Şeytanın Korktuğu Adam

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda Mavi_Sema tarafından 21 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Şeytanın Korktuğu Adam konusu Şeytanın Korktuğu Adam
    Gelenek ve inadın bağladığı ellerini çözene kadar beş yıl geçti Beş yıl yüzlerce defa doğup battı güneş Yüzlerce defa uyudu uyandı Ama elleri hep bağlı Elini kolunu rahatça hareket ettirmesi onu yanılttı Kılıcı çekmesi, testiyi başına dikmesi, mızrağı savurması bağlarını görmesine izin vermedi Mekke�de neler oluyordu? Muhammed(sas) peygamberliğini ilan edeli beş yıl geçmişti Bir avuç insan vardı etrafında Gizli gizli evlerde buluşuyordular Neyin peşindelerdi? Ömer, uzun boylu, beyaz tenli, heybetli adam, kız kardeşinin de Müslüman olduğunu öğrenince deliye dönmüştü Hamile olduğuna bakmayıp dövmüştü onu Sonra bir hışımla Kâbe�de almıştı soluğu Geceydi Muhammed(sas) Kâbe�nin içine girmiş namaz kılıyordu Ömer Kâbe�nin örtüleri altına gizlenmiş merakla O�nu dinliyordu İbadetini bitirip dışarı çıkınca peşine takıldı �Kim o?� diye seslendi Hz Peygamber fark ederek izlendiğini Karanlığın içinden bir ses: �Ömer!�dedi �Ey Ömer!� dedi HzMuhammed, �Artık gece gündüz beni terk etmeyeceksin!� İşte o anda beş yıldır göremediği bağlarını fark etti Ömer Allah�tan başka ilâh olmadığını ve Muhammed�in O�nun peygamberi olduğunu söyleyerek özgürlüğü seçti

    Hiç kimsenin Müslümanlığı onun kadar coşkuyla karşılanmamıştı Tekbir sesleri Mekke sokaklarını çınlatmış, kendisinden önce Müslüman olan otuz dokuz kişinin ruhuna kırk rakamı sıcak bir mühür gibi basılmıştı Ömer Müslümanlığını gizlemeye yanaşmamış, �Müşrikliğimi duyurduğum gibi Müslümanlığımı da duyuracağım!�diyerek müminleri yürüyüşe çağırmış, Kâbeye vakarla akan nehrin iki kolundan birinin başında Hz Hamza, diğerinin başında o yer almıştı �Ey Resûlüm! Sana ve sana tâbi olan müminlere Allah yeter� (Enfal,64) âyeti inmişti Ömer�in Hazreti Ömer olduğu gün Açık tebliğ dönemi onunla başlamıştı

    Müslüman olanların dövülüp kendisine dokunulmaması ağırına gitti Hz Ömer(ra)�in Kur�ân�a göre onur müminlerindi Bu yüzden dayısının himayesini iade etmekte gecikmedi Yaşasın! Artık o da diğer müminler gibiydi Sık sık yolu kesiliyor, dövülüyor, dövüyor fakat başı dik yürüyordu Hz Peygamber(sas)�in ifadesiyle, yüce Allah, doğruyu Ömer�in diline ve kalbine koymuştu Aklı ve ruhu ilâhi iradeyle tamamen örtüşüyordu Öyle ki bir görüş ileri sürdüğünde, o görüşü destekleyen âyetler nazil oluyordu Bedir esirlerinin fidye karşılığı serbest bırakılmasına ve münafıklardan İbn Übey b Selul�un cenaze namazının kılınmasına itirazı sert mizacına yorularak yerinde bulunmamış ancak daha sonra inen âyetler HzÖmer�i(ra) doğrulamıştı Sert mizaçlıydı evet Fakat bu mizaç dini duyarlılıklar konusunda tavizsiz olmasını sağlamıştı Şeytan onunla karşılaşmaktan korkardı Hz Peygamber, �Gökte bir melek bulunmasın ki, Ömer�e saygı duymasın, yeryüzünde bir şeytan bulunmasın ki Ömer�den kaçmasın� buyurmuştu

    Ciddi ve cesurdu Sözlerinden istikrar, güven ve kararlılık yansırdı Allah�ın elçisine olan imanı ve bağlılığı her şeyin önüne geçer, O ağladı diye ağlar, O tebessüm etti diye tebessüm ederdi Hacerü�l-Esved için şöyle demişti: �Senin, zarar ve yararı dokunmayan bir taş olduğunu biliyorum; vallahi Allah�ın elçisinin seni öptüğünü görmeseydim, ben de seni öpmezdim� Şerefi İslam�a bağlılıkta görür, onuru başka yerde arayanları alçalışın beklediğini vurgular, �Asıl yağma edilmiş olan, dini yağma edilendir,�derdi Ona göre bir insanın oruç tutmasına, namaz kılmasına değil; konuştuğunda sözünün doğruluğuna, emanet edildiğinde ona riayetine, eliyle ve diliyle kimseye zarar vermeyişine bakmak lazımdı

    Madem kısa bir süre sonra veda edilecekti dünyaya, diri kalabilmek için kendini ölüler arasında saymalıydı Saydı da Dünyaya hak ettiği değerden fazlasını vermedi Bir çöplüğün yanında bir müddet durduktan sonra arkadaşlarının yanına gitmiş, üzerine sinmiş kokudan rahatsızlık duyulunca, �İşte hırs gösterdiğiniz ve üzerinde devamlı konuştuğunuz dünyanın hali budur,�demişti Dünyayı arzuladığında âhiretine zarar verdiğini, âhireti arzuladığında dünyasına zarar verdiğini görmüş, sonunda fani olan dünyasına zarar vermeyi tercih etmişti Elbette bu dünyevi görevlerini yerine getirmesini engelleyen bir husus değildi Çocuklarına okuma yazmayı, yüzücülüğü, atıcılığı, biniciliği ve şiiri öğretmeliydi babaları Beden ve ruh dengesi sağlanmalıydı Sorumluluk bilincinde olanlardan dostlar edinmeli, ahmaklarla yakınlıktan kaçınmalıydı İnsanlar seviyelerine göre değerlendirilmeli, güçlerine göre iş vermeliydi Hür olmak isteyen adam borçlu olmamalıydı Allah�ın dinini ancak dalkavukluk etmeyen, kuruntularının peşine düşmeyen, gayreti eksiltmeyen, yandaşlarını desteklemek için doğruyu saklamayan kişiler yaşatabilirdi

    Ve bir gün Allah�ın dinini yaşatma görevi Hz Ömer�e(ra) verildi HzEbu Bekir�in vefat ettiği günün sabahı güneşin ışıkları Hz Ömer(ra)�in kaleminin ve kılıcının üzerine düştü


    ALİ URAL
     

Bu Sayfayı Paylaş