verir ve üzerine farklı objeleri kullanarak izler çıkartabilirsiniz. Biraz kuruyunca da rengarenk boyayabilirsiniz.

    *Fırça ile boya yapmak: Yaklaşık üç yaşlarında her çocuk fırça ile boya yapmaktan çok hoşlanır. Kalın saplı bir fırça, ince saplı bir fırçaya nazaran daha kolay tutulabilir.

    *Sünger Boyası: Bildiğimiz süngerleri çeşitli hayvan şekillerinde kesip bunları, boyalara batırıp güzel ve eğlenceli şekiller yaratabilirsiniz ayrıca süngerden ufak bir parça kesip, bu parçaya bir sap ekleyip (iple bağlayabilirsiniz) güzel ve rahat bir fırça da yapabilirsiniz. Veya eski diş fırçaları, pamuklu çubuklar da boyama için eğlenceli materyaller arasındadır.

    *Sicim Boyası: Farklı kalınlıktaki ipleri boyayıp geniş bir boyama kağıdının üzerine sanatınızı icra edebilirsiniz.

    *Sebze Baskısı: Patates veya benzer sebzeleri çeşitli şekillerde doğrayıp, boyanın içine batırıp sonra da kağıda baskı yapabilirsiniz.

    *Lastik Mühürler: Kırtasiyelerden alabilirsiniz, bunları değişik renklerde boyayıp baskı yapabilirsiniz ama duvarlara dikkat.

    *Tebeşir: Siyah kartondan fon kağıdı ve beyaz tebeşir inanın çok eğlenecekler.

    *Kurşun Kalem, tükenmez kalem ve fosforlu kalemler: ucu kalın küt olanları tercih edin.

    *Boyama kitapları: Çok tavsiye edemeyeceğiz! Çünkü standart olarak genelde küçük çizilen bu çeşitli şekillerin içini yandaki resme bakarak aynı şekilde boyamak veya çizmek bizce yaratıcılığı perçinlemek yerine ket vuruyor. Hem çocukları sınırlıyor hem de kol kaslarının yanlış gelişmesine sebep olabiliyor. Bunun yerine bir hikaye kitabında anlatılan veya sizin tarif edeceğiniz bir hayvanı, güneşi, ağacı bırakın çocuğunuz tarifinize göre veya bakarak çizsin ve kendi istediği renklerle boyasın. Siz kırmızı bir ağaca yapılmış mor elmanın güzelliğinin tadını çıkarın.

    *Kitap yapma: Beraber bir kitap yapabilirsiniz. Küçük yazarınız size cümleleri söyler ve siz bunları yazarsınız örneğin bir hikaye anlatır ve siz kaleme alırsınız, altında boşluk bırakmayı unutmayın çünkü hikayenin resimlerini çizecek olan sizin küçük ressamınız.

    *Kolaj: Bu çalışmada hemen her materyali rahatlıkla kullanabilirsiniz. Küçük kumaş parçaları, tüyler, makarna, fasulye, düğme, fotoğraflar….

    *Makas: Çalışmalar sırasında plastik kağıt makaslarını tercih ederseniz güvenlik sorununuz kalmaz.

    *Yemek: Yumuşak bir ekmek hamurunu (herhangi bir fırından temin edebilirsiniz veya siz hazırlayabilirsiniz.) şekillendirip beraber pişirip yiyebilirsiniz. İnanın kendi yaptığı poğaçayı iştahla yiyecektir. Örneğin hamurdan bir parça verip şekillendirmesini isteyebilirsiniz ve üzerine kuru üzüm parçaları yapıştırıp pişirdiğinizde… afiyet olsun.

    *Yoğurt: Beraber ufak bir kaba yoğurt mayalayabilirsiniz. Görün kendi mayaladığı yoğurdu nasıl iştahla yiyecek.

    İyi eğlenceler….
     
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuklarda Yazın Görülen Cilt Sorunları


    Güneşli yaz günleri ile birlikte özellikle hassas cilde sahip çocuklarda cilt problemlerinde artış meydana gelir. İsilik, güneş yanıkları, böcek sokmaları, havuzdan bulaşabilen cilt hastalıkları gibi yaz aylarında çocuklarda sık görülen hastalıkların belirtileri, tedavi ve önleme yöntemlerini biliyor musunuz?
    Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Özlem Okutan, yaz aylarında çocuklarda sık görülen cilt hastalıkları ve alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.

    İSİLİK
    Yaz mevsiminde hassas cilde sahip çocuklarda sık ortaya çıkan şikayetlerin başında isilik gelir. Özellikle yaz aylarında kaşıntılı ve kabarık bir deri döküntüsü ile kendini belli eder. Ter bezlerinin tıkanıklığı sonucu oluşur. Ortam ne kadar nemliyse, belirtiler de o kadar ağırdır. Kaşıntı sonucu deride açılmalar olursa, ikincil enfeksiyonlar gelişebilir.

    Alınacak önlemler
    Pamuklu giysiler giyilmesi, sık banyo yapılması ve derinin mümkün olduğunca havalandırılması gerekir. Ağır olgularda doktor tavsiyesine göre ilaç da kullanılabilir.

    GÜNEŞ IŞINLARININ DİREKT ETKİSİ İLE OLUŞAN YANIKLAR
    Güneş ışınları hafif ve orta derecede yanıklara neden olabileceği gibi, güneş ışınlarına aşırı maruz kalma ve ortaya çıkan bu zedelenmeler, ileri dönemde cilt kanseri için risk oluşturmaktadır.

    Güneş ışınları; ciltte kuruma, kızarıklık ve hafif şişliğin görüldüğü birinci derece yanıkların yanı sıra, zaman zaman "bül" denen içi sıvı dolu keseciklerin ortaya çıktığı ciddi yanıklara da neden olabilir. Orta dereceli güneş yanıkları bu duruma örnektir.

    Hafif yüzeysel yanıklarda cildi soğutmak ve ağrı kesici ilaçlar almak yeterli olurken, ciddi yanıklarda bir sağlık kuruluşuna başvurmak faydalı olacaktır. Bazı çocuklarda güneş ışınlarına karşı alerjik tepkiler de gelişebilir. Farklı şekillerde ortaya çıkabilen bu reaksiyonlar; kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı; su kabarcıkları veya sadece kırmızı lekeler şeklinde olabilir. Bazı bitkiler (deriye temas sonrası), parfümler, deriye sürülen ilaçlar, güneş ürünleri, ağızdan alınan bazı ilaçlar da güneş alerjilerine sebep olabilirler.

    Alınacak önlemler
    Güneş ışınlarının yoğun olduğu 10:00-16:00 saatlerinde çocuklar güneşten uzak durmalı, bol sıvı gıda alımına özen gösterilmelidir.

    6 aydan küçük bebeklerin güneş ışığına direk maruz kalmaması önerilir.

    Bebeğe ince giysiler giydirilmeli, şapka takılmalıdır.

    Açıkta kalan el ve yüz gibi bölgelere 15 korumalı içeren losyonlar az miktarda sürülmelidir.

    Daha büyük çocukların da şapka kullanması uygundur.

    Çocuğun cilt tonuna göre 40 korumalı ve üstü losyonlar tercih edilebilir. Bu losyonların güneşe çıkmadan 30 dakika kadar önce vücuda sürülmesi, 2 saatte bir ya da yüzme sonrası yenilenmesi önerilir.

