Şizofreni davranışların bütünlüğünü bozuyor

'Genel Sağlık' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 17 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Şizofreni davranışların bütünlüğünü bozuyor konusu
    Şizofreni davranışların bütünlüğünü bozuyor


    Kelime anlamı akıl yarıklığı olan şizofreni hastalığı, genç yaşta başlıyor ve insanın giderek ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendine özgü bir içe kapanım yaşamasına neden oluyor.

    VKV Amerikan Hastanesi’nden Psikiyatr Dr. Gülçin Arı Sarılgan şizofreninin kişilerin düşünüş, duyuş ve davranışlarında önemli bozukluklara yol açan ağır bir ruhsal hastalık olduğunu söylüyor.

    Kişiliğin bütünlüğünü sağlayan beyin bölgelerinin gelişimindeki aksaklıklar düşünce-duygu ve davranışlarındaki bütünlüğü bozan şizofrenin sonucunda dissosiasyon yani bütünün parçalarının çözülmesi dediğimiz durum ortaya çıkıyor. VKV Amerikan Hastanesi’nden Psikiyatr Dr. Gülçin Arı Sarılgan şizofreninin belirtileri ve tedavisi ile ilgili şunları söylüyor:

    Şizofreni hastalığı genetik midir, zamanla mı ortaya çıkar?


    Şizofreninin oluş nedenleri henüz kesin olarak aydınlatılamamıştır. 20-30 yıldan beri şizofreni giderek artan bir yaygınlıkla beynin bir gelişim bozukluğu olarak kabul edilmektedir. Erken başlangıçlı şizofreniklerde kalıtımın önemi daha da artmaktadır. Hastalığın oluş nedeninin henüz kanıtlanmamış bir beyin bozukluğu olduğu görüşü kesinlik kazansa bile, bu rahatsızlığın ortaya çıkışında ve zaman zaman görülen alevlenmelerde çevresel ve ruhsal etmenlerin varlığı küçümsenmemektedir. Şizofrenin bütün dünyada herhangi bir erişkin topluluğunda yaygınlığı yaklaşık %1’dir. Anne veya babadan birisi hasta ise çocuklarda hastalık riski % 13; her ikisinde de hastalık varsa bu oran %35-40’a çıkmaktadır. Akrabalık uzaklaştıkça bu oranlarda düşme görülmektedir. Yapılan ikiz çalışmalarında konkordans (eş hastalanma oranı) çift yumurta ikizlerinde ise % 10-15; tek yumurta ikizlerinde %35 -47’dir. Görüldüğü gibi bir risk etmeni olarak kalıtımın yeri kesinleşmiştir ancak genetik geçişin türü ve biçimi henüz tam olarak bilinmemektedir. Çok genli ve çok etkenli(polijenik ve multifaktöryel) bir geçiş olduğu tezi savunulmaktadır.

    Hangi yaş aralığında daha çok görülmektedir?

    Çoğunlukla 18-25 yaş aralığında her çeşit psikolojik stresle başlayabilir. Nadir de olsa hastalık çocukluk çağında (13 yaş öncesi) da başlayabilir. Görülme sıklığı erişkinde % 1 iken, çocukluk çağında on binde 1-5 gibidir. Paranoid tip şizofreni ise daha geç, 30-40 yaşlarında ortaya çıkabilir.

    Hangi psikolojik hastalıklarla karıştırılır?

    Genellikle belirgin fiziksel bulgu vermeyen organik beyin sendromları; bazı beyin hastalıkları (epilepsi gibi); toksik etkenlere (Amfetamin, LSD, kokain, esrar gibi maddeler) bağlı ortaya çıkan psikozlar; dissosiyatif bozukluklar (histeri benzeri); paranoid bozukluklar; ağır duygulanım ve kişilik bozuklukları ile karışabilir.

    Hastalığın belirtileri nelerdir?

    Hastalığın başlangıç belirtileri: Çeşitli obsesyonlar, metafizik-dinsel uğraşılar, korkular ile olabildiği gibi bazen bir depresyon ya da ileri derecede bir manik atak gibi başlayabilir.

    Hastalığın ayırt edici (karakteristik) belirtileri: Düşünce ve algıda bozulmalar (varsanı ve sanrılar), konuşmada düzen bozukluğu (sapmalar ve sözcük salatası gibi), çok dağınık ya da katatonik davranış; duygulanımda küntleşme; konuşmanın ve istencin azalması gibi eksi (negatif)belirtiler. Hastada çalışmaya, sosyal etkinliklere, kişilerarası ilişkilerine, kişisel görünüm ve hijyene karşı ilgi azalması görülür.

