Şeftali ağaçları türküsü hikayesi nedir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 26 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Şeftali ağaçları türküsü hikayesi nedir? konusu şeftali ağaçları türküsünün hikayesini bulamıyorum nolur yardım eder misiniz?
    Şeftali ağaçları türküsü hikayesi nedir? yardımcı olur musunuz?
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 24 Aralık 2015
  2. lütfen şeftali ağaçları türküsünün hikayesi
     
  3. şeftali ağaçları türküsünün hikayesi nedir
     
  4. Şeftali ağaçları türküsü hikayesi nedir?

    Şeftali ağacının hikayesi
    Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir tane çocuk varmış, adı Ömer’miş; O’nun bir de kardeşi varmış, onun adı da Emir’miş.
    Ömerlerin bahçesinde bir şeftali ağacı varmış, öyle güzelmiş ki bilemezsiniz! Ömer bahçedeki şeftali ağacındaki şeftalileri yemeye kıyamıyormuş. Günlerden bir gün, bir kuş şeftali ağacına yuva yapmaya başlamış. Ömer bunu görünce çok sevinmiş. Hemen kardeşi Emir’i çağırıp ona:
    -Emir, bak şeftali ağacına bir kuş yuva yapmış, keşke onun yuva yaptığı anı görebilseydim, demiş
    Günler geçmiş ve bir gün Ömer okula kaydolmuş. Her gün okuldan geldikten sonra derslerini yapıp, hemen şeftali ağacındaki yuvaya bakmaya bahçeye gidiyormuş. Ömer bir günbahçeye çıkmış, şeftali ağacındaki yuvaya bakmaya başlamış. Baka baka saatler geçmiş, Ömer okul saatini unutmuş. Ancak bir süre sonra saatin farkına varmış, şeftali ağacına baka baka içeri koşmuş. Hemen üzerini giyinip okula gitmiş. Okula gittiğinde öğretmeninden özür dilemiş.
    Derslerde de hep şeftali ağacındaki o yuvayı düşünüyormuş. Şeftali ağacını düşünmekten derslerini yapamaz olmuş, hep dalgın dalgın şeftali ağacını düşünüyormuş. Eve gidince üzerini bile çıkarmadan hemen şeftali ağacının yanına gidiyormuş, annesi onu çağırıyormuş, ama Ömer onu umursamıyormuş bile. Saatlerce, dalgın dalgın şeftali ağacına bakıyormuş, annesi de ona şaşkınlıkla bakıyormuş ve hiç sesini çıkarmıyormuş. Uzun süre geçmiş; yaz bitmiş, kış gelmiş. Ömer hala şeftali ağacının yanından ayrılmıyormuş. Bir gün Ömer yataklara düşmüş. Babası, annesi ve kardeşi Emir bu duruma çok üzülmüşler. Sonunda annesi ve babası şeftali ağacını kesmeye karar vermişler. Bu kararı duyan Ömer:
    - Anne, baba, durun! Lütfen kesmeyin onu!
    Annesi ve babası ağacı kesmekten vazgeçmişler. Ömer iyileşmiş, artık şeftali ağacını fazla düşünmemeye başlamış. Şeftali ağacını sadece eve gelince görüyormuş, bir gün şeftali ağacındaki yuva yok olmuş. Ömer, üzüntüsünden kahrolmuş, çok ağlamış, çok üzülmüş ağlamaktan. Ömer’in gözleri mosmor olmuş. O küçük kuşun annesinin yumurtaları, yerde kırılmış halde duruyormuş çünkü. Ama bu acı fazla sürmemiş, kuşlar şeftali ağacına geri dönmüşler bir süre sonra.
    Ömer bu duruma çok sevinmiş ve sonunda şeftali ağacından bir şeftali koparıp yemiş. Şeftalinin tadı çok güzelmiş ve bu günleri unutup, ailesi, Ömer ve kardeşi Emir mutlu günler yaşamışlar..
     
  5. Hikaye bir bahcivan ile 2 çocuk ve bir şeftali ağacı ile geçiyor..2 çocuk küçük yaşta kendilerinin hiç yemediği şeftalinin ağacını ekmek ve ilerde bundan meyve almaktı.Bu iki çocuk bir yerden şeftali çiğidi buluyorlar ve ekiyorlar.

    Bu çoçuklar ağaca öyle güzel bakıyorlar ki hergün suluyor gübre veriyorlar..Bir gün ağaç için yararlı olabilecek bir yılanı öldürüp gübre niyetine koymaktı..Bu 2 arkadaş yılan avlamaya gidiyorlar fakat çocuklardan birisini yılan sokuyor ve çocuk ölüyor..Tek kalan çocuk ağaçlarının yanına gidiyor ve ağlıyor bu durumdan ağaçta kötü oluyor ve bir daha meyve vermemeye yemin ediyor.O günden bu güne de daha şeftali vermiyor…
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 24 Aralık 2015
  6. Bir gün bahçıvan toplamıştı bizi sepete doldurdu ağaya götürüyordu mutlaka ağanın kızına verecekti ağanın kızı da bir ısırık alıp atacaktı ben en büyük şeftali idim giderken bahçıvanın ayağı kaydı ve sepeti düştü ben bahçenin uzağına düşmüştüm bahçıvan görmedi. Bahçede gizlice meyve yiyen polat ile ali eve gidiyorlardı beni ezecek diye çok korktum ama polatın ayağına tiken battı ve düştü beni gördü çok sevindi hiç bu kadar büyük bir şeftali görmemişti yemek istediler havuz başına gidip beni yediler tohumumu sakladılar ardından yüzdüler eve giderken alinin aklına fikir geldi tohumu dikecekti böylece daha fazla şeftali alacaklardı gizlice gittiklri bahçenin tepesine diktiler ve suladılar ben biryıl içinde filiz olmuştum ikinci yılda fidandım ve ilk meyvemi verdim polat üzgün birşekilde yanıma geldi ağlıyordu bana ali öldü dedi senin için yılan vadisinde yılan avlamaya gittik sekiyorduk alinin ayağı kaydı ve düştü bir yılanın üstüne düşmüş elinden ve ayağından soksa ne yapacağımı biliyorum ama sırtından sokmuş ve aliyi kaybettik bende nereye baksam aliyi görüyoru ağlıyorum o yüzden şehre bakkal dayımın yanında çıraklık yapacağım dedi ve son kez beni suladı gitti büyümüştüm bahçivan beni buldu ve annemin yanına dikti beni diken çocuklardı ve meyvesini onlar yiyecekti ben bahçıvana asla meyve vermeyeceğim çiçeklerimi dökeceğim zarar verse bile kesse yine de vermeyeceğim.
     

Bu Sayfayı Paylaş