    15 dakikadan daha uzun süre güneş altında kalmamaları uygundur.

    SİNEK VE BÖCEK SOKMALARINA BAĞLI GELİŞEN CİLT LEZYONLARI
    Sinek ısırmaları ve böcek sokmalarına bağlı ciltte kaşıntılı kızarıklıklar ortaya çıkabilir. Tedavide kaşıntı giderici jel ve kremlerin kullanılması uygundur. Kaşıntılı bölgelerde iyileşmede gecikme, açık yara oluşması ya da bölgenin enfeksiyon kapması halinde bir doktora danışılmalıdır.

    Alınacak Önlemler
    Pencereler tül storlarla kaplanılıp, beşikler için cibinlikler kullanılabilir. Sprey şeklinde böcek öldürücü kimyasalların kullanılması zararlı olabilir.

    HAVUZLARDAN BULAŞABİLEN CİLT HASTALIKLARI
    Bu hastalıkların başında cildin yüzeysel mantar enfeksiyonları gelir. "Konjonktivit" denilen göz iltihabı da havuzlarda bulaşabilen bir enfeksiyon hastalığıdır.

    Alınacak önlemler
    Mantar enfeksiyonları karşısında bir hekimden yardım alınmalıdır.

    Önlem olarak ortak kullanılan eşyalar (havlu vb) çocuklar için kullanılmamalı ve cildin kuru tutulmasına özen gösterilmelidir.

    Lokal uygulanan antibiyotikli göz damlaları ile konjonktivit denilen göz iltihabı tedavi edilebilir.
     
  3. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocukların Saplantı ve Takıntılarına Dikkat!

    Çocuklarda da saplantı ve takıntılar hastalık boyutuna varabiliyor...
    Çocuğunuzun size garip gelen, sürekli tekrar ettiği bazı hareketleri mi var? Tekrar tekrar yapmaktan kendini alıkoyamadığı bu davranışlar artık çocuğunuzun günlük yaşamını engellemeye mi başladı? Bu tekrarlayıcı davranışlar normal gelişimin bir parçası olabileceği gibi, obsesif kompülsif bozukluk adı verilen psikiyatrik bir rahatsızlığın işaretleri de olabilir.

    Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Erdoğan çocuklarda görülen takıntılı davranışlar ve obsesif kompülsif bozukluk hakkında anne-babalara şu bilgileri verdi:

    Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) nedir?
    Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) tekrarlayıcı ve rahatsızlık veren düşüncelerle karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Bu durumu yaşayan çocuklar bu düşüncelere, kaygılarını azaltan ve geçici olarak kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayan bazı davranışlarla cevap verirler. Ancak kısa bir süre içerisinde, kaygı yaratan düşünceler meydana geldiğinde belli törensel davranışları tekrarladıkları bir döngüye takılıp kalırlar. Örneğin mikroplardan ve kendisine mikrop bulaşmasından korkan bir çocuk ellerini yıkayarak saatlerini geçirebilir, hırsızlardan korkan bir çocuk gece defalarca kez uyanarak kapının kilitli olup olmadığını kontrol edebilir.

    Bu rahatsızlık çocuklarda sık görülür mü?
    Tanı olanaklarındaki gelişmeler OKB'nin depresyon ve dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu ile birlikte çocuklarda en yaygın görülen psikiyatrik rahatsızlıklardan biri olduğunu ortaya koyuldu. Nitekim Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Akademisi de OKB'nin ABD'de her 200 çocuktan birini etkileyebildiğini saptadı.

    2 yaşındaki çocuklarda dahi OKB görülebilmekle birlikte, belirtiler genellikle 5 yaşından önce fark edilir hale gelmemektedir.

    Bu rahatsızlığın nedenleri nelerdir?
    Obsesif Kompülsif Bozukluğun, beyindeki sinir hücrelerinin birbiri ile haberleşmesini sağlayan bir kimyasal olan serotonin dengesinin bozulmasını içeren biyo-nörolojik bir zemini olduğu düşünülmekle birlikte, kesin nedenleri tam olarak belirlenememiştir. Uzmanlar genetik bir yatkınlığın söz konusu olabileceğini de belirtiyorlar. Ayrıca OKB'nin, beyni etkileyen bir otoimmun hastalığa neden olan streptokok enfeksiyonları ile bağlantısı olma olasılığı üzerinde de araştırmalar devam ediyor.

    Çocuğumun davranışlarının normal olup olmadığını nasıl anlayacağım?
    2-4 yaş arasındaki çocuklarda normal gelişimin bir parçası olarak bazı hafif takıntı davranışları görülebilir. Örneğin bu yaşta bir çocuk her gece uykudan önce annesinin mutlaka üç kez iyi geceler demesini isteyebilir. Ancak bu davranışlar normal olarak 4 yaş civarında kaybolur. OKB'li çocuklarda ise bu törensel davranışlar anne-babada endişe uyandıran aşırı boyutlara varır. Ayrıca yaşça daha büyük çocukların kendileri de takıntıları nedeniyle kafa karışıklığı ve öfke yaşayabilir.

    Çocukların normal törensel davranışları ile OKB'ye bağlı davranışları arasındaki en önemli fark, OKB'de bu davranışların çocuğun gelişimine müdahale edecek boyuta varmasıdır. OKB teşhisinde çocuk psikiyatristleri çeşitli durumların varlığını değerlendirir. Örneğin tekrar eden bu davranışların çocuk için memnuniyet yerine sıkıntı verip vermediği, bu davranışların çocuğun çok fazla zamanını alıp almadığı ve çocuğun günlük rutinini ve sosyal işlevlerini engelleyip engellemediği gibi durumlar değerlendirilir.

    Ancak küçük çocuklar genellikle yaşadıklarını kelimelere dökmekte zorluk çektiklerinden, daha büyüklerin ise davranışlarının "delilik" olduğundan korkarak, takıntılı davranışlarını gizlice yapmaları nedeniyle durumlarının aileler tarafından farkına varılması kolay olmayabilir.
     
  4. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Her Yaşta Gelişimini Takip Edin!

    İki yaşından sekiz yaşına kadar bebeğiniz hangi gelişim basamaklarından geçecek?Anadolu Sağlık Merkezi'nden Çocuk Hastalıkları ve Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Dr. Neslihan Güngör çocuk gelişimi ile ilgili bilgi verdi.
    2 yaşında çocuğunuz neler yapabilir?
    Tek başına merdiven iner ve çıkar.

    Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. (Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir. Tuvalet terbiyesinin kazanılma zamanı normal koşullarda da 2 yaşı geçebilir. Çocuğun hazır olması önemlidir.)

    Cinsiyetini bilir.

    Her şeyi "Benim!" diye sahiplenir.

    3-5 kelimeli cümleler kurar.

    3 yaşında çocuğunuz neler yapabilir?
    Kendi kendine yardımsız yemek yer.

    Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır.

    Telefona cevap verir.

    4 yaşında çocuğunuz neler yapabilir?
    Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar.

    Kendi giyinir, soyunur, fermuarını çeker.

    Bildiği nesnelerin resmini çizer.

    Farklı cinsiyet rollerini bilir. 10'a kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır.

    Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar (dün, bugün, yarın).