    Hastalığın tanısı nasıl konulur? Tedavisi nasıl yapılır?

    Hastalığın karakteristik belirtilerinden iki ya da daha fazlasının kişide en az bir ay boyunca var olması gerekmektedir. Kişinin iş yaşamında ya da kişiler arası uyumunda önemli derecede dengesizlik veya bozulmalar olmalıdır. Hastalık belirtileri en az altı ay boyunca sürmelidir ve bu altı ayın en az bir ayında karakteristik tanı belirtileri var olmalıdır. Ortaya çıkan tabloda başka bir ruhsal veya organik beyin rahatsızlığı olmamalıdır. Bu belirtiler ilaç/madde kullanmaya bağlı olmamalıdır.

    Tedavi ilk atak geçiren hastayı genellikle psikiyatri kliniğine yatırarak tetkikleri(beyin incelemeleri ve psikometrik testleri) yapmak önemlidir. Hastalığın tedavisinde Biyolojik tedaviler ve Psikososyal tedavilerin yeri vardır. Biyolojik tedavilerin başında ilaç tedavileri gelmektedir. İlaç kullanmayı reddeden hastalarda hastalık atakları daha sık görülmektedir; bu nedenle bu tür hastalarda üç-dört haftada bir kas içine yapılan depo iğne tedavilerinin yapılması önerilir. İlaç tedavilerine dirençli, çok ajite ya da intihar eğilimi olan hastalara elektroşok tedavisi yapılabilir. Günümüzde bu yöntem şizofrenide artık çok sık kullanılmamaktadır.

    Şizofrenide psiko-sosyal tedaviler nelerdir?
    Biyolojik tedavilerin yanı sıra psiko-sosyal tedaviler şizofreni tedavisinin çok önemli bir parçasıdır. Çünkü ilaç tedavileri hastalığın sağaltımında eksik kalmaktadır. Ülkemizde son yıllarda giderek sayıları artan rehabilitasyon merkezleri, gündüz hastaneleri ve şizofreni derneklerinde psiko-sosyal beceri grupları, psikoeğitim grupları, uğraşı terapileri(seramik, resim, el sanatları, dikiş, müzik ve bahçe çalışmaları), sosyal faaliyetler(eğlence saatleri, spor, sinema ve diğer toplu faaliyetler) ve bireysel danışmanlık (iş, eğitim ve barınma sorunları ve sosyal hakları hakkında) verilmektedir. Psiko-sosyal programa alınan hastalarda intihar oranları düşmüş, hastaların sosyal destek imkanları artmış , aileleriyle yaşadıkları çatışmalar azalmış ve hastane yatış sayısı azalmış ve yatış süreleri kısalmıştır.

    İlaç tedavisine başlanırsa ne kadar süre ile ilaç kullanılması gerekir? İlaçların yan etkileri olur mu? Şizofreni hastalığı tedavi edildikten sonra tekrar eder mi?

    Klinik deneyim ve gözlemler ağır hastaların ömürboyu; hafif ve orta dereceli hastaların ise yıllarca ilaç kullanmaları gerektiğini göstermektedir. İlaç alan hastaların bir yıl içinde tekrar hastalanma oranları %16-23 iken hiç ilaç tedavisi almayanlarda bu oran %50-72’e çıkmaktadır. Akut ataktan sonra idame tedavisi en az iki yıl olmalıdır. Birden fazla atak geçirenlerde ise ilaç tedavisi en az beş yıl sürmelidir. Tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri olmakla birlikte, son yıllarda daha az yan etkili ilaçlar üretilmektedir. Bu konuda halk arasında çok yalnış inançlar vardır ve bunlar şizofren hastalarını oldukça olumsuz etkilemektedir. Öncelikle kullanılan ilaçlar uyuşturucu değildir tedavi edicidir. Bu ilaçlar beynin yapısını bozmaz ve diğer organlara etkisi diğer ilaçlardan daha fazla değildir. Yan etkileri; eski kuşak ilaç tedavilerinde %30 oranında ‘parkinsonizn benzeri bir tablo’ ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin görülmemesi için parkinsonizm önleyici ilaçlar tedaviye eklenir. Tedavinin başlangıcında daha çok görülen uyku hali daha sonra azalmaktadır. Ağız kuruluğu, kabızlık, idrar tutukluğu, yerinde duramama hali, ani tansiyon düşmesi, kalp hızında artış, cinsel isteksizlik veya cinsel işlev bozuklukları, adet düzensizlikleri ve kilo alımı.
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Şizofreni hastalarının günlük yaşantıları nasıl olmalıdır?

