şok rapor

'Diyet Beslenme' forumunda RiVeR_Nn tarafından 1 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. RiVeR_Nn

    RiVeR_Nn Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    şok rapor konusu şok rapor

    Şok rapor!

    1980 yılından bu yana her beş yılda bir yayınlanan "Dietary Guidelines for American's" (Amerikalılar için Beslenme Kılavuzu) adlı altın değerindeki rehber, tamamen bilimsel kanıtlara dayalı olarak tıbbın farklı alanlarında uzmanlaşmış beslenme uzmanları tarafından hazırlanıyor.

    Buna rağmen büyük çoğunluğu, fazla kilolu ya da şişman! Diyetlerde yağ oranı azaltıldıkça şişmanlık bir salgın gibi yayılmakta! Fazla kilolu ve şişman hasta sayısının hızla artması global bir soruna dönüştü, biz hekimleri kara kara düşündürüyor. Sorunun çözümü değilse bile kontrol altına alınması için yeni çalışmalar, araştırmalar yapılıyor. Porsiyon büyüklüklerinin artması, meşrubat tüketiminin tavana vurması, yağlı ve kızartılmış besinlerle işlenmiş, kalori bombası haline getirilmiş atıştırmalarda (cipsler, gofretler, şekerlemeler) yaşanan tüketim patlaması, medyada iyice yoğunlaşan besin reklamları, hareketsiz yaşam tarzı ve daha pek çok şey suçlanıyor. Aslında sorunun bu denli büyümesinde bu sayılanların hepsi suçludur.

    Hatayı nerede yapıyoruz?

    Modern beslenme tarzı çok fazla kalori, büyük porsiyonlar ve yanlış yeme alışkanlıklarını artırıcı bazı özellikler içerir. İşte temel özellikleri:

    Alkolsüz ve tatlandırıcı kullanılmış yüksek kalorili içecekler (meşrubatlar).

    Çok fazla tuzlu ve yağlı, karbonhidrat yüklü atıştırmalar (cipsler, popcornlar).

    Çok fazla hamur işleri içeren abur cuburlar (gofretler, kekler).

    Fast food restoranlarında üretilen yiyecekler.

    Porsiyonlarda aşırı büyüklük.

    Kolay hazırlanabilir, işlenmiş kalorisi aşırı besinler.

    Hata yapmamak için

    Fazla rafine şeker tüketmeyin


    Modern Batı beslenme tarzında şeker ve yağ eklenmiş besinlerin tüketimi oldukça fazladır. Besinlere eklenen şekerler meyvelerdeki fruktoz veya sütteki laktoz gibi doğal değildir. Besinlerle bol bol gizli yağ ve şekerler tüketmekteyiz. Pizza, ekmek, kremalı çorbalar, kekler, spagetti sosları, konserve sebzeler, meyve suları şeker içeriği olan besinlerdir.

    Çok fazla tuz eklemeyin

    Yapılan araştırmalarda tuz miktarı yüksek atıştırmalar çok fazla tüketildiğini gösteriyor. Okul çocukları çantalarında her gün mutlaka küçük bir cips veya kraker gibi tuzlu bir besini taşıyorlar. Eğer çocuk gün içinde hiçbir şey yemiyorsa bile, mutlaka çantasında kantinden aldığı o tuzlu besinlerden tüketiyor. Yirmi yıl önce Batı beslenme tarzında bu besinlerin tüketim oranı yüzde 11 civarındaydı. Şimdi bu oran yüzde 17’ye çıktı. Yeni yapılan araştırmalarda bu oranın yüzde 20’yi geçtiği yönündedir. Ekstra tüketilen tuza ek olarak kalori oranı yüksek rafine besin tüketimi de aynı oranda artış göstermektedir.

    Fazla fast food yemeyin


    Fast food restoranların artması, günlük yaşantıdaki hız, yoğunluk ve ucuzlukları nedeniyle insanlar sıklıkla bu restoranları tercih etmektedirler. Fast food restoranlarındaki düşük yağlı besinlere yönelmek yerine kızarmış besinlere yönelim daha fazladır. Fast food beslenmeyi önlemek mümkün değildir. Yapılması gereken fast food beslenmeyi olabildiğince sağlıklı hale getirmektir. Sağlıklı fast food salata, derisi alınmış tavuk, balık, meyve demektir.

    üyük porsiyonlar seçmeyin

    Restoranlardaki porsiyon miktarları son 50 yılda giderek artmaya başlamıştır. Restoranlardaki porsiyonların artmasıyla birlikte tabak boyutları da büyümüştür. 1950’de ilk fast food porsiyonu 200 kalori kadardı. 1970’te bu küçük miktarlar yerini büyük porsiyonlara bıraktı ve bir fast food porsiyonunun kalorisi 320 kalori oldu. Daha sonraki tarihlerde bu porsiyonlar 400, 450 ve 540 kalorilere kadar çıktı. 2000’li yıllardayız ve küçük, orta, büyük ve süper büyük mönüler oluştu. Kalori değerleri 610’a kadar çıktı. Çocuk mönüleri bile 320 kaloriden başlamaktadır.

    Yağlardan gelen enerjiyi çok düşürmeyin

    Yapılan araştırmalarda Amerikalıların tükettikleri günlük enerjinin yağdan gelen oranı 1970’lerde yüzde 49, 1990’larda yüzde 34 ve 1994’te yüzde 33 bulunmuştur. Günlük tüketilen enerjinin rafine karbonhidratlardan gelen oranı ise artmaya devam etmektedir. Kalori miktarı arttıkça yağ miktarı aynı kalmış ve hatta yağ yüzdesi düşüş bile göstermiştir. Enerjinin yağdan gelen oranı genelde trans yağlardan olmuştur. Birçok işlenmiş karbonhidrat içerikli besinler trans yağları içermektedir. Trans yağlar doymuş yağlardır ve kan kolesterol seviyesini artırarak, kalp damar hastalıkları riskini oluşturur. Trans yağlar genellikle karbonhidrat içerikli besinlerde bulunur. Örneğin, kurabiye, kraker, cips ve fast food besinlerdir.

    Sebze ve meyveleri kesmeyin

    Meyve ve sebze tüketimi artmıştır fakat hálá önerilen miktarlarda değildir. 1994’te Amerikan toplumunda önerilen meyve ve sebze tüketimi oranı yüzde 10’u geçmemektedir. 1990’larda konserve domates ve domates ürünlerinin tüketimi normal sınırdayken diğer konserve sebzelerin tüketimi düşüşlerdeydi. Fast food restoranlardan dolayı tüketilen patates miktarı yüzde 63’lere kadar artış göstermekteydi. Taze sebze ve meyve tüketimi yerini konserve ve paketlenmiş besinlere bıraktı
     

Bu Sayfayı Paylaş