    5 yaşında çocuğunuz neler yapabilir?
    Kendi başına (gözlem altında) banyo yapabilir, yemek yer, giyinir, tuvalete gider.

    Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar.

    Harf ve kelime farkını anlamaya başlar.

    Temel renkleri bilir.

    Sağ ve sol kavramını anlar.

    10'a kadar sayabilir.

    6 yaşında çocuğunuz neler yapabilir?
    Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir.

    Eleştirilmekten hoşlanmaz.

    100'e kadar sayabilir.

    8 yaşında çocuğunuz neler yapabilir?
    Yazı ve çizgisi, ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir.

    Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar.

    Karşı cinse karşı biraz hırçındır.
     
  5. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuğumla Tatili Nasıl Değerlendirebilirim?


    Sözlüklere göre tatil; dinlenmek, eğlenmek amacıyla çalışmaksızın geçirilen süre veya çalışma yaşamında, yasa gereğince çalışmaya ara verilen süre olarak tanımlanmaktadır. Ancak tatil; öğrencinin öğretim yılı boyunca zihinsel, duygusal ve bedensel olarak yorgunluğunun sonucunda hak ettiği aktif dinlenme sürecidir. Aktif dinlenme süreciyle; tatilin yalnızca eğlence ve dinlence olarak algılanmaması, kişisel olarak üretkenliğe, zamanı iyi değerlendirmeye, kendine, aileye ve topluma artı değer katan etkinliklerle zamanı geçirmeye dönüklük kastedilmektedir.

    Ülkemizdeki eğitim sistemi gereği öğrencilerimiz uzun bir süre tatile çıkmaktadır. Tatil ayları içinde nerede, nasıl, kimlerle neler yaptıkları onları çok etkiler. Çocuklar kendilerini saran her nesneden, olaydan, kişiden; izleyerek, gözleyerek, konuşarak, dinleyerek ve yaparak öğrenirler. Çevrelerindeki olaylar, nesneler ve kişiler bireyde; olumlu ve olumsuz düşünceler, davranışlar oluşturur.

    Yaz tatilini aynı zamanda çocukların, yaşıtları ile daha uzun süre bir arada oldukları ve sosyal beceri geliştirdikleri ortamlardır.
    Bu nedenle ;

    •Çocuklarınıza daha çok yaşıtları ile bir arada olma ortamları hazırlayabilirsiniz. (Örnek: seçeceğiniz yerleri bu açıdan da değerlendirebilirsiniz.) Çünkü çocuklar, aynı zamanda birbirlerinin sosyal beceri öğretmenleridir.

    •Yaşıtları ile yaşadığı sorunları eğer sizinle paylaşıyorsa, onu dinleyebilir, anladığınızı belirtebilirsiniz. Çözümü birlikte üretebileceklerini söyleyebilirsiniz. Çünkü çocuklar yaşıtları ile yaşadıkları olumsuzluklardan bile çok şey öğrenebilir. Ona ne yapabileceğini sorabilirsiniz. Ama asla onun adına kararlar vermeyiniz. Çünkü kararı kim alırsa irade onda kalır. Yaşıt ilişkilerinde ise iradenin sizde kalması hiç istenmeyen bir tutumdur.

    Tatil süresini eğitimin ve öğretimin kesilmediği bir süreç olarak görmek gerekir. Tatilde öğrencilerimizin yaşamında yalnızca bir süre okul olmadığını unutmamalıyız. Çocuklar, bütün diğer etkilenmelere açıklar. Bu etkilenmelerin öğrencilerimizde olumlu davranışlara dönüşmesi de ebeveynlerin, çocukları için oluşturacağı tatil programları ile doğrudan ilgili olacaktır. Çocuklarımıza açtığınız her pencere onlara yeni bir öğrenme ortamı yaratacaktır.

    Yaz tatili koşulları, çocuğun öz bakım ve günlük yaşam becerileri ile ilgili rutininde değişikliklere neden olabilir. Örneğin, günlük temizlik alışkanlıkları farklılıklar gösterebilir, uyku saatleri değişebilir. Tatil için bu farklılıklar ve değişiklikler konuşulabilir. Ama tatilin de günlük yaşam ve öz bakım becerileri açısından bir düzeni gerektirdiği çocuğa fark ettirilmelidir.

    Çocukla tatil rutinlerini tartışmak için aile toplantılarını kullanabilirsiniz. Uyanma vakti, iş vakti, yemek vakti, yatma vakti ve özel planlar konusunda onların fikirlerini alın. Daha ufak çocuklar için sınırlı tercih hakkı kullanın. “Şimdi tatilde olduğuna göre, her zamanki vaktinde mi yatmak istersin, yoksa yarım saat daha geç yatmayı mı tercih edersin?” gibi.

    Tatilde, evde kalındığı süreler içinde çocuğunuzla birlikte bir günlük plan taslağı yapabilirsiniz. (Örneğin okulda edindiği sabah jimnastiği alışkanlığını kaybetmemesi için programa jimnastik saati koyabilirsiniz.) Günlük planda TV seyretme, okuma, oyun, bilgisayar v.b. detaylandırınız.
    Hangi CD’lerle ya da oyuncaklarla oynanacak? Evde tatil süresince, o yapmazsa kimsenin yapmayacağı, hangi sorumlulukları alabilecek? (Bu sorumluluklar onun yaşına ve gücüne uygun olarak belirlenmelidir.)

    Çocuğunuzla birlikte tatil döneminde okumak için birlikte kitap seçebilir ve birlikte belirli zamanlarda kitap okuyabilirsiniz. Bu hem ebeveyn hem de çocuk için oldukça keyifli olacaktır.

    Yine çocuklar görerek daha iyi öğrenirler, çocuğunuzu doğa ile tanıştırarak öğrendiklerini pekiştirmesini ve yeni şeyler öğrenmesini aynı zamanda keyif almasını sağlayabilirsiniz.
     
  6. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Futbol Çocuklar İçin Uygun Bir Spor Dalımıdır?

    Spor deyince çocuğunuzun aklına futboldan başka bir şey gelmiyor mu? Okulda ya da sokakta arkadaşları ile futbol oynamaktan büyük zevk alıyor, bir futbol okuluna yazdırmanız için size yalvarıyor mu?
    Futbolun çocuklar için uygun bir spor dalı olup olmadığından emin olamıyor ve çocuğunuzu başka spor dallarına kanalize etmek için uğraşmanızdan dolayı aranızda bir sürtüşme mi yaşanıyor?

    O halde size iyi haberlerimiz var! Gerçekte futbol çocuklar için hem uygun hem de önemli faydalar sağlayabilen bir spor dalı! Çocuğunuzu futboldan uzaklaştırmaya çalışmak yerine, bu isteğini teşvik etmeye başlayabilirsiniz. Ve bu sadece oğlunuz için geçerli değil, isteği ve merakı varsa kızınız da tüm dünyanın bayıldığı bu spor dalı ile ilgilenebilir!

    HER YAŞTAN ÇOCUK İÇİN FAYDALARI OLAN BİR SPOR DALI
    Her yaştan ve kabiliyet düzeyi farklı çocukların katılabileceği bir spor dalı olarak futbol çeşitli yararlar sağlayabilir.