    Hastalığın alevlenme dönemi tedavi edildikten sonra hasta er ya da geç topluma geri dönecektir. İlaç tedavileri düzenlenen bir şizofreni hastasına hastalığı tanıma, bilişsel rehabilitasyon, uğraşı ve mesleki eğitimler gibi bir takım psiko-sosyal destek programları uygulanır. Tedavilerin amacı hastanın kendisinin sorumluluk almasını sağlamak, onu yaşamdan izole olmasına engel olmaktır. Toplum içinde uyum sağlamayı öğrenemeyen, ‘dışarıda’ yaşamayı beceremeyen hasta tekrar hastaneye yatmaktadır. Ancak yalnızca hastanın ve alilenin bilinçlendirilmesi yeterli olmamaktadır. Toplumda bu hasta grubuna karşı uygulanan ayrımcılığa karşı dayanışma mutlaka sağlanmalıdır. Hem devlet hem de özel sektör desteğiyle şizofreni hastalarının çalışabileceği iş olanakları yaratılmalıdır. Hastalara mesleki iyileştirme ve uğraşı terapileri uygulandığında hastalığın tekrarlama riskinin de azaldığı saptanmıştır. Hastaların bir çoğunun çalışmasına hastalık değil, çevresel sorunlar engel olmaktadır.

    Şizofreni hastalarının yakınlarına neler tavsiye edersiniz?

    Aile bireyleri şizofreni tedavisinde en önemli rolü üstlenir. Her ne kadar hastayı psikiyatrist tedavi etse de, bakımını hastane personeli yapsa da, hasta hayatının büyük bir kısmı ailesiyle geçer. Bu nedenle ailenin, çevrenin ve tüm toplumun eğitimi hastalığın tedavisinin çok önemli bir parçasıdır. Şizofreni tanısı konan hastanın ailesi mutlaka hastalık hakkında bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir. Şizofreni aileleri hastaya nasıl davranacakları ve hastanın güvenini nasıl kazanacakları konusunda eğitilmelidir. 1990’lı yıllarda sivil toplum kuruluşlarının artması ile şizofreni hasta ve yakınlarının katılımıyla dernekler kurulmuştur. Bu derneklerde hasta ve ailelere hastalık hakkında eğitimlerin verildiği programlar uygulanmıştır. Yatağını toplamak, alışveriş yapmak gibi gündelik hayatın parçası olan etkinliklerin becerilerini geliştirmek amaçlanmıştır. Aynı zamanda bu ortamlar hasta yakınlarının da dışarı açıldıkları, bir araya gelip sorunlarını paylaştıkları bir yer olmuştur. Derneğin girişimleriyle hasta, hasta yakınları ve diğer sağlık profesyonellerini bir araya getiren sempozyumlar, kongreler düzenlenmektedir. Ayrıca damgalanma ile mücadele kampanyaları ve şizofreni yürüyüşleri yapılmaktadır. Ailenin tıbbi tedavi konusunda yapmaları gereken hastanın ilaçlarını takip ve temin etmektir, onlar hastanın tıbbi tedavisinden sorumlu kişiler değildir. Hastalığın gidişinde ve tedavisinde aile içi duygusal ortamın çok önemli olduğu görülmüştür.

