Şanlıurfa El Sanatları Keçecilik

'G.Anadolu Bölgesi' forumunda KaRDeLeN tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Şanlıurfa El Sanatları Keçecilik konusu
    Şanlıurfa EL SANATLARI KEÇECİLİK

    Bu tarihi ata sanatı, Şanlıurfa'da Keçeci Pazarı denilen eski çarşıda ve çevresindeki hanlarda sürdürülmektedir.
    Eyvana serdim keçe
    Nêçe bir ömrüm geçe
    Acep o gün olur mu
    Yarim elime geçe,
    dizeleriyle Şanlıurfa türkülerine konu olan keçe, çocuk oyunlarına da "Ya şundadır, ya bundadır, keçe külah şunun bunun başındadır" tekerlemesiyle geçmiştir.
    Fakçı Mustafa, Deveci Abo, Deveci ısa, ısa Karcı adları bilinen ve bugün hayatta olmayan en eski keçeci ustalarıdır. Horasanlı Hacı, Hayati Usta ve Hacı Osman günümüzün yaşlı ustalarıdır.

    KEÇENİN DOĞUŞ ÖYKÜSÜ

    Şanlıurfalı genç keçeci ustalarından Salih Karcı, bu sanatın mucidinin Ebu Said Libabid (Libabid: Arapça Keçenin çoğuludur) adında bir zat oldu¬ğunu ve keçeyi nasıl icad ettiğini şöyle anlatmakta¬dır.
    "Ebu Said Libabid bugün bizim yaptığımız gibi keçeciliğin bütün işlemlerini yerine getirmiş, ayakla tepme işleminden sonra açtığı keçenin yünlerinin biribirine kaynaşmadığını ve çabuk dağıldığını görmüş. Tepme süresinin az olduğu kanaaatine vararak tepmeye devam etmiş. Ancak bir daha açtığında yünlerin kaynaşmadığını yeniden gözlemiştir. Tepme işine 40 gün devam eden Ebu Said, yine başaramayınca üzüntüsünden ağlamaya başlamış. Hem ağlayıp hem tepmeye devam ediyormuş. Keçeyi açtığında göz yaşlarının düştüğü yerlerdeki yünlerin kaynaştığını büyük bir sevinçle farketmiş ve böylece tepme işlemi sırasında yüne su vermek gerektiğini öğrenmiştir."

    KEÇENİN YAPILIŞI

    Sulak yerlerde büyüyen kuzuların yünlerinin keçe yapımında iyi netice vermediği, çöl kuzuları¬nın yünlerinin daha makbul olduğu, bilhassa Harran Ovasında büyüyen 3-4 aylık kuzuların yünlerinden yapılan keçelerin ideal olduğu ustalar tarafından söylenmektedir.
    Keçeci dükkânına getirilen siyah renkli yünler nakış işinde, beyaz yünler keçenin alt ve üst yüzeylerinde, kirli renkliler ise orta tabakaya gizlenerek değerlendirilmek üzere ayrılırlar.

    Bu yünler dut dalından yapılmış yaya takılan kirişe annep ağacından yapılmış tokmağın "Hallaç" tarafından vurulmasıyla atılır (kabartılır). Yere serilen "Life-kâhke Bezi" (Amerikan Bezi) üzerine "Basta" dan kesilen nakışlar ve "Fitle" ler dizilir. Boşluklara "Boya" tabir edilen kabartılmış renkli yünler yerleştirilir. Üzerine keçenin üst yüzeyini oluşturacak kabartılmış yün "Sepki" ile eşit kalın¬lıkta serilir. Bunun üzerine işe yaramayan kirli renkli yünler, en üste ise keçenin tabanını oluştura¬cak yünler serilir. Bazen ilk serilen birinci tabaka yün kalın tutularak ikinci ve üçüncü tabakanın se¬rilmesine gerek duyulmaz ve bu şekilde yapılan keçe daha kaliteli olur.

    Bez üzerine serilen yünler el ile sulanarak bez ile birlikte ağaç direğe rulo yapılmak suretiyle yerde sarılır. Rulonun her iki ucu ve çevresi kendir ile iyice bağlanır. Ayakla tepme işlemi başlar. Keçenin büyüklüğüne göre iki veya beş kişi ile yapılan bu iş¬lemde rulo ayakla bir ileri bir geri hareket ettirilerek vurulur. Yarım saat süren bu ilk tepme işleminden sonra rulo açılır. Bu safhada keçenin kenarları saçaklı ve dağınık bir durumdadır. Düzlemek ama¬cıyla kenarlar "Pevantlanır". Keçe üzerine tekrar su serpilerek ağaç direğe sarılır. Bir saat kadar sürecek ikinci tepme işlemi başlar. Bütün bu işlemler esna¬sında ustalar tarafından karşılıklı olarak Şanlıurfa folklorunun zengin kaynaklarından olan hoyratlar ve türküler söylenir. Keçeci Pazarına yolu düşen her Şanlıurfalı'nın kulağında bu ezgilerden bir iz vardır.
    ikinci tepme işleminden sonra yünler sıkışmış ve "ham" tabir edilen keçe türü elde edilmiştir. Sıra ham keçenin pişirilmesine gelmiştir. Bu amaçla Keçeci Hamamı'na götürülen keçe, bir insanın ku¬caklayıp göğüsle dövebileceği şekilde katlanır, ha¬mamdaki seki üzerinde çevrilmek suretiyle gögüsle dövülür. Keçeyi gögüsleyenin teri, hamamın sıcaklığı ve su yünün birbirinden ayrılmaksızın kenetlenmesini sağlar. Beş saat kadar süren bu işlem çok yorucu olup sanatın en zor yanıdır.