    Aerobik egzersize olanak verir
    Futbol maçı sırasında çocuklar sürekli saha içerisinde koşarlar. Araştırmalar bu egzersizin fiziksel ve psikolojik pek çok faydası olduğunu göstermiştir. Düzenli olarak futbol oynayan çocuklar yaşam biçimlerine düzenli egzersiz yapma alışkanlığını katarlar. Ayrıca fiziksel egzersiz obesiteye karşı da en etkili önleme yöntemidir.

    İşbirliğini teşvik eder
    Gerek savunmada, gerekse hücumda başarı için paslaşma esas olduğundan, oyuncuların birbiri ile iyi bir iletişim içerisinde olması ve takım üyelerinin saha içerisindeki yerini sürekli kollaması gerekir.

    Kapsayıcı bir spor dalıdır
    Köy, kent, zengin ya da yoksul farkı gözetmeksizin, her kesimde sevilen ve katılımcı bulan bir spor dalıdır. Bazı spor kulüplerinde küçük yaşlarda kız ve erkek çocukları aynı takım içerisinde futbol oynayabilirler. Her yaştan ve farklı kabiliyet düzeyine sahip çocuk bu oyundan zevk alabilir.

    Gerçek bir takım sporudur
    Futbolda dikkatleri bireysel olarak üzerinde toplayan oyuncu sadece kalecidir. Dolayısıyla futbol bireysel yetenek ve gücün ön plana çıktığı spor dallarına kıyasla çocuklar açısından daha az baskı yaratıcı bir spor dalı olabilir. Bu nedenle futbol özellikle üstün atletik yeteneklere sahip olmayan ancak takım sporlarına katılmaktan zevk alan çocuklar için oldukça uygun bir spor dalıdır.

    Sosyal beceriler kazandırır
    Grup katılımı çok önemli olduğundan futbol oynamak çocuklara sportmenliği öğretir. Sorumlu bir yetişkinin gözetimindeki bir futbol takımında oynamak çocuklara kazanma ve kaybetmeyi, grup kararı verebilmeyi ve çok farklı ortamlardan gelen, farklı kişilik özelliklerine sahip kişilerle birlikte yaşamayı öğretir.

    Uluslararası bir spor dalıdır
    Çocukları tüm dünyada yaşanan futbol heyecanını paylaşmaya teşvik etmek başka ülkeleri tanımalasına ve kendi ülkesini dünyanın çok sayıda ve farklı ülkeler topluluğunun bir parçası olarak görmesine yardımcı olabilir.

    SİZE DÜŞEN GÖREV
    Çocuğunuzu okulda ya da mahallenizde bir spor okuluna yazdırabilir ya da belli bir kulüp ya da okul çerçevesinde olmaksızın arkadaşları ile futbol oynamasına olanak sağlayabilirsiniz.

    Ancak tüm spor dallarında olduğu gibi futbolda da çocuğunuzun oyundan alacağı zevki sizin yaklaşımınız büyük ölçüde etkileyecektir. Eğer siz çok rekabetçi ve kazanmaya önem veren biriyseniz, sizin kazanma arzunuzun çocuğunuzu baskı altında bırakmamasına özen göstermelisiniz. Tavır ve sözlerinizle kazanmaktan ziyade oyundan zevk almanın önemini göstermeye çalışmalı; çocuğunuzu destekleyip, motive ederken bu konuya özen göstermelisiniz.

    Maçlara izleyici olarak katılmak ve tezahürat etmek desteğinizi somut olarak göstereceği gibi, çocuğunuzun zenginleşen yaşamına katılmanız açısından da size iyi bir olanak sağlayacaktır.
     
  7. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    5 Yaş (Hazırlık Sınıfı) Çocuğunuzla Kitap Okurken

    Çocuğunuza kitap okumaya başlamak için beklemeniz gereken herhangi bir yaş yok!

    Bebekler bile kitaptaki resimlere bakabilir, okuduğunuz kelimelerdeki ritmi, kafiyeleri işitebilir ve sizin çıkardığınız sesleri taklit etmeye çalışabilirler.

    Çocuklara yüksek sesle kitap okumak onların zihinsel ve dil becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur, okumayı öğrenmeye hazırlar, okul başarılarını yükseltir ve yaşam boyu sürecek bir okuma sevgisi kazanmalarını sağlar.

    Ayrıca birlikte kitap okuyarak geçireceğiniz özel zamanlar çocuğunuzla aranızdaki bağın güçlenmesine katkıda bulunur ve ona değer verdiğinizi göstermenin çok özel ve yararlı bir yoludur.

    Aşağıda 5 yaş (hazırlık sınıfı) çocuklarına kitap okunması konusunda küçük ipuçları yer almaktadır. Bu ipuçlarından yararlanarak çocuğunuza ve kendinize özel yöntemler geliştirmek ve okumayı eğlenceli, zenginleştiren ve geliştiren bir deneyime dönüştürmek ise sizin elinizde.

    HAZIRLIK SINIFI ÖĞRENCİLERİ (5 YAŞ) İLE KİTAP OKUMA

    Bu yaş çocuklarına kitap okurken harfler, kelimeler ve seslerle oyunlar oynayın. Dili eğlenceye dönüştürmek çocuğunuza okumanın şifresini çözmesinde yardımcı olur. Aşağıdaki ipuçları çocuğunuzun mutlu ve güvenli bir okuyucu olması için yardımcı olacak eğlenceli yöntemler içermektedir. Bu ipuçlarını sırayla deneyerek sizin çocuğunuzda hangisinin daha fazla işe yaradığını kendiniz belirleyebilirsiniz.

    Komik, kafiyeli tekerlemeler söyleyin
    Sarkılar söyleyin, kafiyeli yazıların olduğu kitaplar okuyun ve kafiyeli komik tekelerlemer söyleyin. Bunlar çocuğunuzun kelimelerin içindeki seslere karşı duyarlılığını artıracaktır.

    Okuyun ve yaşayın
    Çocuğunuzla birlikte okuduklarınızı gerçek yaşamda olanlarla ilişkilendirin. Örneğin okuduğunuz kitap hayvanlarla ilgiliyse, okuduklarınızı daha önce yaptığınız bir hayvanat bahçesi gezisi ile ilişkilendirin.

    Çocuğunuzun ismini kullanın
    Harfler ve sesler arasındaki ilişkiye işaret edin. Örneğin, “Ali... Al... Al kelimesi de Ali gibi A ile başlıyor. Ali al”.

    Kuklalarla oynayın
    Kuklalarla dil oyunları oynayın. Örneğin kukla şöyle desin: “Merhaba, benim adım Ece. Benim adımla kafiyeli bir kelime bulabilir misin? Hece Ece ile kafiyeli mi? Kapı Ece ile kafiyeli mi?”

    Harfleri izleyin ve söyleyin
    Bir harfin sesini çıkarırken çocuğunuzun da parmağı ile o harfi izlemesini sağlayın. Bu oyunu kağıt, kum ya da tabaktaki toz şeker gibi olabilecek her yere yazarak oynayın.

    Çocuğunuzun seçmesine izin verin
    Yaşına göre çok basit kitapları bile seçebilir. Çocuğunuzun kendi kitaplarını seçmesine izin vermeniz kendine güveni ve bağımsızlığının gelişmesine katkıda bulunur.