    Şizofreni hastalarının şiddet eğilimleri var mıdır?
    Toplumda şizofreni hastalarının her an suç işleme potansiyeline sahip oldukları gibi yalnış bir inanç vardır. Bu yalnış inancın oluşmasında basında çıkan yalnış haberlerin payı büyüktür. Şizofreni tanısı almış bazı hastalar şiddet eğilimi gösterebilir ancak şiddet, şizofreni hastalığının temel belirtilerinden biri değildir. Normal bireylerle karşılaştırıldığında şizofrenlerin kavgaya karışmak, silah kullanmak ve birine vurmak gibi şiddet davranışlarının 2.4 kat fazla olduğu tesbit edilmiştir. Şizofrenide şiddetin nedenleri; alevlenme dönemlerinde görülen halüsinasyon ve hezeyanlar, şizofreni hastalığı ile birlikte madde kötüye kullanımı, nöropsikolojik anormallikler ve beyin hasarı, antisosyal kişilik gibi şiddete yönelik bir kişilik bozukluğunun olması ve kültürel faktörlerdir. Akut alevlenme döneminde ortaya çıkan düşmanlık - zarar görme düşünceleri ile kendisine emir veren işitsel halüsinasyonlar(varsanılar) şizofrenide şiddetin en önemli sebepleridir. İntihar riski şizofreni tanısı almış kişilerde genel nüfusla kıyaslandığında 13 kat artmıştır. Şizofreniye bağlı tek ölüm sebebi belki de intihardır.
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Şizofreninin ilaçla tedavisinde amaç nedir?