    Keçeci Hamamı, Sultan Hamamı'nın doğusuna bitişik olup Kuzey-güney istikametinde beşik to¬nozla örtülüdür. Soğukluk ve sıcaklık bölümleri olan hamamın iki yanı boydan boya taş sekilidir. Evliya Çelebi'nin seyehatnamesinde, bu hamamdan bahsetmiş olması hamamın XVII. yüzyılda mevcut olduğunu göstermektedir.

    Hamamdan çıkarılan keçenin eğrilmiş kenarları düzlenir, tekrar direğe sarılarak "Direkbaşı Tepilme" denilen ve 15-20 dakika kadar süren son tepme işlemine geçilir. Bundan sonra hazır duruma gelen keçe açılarak gölge ya da güneşe kurumaya bırakılır.

    Günümüzde fabrika türü yaygıların üretilmesiyle bu tarihi sanat önemini kaybederek can çekişme safhasına girmiştir. Sandalye minderi, duvar halısı, seccade, heybe, külah, çizme, patik gibi taşınabilecek ve turistlerin ilgisini çekebilecek türde çok renkli keçe ürünlerinin yapımına geçilmesiyle bu sanata canlılık kazandırılması mümkün olabilecektir.

    ŞANLIURFA'DA YAPILAN KEÇE TÜRLERİ
    [​IMG]
    1- Çoban Keçesi: "Kepenek" adıyla da anılan bu keçe türü, çobanlar tarafından giyilmektedir. Beyaz ya da mor yünden yapılan bu keçe genellikle nakışsız olmaktadır. Ancak göğüs kısımlarının nakışlı olanlarına rastlamak mümkündür. Tek parça halinde yapılan, yaz güneşinde kalın gölge sağlamasından dolayı serinlik, kışın ise sıcaklık veren çoban keçeleri dikişli ve dikişsiz olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Ustalık ve itina istemesi bakı¬mından bunların dikişsiz türleri daha değerlidir.
    2- Kış Keçesi: Beyaz yünden düz ve nakışsız olarak yapılan bu keçelerin çevresi "çirtik" tabir edilen zikzaklı bir şekildedir. Yapıldıktan sonra yün boyası ile tamamen turuncu veya pembe renge bo¬yanır. Kış aylarında evlerde ağırlanan misafirlerin oturdukları yün minderler üzerine serildiğinden ebatları alttaki minderin ölçüsüne göre değişmektedir.
    3- Ev Keçesi: Evlerde günlük yaygı olarak kullanılan bu keçeler mor, siyah ya da beyaz renkli olurlar. Üzerleri nakışlı olup 2 cm. kalınlığında yapılırlar.
    4- Sedir Keçesi: Ev keçesi gibidir. Sedir üzerine serildiğinden ölçüleri buna göre ayarlanır.
    5- At Keçesi: Çıplak 'at'ın üzerine atılarak eğer vazifesi görür. Bazen üzerine eğer yerleştirilir. 2 cm. kalınlığında olan keçenin üzerinde değişik renk¬lerde zikzak ve ay-yıldız nakışları bulunur.
    6- Sünger Yatak Keçesi: Kauçuk minder¬lerin piyasaya çıkmasıyla gelişen bu keçe türü 1cm. kalınlığında olup minderin ölçüsüne göre yapılır ve nakışsız olur. Minderin üzerine serilir ve çarşafla kaplanır. Kauçuk minder ile insan vücudu arasında kalan bu keçe sıhhi olması bakımından tercih edilmektedir.