    Ses oyunları oynayın
    Sesleri kelimelere dönüştürme denemeleri yapın. Örneğin “ben hangi kelimeyi söylüyorum? T – o – p. Bu sırada tüm sesleri normalde olduğundan çok daha uzun süre ile çıkarın.

    Dudaklarımı izle
    Bu ilk başta garip gözükebilir, ancak çocuğunuzdan siz konuşurken dudaklarınıza bakmasını isteyin. Çocuğunuzun dudak ve dilinin nasıl hareket ettiği konusunda düşünmesini sağlayın. Örneğin “mama, masa, makas derken başta dudaklarımızı aynı şekilde hareket ettirdiğimizi fark edebiliyor musun?”.
     
  8. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuklar Niçin Yalan Söyler?

    2-4 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR VE 5-7 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLERLER VE BU KONU İLE İLGİLİ YAPILABİLECEKLER...
    ÇOCUKLAR NİÇİN YALAN SÖYLER

    Hepimiz yalan söylemeyen , güvenilir çocuklar yetiştirmek isteriz. Ancak çocukların da tıpkı yetişkinler gibi arada sırada yalan söylemeleri kaçınılmazdı. 3 yaşındaki çocuklar bile , cezalardan ve azarlanmaktan korktukları için yalana başvururlar.

    Çocuğumuzdan küçük bir yalan duyduğumuzda hemen telaşa kapılıp , size sürekli olarak yalanlar uyduran bir çocuk olmasından , dolayısıyla onu kontrol edemeyeceğinizden korkarsınız. Ancak fazla telaşa gerek yok. Çünkü çocukların kötü ve iyi yalanları birbirinden ayrılabilmeleri ve dürüstlüğün önemli bir erdem olduğunu anlamaları için biraz büyümeleri gerekir. İşte yaş gruplarına göre söylenen yalanlar ve doğru yaklaşım biçimleri :

    2-4 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR

    NEDEN YALAN SÖYLERLER: Bu yaştaki çocukların çok aktif bir hayal güçleri vardır ve kafalarından akla hayale gelmeyecek hikayeler uydurabilirler. Hatta gerçeklerle hayal dünyalarında yaşadıklarını çoğu zaman birbirleriyle karıştırırlar. Bazı durumlarda da yaşamak istediklerini , hayallerini , kurduklarını gerçekmiş gibi anlatabilirler. Tabii , çocuğunuz çok küçük olsa bile zor durumlardan kurtulmak için yalana başvurmayı bilene kadar uyanıktır.

    NELER YAPABİLİRSİNİZ: Bu yaştaki çocuğunuzu başka şeyler için cezalandırabilseniz bile yalan söylediği için ona ceza vermeniz yersiz , hatta kimi zaman çocuk açısından zararlı olabilir. Aynı şekilde çocuğunuza dürüstlüğün faziletlerini anlatmanız uzun konuşmalar da bu yaştaki çocukların anlamayacağı kadar ciddi olabilir. Çocuğunuza yalan söylediği için ceza vereceğinize , ona hatalı davranışı hakkında uyarın ya da bazı şeyleri çok istediği için olmuş gibi anlatmasının , isteklerinin yerine gelmesini sağlamayacağını izah etmeye çalışın. Çocuğunuzun yalanlarının çok arttığını düşünüyorsanız korkmayın bu dönemde söylenen yalanlar genellikle zararsızdır.

    5-7 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR

    NEDEN YALAN SÖYLERLER: Okul yaşına gelen çocuklar yalan söylemenin sorunları çözmekte ya da cezadan kurtulmakta kullanılabilecek stratejik bir yol olduğunu anlamaya başlarlar. Çocuğunuzun yaratıcılığının son damlasına kadar durumuna uygun yalanlar bulmak için kullanacaktır. Bu dönemde çocuğunuzun yalanlarını fazla kolay kabullenmemeniz ve onun yalan söyleyerek her istediği durumu kurtarmasına izin vermemeniz gerekir. Çocuğun anne çocuk ilişkisinin anahtar noktasının güven olduğunu , bu dönemde öğretebilirsiniz. Birde çocukların aileden gördükleri dürüst olmama özelliğini kendilerinin de taşıdığını unutmayın , bu yüzden çocuğunuzun yanında davranışlarınıza dikkat edin. Çocuğunuza kötü örnek olamamanız çok önemlidir. Örneğin hiç beğenmediğiniz bir hediye veren arkadaşınıza çocuğunuzun yanında hediyeyi çok beğendiğinizi söylemeniz çocuğunuzun kafasını karıştırır.

    NELER YAPABİLİRSİNİZ : Bu dönemde bazı durumlarda gerçekleri saklamanın daha doğru olabileceğini ona anlatmaya başlayın. Örneğin hoşlanmadığı bir arkadaşının doğum günü partisine gitmek istemediği halde bunu söylemesinin daha doğru olduğunu açıklayabilirsiniz. Bu durumu iyice kavradığında çocuğunuz olaylara sadece kendisinin değil, başkalarının açısından da bakacaktır. Anca bazı konularda da yalanın kabul edilemeyeceğini iyice öğretmeniz gerekir. Tabii davranış ve söyleniş biçiminiz de hayli önem taşır. Aşırı reaksiyon ve sert tavırlar geri tepip çocuğunuzla gereksiz yere inatlaşmanıza sebep olabilir.

    Daha önemli konulardaki yalanlar ise; örneğin bir arkadaşının oyuncağını gizlice alması ve bunu saklaması durumunda onu cezalandırmalısınız. En uygun ceza televizyon izlemesini yasaklamak olabilir.

    DOĞRU SÖZCÜKLERİ KULLANIN

    Çocuğunuzun yalan söylediğinden şüpheleniyorsanız onu itiraf etmesi için sıkıştırmak kötü sonuçlara yol açabilir. Aranızdaki ilişkiyi bozmamak için en doğru sözleri bulup , söylemeniz çok önemlidir. İşte , bazı yalanlar karşısında seçilecek doğru sözcükler.

    Çocuğunuz ; ödevlerini serviste yaptığını söylüyor :
    Yanlış cevap : “Sana inanmıyorum o kadar çabuk yapamazsın”
    Doğru cevap : “Tamam. Haydi şimdi birlikte tekrar edelim.”
    Çocuğunuz ; arkadaşının çok sevdiği oyuncağını ona hediye ettiğini söylüyor:
    Yanlış cevap : “Hayır bunu asla sana hediye etmez. Oyuncağı geri iade edeceksin”
    Doğru cevap : “Çok ince bir düşünce ama bu arkadaşının sevdiği bir oyuncak. En iyisi annesini arayıp , bu durumu onunla bir görüşelim”
    Çocuğunuz ; camı ben kırmadım , rüzgar çarpıp kırılmıştır , diyor.
    Yanlış cevap : “Çok aptalca bir hikaye. Yalan söylüyorsun , itiraf et.
    Doğru cevap : “Sana kızacağımdan korkuyorsun herhalde , ama ara sıra kazalar olabilir. Bana karşı dürüst olman camın kırılmasından daha önemli , ona bir çözüm bulabiliriz.