    Şizofreni tedavisinde düşünce, duygu ve davranış düzeyinde ortaya çıkan belirtilerin ilaçlarla kontrol altında tutulması, toplumsal yaşantıyla ilgili ortaya çıkan yakınmaların da diğer tedavi yöntemleriyle düzenlenmesi ve böylelikle kişinin kendisi ve çevresiyle uyumlu bir yaşam sürdürmesi hedeflenmektedir.
    Şizofrenide hangi tedavi yöntemlerine öncelik verilmektedir?
    Tedavide öncelik ilaç kullanımındadır. Ancak şizofreniyle ilgili bütün sorunların çözümünde ilaç tedavisi tek başına yeterli olmamaktadır. Bu nedenle özellikle toplumsal yaşantıyla ilgili olarak ortaya çıkan yakınmaların çözümlenmesinde destekleyici ve bilgilendirici içerikli bireysel, grup ve aile tedavilerinin de uygulanmasında yarar vardır.
    Hangi türde ilaçlar kullanılır?
    Şizofreni psikotik bozukluklar arasında kabul edildiği için tedavide kullanılan ilaçlar toplu olarak antipsikotikler olarak isimlendirilir. Psikoz terimi genel olarak gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu durumlar için kullanılır.
    İlaçlar şizofreninin yanı sıra benzer belirtiler gösteren ve psikotik bozukluk olarak nitelenen başka psikiyatrik rahatsızlıklarda da kullanılırlar.
    Antipsikotikler nasıl etkili olmaktadır?
    Beyin milyarlarca sinir hücresi içermektedir. Şizofrenide kullanılan klasik ilaçlar (haloperidol, trifluoperazin vb.) beyindeki sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bazı maddelerin (örn. dopamin) aşırı etkinliğini engelleyerek etki göstermektedirler. Ancak aşırı dopamin faaliyeti sadece şizofreniye özgü bir durum değildir.
    Beyinde yapılar, sistemler, yollar ve bunlar arasındaki iletişimi sağlayan maddeler arasında son derece karmaşık ilişkiler bulunmaktadır. Örneğin bir sinirsel iletinin aksadığı anlarda bir başkası tamamlayıcı olarak devreye girebilmektedir. Şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçlar etki mekanizmaları aracılığıyla bir etkileşimler zinciri ortaya çıkarmaktadırlar. Beynin bütün sinirsel ağı içinde yeni bir düzenlemenin ortaya çıkması ise zaman içinde gelişen bir durumdur. Bu nedenle ilaçlar kullanılmaya başladıktan iki-üç hafta sonra etkilerini gösterirler.
    Atipik olarak nitelenen nispeten daha yeni ilaçlar (klozapin, risperidon, olanzapin vb.) ise dopaminin yanı sıra beyinde hücreler arası ileride rol oynayan serotonin, asetil kolin, noradrenalin, GABA, glutamat vb. maddeler üzerine etkilidirler.
    Bu ilaçlara dopamin dışındaki diğer sinirsel ileticiler üzerinde de etkili olmaları, yan etki ortaya çıkarma olasılığının klasik ilaçlardan daha az olması gibi özellikleri nedeniyle atipik antipsikotik adı verilmektedir.
    İlaçlar hangi belirtilerde etkilidir?
    Klasik olarak nitelendirilen ilaçlar şizofrenisi olan kişilerde görülen varsanıların, hezeyanların, saldırganlık düzeyinde ortaya çıkan bazı davranış bozukluklarının ortadan kaldırılmasında rol oynarlar.
    Atipik antipsikotik adı verilen ilaçlar ise yukarıda sayılan belirtilerin yanı sıra içe kapanma, toplumdan uzaklaşma, aldırmazlık, ilgi ve istek eksikliği, duygusal küntlük, iletişim kurmama, kendine bakımda azalma gibi belirtiler üzerinde etkilidir.
    İlaçlar hemen etki eder mi?
    Hayır. Seçilen ilacın etkinliğinin yeterli olup olmadığı hakkında kesin bir kanaat oluşması için uygun dozla kullanımda 4-6 haftalık bir süreye gereksinme vardır. Belirtilen süre içinde istenen sonuç alınamazsa ya da yan etkiler nedeniyle tedavi erken sonlandırılmak zorunda kalınırsa yeni bir ilaca geçmek gerekir.
    Çok sayıda ilacı birlikte kullanmak hızlı iyileşme sağlar mı?
    Şizofrenide kullanılan ilaçların (bkz. Tablo 1) çoğunun ya da hepsinin aynı reçeteye yazılması yan etki riskini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü bu ilaçların önemli bir bölümü benzer etki mekanizmasına sahiptir. Bazen hezeyanlar ve varsanılar için ayrı, uyku düzenini sağlamak için ayrı bir ilaç, verilebilirse de kullanılan ilaç sayısının daha fazla artışı durumunda yapılan tedavinin güvenilirliği zedelenir. Tedavide amaç yan tesire yol açmadan rahatsızlığı tedavi edecek dozu bulabilmek ve bu dozda tedaviyi aksatmadan sürdürmektir.
    İlaçlar hangi sıklıkta kullanılmalıdır?
    Şizofrenide kullanılan ilaçlar ancak düzenli kullanıldıklarında etkili olmaktadırlar. Bu nedenle ilaç tedavisinin her gün aksatılmadan sürdürülmesi gerekir. Ancak ağızdan ilaç kullanımı yerine iki-dört haftada bir eşdeğer dozlarda kalçadan yapılacak iğnelerle de tedavi tercih edilebilir.
    İlaçlar ne kadar süre ile kullanılmalıdır?
    Şizofreni belirtilerini ortadan kaldırmak kadar belirtilerin tekrarlanmasını önlemeye yönelik uzun süreli ilaç kullanımı da önemlidir. idame tedavisi adı verilen bu tedavinin süresi ve tedavide kullanılan ilaç dozu, tedaviyi üstlenen hekim ile birlikte bir uzlaşma zemininde belirlenmelidir. Genellikle tedavinin; rahatsızlığın başlangıç dönemindeki ilaç dozlarının, yakınmaların yatıştırılmasından sonra tedricen azaltılması suretiyle uzun yıllar aksatılmadan sürdürülmesi önerilir.
    Uzun süre ilaç kullanımında amaçlanan nedir?
    Şizofreni yineleme özelliği gösteren bir rahatsızlıktır. ilaçlar, halihazırdaki belirtileri yatıştırarak çoğu zaman rahatsızlığın hastaneye yatmadan tedavisine imkan sağlamalarının yanı sıra hastalığın yineleme olasılığını da azaltırlar ve diğer tedavi yöntemlerinin uygulanmasına olanak sağlarlar.
    Ayrıca kişinin rahatsızlığından dolayı bazı yetilerini yitirmesini de en aza indirirler.
    Tedavide etkili olan ilaçların bulunması, hastaların hastaneye yatmak zorunda kalmaksızın evlerinde tedavi edilmelerini sağlamış, depo hastanelerin tarihe karışmasında önemli bir rol oynamıştır. Hastaneye yatış tedaviyi kolaylaştırmakla beraber şizofreni tedavisinin esası, zorunlu olmadıkça hastanın yaşadığı ortamdan uzaklaşmadan tedavisinin sürdürülmesine dayanmaktadır
    Uzun süre ilaç kullanmak ilaçlara karşı bir bağımlılık yaratır mı?
    Hayır. Şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçlar (bkz. Tablo1) kesinlikle uyuşturucu değildirler ve bağımlılık yapmazlar. Antipsikotik ilaçları kullanan kişiler ilaçların kendilerini uykuya meylettirdiğinden, beyinlerine uyuşukluk ve vücutlarına ağırlık verdiğinden yakınabilirler. Bu yakınmalar ilaçların olumlu etkilerinin değil yan etkilerinin bir sonucudur. Böyle durumlarda hekime danışılarak tedavinin daha uygun bir doza ya da yeni bir ilaca yönelik olarak değiştirilmesi sorunu çözer.
     