    ŞANLIURFA KEÇELERİNDE NAKIŞLAR

    1. Acem Nakışı: Şahmaran ve benzeri efsanevi yaratıklar ile Tavus Kuşu, Güvercin, Aslan, Yılan, Kartal, Kuzu ve Balık gibi hayvan figürlerinin renk uyumu sağlanması suretiyle keçe üzerine gelişi güzel serpiştirilmesinden meydana gelir. Hayvan figürlerinin aralarına çeşitli renklerde bitkisel motifler de yerleştirilir. Hayvan figürlü ıran halılarına benzediğinden dolayı bu tür keçelere "Acem Nakışlı Keçe" denilmektedir. Acem nakışında bazen hayvan figürlerinin yerine küme küme yerleştirilen "boyalarla" (kabartılmış renkli yün) renk uyumu sağlanır. Bu nakışta esas, ana bir motife bağlanmaktan çok ustanın maharetiyle renk armonisi sağlamaktır. kompozisyon ve motiflerin serbest bırakılarak belli bir kurala bağlanmamış olması, ustalar arasında yarışmayı teşvik etmektedir.

    2. Yarım Acem Nakışı: Beyaz zemin üzerine, renkli yünlerden "dıkna" (nokta) yapıldığından, böyle nakışlı keçelere "Dıknalı Keçe" de denir. Acem nakışlı keçede olduğu gibi, renkli (boyalı) yünler kullanılır.
    3. Dal Nakış: Ustanın zevkine göre, çeşitli renklerde dal motiflerinin keçe üzerine yerleştirilmesinden meydana gelir. Barutçu Hanı'ndaki keçeci ustalarından Abdullah Karadağlı'nın bu nakışı en iyi yapanlardan olduğu esnaf arasında söylenmektedir.
    4. Pul Nakış: Yan yana belli aralıklarla sıra¬lanmış üç adet göbek motifi üçgenlerle birbirine bağlanır. Üçgenlerin kenarlarına ve iç taraflarına bir parmak boğumu büyüklükte "pul" tabir edilen süslemeler aralıklarla yerleştirilir. Keçenin etrafı kırma kenarla çevrelenir. Nakışlar tek renk veya boyalı olabilir.
    5. Göbek Nakış
    a. Düz Göbek: Kırma kenarlı (zikzak bordürlü) daire içersinde birbirini çaprazlama kesen çizgilerden oluşur
    b. Kırma Göbek: Düz Göbek motifindeki çaprazlama kesişen çizgilerin sekiz kollu yıldız motifine dönüştürülmesiyle oluşur.
    6. Somun Nakış: iki göbek motifi arasına yerleştirilen etrafı kırmalı, içi balık sırtı motifli baklava dilimi şeklindedir.
    7. Somun Yıldız Nakışı: Etrafı kırmalı baklava dilimi şeklinin içersine yerleştirilen sekiz kollu yıldızlardan oluşur.
    8. Kantarma Nakışı: Göbek motifleri arasına simetrik olarak yerleştirilen üçgen şekillerden meydana gelmiştir.
    9. Sandık Nakışı: Keçenin üçgen parçalarla kare bölümlere ayrılmasından meydana gelir. Karelerin ortalarına armut veya yıldız motifleri yerleştirilir.
    10. Yonca Nakışı: Dört yapraklı yonca şeklinde bir motiftir. Bazen yaprak araları zenginleştirilerek yıldız motifine dönüştürülür.

    KEÇECİLİKTE KULLANILAN TERİMLER-ALETLER-MALZEMELER

    Askı: Yaş Dut dalının "U" biçimine getirilerek duvara tutturulmuş hali. Uç kısmına Yay bağlanır.
    Atmak: Yünün yay ve tokmak vasıtasıyla hallaç tarafından kabartılması.
    Basta: Makasla kesilerek nakış yapımında kullanılan, 3 mm. kalınlığında boyalı ham keçe.
    Boya: Nakışların içersini doldurmak amacıyla kullanılan boyanmış ve kabartılmış renkli yünler. Sentetik olanları da vardır.
    Fitle: Nakış yapmada kullanılmak üzere basta'dan kesilmiş düz, veya bir ya da iki kenarı zikzaklı şeritler.
    Ham Keçe: Keçeci Hamamı'ndaki pişirme iş¬leminden geçmemiş, sadece ayakla tepilmiş, yünleri kaynaşmamış keçe.
    Kiriş: Hayvan barsağından yapılarak yaya gerilen ip.
    Life: Üzerine yün serilen Amerikan Bezi (Kâhke Bezi).
    Pevantlamak: Birinci tepme işleminden sonra dağınık ve saçaklı bir durumda olan keçe ke¬narlarını düzlemek amacıyla katlamak.
    Pişirme: Keçenin hamamda göğüsle dövülmesi işlemi.
    Sepki: Beş veya altı parmaklı el şeklinde, nar ağacı veya nehir kenarlarında yetişen "Ilgın" bitkisinin çöpünden yapılmış alet. Kabartılmış yünü bez üzerine eşit kalınlıkta serpmeye yarar.
    TOKMAK: Yünü kabartmak için kirişe vurulan, Annep ağacından yapılmış saplı ve top başlı alet.
    YAY: Kirişin gerildiği ağaç. Mucidinin Hallac-ı Mansur olduğu söylenir.[/SIZE][/B][/COLOR][/CENTER]
     

Bu Sayfayı Paylaş