    ÇOCUĞUNUZA KİMSENİN MÜKEMMEL OLMADIĞINI SİZİNDE ONU CEZALANDIRMAYI DEĞİL, ONA DOĞRULARI ÖĞRETMEYİ AMAÇLADIĞINIZI AÇIKÇA SÖYLEYİN. BU ŞEKİLDE SADECE DAHA DÜRÜST DEĞİL, DAHA SEVGİ DOLU BİR İLİŞKİ DE KURABİLİRSİNİZ
     
  9. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Havuzdan Geçen Enfeksiyonlara Dikkat!


    Yazın çocuğunuzla birlikte havuzda eğlenirken mantardan, idrar yolu enfeksiyonuna kadar çeşitli hastalıklara davetiye çıkartıyor olabilirsiniz! Havuz keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarmak için nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz? Memorial Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kemal Sarıca, yaz ayları ile birlikte artış gösteren havuzdan geçen enfeksiyonlar hakkında bilgi verdi. Havuz keyfinin enfeksiyonlar yüzünden bir çileye dönüşmemesi için bazı önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Sarıca, özellikle kadınları havuzdan geçebilecek hastalıklara karşı uyardı.
    Havuzu bir keyif olmaktan çıkaran başlıca tehlikeleri nedir?
    Havuzlar insanların ortak kullanım alanlarıdır. Yaz aylarında artan sıcaklarla beraber serinlemek için havuzların kullanılmaya başlanması, havuza girilmeden önce ve havuzdan çıktıktan sonra dikkat edilmesi gereken noktaları gündeme getirmektedir.

    Havuz suyunun neden olabileceği hastalıkların başında, idrar yolu enfeksiyonları gelmektedir. Havuz suyunun yarattığı enfeksiyonlardan daha çok kadın ve çocuklar etkilenmektedir. Çünkü erkeklerin anatomik yapıları, vücutları enfeksiyonlara karşı kadın ve çocuklarınki gibi hassas değildir. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonları tehdidi altında olan kadın ve çocukların dikkat etmesi gerekir.

    Islak mayo tehlikesi
    Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ile vakit geçirilmesi özellikle kadınlar için büyük sorun teşkil etmektedir. Islak mayo, kapladığı bölge itibariyle idrar torbası ve idrar yollarının enfeksiyonuna zemin hazırlar. Havuz dışında rüzgarın da etkisi ile bu organlarda ödem oluşur.

    Bunun için havuzdan çıkıldığında kesinlikle duş alıp kurulanarak, mayo değiştirilmesi gerekmektedir. Kadınlarda anatomik yapı nedeniyle, idrar torbasından sonra dışarıya idrar çıkış kanalı oldukça kısadır. Erkeklerde bu çok daha uzundur ve enfeksiyon kapma riski de bu nedenle azalır.

    Bayanlarda üşütme de havuzdan çıktıktan sonra ıslaklığa dikkat edilmemesi durumunda çok görülmektedir. Aynı şekilde vücut dirençleri düşük olan çocukların da kesinlikle ıslak mayo ile dolaşmalarına izin verilmemelidir.

    Havuz hijyeninin önemi
    Her havuzun hijyeni çok önemlidir. Havuzun kabul edebileceği kapasitenin çok çok üzerinde kişinin kullanımı nedeniyle hijyenin bozulması kaçınılmaz olur.

    Havuzun büyüklüğü, düzenli olarak temizlenmesi, içine anti bakteriyel maddelerin katılması, bunun devamlılığının olması ve bakteriyel durumunun sürekli değerlendirilmesi gereklidir. Ancak havuzda hijyen çok çabuk ve rahatlıkla bozulabilmektedir.

    Havuza girerken ve havuzdan çıkarken önlem alın
    Havuza girerken kesinlikle duş alınmalı, belli antiseptik solüsyonlarla (enfeksiyon önleyici sıvılar) ayaklar yıkanarak, ayaktaki cilt ve mantar enfeksiyonlarının bulaşmasa karşı önlemler alınmalıdır.

    Ayaklardaki ve ciltteki mantar enfeksiyonları, cinsel organa temas eden su ile birlikte bu bölgede de mantar oluşumuna neden olabilir. Özellikle çocuklar erişkin havuzlarını kullanıyorlarsa, havuz kullanımı ile ilgili kurallardan haberdar edilmelidir.

    Özellikle çocukların havuz temizliğine yeteri kadar dikkat etmemesi, idrar yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlamaktadır.

    Bunun için havuza duş alınarak girilmesi, hijyenik önlemlerin alınması, çıktıktan sonra mutlaka tekrar duş alınması, havuzun düzenli olarak temizlenmesi, hijyenik özelliklerinin sık araştırılması ve herhangi bir problemde anki bakteriyel özelliklerinin artırılması, tüm bunların yanında havuz suyunun gereğinde değiştirilmesi büyük önem arz etmektedir.
     
  10. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu ve Kardeş İlişkileri


    Sosyal etkileşim, çocukluktan başlayarak kişinin hayatını, hayata bakışını ve en önemlisi benlik algısını etkileyen bir kavramdır. Aile ortamında temelleri atılan sosyal gelişim, dolayısıyla sosyal beceriler, okul ortamına geçiş ile zenginleşmeye ve şekillenmeye başlar. Ancak, çocuğun sosyal yaşamında daima ilk deneyimlerinin, yani aile içi etkileşimin izleri görülecek ve yeni kazanılan beceriler bu temellerin üzerine oturtulacaktır.
    Çocuklar ilk defa bir arkadaşlık, destek, paylaşma, işbirliği, koruma duygularını kardeşleriyle olan ilişkilerinde yaşar ve bu sayede ilk sosyal becerilerini öğrenme fırsatı bulurlar. Kardeşler, çocukların sosyal yaşamlarının ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Kardeş ile olan ilişkiler ve paylaşılan deneyimler kişinin yaşamını zenginleştirir, hatta gelecekteki seçimlerini dahi etkileyebilir.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, bazı araştırmacılara göre “fark edilemeyen” olarak kabul edilen gelişimsel farklılıklar arasındadır. Gerçekten de, DEHB olan çocuklar çoğu zaman toplum tarafından yaramaz çocuklar olarak tanımlanmaktadırlar. Bu nedenle, kardeşlerin, anne babalarının DEHB olan çocuğa karşı tutumunu anlaması ve kabullenmesi, farklı rahatsızlığı olan çocukların kardeşlerine kıyasla çok daha zor olmaktadır. Çocuklar kardeşlerinin durumu ile ilgili bilgilendirilmedikleri sürece, neden söz dinlemedikleri halde ebeveynlerinin kardeşleriyle daha çok zaman geçirdiğini anlamakta güçlük çeker ve kıskançlık, değersizlik, öfke duygularına kapılabilirler.

    DEHB olan çocuklar sosyal beceriler yönünden oldukça zayıftırlar ve sosyal ortamlardaki uyumsuz davranışları ile hemen göze çarparlar. Dürtüsel davranışları, kurallara karşı gelmeleri, öfkelerine hakim olamamaları, vb. nedenlerden dolayı da arkadaşlık ilişkilerini sürdürmekte güçlük çekerler. Aynı sebeplerden dolayı kardeşleriyle olan ilişkilerinde de sıklıkla çatışma ve kavgalar görülür.