  4. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    İlaçların yan etkileri nelerdir?
    Şizofrenide tedavinin önemli bir bölümünü ilaçlar oluşturduğundan ve kimi yan etkiler kişinin ilaç kullanmaya isteksizlik duymasına yol açtığından yan etkileri ayrıntılı olarak bilmekte yarar vardır
    1. Sinir Sistemi üzerine yan etkiler
    a- Erken dönemde ortaya çıkan yan etkiler: Birden ortaya çıkarak özellikle boyun, ense, sırt, dil, ağız, yüz ve göz kaslarını etkileyen kimi zaman ağrılı da olabilen aralıklı kasılmalardır Bu devrede kişinin gözleri yukarı doğru kayabilir. Bedeni bir yay gibi gerilebilir. Bu kasılmalar genellikle tedavinin ilk bir haftası içinde ortaya çıkar.
    Tedavinin ilk dönemlerinde görülen bir başka belirti de çok rahatsız edici bir iç sıkıntısı, yerinde duramama, sürekli dolaşma isteğidir.
    Ayrıca ilaç kullanımı süresince genelde tedavinin ilk bir ayı içinde Parkinson Hastalığına benzer bir tablo gelişebilir. Yüz ve boyun kaslarından başlar, omuzlara ve gövdeye yayılır. Genel olarak hareketlerde yavaşlama, jest ve mimiklerde azalma (maske yüz), deride yağlanma, tükrük salgısında artma, konuşmada tekdüzelik, küçük adımlarla ve öne doğru hafif kambur bir şekilde kolları sallamadan yürüme [robot gibi olma), el ve ayaklarda istem dışı titremeler görülür. Yukarıda sayılan bütün yan etkiler ilacı kullanan kişileri ve yakınlarını oldukça tedirgin eder. Antipsikotiklerin herhangi bir tanesinin kullanımı sırasında ortaya çıkan sıkıntıların bütün ilaçlara karşı peşin hüküm oluşturması sık rastlanılan bir durumdur. Bir ilaçla yan etki yaşayan kişi, kullanımına karşı isteksiz hale gelebilmektedir. Öncelikle belirtmeliyiz ki, bu yan etkiler, ilacı kullanan herkeste görülmez. Görüldüğü durumlarda ise hekimin tedaviyi yeniden düzenlemesiyle kısa süre içinde çözümlenir.
    b- Geç dönemde ortaya çıkan yan etkiler: Tedavinin üç aylık dönemi sonrasında daha sık görülür. çoğu zaman yüz bölgesinde başlar. Çiğneme, dil şapırdatma, dudaklarda titreme, parmaklarda solucan gibi kıvrılmalar gibi belirtilerle kendisini gösterir.
    2. Alerjik yan etkiler
    Özellikle klorpromazin (Largactil) ile deri döküntüleri ya da güneş ışınlarına aşırı duyarlılık sonucu deride bronzlaşma görülebilir.
    3. Otonomik yan etkiler
    Şaşkınlık hali (özellikle yaşlı hastalarda ve gece), vücudun ısı ayarının bozulması (sıcakta ateşlenme, soğukta ateşin düşmesi) gibi belirtilerin yanı sıra tansiyon değişmeleri, ağız kuruluğu, kabızlık vb. görülebilir
    Son derece nadir ama tehlikeli bir durum olan ‘nöroleptik malign sendrom’ gelişebilir: Kaslarda katılaşma, ateş yükselmesi, bilinç değişiklikleriyle kendini gösterir; komaya dek gidebilir
    4. Göz üzerinde yan etkiler
    Özellikle thioridazin (Melleril) ile günde 8DDmg’ln üzerindeki dozlarda görme kaybına dek giden görme bozuklukları ortaya çıkabilir.
    5. Hormonal yan etkiler
    Özellikle kadınlarda memelerden süt gelmesi ve adetten kesilmeye neden olabilirler.
    Bütün ilaçlar yan etki gösterir mi?
    Hemen hemen bütün ilaçların yan etkileri vardır. Yan etkiler ilaçların etki mekanizmalarına ve kullanılan dozlarına bağlı olarak değişir. Ancak şizofreni tedavisinde özellikle son yıllarda sinir sistemi üzerine yan etkileri oldukça az olan ve yukarıda ‘atipik’ olarak söz edilen ilaçlar daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.
