Şu zenginler adam olsa fakirlik biterdi!

'Seviyeli-Ciddi Konular' forumunda DilzaR tarafından 18 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Şu zenginler adam olsa fakirlik biterdi! konusu Suçu başkalarına atarak kendini rahatlatma hastalığı insanoğlunun en garip taraflarından biri galiba.

    Biz hep başkalarını suçlarız.

    Mahallenin belediye tarafından yeterince temizlenmediğinden şikayetçi oluruz, camdan aşağı halı sirkeler, izmaritlerimizi atarız.

    Araba kullanırken yayaların, yolda yürürken şoförlerin dikkatsizliğini konuşup dururuz.

    Milli eğitim bakanını eleştiririz, kendimizi eğitmek için elimize kitap alıp okumayız.

    Cehaletin en büyük düşman olduğunu söylemeden edemeyiz, evlerimizde maalesef kütüphane yoktur.

    Bu örnekler uzayıp gider…

    Çevremizde ki yoksullukları, geçim sıkıntılarını gördüğümüz zaman da bu ülkedeki zenginlere söylemedik söz bırakmayız.

    Zenginin malı züğürdün çenesini yorar diye boşuna dememişler. Başkalarının mal varlığı ile ilgili uzun uzun yorumlar yapmak, mal varlıklarıyla nasıl eğlendiklerini saatlerce konuşmak hiç kimseye bir şey kazandırmaz.

    Afrika da açlıktan ölen bebeklerin belgeselini izlerken göz yaşı dökmekten vazgeçip, yakınımızda birilerinin ihtiyaçlarını gidermeye başlamadığımız sürece mesafe alamayız.

    Yakınımız derken, önce akrabadan başlamalı. En yakın akrabadan uzağa doğru gitmeli yardımlar.

    En yakın komşudan başlayıp, mahalleye doğru el uzatmak gibi…

    Biz ne yapıyoruz?

    Yine tam tersini…

    En uzaktakilere (Afrika) ağlıyoruz, yakındakileri görmüyoruz.

    Afrika’yı sömüren batılıya, küfür, hakaret ve beddua edeceğimize, mahallemizde bir insanın yarasına merhem olmayı başarsak daha iyi olmaz mı?

    * * * * * *

    Hatıranın kime ait olduğunu not almamışım. Ancak Anadolu insanının “paylaşma” duygusunu gösteren, çok güzel bir hatırayı paylaşmak istiyorum sizlerle.

    Işığı yanan evler….

    "Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı.

    Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacı anneye sıkılarak: "Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?" dedim.

    Hacıanne: "Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz" dedi.

    Merak ettim, tekrar sordum: "Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?"

    Hacıanne: "Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, "ışığı yanan bir ev" bulsun diye bekliyoruz."



    Konya Ovası'nda, ya da bir başka yerinde Türkiye'nin, trenden inen yabancılar için "Işığı yanan evler" yerinde hâlâ duruyor mudur?

    Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı?

    Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler?

    Bu güzel insanlar, atlarına binip gitmişler.

    Bizler, atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz.

    Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksullarız.



    * * * * * *

    Başkalarına yardım etmek için zengin olmayı beklerseniz, hiç kimseye yardım edemeden ölür gidersiniz.

    Yardım etmek için cebinizin para dolu olmasına gerek yok. Yüreğiniz zengin olduktan sonra, birçok insanın yarasına merhem olursunuz. “Allah gönül zenginliği versin!” duasını da bunun için yaparız.

    Gönlü zengin olan insanlar, parayla kendini zengin sananlardan daha zengindir.

    Karanlık ruhlu adamların, karanlık evlerinde eğlenmeleriyle uğraşmaktan, konuşmaktan vazgeçmeliyiz.

    Elinizdekini paylaşın yeter!

    Evinizin ışığını yakın yeter!

    alintidir
     

Bu Sayfayı Paylaş