“Kur’ân-ı Kerim okumak ve öğrenmek farz mıdır sünnet midir?”

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda Dine tarafından 1 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    “Kur’ân-ı Kerim okumak ve öğrenmek farz mıdır sünnet midir?” konusu “Kur’ân-ı Kerim okumak ve öğrenmek farz mıdır sünnet midir?”


    Kur’ân-ı Kerim Allah kelâmıdır. Ezel ve Ebed Sultanı olan kâinat Sahibi’nin insanları hem muhatap alıp hem de insanlara İlâhî kelâmını tenzil buyurması sonsuz şefkatini ve merhametini gösterir. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın beşer aklına fehmine seviyesine kelâmına ve anlayışına uygun olarak konuşması bir tenezzül-ü İlâhîdir.1 Yoksa Cenâb-ı Hak kelâmını Hazret-i Musa’nın (as) Tur dağında işittiği kelâmullah tarzında sadece kendi Resûlüne (asm) indirmiş olsaydı bizim bu gün on dört asır geriden iki kapak arasını açar açmaz Allah kelâmına hemen ulaşmamız ve kendimizi ona muhatap saymamız mümkün olur muydu? Yüce Allah’ın fert fert bütün Mü’minleri kendi Zât-ı Müberrâsına muhatap kabul edip kelâmını kullarının katına indirmesi eşsiz bir tecellîdir ve misilsiz bir lütuf ve merhamettir! Fert fert bütün Mü’minlerin de ibadetlerinde duâlarında niyazlarında tazarrularında zikirlerinde tesbihlerinde tehlillerinde tahmidlerinde tekbirlerinde kendi Rablerini Hâlık’larını Râzık’larını ve Muhyî’lerini kendi acz fakr ve zaaf içindeki kişiliklerine muhatap saymaları yine eşsiz bir nimettir ve misilsiz bir manevî rızıktır. Aç olan ruhumuzu ve kalbimizi bu manevî sofradan ve ulvî ziyafetten doyurmak istemez miyiz?

    Evet; Kur’ân okumak bilmiyorsak öğrenmek farzdır. Çünkü Allah’ın emridir. Çünkü Kur’ân Allah’ın Kelâm sıfatından gelmiş ve insan olarak bizim omuzlarımıza yüklenmiş en mukaddes en muazzez en temiz en pak en kıymetli ve en mânâlı bir emanet-i İlâhî’dir. Bu emanete sahip olmak kimliğimizi kavramak nereden gelip nereye gideceğimizi öğrenmek bu dünyadaki vazifemizi benimsemek ve buna göre davranış geliştirmek ancak Kur’ân’ı okumak ve öğrenmekle mümkündür. Cenâb-ı Hakk’ın “Kur’ân’ı tane tane açık açık oku!”2 emri kulaklarımızda çınlamalıdır.

    Kabir karanlığında Kur’ân’ın ışığına ve âhiret âleminde Kur’ân’ın feyiz sevap ve şefaatına çok ihtiyacımız olacak.

    Şu Peygamber (asm) sözleri kulaklarımıza ve gönlümüze kılavuz olmalı: “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) bir diğer hadislerinde “Kur’ân dostuna: ‘Oku da yüksel! Dünyada ağır ağır okumaya devam ettiğin gibi oku! Senin Cennet’teki menzilin okuduğun âyetin sonuna kadardır!’ denilir”3 buyuruyor.

    Şimdi yaz geldi; Kur’ân öğrenimi dönemi başladı. Çocuklarımıza Allah kelâmını öğretebileceğimiz öğrenmelerine kapı açabileceğimiz altın günlerin içinde bulunuyoruz.

    Mutlaka değerlendirelim. Çocuklarımız kendi Yaratıcılarının öz kelâmıyla bire bir muhatap olsunlar; okusunlar öğrensinler. Camilerimiz Kur’ân Kurslarımız hizmete hazır. Birbirinden değerli din görevlilerimiz çocuklarımızı altın kalpleriyle kucaklayacaklar. Yeter ki biz gönderelim ihmal etmeyelim ilgimizi eksik etmeyelim. Yarın mahşerde “Annem veya babam bana dînimi öğretmedi Kur’ân’ı öğretmedi. Allah’ım senin kelâmını öğretmedi” şikâyeti bizi mahcup eder. O günün mahcubiyeti—Allah muhafaza—bizi perişan eder.

    Spor kursuna resim kursuna müzik kursuna tiyatro kursuna balo kursuna zaman ayırıp para fırsat ve imkân bulurken; Kur’ân kursunu ihmal etmek izah edilir cinsten değildir. Yalnız Mahşerde değil; dünyada bile bizi mahkûm etmeye yeter.

    Dipnotlar:
    1- Şuâlar S. 115
    2- Müzzemmil Sûresi 73/4
    3- Ebû Dâvûd ve Tirmizî

    Süleyman Kösmene
     

Bu Sayfayı Paylaş