    Yan etkiler ilacın kesilmesini gerektirir mi?
    Hayır. Rahatsızlık düzeyine, yaşa, bünyeye göre ilaç seçimi ve doz ayarlaması yan etkileri en aza indirir. Bazı yan etkilerin önlenmesi için bir süreliğine yardımcı ilaçlar [Akineton, Sormodren vb) kullanılabilir. Gerekirse doz azaltılabilir ya da başka bir ilaca geçilebilir.
    Başka ilaçlarla birlikte kullanılmasında bir sakınca var mı?
    Şizofreni tedavisindeyken başka bir rahatsızlık nedeniyle ilaç kullanılması gerekebilir. Böyle durumlarda diğer rahatsızlığın türü ve tedavisiyle halihazırda kullanılan antipsikotiklerin etkileşimi konusunda ayrıntılı bilgi almak için tedavileri düzenleyen hekim ya da hekimlerle görüş alışverişinde bulunmakta yarar vardır.
    Hamile iken kullanılabilir mi?
    Hamileliğin özellikle ilk üç ayı süresince çok zorunlu kalınmadıkça ilaç kullanılmamalıdır.
    Yaşlılarda nasıl kullanılmalı?
    Yaşlılarda kalp-dolaşım ve sindirim sistemi üzerine yan etkileri az olan ilaçlar düşük dozlarda kullanmak daha uygundur.
    Tedavideki en etkili ilaç hangisidir?
    Şizofrenide kullanılan ilaçlar çoğunlukla benzer etki mekanizmalarına sahiptir. Dolayısıyla şimdilik ‘en etkili’ tek bir ilaçtan söz etmek mümkün değildir. ilaçların aralarındaki farklılıklar daha çok yol açtıkları yan etkilere ilişkindir Ancak eskiden sadece varsanı ve hezeyanlarda etkili ilaçlar mevcutken, giderek diğer yakınmalar üzerinde de etkili ve yan etkileri daha az olan ilaçlar kullanıma girmektedir.
    Şizofrenide ‘şok tedavisi’ kullanılıyor mu?
    Halk arasında ‘şok tedavisi’ diye bilinen elektro konvülsif terapi (EKT), düşük doz elektrik akımı ile hastaya bir tür sara nöbeti oluşturmaktan ibarettir. Bu tedavinin yan etkileri, adının ve çağrışımının ürkütücülüğüne karşın oldukça azdır. EKT, Şizofrenide ilk etapta düşünülen ya da her durumda uygulanan tedavi değildir.
    İlaç kullanmak dışında yapılabilecek şeyler nelerdir?
    Şizofreni kalıtımsal yatkınlığı olan kişilerde ağır dışsal zorlanmalar, sorun çözme yeteneklerinin yetersizliği ve toplumsal destek sistemlerinin zayıflığı gibi ek koşulların biraraya gelmesi sonucunda ortaya çıkar ya da tekrarlar. Bu nedenle;
    - Belirtilerin ortadan kaldırılması için ilaç kullanmak,
    - Zorlanmaların sıkıntısını gidermek için çevresel düzenlemeler yapmak,
    - Toplumsal destek sistemlerini güçlendirmek için aile ve grup terapilerine, kendine yardım gruplarına katılımlarını sağlamak,
    - Toplumsal becerilerini ve sorun çözme yeteneklerini artırmak için eğitmek, destekleyici psikoterapi yöntemlerinden istifade etmek gerekli olabilir.

    Türkiye’de bulunan antipsikotikler
    Ticari ismi mg
    Largactil 25-100
    Prolixin (depo amp.)
    Moditen [tab)
    Stilizan (tab)
    Norodol (tab)
    Norodol [damla) 1 mg/20 damla
    Norodol [amp.) Melleril (drjJ
    Mellerettes 10
    Nörofren (tab)
    Sülpir 50
    Dogmatil 200
    Leponex 25-100
    Clopixol (tab)(damla)
    (depo amp)
    (accuphase amp)
    Fluanxol (tab) (depo amp)
    Zyprexa [tab) Risperdal (tab)
     

Bu Sayfayı Paylaş