    Sosyal açıdan uyumsuz bir kardeş hem kardeş ilişkisinin niteliğini, hem de diğer çocuğun sosyal gelişimini olumsuz etkileyecektir. Sosyal öğrenme kuramına göre, çocuklar sosyal becerileri model alarak ya da taklit ederek öğrenirler. DEHB olan bir kardeşe sahip çocuklar, anne babalarından ilgi görmek için kardeşlerinin davranışlarını taklit etme yoluna gidebilirler. Ayrıca, kardeşle yaşanan çatışmalar sırasında öğrenilen olumsuz sosyal becerilerin diğer ortamlara (okul, arkadaş ilişkileri) aktarılması da, normal gelişim gösteren çocuğun sosyal ve dolayısıyla kişilik gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Diğer yandan, DEHB olan çocuğun olumsuz davranışları yüzünden eve arkadaşa davet edememe ya da sosyal ortamlara kardeşle katılmak istememe gibi durumlar da, kardeşin sosyal etkinliklerden mahrum kalmasına neden olabilmektedir.

    Neler yapılabilir?

    Çocuğunuzu kardeşinin durumu ile ilgili bilgilendirerek, bazı konularda O’ndan yardım isteyebilir, kardeşiyle ilgili yaşına uygun bazı sorumluklar verebilirsiniz. Böylelikle çocuğunuz kendisini daha az dışlanmış hissedecektir.

    DEHB çocuğunuzu kontrole götürdüğünüz günlerde, görüşmeye katılmasını isteyebilirsiniz. Orada bulunması, kardeşinin durumunu anlamasını kolaylaştıracaktır.

    Çocuğunuzun okulundaki okul psikolojik danışmanı ile görüşerek, O’nun gözlem ve desteğinden faydalanabilirsiniz.

    Akranlarıyla zaman geçirmesi için fırsatlar yaratabilirsiniz.

    Çocuğunuzun DEHB olan çocukların kardeşleriyle yapılan Kardeş Destek Gruplarına katılımını sağlayabilirsiniz. Böylelikle, kendisiyle benzer durumda olan diğer çocuklarla yaşadığı sıkıntıları paylaşma ve onların baş etme yöntemlerinin neler olduğunu öğrenme fırsatı bulurlar.
     
  11. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Yumurta kolisinden yapılan tırtıl-Okul Öncesi Artık Materyal ÇalışmalarıYumurta kolisinden yapılan tırtıl-Okul Öncesi Artık Materyal Çalışmaları
    [​IMG]Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1600x1200 ve 147KB. Dir
    [​IMG]

    Okumaya Devam…



    Bir çiçek bir böcek




    [​IMG]Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1085x814 ve 175KB. Dir
    [​IMG]

    Okumaya Devam…




    Okul Öncesi sanat etkinliği

    [​IMG]Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1600x1200 ve 206KB. Dir
    [​IMG]



    [​IMG][​IMG][​IMG]
    [​IMG]
    Okumaya Devam…
    -------------------------------------------------------------------------- NEDEN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM?

    [​IMG]Çünkü, 3 yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır, 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır (Rethinking the brain 1997). Yapılan tüm uluslararası araştırmalar ve uygulanan testler göstermektedir ki 0-6 yaş grubunda, gelişim düzeyinde okul öncesi eğitimi almış çocukların, akademik programlarda eğitim almış olanlara göre 1. sınıf başarı düzeyleri daha yüksektir ve okuma yazmaya daha hızlı geçmektedirler.12 yaşında IQ değerleri 5 puan daha yüksektir, 15 yaşında yetenek sınavlarında % 90 -100 arası başarı sağlarlar. % 65’i liseyi, % 45’i üniversiteyi sorunsuz kazanır ve bitirir. Yetişkin olduklarında dış dünyayla kolay ve sağlıklı iletişim kuran, sosyal insanlar olurlar.


    BİR OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNU SEÇERKEN;

    1. ÖN BİLGİ TOPLANMASI
    Telefonla, yaş grupları, çalışma saatleri, tatiller, ruhsat, servis ve adres bilgilerini alın. Ancak, randevulu ya da akşam ve hafta sonu ziyaretlerinden kaçının.İlk ziyaretinizi, yanınızda çocuğunuz olmadan ve sabah saatlerinde gerçekleştirin. Çocuğunuzu ancak karar verdikten sonra götürün.Evinize olabildiğince yakın yuvaları tercih edin. Serviste geçireceği sürenin 15-30 dakika arasında olmasına dikkat edin. 0-2 yaş döneminde servis kullanmayın.
    2. DIŞ MEKAN
    İlk görünüşün temiz ve bakımlı, genel sağlık kurallarına uygun (sınıf ve bahçe, eşya ile oyuncaklarının, çocuk yaş ve boylarına uyumlu) olması beklenir. Bahçenin güvenilir ve kontrol altında olması gerekmektedir.
    3. BİNANIN GENEL KOŞULLARI
    Binada yangın merdiveni, söndürücüler ve alarm sistemi bulunmalıdır.Çocukların ortak kullanım alanı olan tuvaletler, temiz ve hijyen kurallarına uygun olmalı, sıvı sabun ve kağıt havlu kullanılmalıdır.Mutfağın temiz, düzenli ve sağlık kurallarına uygun olması beklenmelidir. 4. YÖNETİCİ VE PERSONEL BİLGİLERİ
    Yönetici: Yöneticinin eğitimini ve mesleki tecrübelerini sorun. Üniversitelerin okul öncesi çocuk gelişimi ve eğitimi, sosyal hizmet uzmanlığı, çocuk psikolojisi ve pedagoji bölümlerinden birisinden mezun olmaları gerekmektedir. Ruhsat: Kurumun ruhsatı (Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ya da Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınan yasal çalışma belgesi) olup olmadığını kontrol edin. Görebileceğiniz bir yerde asılı değilse görmek isteyin. Grup Sorumlusu (Öğretmen): Bu kişilerin okul öncesi çocuk gelişimi eğitmenliği (meslek lisesi ya da 2 yıllık yüksek okul) mezunu olmaları gerekmektedir. 5. İÇ MEKANLAR
    İlk etkide, kendinize ve duyularınıza güvenin. Neşeli sesleri, güzel kokan, aydınlık, tertipli ve sıcak bir ortamı hedefleyin.İç ortamlarda, çocuğunuzun gelişimini destekleyecek yeterli sayıda araç-gereç olmalı, bunlar çocuğunuzla aynı mekan (sınıf) içerisinde ve istediğinde ulaşabileceği konumda bulunmalıdır.Sınıf içerisinde, oyunlar ve aktiviteler için tanımlı, ayrılmış bölümler olmalıdır. Bunlar, kitaplık, el becerisi (manipülasyon), bloklar, fen, sanat, hayal (sosyo-drama, evcilik), su-kum çalışması bölümleridir.Araç-gereçlerin çocuk sayısına yeterli, gelişim düzeyine uygun, bakımlı (temiz, kırıksız, eksiksiz) ve düzenli olmasına dikkat edin. (Çocuklar o anda oynadığı için mekandaki dağınıklık önemsenmemelidir.)Çocukların kişisel eşyaları için ayrılmış ve etiketli dolapları olmalıdır.
    6. ÖĞRETMEN / ÇOCUK ORANI
    Araştırmalar, öğretmen, çocuk oranının ve grup büyüklüklerinin çocuk gelişimine önemli etkisi olduğunu kanıtlamıştır.Uluslararası standartlara göre bu oranlar: 24-36 ay 1 öğretmen / 5- 7 çocuk 3 yaş 1 öğretmen / 7-10 çocuk 4-5 yaş 1 öğretmen / 8-10 çocuk 6 yaş 1 öğretmen / 10-12 çocuk biçimindedir. Daha fazla sayılarda çocuk olması durumunda bir yardımcı öğretmen ya da 2. bir grup sorumlusu ile çalışılması uygundur. 0-2 yaş grubunda bulunan çocukların, diğer yaş grupları ile karma yapılmaması gerekmektedir.
    7. İŞLEYİŞ
    Kurumun bir felsefesi ve uyguladığı yazılı bir sistemi olması gerekmektedir. Bu felsefenin sizin görüş ve beklentilerinize uygunluğu önemlidir.Kurumun kapısı size sürekli açık olmalıdır. Kendinizin ve çocuğunuzun gereksinimleri doğrultusunda, her zaman kurumu, sınıfı ziyaret edebilmelisiniz ve bu belirli gün ve saatlerle sınırlandırılmış olmamalıdır. 0-6 yaş grubunun öğrenme sistemi, somut, aktif, keşfe ve deneye dayalıdır. Akademik ve çocukları zorlayacak yaklaşımlardan ve beklentilerden kaçınılmalıdır.Günlük plan, çocukların, küçük kas-büyük kas, zihinsel, bilişsel ve sosyal gelişimine ait çalışmaların tümünü birden ve dengeli olarak içermelidir.Çocuklara günlük işleyişte bireysel davranabilme ortamı mutlaka sağlanmalı ve tüm aktiviteler için seçme hakkı tanınmalıdır. Çocukların sosyal yaşam biçimlerinin ve toplumsal kurallarının oluşabilmesi-gelişebilmesi için, pozitif ve destekleyici davranılmalı, kırıcı, örseleyici davranışlardan kaçınılmalıdır. 8. EĞİTİM PLANI (MÜFREDAT)
    Eğitim planı, çocukların bireysel gelişimleri, ilgi alanları ve gereksinimleri gözönüne alınarak hazırlanmış, çocuk gelişimi ilkelerine ve öğrenme biçimlerine bağlı, yazılı metinlerin işleyişinden oluşmalıdır. Öğrenme ortamı ve aktiviteler, bu programın felsefesine ve hedeflerine uygun olarak düzenlenmelidir. Öğretmenler, çocukları izleyerek, gözlemleyerek -kesinlikle test yöntemlerine başvurmaksızın- her bir çocuk için amaca ulaşılıp ulaşılmadığını değerlendirirler.Bu değerlendirmelerin sonuçlarını aileler ile paylaşırlar. 9. BESLENME Yemek listeleri, düzenli beslenme ilkelerine uygun ve yeterli miktarda olmalı, her ay ailelere gönderilmelidir. Yemek masaları, sandalyeleri ve diğer ekipmanlar çocukların yaş ve boylarına, özelliklerine uygun olmalıdır.Yemek saatlerinin bir sosyalleşme süreci olduğu düşünülerek, en az bir yetişkin çocuklarla aynı masayı paylaşmalıdır.
    10. İLETİŞİM Öğretmen - Çocuk İletişimi: Öğretmenler çocuklarla iletişim kurarken göz seviyesinde bulunmalı, konuşma biçimleri sıcak ve sevecen olmalıdır. Öğretmenler çocukların gereksinimlerini anında yanıtlamalı, çocukların sınıf içi davranışlarında rahat, canlı ve neşeli oldukları gözlenmelidir. Öğretmen - Veli İletişimi: Öğretmenler, günlük olarak çocukların beslenme ve sağlık konularında, fiziksel ve ruhsal değişikliklerinde ailelere sözlü veya yazılı olarak bilgi aktarmalıdırlar. Ayrıca periyodik değerlendirme yapılarak, aileye gelişim düzeyi aktarılmalıdır. Kurum - Veli İletişimi:Okul ve aile işbirliği içerisinde, çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemeli, yaşanan problemlerde birlikte çözüm üretebilmelidirler. Aileler, eğitim planı, işleyiş, program ve çocukları etkileyebilecek değişikliklerden kurum tarafından düzenli haberdar edilmelidirler.
    11. FİYATLANDIRMA
    Uygulanan fiyatı, geçerlilik süresini, ödeme koşullarını ve tahmini artış oranını öğrenin. Fiyatı tek başına bir özellik olarak değil, uygulanan sistemle birlikte değerlendirin ve arayışlarınızda bu dengeyi gözden kaçırmayın.
    ÇOCUĞUM HAZIR MI?
    Çocuğun okul öncesi eğitim kurumuna başlamasını belirleyen standart bir yaş yoktur. Sizin gereksinimleriniz ve çocuğunuzun fiziksel, psikolojik özellikleri göz önüne alınarak uygun dönem belirlenmelidir. 2. yaşla birlikte başlayan anneden ayrılma süreci, tuvalet eğitimi, kendi gereksinimlerini karşılama ve bunları ifade edebilme becerisi sizin için bir referans teşkil edebilir. Sizin, çocuğunuzun evde geçirdiği sürenin verimsiz ve yetersiz olduğunu hissetmeniz ya da kendisinin oyun, arkadaş gibi isteklerini dile getirmesi de önemli bir etkendir.
    UYUM SÜRECİNİ YAŞARKEN...
    Çocuğunuzda neleri gözlemleyebilirsiniz? Çocuğunuzun yuva yaşantısına geçişini izlerken, kendinizin okula, iş yaşantısına, araba kullanmaya vb. ilk başladığınız günleri düşünün. Uyum sürecinin çok hızlı ve başarılı olmasını beklemeyin. Çocuğun yaşı ve yapısına bağlı olarak bu süre 4-6 hafta arasında, hatta bazen daha uzun bir zaman alabilir. Bu süreç içerisinde, ağlama, karın-baş ağrıları, kusma, alta kaçırma, genel isteksizlik görülebilir.

    SİZE DÜŞEN NEDİR ?
    Öncelikle kararlı olun ve verdiğiniz karara inanın. İlk günlerde çocuğunuzla yuvada zaman geçirmeye hazırlıklı olun. Çocuğunuza dürüst davranın, gidiş nedeninizi, dönüş zamanınızı belirtin. Verdiğiniz söz ve saatlere kesinlikle uyun. Çocuğunuzdan vedalaşarak ayrılın. Bunun çocuğunuzun size olan güveni açısından çok önemli olduğunu unutmayın.Yuva yaşamının, çocukların yaşantısının doğal bir parçası olduğunu O'na vurgulayın. Çocuğunuzun günlük yaşantısını sizinle paylaşmasını beklemeyin. O'na örnek olarak zaman içerisinde size aktarmasını sağlayabilirsiniz. (Ben bugün alışverişe gittim, öğle yemeğinde salata yedim, ya sen?) Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerine doğrudan karışmayın. Çözüm yolları önererek, örnekler vererek yardımcı olabilirsiniz. Uyum süreci çok sancılı geçiyor ve/veya çok uzuyorsa, bu durumun çocuğunuzun kişiliğinden mi, yoksa ortam, sistem ve kişilerden mi kaynaklandığını mutlaka araştırın.
    ***Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme Derneği'nden alınmıştır
     
  12. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkürler..
     

Bu Sayfayı Paylaş